MUHABİR: Sayın Adnan Bey, üçüncü defa Türkiye’ye geldim. Bu üç yıl içinde büyük bir inkişaf, çok ileri gidiyor Türkiye. ülkemize bakıldığında Çok ilerilere gidiyor Türkiye bizim Bu neye bağlı anlatır mısınız?
ADNAN OKTAR: Evet, ama Türkiye’nin gelişmesi normal. Cumhuriyet kurulalı çok uzun yıllar oluyor. Yıllardan beri bir çalışma var. Yıllardan beri bir faaliyet var. Ve savaşa da girmedi Türkiye biliyorsunuz, İkinci Dünya Savaşı’nda savaşa da girmedi. Bu gelişme normalde az bile, yani Avrupa çok daha ileriye gitti. Mesela Almanya yerle bir olmuştu. İtalya yerle bir olmuştu. Türkiye’den çok çok ileriler; ekonomileri de, sanayileri de, tesisleri de, sanat eserleri de, birçok yönleriylen çok çok ileriler. Biz daha yeni bir atağa başladık. Ama Allah’a çok şükür iyi, güzel. Ama çok çok daha iyi olabilirdi ve olması gerekir. Ama Kırım, biliyorsunuz, binbir türlü zulümden geçti. Binbir türlü bela atlattı. Sürgünler oldu, katliamlar oldu. Kırımlıları bırakmadılar ki, oralar gelişsin. Yani öyle bir ortam olmadı. Ama bundan sonra inşaAllah. Şimdi gittikçe bir demokrasiye dönüş var biliyorsunuz, Kırımlıların hakkı yıllar içerisinde sürekli arttırıldı. Anavatana dönüş izni çıktı; tam uygulanmasa bile, bu çok önemli. Demokrasiye dönüş hızlandı, bir çok haklarını yeniden ele alma imkanları oldu. O yüzden Kırım daha yeni belini doğrulttu. Bundan sonra inşaAllah, ama asıl Türk-İslam Birliği içerisinde Kırım kendine gelecektir. Asıl o zaman inkişaf edecektir inşaAllah.
MUHABİR: Şimdi siz bu fikirleri anlatır mısınız bizim okuyucularımıza. Yanılmıyorsam elli yıldır Türkiye Avrupa Birliği’ne girmek için bekliyordu. Ama bu olmadı. Şimdi o yüzden fikirler var Türk-İslam Birliğini kurmak, nasıl kurulacak nasıl siyaset olacak anlatabilir misiniz okuyucularımıza?
ADNAN OKTAR: Türk devletleriyle dinimiz aynı, aynı dindeniz. Dilimiz aynı, aynı dille konuşuyoruz. Aynı soydanız, örf, anane, geleneklerimiz aynı. Bunların ayrı olması zaten çok anormal bir şey, yani çok şaşırtıcı. Mesela, Kastamonu’nun, Manisa’nın Türkiye’den ayrılması nasıl mantıksızsa, bu da öyle mantıksız. Zaten başından bir mantıksızlık var. Avrupa Birliği’ne baktığımızda İtalyanlar ayrı bir dil kullanırlar. İtalyanca ayrıdır. Fransa ayrı bir dil kullanır. Almanlar ayrı bir dil kullanırlar. Örfleri, ananeleri, gelenekleri de ayrıdır. Ama bu kişiler derhal birleştiler. Ve bütün millet de normal görüyor bunu. Herkes bunu normal görüyor, çok makul görüyorlar. Nato, hiç alakası olmayan ülkeler, dini, dili, ırkı tamamen ayrı olan ülkeler, askeri ittifak yapıyorlar ve cephede omuz omuza, aynı yerde çarpışıyorlar. Bu tarz birlikler oluyor da, dini, dili, soyu, örfü, ananesi, geleneği, her şeyi bir olan insanların birleşmesi niye acayip oluyor.
MUHABİR: Belki bu, şimdi globalize birlik yaşıyoruz. Amerika bir taraftan, Avrupa bir taraftan, Rusya üçüncü taraftan, Çin... Belki bu globalize sistemi olacak. Türk devletleri konfederasyonu olacak benim fikrimce. Öyle mi olacak?
ADNAN OKTAR: Ama onu biraz çok resmiyete döküyorlar, yani böyle çok detaylandırıyorlar, bunu uzatmaya gerek yok. Mesela, Azerbaycan’la Türkiye; pasaportu kaldırırsın konu biter. Zaten biz bunu istiyoruz, zaten herkes bunu istiyor. Bunu ama detaylandırıp nasıl olacak, nasıl bitecek, bir düşünelim bakalım; bu konuyu uzatır, uzadıkça uzar bu, yani bir Türk atasözü vardır; sirkeyi sarımsağı hesap eden, paçayı yiyemez diye. O kadar detaycı olmamak lazım, pratik olmak lazım. Biz komşularımızı seviyoruz. Rusya’yı seviyoruz, Ermenistan’ı seviyoruz, Gürcistan’ı seviyoruz. Türk-İslam Birliği içerisine, Ermenistan’ı da Gürcistan’ı da almak istiyoruz. Rusya’yla dost olmak, kardeş olmak istiyoruz. Bu birliktelik içerisinde, ekonominin, sanayinin, sanatın, bilimin gelişmesini istiyoruz. Ve herkesin hayrına olmasını istiyoruz, bundan bizim bir çıkarımız yok. Türkiye için bu bir zorluk bu, yani bir hizmet bu. Ama sonucunda, Türkiye İslam aleminin lideri olduğunda, Türk İslam aleminin ağabeyi olduğu konumda, bu Avrupa için çok büyük bir nimet. Avrupa bir kere ekonomik yönden çok rahatlar. Maden, petrol, iş gücü açısından da olağanüstü bir destek almış olur. Ve buna çok büyük ihtiyacı var Avrupa’nın. Bir kere insan gücüne çok ihtiyacı var, ayrıca madene ve petrole çok ihtiyacı var. Bunu Türk-İslam Birliği oluk oluk sağlayabilir, yani çok güçlü bir şekilde sağlayabilir ve sağlayacak da. Ama bu büyük bir pazar demektir aynı zamanda. Hem Türkler için büyük bir nimet bu; Türkleri çok zenginleştirir, Türk-İslam alemini çok zenginleştirir, hem Avrupa’yı zenginleştirir. Terör kalkar, şiddet kalkar, kargaşa kalkar. Mesela, Amerika Irak’ta milyarlarca lira para harcıyor. Afganistan’da milyarlarca lira para harcıyor ve zinde gençliğini, genç insanlarını, orada atıl tutuyor. Yüz binlerce insanı atıl tutuyor. Bu insanların da iş gücünü Amerika o zaman kullanacak hale gelecek, onları ekonomiye dahil etmiş olacak bu insanları. Ve buraya harcayacağı parayı, kendi kalkınması için kullanacak. Bakın ekonomi dünyada sarsıldı. Amerikan ekonomisi sarsılınca, dünyadaki ekonomiler de sarsıldı. Bunun sebebi bunlar işte, yani teröre bu kadar yatırım olursa, silaha bu kadar yatırım olursa, bu kadar insan asker olarak oraya buraya gönderilirse; ki zinde iş gücü bunlar, bu tip olaylar olur. Egoistlik, bencillik de yayılırsa, bu olaylar olur. Ama bu olaylar hep, hadiste Peygamber Efendimizin (sav) bildirdiği şeyler söylemiş bunları. Ahir zamanda hatta diyor, çarşıya gidersiniz diyor, bugün de satış olmadı derler diyor, bugün de kazanamadık derler diyor, böyle bir dönem olacak diyor, ahir zamanda diyor, o döneme girdik işte. Büyük kasırgalar olur diyor, çok büyük kasırgalar olur diyor Peygamber Efendimiz (sav). Peşpeşe kasırgalar oluyor.
MUHABİR: Şimdi biz ufak bir milletiz Kırım Tatarları, Kırım Türkleri. İkiyüzaltmış, üçyüzbin kadar şimdi özvatanına döndüler. Bizim devletimiz yok, siyasi gücümüz yok, onun için biz, Ukrayna devletinde rahat, barış yaşamak istiyoruz. Özvatanımızda, Kırım’da. Batı’ya bakan güçleri destekliyoruz. Ukrayna’da siyasi güçler var. Avrupa devletler birleşmesine biz de giriyoruz. Orada demokratik bir devlet olarak, insan hakları korunan bir devlet olarak biz de bu siyasete destek veriyoruz. Şimdi bir taraftan bizim hükümetimiz Ukrayna Avrupa Birliği’ne girse, bu taraftan Türk-İslam Birliği dünyaya gelse, biz arada kalmış oluruz. Çünkü devletimiz yok, Türk-İslam Birliği’ne girmek için. Şimdi bu arada, Türk-İslam Birliği’nin ve Avrupa Birliği’nin devletlerinin ilişkileri, bağları iyi olacak mı çünkü biz ortadayız. Anlatabildim mi bu fikrimi?
ADNAN OKTAR: Anladım, evet. Türk-İslam Birliği bir manevi birlik zaten, bir sevgi birliği ve Avrupa’ya çok sıcak bakan, onları kucaklayan bir birlik tabiki. Yani, Avrupa’dan ayrı olan, Avrupa’ya zıt bir birlik değil. Yani, sevgiyi amaçladı mı bir topluluk, bütün dünyayı kucaklar. Çünkü bütün dünya Allah’ın kullarıyla dolu, Allah’ın yarattıklarıyla dolu. Bizim amacımız tabiki bütün dünya ve Avrupalılar da medeni insanlar; kültürde, sanatta, estetikte çok ileriye gitmiş, değerli insanlar Avrupalılar. Yani Avrupa öyle uzak tutulacak bir yer değil, Avrupa bilakis iç içe olunması gereken, yakın olunması gereken bir yer. Onun için Avrupa Birliği’ne Kırımlıların yakın olması bizim anlayışımıza çok uygun. Bu Türk-İslam Birliği’ne girmelerini engellemez yani çünkü bu bir parça değil ki bir oraya koyalım, bir oraya koyalım, böyle bir şey değil, bu bir sevgi birliğidir. Türk-İslam Birliği içerisine girer fakat Avrupa Birliği içerisinde de menfaatlerini, iyi yönlerini, güzel yönlerini yaşar. Yani, zaten devlet olarak girdiğine göre, gireceğine göre, o zaman devlet bir blok değil ki, blok olarak devleti hediye etmiş değil, Avrupa Birliği’ne de manevi yönüyle girmiş oluyor. Oranın imkanlarını kullanıyor. Kırımlı kardeşlerimiz de Türk-İslam Birliği’nin imkanlarını kullanmış olacak. Türk-İslam Birliği oraya imkanlar getirecekler, gidip onlarla görüşme imkanları olacaktır. Hava alanları yapacaktır, sanayi tesisleri yapacaktır, ekonomisini güçlendirecektir, oradan bize işçi gelecek, bizden oraya işçi gidecektir, mühendisler gidip gelecektir. Okullar, hastaneler yapılacaktır. İşte birlik bu.
MUHABİR: İnşaAllah göstersin bunları hepimize. Hem çocuklarımıza hem bize. Şimdi biz özvatanımıza geldik döndük, 20 sene içerisinde. Daha da insanlar Orta Asya’dan geliyorlar. Ama biz belledik vatanımıza dönerek, bizim bütün sosyal problemlerimiz çözülecek. Ama 20 sene geçti, gene de bir soğukluk var bizim aramızda, Ruslar olsun, biz. Öylesine bir siyasi güçler var hem Kırım’da hem de Sovyetler Birliği yerlerinde, İslam’ı terörle bağlıyorlar. Sen Müslümansın, ya da terörist ya da o hükümete karşı bir insansın. Komünistler bu fikirleri ortaya çıkarıyorlar her vakit. Onların liderleri var, bizim bu senede birkaç mezarlıklarımızı yok ettiler. Baş taşlarını yıktılar. Müslüman mezarlıklarını. Dava çıksın diye. Biz de sabır, biz vatanımıza döndük, özbağlarımıza, barışta yaşamak istiyoruz. Bir provakasyonlara kapılmıyoruz. İslam terördür diyen siyasetçilere karşı siz ne anlatabilirsiniz Sayın Adnan Bey?
ADNAN OKTAR: Evet. İslam’ı terörle bağdaştıranlar masonlar. Bunu şöyle yaptılar, Müslümanların içerisine, komünistleri soktular, terörist komünistleri ve bunları yıllarca eğittiler. Komünist Müslüman alimler yetiştirdiler. Aslında Komünist olan, materyalist olan ve Darwinist olan alimler yetiştirdiler. Bu komünist, materyalist, Darwinist olan alimler, ben Müslümanım Müslümanlık bunu gerektiriyor diye, insanlara böyle hem şiddeti, hem insanlara karşı nefreti öğrettiler, bir kısım insanlara. Bu Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de çok yoğundu bir ara. Özellikle Filistin’de. Gençler oraya götürülüyordu, Kkmünist eğitim alıyorlardı. Irak’ta Baas Partisi vardı, Suriye’de Baas Partisi vardı. Bunlar Stalinist, komünist partilerdi. Hatta Yemen’de yine biliyorsunuz komünist parti vardı. Bunlar böyle bir imajı kendilerince sağlayacaklarını zannettiler. Halbuki, komünist, terörist, hareket ayrıdır. Yani, Marksist, Leninist düşüncenin uygulaması olan bu terör anlayışı ayrıdır. Müslümanlık ayrıdır. Fakat, komünist Müslüman birleştirmesi yaptılar güya kendilerince ve bunun sonucunda bunlar ortaya çıktı. Halbuki, Müslüman sadece Müslümandır. Yani komünist de olamaz müslüman, faşist de olamaz, Emperyalist de olamaz, yani böyle “ist” eki olan düşüncelere girmez Müslüman. Müslüman Müslümandır sadece. Ve dolayısıyla Allah’tan çok korkar, Allah’ı çok sever. Terör ve şiddete de şiddetle karşıdır. Mazlumların hakkını, hukukunu çok iyi korur, kollar. Bu oyunu yaklaşık 40-50 yıldan beri uyguluyorlar aslında, oynuyorlar. Hatta daha da eski, yani 70-80 seneye kadar da gidebilir. Ben isimlerini vermeyeyim ama komünist alimler yetiştirdiler, Müslüman alimler. Güya Müslüman, halbuki konuşmalarına baktığımızda, kitaplarına baktığımızda, terörü teşvik eden, ölmeyi ve öldürmeyi teşvik eden, mazlumların kanını akıtmayı teşvik eden yazıları var. Ve yoğun bir Marksist, Leninist hayranlığı zeminde görülüyor. Stil ve yöntem olarak tamamen komünistleri taklit ettikleri görülüyor. Üslup komünistlerin üslubu, özellikle Rusya’daki komünist düşünce zamanında da öyle o tip alimler yetiştirildi. Ve İslam ülkelerinde de Rusya o zamanlar o tarz alimler yetiştirdi yani terörist, Marksist, komünist alimler. Onların yetiştirdiği sosyalist, komünist gençler, Darwinist gençler, sonra ortaya biz Müslümanız diye çıktılar ve başladılar teröre ve şiddete başladılar. Halk da zannediyor ki, işte Müslümanlığın gereği olarak bunlar bunu düşünüyorlar. Kuran’ın bir uygulamasını yapıyorlar zannediyorlar. Halbuki bu sadece bir komünist hayranlığı, başka bir şey değil. İmam Rabbani, Abdülkadir Geylani, Yunus Emre, Mevlana terörü mü teşvik etti? Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri terörü mü teşvik etti? Yani dört mezhep imamı bunlar her zaman, saygıyla andığımız şefkatli insanlar, sevgi dolu insanlar. Ne İmam Malik’te ne İmam Hanbel’de ne İmam Hanefi’de ne İmam Şafi’de biz terörü görmüyoruz. Sunni hiçbir alimde bunu görmüyoruz. Gerçek şii, alevi alimlerde biz bunu görmüyoruz. Sonradan türemiş sosyalist hayranı, komünist gerille liderlerine hayran olan, teröristlere hayran olan, bunları da açık açık belirten, Darwinist sosyalistlerin bu görüş içerisinde olduğunu görüyoruz. Bunları bize hiç örnek olarak vermesinler. Bize Mevlana’dan örnek versinler, Yunus Emre’den örnek versinler, dört mezhep imamından örnek versinler ve en önemlisi Peygamberimiz (sav)’den örnek versinler. Hiçbir peygamber böyle bir şiddeti benimsemez. Dinin amacı, sevgi, şefkat, barış ve merhamettir. Hatta bizim dinimiz Kuran’da, şeytandan Allah’a sığınırım. Allah diyor ki; cinayet işleyen bir insan, bunu affederseniz, sizin için daha hayırlıdır diyor. Cinayet işlemiş insan bak, kasten ve azmen adam öldürmüş, bunu affederseniz sizin için daha hayırlıdır diyor, belki nadim olur, tövbe eder ve düzelir. Terör bunun neresinde bu izahın? Bu ayette terör var mı?
MUHABİR: Yok, yok
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
MUHABİR: Şimdi, Sovyetler Birliği dağıldı en son. Büyük bir boşluk oldu. Çünkü büyük bir komünist ideoloji var idi. Ateist ideoloji var idi o devlette. Şimdi biz bir demokratik, açık bir devlet kurmak istiyoruz. Açık, demokratik bir devlette yaşamak istiyoruz biz. Halkımızın adına söylüyorum. İslam prensiplerini mümkün mü bağlamak demokratik ve liberal inkişafına mümkün mü bağlamaya? Çünkü ikinci sualim de olacak, öyle bir İslam fırkaları var onlar red ediyorlar. Bu suale cevap verirseniz ikinci bir sualim de var.
ADNAN OKTAR: Bir kere Kırım tabiki Kırım Türklerine ait bir yer. Yani, gaspen ellerinden alınmıştır. Bu ayıptır yani, bunu uzatmanın bir alemi yok. Tabiki Kırımlılara geri verilmesi gerekir. Yönetimin de Kırım Türklerinde olması gerekiyor. Yani, benim mesela evimden siz gelip bardağı alsanız, birisi gelip alıp götürse, bu benimdir yani bana aittir. Bu çalıntıyı ben bulduğumda, geri malımı ben geri alırım. Hırsızı da yakalarım. O zaman hırsızlıkla alınmıştır o topraklar. Gasp edilerek alınmıştır. Kırım Türklerine ait, kendi vatanlarıdır orası, onun hiçbir hukuki, mantıki, aksi açıklaması mümkün değil bunun. Yani, zorla gasp edilmez bir ülke. Bu vicdana da uymaz, herkes bunu kabul eder; Kırım Türklerinindir. Oradaki tabi müstakil yaşamak sizin hakkınız, bu normal, buna kimse karşı çıkamaz. Bundan kimsenin gocunmaması da gerekir. Bu kimsenin aleyhine de olmaz. Rahatsız edici bir şey de değil bu. Ama her yerden gelmesi lazım Kırım Türkleri oraya buraya dağılmış durumdalar. Hepsi gelsin, kendi evlerine, kendi vatanlarına yerleşsinler, yani göç etmiş olanların hepsinin gelmesi gerekiyor. Böyle bir ortamda devletin Türkiye’deki modelde olması güzel olur. Türkiye’deki model; en güzeli bu olur. Demokratik, laik hukuk devleti. Yani, bu en sağlam sistem budur. Bu sistem içinde İslam’ı da çok güzel yaşarlar, Kuran’a da çok güzel bağlanabilirler. Güzel ahlakı da çok güzel gösterebilirler. Dış ülkelerle de çok iyi bağlantılar kurabilirler. Fakat laikliğin tabi çok düzgün ve iyi işlemesi gerekiyor. Bazen laiklik uygulanırken, anti demokratik tavırlar uygulanabiliyor, buna dikkat etmek lazım. Ama laiklik düzgün işlerse tamamdır. O ortamda Müslümanlar çok rahat ederler. Çünkü laikliğin olduğu ortamda münafık olmuyor. Sahtekar olmaz, kimse yalan söylemez. Mesela, dinsizse açıkça söyler arkadaş ben dinsizim der. Mesela Marksistse, ben Marksistim der. Dürüsttür, açıktır, samimidir, bu güzel. Ama laikliğin olmadığı ortamda; ki İslam laikliği ortaya çıkarmıştır. Laiklik sonra İslam’a ilave edilmiş bir şey değildir. Millet zannediyor ki, Laiklik Yunanlıların bir icadıdır. Eski Yunan’dan gelme bir şeydir yahut o devirden kalmadır gibi düşünüyorlar. Yahut işte Fransızların uyguladığı bir sistemdir. Bütün dinler, hak dinlerde laiklik vardır. Laikliği, laikler dinlerden aldılar, hak dinlerden aldılar. Mesela, Hıristiyanlıkta da vardır, Musevilikte de vardır. Hz.İbrahim’in dininde de vardı laiklik. Yani, hak dinlerden alınmıştır laiklik. Bunun faydası şudur, münafık olmaz, sahtekar olmaz, yani dürüstçe açıkça söyler kim ne varsa ve rahat eder Müslümanlar. O yönüyle Türkiye modeli güzel. İnşaAllah bağımsız orada tabiki zaten kendi devletiniz var yani yeni devlet kurmaya gerek yok sadece bunu kabul etmeleri gerekir. Evet biz bunu aldık gaspen, özür diliyoruz deyip geri iade etmeleri lazım. İşin doğrusu şudur: La İlahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir insan (sav) Müslümandır. İster namaz kılmasın, oruç tutmasın, zekat vermesin, hacca gitmese de “La İlahe illallah Muhammeden Resulullah” dedi mi Müslümandır. Onun için sen kafirsin, sen şusun, busun, bu olmaz. Bu geçerli de olmaz ama böyle insanlar her zaman olur yani bunlardan tedirgin olmamak lazım, bunların bölücü vasfı da olmaz, bunlardan bir şey çıkmaz. Olsun yani fırkalar, düşünceler olabilir, bunlardan o kadar rahatsız olmak, bunları önemli görmek bu sefer risk meydana getirir. Önemli görmezseniz güçlü olunur, yani mühim değildir. Masonu da çıkar, komünisti de çıkar, bu tarz sizin dediğiniz düşüncede olanı da çıkar.
MUHABİR: Vahhabiler..?
ADNAN OKTAR: Olur, hiçbir mahsuru yok. Bu bir çeşittir, bu çeşitlerin bir mahsuru yok. Bu daha çok okumayı, daha çok araştırmayı, daha çok kültürü getirir arkasından. İnsanları araştırmacılığa iter, hareketli bir toplum olur. Hareketli toplumda demokrasi daha iyi gelişir, bir şey olmaz bundan. Ama bu büyütülürse, bölündük, parçalandık, mahvolduk, sakın ha, o zaman oyuna gelirsiniz, şeytanın oyununa gelmeyin. Hiçbir şey olmaz, olgun yaklaşırsanız, sevecen yaklaşıyorlarsa hiçbir şey olmaz. Peygamberimiz (s.a.v.) bunu söylüyor; “La İlahe illallah Muhammeden Resulullah” diyen Müslümandır diyor Peygamber Efendimiz (sav), konu bitti.
MUHABİR: Günahkar, özü günahkar.
ADNAN OKTAR: En fazla günahkar olur. Ama Müslümanlıktan çıkmaz. Onun için kafir tefrik etmek insanları böyle şu şekilde, bu şekilde onlar hakkında hüküm vermek, bunlar dine uygun değil, Kuran’a da uygun değil. Olgunlukla karşılayıp daha bilgili olmaları için teşvik etmek, daha çok okumaları için teşvik etmek iyi olur. Benim kitaplarımı okusunlar; harunyahya.org, harunyahya.net internet sitelerine girsinler, baksınlar, harunyahya.com. Daha orada ılımlı olmayı, daha insancıl bakmayı, daha sevecen bakmayı öğreneceklerdir. Peygamberimiz (sav) çok ılımlı bir insandı, sevecendi, sevgi doluydu. Allah ona muazzam imkan verdi, bak onun dinini bütün dünyaya hakim kıldı ve yaydı, şimdi nuru yeniden parlayacak İnşaAllah, ahir zamanda. Peygamberimiz (sav)in metodunu benimsesinler hep, şefkat, sevgi, affedicilik ve hoşgörü. İnsancıl yaklaşmak. Dinde öyle şiddet, kafirsin, bunlar yok böyle şey olmaz. Hatta Hıristiyanlar, Museviler onlar da bizim kardeşlerimizdir, onlar da Allah’ın bir kuludur, onlar da kendi dinlerine, kendi şeriatlarına titizlikle uyan insanlar, onlara da saygı göstertmek lazım. Ilımlı yaklaşmak en doğrusu olur inşaAllah.
MUHABİR: Balkanlarda ve Kafkaslarda, şimdi Balkanlarda savaşlar geçti, Bosna’da olsun, Kosova’da; Kafkaslarda da şimdi Gürcistan’da da savaş geçti. Balkanların ve Kafkasların ortasında Kırım kalıyor, onlar da hepsi Türkiye’nin sınırlarında. Şimdi batı olsun siyasetçiler ya da Rus siyasetçileri şimdi Kırım’da da bir savaş olacağını ya da cenk olacağını ya da çatışmalar olacağına dair fikirler var. Bu fikirlerin gerçekleşmesini nasıl engelleyebiliriz, cenk çıkmasını?
ADNAN OKTAR: Bunun en güzel çözümü kültürdür. Yani çok kültürlü, çok okuyan, çok yazan bir toplum meydana getirmek lazım. Çok okuyan, çok yazandan zarar gelmez, o tip olaylara da onlar girmezler. Ve dünyanın her ülkesi de çok okuyan, çok yazan insanları severler ve dediklerini de yaparlar genellikle. Çok demokratik, aklı başında, olgun ve Avrupai bir toplum meydana gelmesi gerekiyor orada, Kırım’da. Yani böyle sakin, sevecen, sanatla, kültürle, bilimle etkili olmak gerekiyor. Kırımlı, yanlız yurtdışına çıkmış olan, yani sürgünde, başka yerde kalmış olan Kırımlı kardeşlerimiz dönsünler Kırım’a. Onlar beklemesinler, gelsinler Kırım’a. Ama Kırım da sevecen yaklaşmak; yani Ruslara karşı da, Ukraynalılara karşı da sevecen olmak çok önemli. Onları düşman bilmek hem günah hem de çok çirkin, sevgiyle yaklaşılması lazım. Bir süre böyle devam edilirse, onlar size, kardeşlerimize bir demokratik hak vereceklerdir, verirler. Yani bunu isterler ama dost olduğunuza ve sevdiğinize inanırlarsa. Yani sevecen yaklaşılırsa, böyle demokratik, aklı başında bir toplumu herkes sever. Sizin mesela ayrı parlamentonuzun olmasını, ayrı bir devletin olmasını da çok makul karşılarlar ama kucak kucağa, ruh ruha bir sevgi ve muhabbet olması şartıyla. Ama Ruslardan nefret edilirse, Ukraynalılardan nefret edilirse, bu olmaz tabi, yazık günah yani. Çünkü onlar da mazlum insanlar ve onlar daha evvelki kuşağın çocukları, onların ne suçu var? Yani onları oradan sürüp çıkarmak fikri de çok yanlış, dursunlar. Oranın süsü onlar, onlar oranın bir güzelliği. Orayı boşaltmak mantıksız olur. Ama tabiki sizin parlamentodaki hakkınızın çok güçlü olması, parlamentoda bir grup kurmanız, idareye katılmanız yerden göğe kadar sizin hakkınız. Size ait bir vatandı, sizi sürüp çıkardılar oradan, siz geri geldiniz, o gelenler de, Ruslar da, Ukraynalılar da misafiriniz sizin. O misafirleri sevgiyle bağrınıza basın, onlara muhabbet gösterin, ama ülkede tabi daha etkin olun, kültürle, bilgiyle, düşünceyle ve kaliteyle etkin olun. Onlar da zengin olsun, siz de zengin olun, mutlu bir arada yaşayın. Yani onları kovma, bunlar vicdana uygun şeyler değil yazık, güzel insanlar bunlar, hoş insanlar ve kültürlü, nezaketli insanlar. Kardeşçe yaşanır, bir şey olmaz. Ama cehalete karşı en güzel çözüm kültürdür. Bol okuma, bol yazma ve sevecen yaklaşma, bunlar konuyu halleder. Zaten Türk-İslam Birliği de kapıda, o birlik içinde zaten onları biz kucaklayacağız inşaAllah, güzellik olacak. Ama Allah esirgesin, Rus nefreti tehlikelidir, Ruslara karşı bir nefret çok tehlikelidir, Ukraynalılara karşı bir nefret çok tehlikelidir. Bunlar hakikaten güzel insanlar yani bunlar bunu hak etmiyorlar. Ve daha önce o zulüm yapmış insanların çocukları bunlar. Bunların hiçbir suçu yok, suçu olsa bile affederdik ama bunların hiçbir suçu yok. Gelmiş yerleşmişler misafir olmuşlar, ne işiniz var burada denmez. Hoş gelmiş, sefa gelmiş artık gelmiş bir kere. Ama diğer yerdeki Kırımlı kardeşlerimiz gelsinler oraya yerleşsinler, inşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah, Allah yardımcı olsun. Türk-İslam Birliği’ni başka Türk devletlerinde nasıl bu fikirleri kabul ediyorlar? Destekliyorlar mı?
ADNAN OKTAR: Hepsi istiyor tabi. Ben birçoğu ile, üst düzeyin bir altı ile görüştüm, bir çoğu ile görüştüm. Yani bu belki 100 yıllık bir idealdir, çok eski bir idealdir bu, her Türkün kafasında bu vardır. Genlerinde vardır, yani kafasından atamaz bunu. İllaki Türk Birliği, Türk-İslam Birliği, bütün Müslüman ülkelerin derin bir isteğidir bu. Bütün Türk devletlerinin derin bir isteğidir. Ama Türkiye’nin lider olması da hakikaten gerekiyor. Yani hakikaten hakkıdır Türkiye’nin. Çileyle, zorluklarla yetişmiş bir Anadolu halkı hakikaten bu liderliği çok güzel yerine getirir. Bu zaten olacak, onu söyleyeyim o kesin yani, bunun hiç ikinci bir yolu yok. Ama biraz sabırlı olmak lazım. Kültür çok önemli; çok fazla okumak, internete girmek, araştırmak ama insanları da çok sevmek yani insanlar arasında ayırım yapmamak lazım. Yani nefret edilen bir ırk olmasın dünyada. Nefret edilen bir din olmaz, yani sevgi ve şefkat. Çünkü hepsini Allah yaratıyor. Her yerde Allah’ın tecellisi vardır, her konuşmayı, her düşünceyi, her şeyi Allah yaratır ve hayırla ve hikmetle yaratır. Biz Allah’a teslim olalım, Allah’a tam bağlanalım, hulusi kalple, samimi kalple, Allah her şeyi çok güzel düzeltecek. Türk-İslam Birliği dünyanın kaderidir zaten, yani bu olacak demiyorum, oldu. Oldu, biz bunu göreceğiz İnşaAllah.
MUHABİR: Tarihte biz asırlarca abi-kardeş gibi yaşadık, Türk halkıyla Kırım Türkleri. Bir ülkede de yaşadık, Osmanlı İmparatorluğu’nda.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
MUHABİR: Öyle devirler geldi bu iki yüzyılın içinde bizim milletlerimizin arasında sınırlar oldu, tam demir perdeler de oldu. Demir perdelerden de çıkamadık biz Sovyet devrinde. Şimdi Allah’a bin şükürler olsun, Sovyet Birliği yıkıldı, kansız, savaşsız yıkıldı. Şimdi Ukrayna Devleti ve Türkiye Devleti komşu devletler, komşu halklar. Türkiye Devleti, Ukrayna Devleti’ne nasıl bakıyor? Kırım halkına nasıl bakıyor? Gelecekte, nasıl siyaset olacak, nasıl bağlar, ilişkiler olacak bizim ülkelerimizin arasında?
ADNAN OKTAR: Ukrayna halkı bir kere çok güzel insanlar. Bayağı güzel insanlar, görgüleri, terbiyeleri, çok efendi insanlar. O ülkede, Kırım’da onların oluyor olması, misafir olması, çok büyük bir nimet, güzellik ve kıyamete kadar da kalsınlar. Türkiye Ukrayna’yı seviyor, Türk-İslam Birliği içerisinde onların da yeri olacaktır inşaAllah. Sovyetler Birliği de yıkıldıktan sonra Rusya ile olan bağlantılarımız çok iyi. Rusya bizim eski dostumuzdur ve asil bir devlettir, eski bir devlettir. Dolayısıyla onların biz muzaffer ve başarılı olmasını isteriz tabiki. İyi olmalarını isteriz, ekonomik yönden, siyasi yönden, sosyal yönden, sanat, bilim, her yönden iyi olmalarını isteriz. Çünkü bir iyilik olursa, komşuda bir iyilik olursa o diğer komşulara da sirayet eder. Zengin komşunun etrafında olmak iyidir, güzeldir. Mesela, güzel huylu bir komşusu olması insanın güzeldir. Fakat Kırım Türkleri biraz sabırlı olsunlar; yani sonucunda çok çok güzel olacak inşaAllah. O Kırım’ın eski evlerini yeniden yapacağız inşaAllah, Kırım’ın o güzel camilerini yeniden yapacağız. Sivastapol’da yine mehterin müziğini duyacağız inşaAllah. Fakat dostluk ve sevgiyle, mesela şimdi Kızılordu korosu ile bizim mehter takımımız güzel bir konser verecekler, inşaAllah, yer gök inleyecek ceddin dedeni çalacaklar inşaAllah. İşte bu sevgiyle yani biz ceddin dedeni Rusları asıp, kesmek için istemiyoruz, Ruslara muhabbeti ve dostluğu göstertmek için istiyoruz, bakın çok büyük fark var. Mesela bir kısım insanlar eskiden Rusları asıp keselim düşüncesindeydi, biz onları dost biliyoruz, çok seviyoruz, muhabbetle yaklaşıyoruz, iyi insanlar olduklarına inanıyoruz. Hakikaten de iyidir Ruslar, asil insanlardır, güzel insanlardır. Ne güzel dünyanın süsü bu insanlar, niye yok olsunlar, niye rahatsız olsunlar, niye acı çeksinler? Ukrayna, dünya güzeli insanlarla dolu orası ve çok güzel bir ülke. Kırım son derece güzel bir yer, tabi Allah daha da güzelleştirsin, kıyamete kadar güzelliğini devam ettirsin inşaAllah. Mühim olan Türkiye ile rahatça görüşebilmeniz. İstediğimiz zaman Ukrayna’ya geleceğiz, Kırım’a geleceğiz, sizlerle görüşeceğiz, beraber namaz kılacağız, yemek yiyeceğiz. Mühim olan huzur içinde yaşamamız. Yoksa bizim ırk üstünlüğümüz var, en büyük biziz, biz öyle bir şey demiyoruz. Ama takvada yarışıyoruz, en güzel ahlaklı olmaya gayret ediyoruz, o yönüyle bakmak lazım. Ilımlı yaklaşırsak, güç Allah’ındır, bütün güç Allah’tadır. Yani Allah’ın dışında bir güç yoktur, ne Amerika, ne Çin. Bunların hepsini yaratan Allah’tır. Biz Allah’a tam boyun eğersek, tam teslim olursak, tam O’nun rızasını ararsak O bize dünyayı adeta cennete çevirecek inşaAllah ve huzur içinde yaşayacağız. Ama geçici misafir olduğumuz bir yer dünya, tabi burada görüyorsunuz çok kısa kalınıyor. Asıl yurt ahiret yurdudur, inşaAllah. Asıl orada mutluluk içinde yaşayacağız, huzur içinde yaşayacağız. Burada imtihan oluyoruz biz, güzel bir imtihandan geçiyoruz ama şefkat ve sevgiyi, barışı ve kardeşliği esas alırsak Allah dünyayı bize cennete çevirecek inşaAllah, daha önce cehenneme çevirmişti Allah, ırkçılığı esas aldıkları için, ateizmi, materyalizmi, Darwinizm’i esas aldıkları için. 1.Dünya Harbi’ni, 2.nci Dünya Harbi’ni insanlar gördüler ve muazzam bir şiddet ve acı gördüler. Demek ki materyalizm, Darwinizm, ateizm insanlara bunu getiriyor. Şimdi Darwinizm yıkıldı, ateizm yıkıldı, yaratılış inancı hakim oldu, Allah inancı ve Allah sevgisi hakim oluyor, bakın dünyaya dikkat edin gittikçe cennete dönmeye başladı dünya. Bereket arttı, bolluk arttı ama bir yerde bir yanlışlık yapılırsa Allah hemen oranın gücünü kırıyor, dikkat ederseniz. Kim vicdanında bir bozukluk meydana getirirse, kim insanlara acı çektirirse Allah oranın gücünü kırıyor. Kim huzur ve sevgiyi vaat ederse ve bunu yaşarsa Allah oraya bereket ve bolluk veriyor. Ama gelecek çok çok güzel Elhamdülillah. Çok iyi günler göreceğiz inşaAllah.
MUHABİR: Hocam, bizim meselelerimizi, problemlerimizi iyi biliyorsunuz, halkımızın problemlerini. Halkımıza ne söylemek istersiniz, teklifler, gönülden, yürekten ne söylemek istersiniz?
ADNAN OKTAR: Kırımlı kardeşlerimiz bir kere sevinç içinde olsunlar, çok rahat olsunlar. Türkiye’nin öncülüğünde bir Türk-İslam Birliği kapıda zaten. Kırım eski güzel, tatlı günlerine dönecek İnşaAllah, o şeker günlerine dönecek inşaAllah. Bana Kırımlı kardeşlerimiz bir tablo getirdiler böyle cami, Kırım evleri var, nefis bir şey. O eski güzel günlere döneceğiz inşaAllah. Dönüyorsunuz da zaten, şu anda da bir güzellik dikkat ederseniz zaten gittikçe yoğunlaştı ve gittikçe de artıyor. Sevgi ve kardeşlik düşünceleriniz geliştikçe bu daha da artacak inşaAllah. Ayrılıp, bölünme, işte şucudur, bucudur filan, bunlar olsa bile ana fikirde, ana düşüncede ayrılık olmaması gerekir. Tabiki düşüncelerimiz, fikirlerimiz ayrı olabilir, sağcı, solcu ama biz kardeşiz ve Türk-İslam milletinin bir mensubuyuz. Hiç ayrımız, gayrımız yok, sakın ha, sakın. İşte sen kafirsin, sen şusun, sen busun, bunlara gerek yok. Sevecenlikle, sevgiyle, muhabbetle, tıpkı Peygamberimiz (sav.) gibi yaklaşılırsa bütün meseleler çözülecektir inşaAllah. Biraz sabırlı olsunlar, önümüzdeki on yıl, yirmi yıl tam bir güzellik yılı, tam bir Altın çağ olacaktır. Bol okumak, bol araştırma yapmak, her türlü düşünceye açık olmak, her türlü düşünceyi incelemek, beyni iyi geliştirmek, bunlar çok önemli. Ondan gerisini pek kafalarına takmasınlar, Allah’ın rızasını arasınlar ve samimi olsunlar, gerisi tamamdır, inşaAllah.
MUHABİR: Bir meseleyi soramadım. Başka bir mesele kalmadı mı aramızda, ekleyecek?
ADNAN OKTAR: Şunu söyleyeyim ben, sadece şunu söyleyeyim; Darwinizm Allah’ın izniyle yerle bir oldu, harunyahya.net, harunyahya.org sitelerine girsinler Kırımlı kardeşlerim, Darwinizm nasıl yerle bir olmuş bir görsünler, Yaratılış Atlasımı bir okusunlar, yüz milyon fosil var yaratılışı ispat eden, Darwinistlerin iddia ettiği tarzda bir tane bile ara fosil yok, tam bir safsata. Gösterdikleri kafatasları sahte, onları da yine benim internet siteme girip görebilirler. Gösterdikleri, ara fosil olarak gösterdikleri her şeyin sahteliği çok detaylı olarak anlatılıyor, onları görebilecekler. Bir protein meydana gelemiyor, imkansızdır tesadüfen meydana gelmesi, onu da görebilirler. İnsan mükemmel ve çok kusursuz yaratılmış bir varlık; gözler, kulakları; mesela işitme duyusu, dünyanın en kaliteli ses cihazı bile bu kalitede ses meydana getiremiyor insanın beynindeki gibi. En mükemmel televizyon bile bizim gördüğümüz bu görüntüyü meydana getiremiyor. Beynimizin içindeki şu meydana gelen görüntüye bakın, netliğine, üç boyutlu. Mesela, bu bardak gerçekten uzakta gibi duruyor halbuki beynimin içinde yaratıyor Allah onu. Bardak dışarıda var ama görüntü beynimin içinde oluşuyor ve o kadar net ki, sanki hakikaten uzakta zannediyorum, beynimin içinde bunu gören birisi var. Bir şey var beynimin içinde, bu görüntüyü gören, işte bu ruhtur. Darwinistler bu konuyu hiç açıklayamazlar. Üç boyutlu olarak bana görüntüyü göstertiyor Allah. Mesela ben sizi üç boyutlu olarak görüyorum, gerçekten uzakta zannediyorum sizi. Halbuki beynimin içindesiniz siz. Gerçekten varsınız dışarıda varsınız maddi olarak ama görüntü olarak görüntünüzü görüyorum. Bunu Darwinistler hiç ama hiçbir şekilde açıklayamazlar, bu çok büyük bir mucizedir. Dikkat ederseniz, bu konuya hiç giremiyorlar, ağızlarına dahi almıyorlar, çok korkuyorlar bu konudan. Çünkü bunda kesin mağlup oluyorlar. 100 milyon fosile de hiçbir açıklık getiremediler, orada da bittiler. Biz de her yerde fosilleri gösterttik, insanlar ellerini sürdüler, fosilleri gördüler, hiç değişmediğini gördüler, yüz milyon, iki yüz milyon, üç yüz milyon yıllık, hiç değişmemişler, orada da halloldu, Türkiye’de Darwinizm bitti. Avrupa’da da süratle bitiyor. Sarkozy’nin açıklamaları mükemmel, Allah’a, dine inancını çok mükemmel vurguluyor. Sonradan değişti ama benim kitabımı okuduktan sonra. Tony Blair 360 derece döndü, tamamen görüşleri değişti tam anlamıyla şu an Allah’a inanıyor, kitabımı okuduktan sonra. Jacques Chirac teşekkür mektubu gönderdi, kitabım eline geçtikten sonra, o da çok güzel Allah’a inanıyor. Avrupa’da yapılan anketler en az %80, 90 insanların Darwinizm’e inanmadıklarını gösteriyor. Kitaplarımın şok etkisi yaptığını, muazzam etki yaptığını Avrupa basının tamamı manşetten verdi. Hatta diyor; Fransa ne kadar dayanacak, manşet atmış. Buna benzer yüzlerce haber çıktı Avrupa’da. Darwinizm Avrupa’da da yerle bir ama kitaplarımı okurlarsa daha iyi anlayacaklar. Zaten internet siteleri ücretsiz, 80 milyon kitabım indirildi zaten, onlar da indirsinler, baksınlar, çok güzel olacak inşaAllah. Genel kültür, bilginin karşısında hiçbir güç duramaz. İmanlı bir toplumun, kültürlü bir toplumun karşısında hiçbir güç duramaz, tank, topla bu işler halledilemez. O yüzden çok bilgili, kültürlü olsunlar, samimi olsunlar, Allah’a güvensinler, Allah’a dayansınlar, ihlaslı hareket etsinler, gerisine hiç karışmasınlar inşaAllah.
MUHABİR: Çok teşekkür ederim, Allah razı olsun,
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. Allah razı olsun, inşaAllah. Bütün Kırımlı kardeşlerime selam ediyorum, hepsine saygılar söylüyorum, selamlar söylüyorum, Allah hepsine daha güzel hallere getirsin, mutluluk, bereket, bolluk versin, saadet, sevinç içinde yaşatsın İnşaAllah.
MUHABİR: Allah size de sağlık versin, uzun ömürler versin.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah hepimize, Allah razı olsun. 01 Kasım 2008
|