Muhabir: Sevgili CRT izleyicileri, acısıyla tatlısıyla bir yaz sezonunu geride bıraktık. Tabi sezon sonu finalini yaptığımız programlarımızı da, yeni yayın dönemi ile tekrar yapmaya başlıyoruz. Bir başarı öyküsü programı ile tekrar huzurlarındayız. Bu seferdeki öykümüzdeki kahraman, aslında ekranlara çok uzak bir isim değil. Birçoğumuzun yakinen tanıdığı, kitaplarını okuduğu, belgesellerini sürekli televizyonumuzdan izlediği bir isim; Harun Yahya gerçek adıyla sevgili Adnan Oktar Hocamızla beraberiz. Başarı öyküsünden bahsedeceğiz, eserlerinden bahsedeceğiz, büyük bir başarıdan bahsedeceğiz, Avrupa’yı sallayan eserlerinden bahsedeceğiz hocamızın ve bunu kendisinden dinlemek bize apayrı gurur ve mutluluk verecek. Bu programın bu aya gelmesi de çok iyi oldu, onbir ayın sultanı Ramazan’ın içerisinde böyle bir programı yapmak ayrıca bize mutluluk ve huzur veriyor. Sevgili Hocam öncelikle hoş geldiniz.
Adnan Oktar: Hoşbulduk, şeref verdiniz, lütfettiniz, çok memnun oldum.
Muhabir: Hocam öncelikle Adnan Oktar’ı duymayanlar, isimlerinizi bilip, eserlerinizi okuyup sizleri tanımak isteyenler için, efsaneleşme yolunda ancak doğruyu ve gerçeği miras olarak bu güzel insanlara bırakacak olan Adnan Oktar kimdir? Sizin ağzınızdan duymak bize apayrı bir güzellik sunacak.
Adnan Oktar: Adnan Oktar sizleri çok seven bir kardeşiniz, Allah’ın bir kulu, İslam’ın bir hizmetkarı. 02.02.1956 yılında Ankara’da doğdum. İlk, Orta ve Lise bütün çocukluğum, gençliğim Ankara’da geçti, başkentte. Sonra 1979 yılında Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’ni kazandım. Ama onu da planlı istemiştim işin doğrusu, orada tebliğ yapabilmek için, dini anlatabilmek için. Allah’a çok şükür orada 83 yılına kadar öyle bir faaliyet yaptım, hem de okula devam ettim. 83’de İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü kazandım. İlk tercihimdi, sonra oraya geçtim. Ama terör, anarşi zaten çok şiddetliydi. Benim de zaten tebliğ yapmaktı asıl amacım, o yüzden kitaplara yöneldim biliyorsunuz. Allah’a çok şükür şimdi 300’ün üzerinde kitabım var, CD’lerimiz var. Yurtiçinde, yurtdışında konferanslar yapıyoruz, çok güzel bir tebliğ faaliyeti var. Allah’ın rızasını kazanmak için geceli gündüzlü gayret ediyoruz inşaALLAH.
Muhabir: MaşaAllah Hocam, tebrik ediyoruz.
Adnan Oktar: MaşaAllah, teşekkür ediyorum.
Muhabir: Hocam bu başarıyı Adnan Oktar olarak da götürülebilirdi. Neden? Harun Yahya?
Adnan Oktar: Harun ve Yahya iki güzel peygamberin, iki güzel yardımcısı. Biri Hz.İsa’nın yardımcısıydı biliyorsunuz, biri Hz.Musa’nın yardımcısıydı. Harun Musa’nın, Yahya da İsa’nın yardımcısıydı, İsa Aleyhisselam’ın. Ben de ümmetin bir ferdi olarak, bu dinin bir hizmetkarı olarak, İslam dinine yardım etmek isteyen, Peygamber Efendimiz’in dinine canı gönülden katkıda bulunmak isteyen birisi olarak, o anlamda, yardımcı olma anlamında o isimleri aldım.
Muhabir: Hocam kitaplarınızdan, işte eserlerinizden, internet dünyasına özendiğinizi ayrıca biliyoruz, ilginiz çok fazla, Evrim Teorisi’nin Çöküşü, bu yalan makinesinin bugüne kadar işleyişi, bunu Adnan Oktar Hocamız nasıl değerlendirecek, sizden dinleyelim. Bu teoriye niye bu kadar yüklendiniz, haklı sebepleriniz nelerdi? Bir de Ceyhanlı izleyicilerimize Adana bölgesindeki izleyicilerimize sizin ağzınızdan dinleyelim.
Adnan Oktar: Evet. Darwin’in Evrim Teorisi dünyada devletlerin %95’i tarafından resmi himaye görüyor, resmi koruma altında. Şimdi bu çok acayip bir şey, yani hem bilimsel bir iddia ile ortaya çıkacak, hem de resmi devlet koruması altında olacak ve eleştirenler de şiddetle tart edilecekler, bunda bir anormallik var. Allah inancını inkar için şeytan bir yol bulmuştur ve bu yol Darwinizim’dir. Darwinizim ile Allah’ın inkarını gençliğe, insanlara anlatma yoluna gitmiştir masonluk. Dünya masonluğunun dünya çapında bir şeytani oyunudur bu, şeytanın insanlarla alay etmesidir. Çünkü ben sizle konuşuyorum, her türlü teknolojik alet var; yolda gelirken arabayla geldik, kolumuzda saat var ve bunları Allah bizlere imal ettiriyor, yaptırıyor. Fakat iddiaya bakın; biz tesadüfen meydana gelmiş oluyoruz, tesadüfler sonucu; üst üstte üst üste tesadüfler sonucu bütün dünyada gördüğünüz bu medeniyet, bilgisayarlar, televizyonlar, bunları yapan insanlar, hepsi tesadüfler sonucu oluşmuş, böyle bir iddiadalar. Böyle bir yalanı milyonlarca insana, şeytani bir telkinle, akıl almaz bir ısrarla ikna etmeleri çok büyük bir olaydır. Yani şeytanın dünya tarihindeki en büyük alayı ve en büyük aldatmacası olabilir. Ben bu oyuna, çıktım bir son verdim, olay bu. Ben dedim ki, yeraltında bakın; on bin değil, yüz bin değil, yüz milyon fosil var, yüz milyon fosil çıktı dedim, yeraltından. Bunların tamamı yaratılışı ispat eder tarzda, yani tavşan tavşan olarak kalmış, taşlaşmış, ördek ördek olarak kalmış, kurt kurt olarak kalmış, aynısı. Allah kayaların üzerine bunların adeta fotokopisini çıkartmış, hayvanların, fosilleşmiş hayvanların. Ve günümüze gelmiş, biz de bunları insanlara gösteriyoruz. Artık bunun açıklanır yönü var mı, yok mu diye tartışılacak birşey yok. Bu çok açık. Ama buna rağmen Darwinizim, elinde tek bir fosil olmadığı halde, ara fosil tabir ettikleri, kendilerinin böyle garip bir mahluk olması gerekiyor. Kendi tabirlerine çok, fazla garip mahluklar olması gerekiyor, bunlardan bir tane bile yok. Bu iddia ile ortaya çıktılar ama ellerinde hiçbir delilleri yok. Biz de delillerinin olmadığını, bizim bilakis elimizde çok fazla delil olduğunu gösterdik. Hatta halka da biliyorsunuz her yerde fosil sergileri yapıldı. Halk gitti, elleriyle gördüler, gözleriyle gördüler, ellerini dokundular. Artık gözüyle tespit ettiğinde, eliyle dokunduğunda bir insanın artık söylenecek söz kalmaz. Bir protein sentezinin meydana gelmesi de imkansız, yani matematik olarak imkansız. Yani Darwin her yönden çürüdü şu an. Fransa’da, Almanya’da, her yerde tam anlamıyla panik halindeler şu an.
Muhabir: Avrupa başarınıza geçeceğiz hocam inşaALLAH. Peki bu teorinin bitmesine, tamamen çürümesine, çökmesine ne kadar süreç kaldı? Bu teorinin neresindesiniz şu anda size göre?
Adnan Oktar: Bence bir on yıl daha can çekişir Darwinizim.
Muhabir: On yıllık ömrü kaldı.
Adnan Oktar: Bir on yıllık can çekişmesi var gibi geliyor bana, inşaALLAH.
Muhabir: Peki Harun Yahya kalkanı Avrupa’da ne durumda, ne derece bu kalkan Avrupa yı ele almış durumda? Onu bir de sizden dinleyelim hocam.
Adnan Oktar: Fransa’da mükemmel bir etki meydana geldi. O, Darwinizmin kalesiydi Fransa, Fransa şu an dümdüz. Sarkozy tam bir dindar oldu. Sürekli Allah’tan bahsediyor, biliyorsunuz basına da sürekli yansıyor. Gece gündüz bu konular işleniyor. Sarkozy’nin ifadeleri olsun, İngiltere Başbakanı Tony Blair’in izahları olsun, hepsi bu yönde. Mesela diyor ki Nicolas Sarkozy ‘Acılara din değil, acılara din değil dinsizlik neden oldu.’ ‘Her insan düşüncesinde ve kalbinde var olan yüce Allah’tır.’ ‘İnsanı esir kılmayan, onu özgür kılan Allah’tır. İnsanların ölçüsüz kibirine ve deliliğine karşı bir sur olan Allah’tır. Tüm farklılıkların ötesinde sürekli olarak insanlara bir alçak gönüllülük ve sevgi mesajı, barış ve kardeşlik mesajı, hoşgörü ve saygı mesajı veren Allah’tır’. Bunu Sarkozy söylüyor, ama ne zaman, bizim kitapları okuduktan sonra, Yaratılış Atlası’nı okuduktan sonra. Tony Blair, İngiltere Başbakanı sosyalist, materyalist, darwinist idi; bakın değişime. ‘Dini inancın önemini anlamadan çağdaş dünyayı anlayamazsınız’ diyor. ‘Dini koruyun ve onun iyilik için bir güç olmasına yardım edin’. Bak, ‘dini koruyun ve onun iyilik için bir güç olmasına yardım edin’ diyor. Tony Blair’ın üç yüz altmış derece dönüşünü görüyoruz.
Muhabir: Evet hocam, dünya basınında da bayağı bir ilgi çekti konular, kitaplarınız özellikle hocam.
Adnan Oktar: Evet, evet. Mesala Fransa’da yine Jacques Chirac Atlas için teşekkür mektubu gönderdi bana. Dinlerarası Diyalog Vakfı’nı kurmuş, yani dinlerin birbirini daha iyi anlaması, daha iyi değerlendirmesi için. Fakat tabi bir tek bu da değil de, yabancı basında çok şiddetli etkisi oldu. Mesela Le Point-Fransa: ‘Darwin’i kurtarın’ diyor başlık. Fransa La Libaration: ‘Tek bir hamlede, tam bir panik gerçekleştirdi’ diyor Yaratılış Atlası için; Stern Dergisi, Almanların en ünlü dergilerinden biliyorsunuz ‘Gökgürültüsü gibi patlayan kitap’ diyor.
Muhabir: İnsanın kendi ülkesindeki çöküşü kadar büyük bir şey olabilir mi Hocam sizce?
Adnan Oktar: Allah’a çok şükür, Allah’a çok şükür.
Muhabir: Çok şükür hocam
Adnan Oktar: Hepsi öyle bakın Almanya, Almanya, Fransa, Hollanda; mesela Hollanda ‘Büyük bir tufan oluşturdu’ diyor kitap için. İtalya, ‘Ama kesin olarak bildiğimiz şey, bizim kaybedenler olacağımız.’ İtalya La Stampa Gazetesi, İtalya’nın en büyük gazetelerinden, ‘Elveda Darwin’ başlık gazetelerde.
Muhabir: Bunlar sadece özetler değil mi hocam?
Adnan Oktar: Tabi tabi, özet, özet.
Muhabir: Yani binlerce baskı.
Adnan Oktar: Tabi, tabi.
Muhabir: Özel yazılar.
Adnan Oktar: Yüzlerce yazı çıktı.
Muhabir: Evrimin Teorisi’nin nasıl çöktüğüne dair özel yazılar, bu da bir başarının öyküsünü bir kez daha kanıtlamış oluyor.
Adnan Oktar: MaşaALLAH.
Muhabir: MaşaALLAH hocam. 300’ü aşkın kitap bizim bildiğimiz. Bunun dışında var mı hocam?
Adnan Oktar: MaşaALLAH. Evet, evet.
Muhabir: Ve özel olarak hazırlanmış belgeseller.
Adnan Oktar: Evet, MaşaALLAH.
Muhabir: Yılların verdiği birikim.
Adnan Oktar: MaşaALLAH.
Muhabir: Peki Harun Yahya’nın ulaşmak istediği yada üretmek istediği daha neler var düşüncesinde, hangi teorileri yıkmak istiyor?
Adnan Oktar: Tabi Masonluk, en büyük sorun budur, Masonluk. Ateist Siyonizim, Marksist-Leninist düşünce ve terör ve anarşi, bunların ortadan kalkması. PKK’nın faaliyetlerine son verdirilmesi, onların fikren çürütülmesi, çünkü PKK’yı Masonluk, Türkiye’de bir gizli derin devlet kurdu biliyorsunuz Buna son vermek için ilmi çalışma yapılması gerekiyor tabi, bu ilmi çalışma da bu örgütlerin dini olan Darwinizm’in yıkılmasından geçer, en önemli şey budur. Yani Darwinizim yıkıldığında bu örgütlerin de dini yıkılmış olur, inşaALLAH.
Muhabir: Çok eleştirilere maruz kaldınız hocam, bunu yakinen bildiğimiz konular da var.
Adnan Oktar: Elhamdülillah, Elhamdülillah.
Muhabir: Yıpratmaya çalıştılar. Cezalandırmaya çalıştılar akıllarınca, her şeye rağmen Harun Yahya’yı yıldırmayan bu kadar güçlü olan şey ne, o sır ne?
Adnan Oktar: Allah sevgisi, Allah korkusu, Allah’a muhabbet, iman.
Muhabir: MaşaALLAH.
Adnan Oktar: Ve evvelAllah, asla, kesinlikle dönülmeyecek Allah’ın yolu ve Allah’ın rızası inşaALLAH.
Muhabir: Hocam, atlatılmaması gerektiğini düşündüğümüz bir konu, yaptığınız gerek görsel, gerek yazılı baskılar çok konuşuluyor ve tartışılıyor da, severek ilerlediğiniz bir dava, basımı yapılan kitaplar en kaliteli şekilde,
Adnan Oktar: MaşaALLAH
Muhabir: İtinayla, hazırlanmış, görsel hazırlanan tanıtımlar yine çok profesyonelce ve çok masraf isteyen şekilde. Siz bunları ücretsiz dağıtıyor ve belli yerlere ulaştırmak için mücadele veriyorsunuz. Bunlar belli bir birikilme mi, yoksa başka kurum, kuruluş, vakıf yada bir cemaatten aldığınız bir destek mi var?
Adnan Oktar: Tabi ki hayır sahipleri kitap toptan alıp dağıtanlar oluyordur, yani var, duyuyoruz. Mesela yüz tane alıyor, iki yüz tane alıyor, yayınevinden alıp dağıtıyorlar, birçok hayırsever yapıyor. Ama yayınevi de ayrıca, kendini tanıtmak için ücretsiz dağıtıyor, ama ben kitaplarımdan telif hakkı almıyorum ve kar payını da düşük tutturuyorum yayınevine, yani o anlaşmamız o şekilde.
Muhabir: Kitaplar elimize geldiğinde hayranlıkla bakıyoruz hocam kitaplarınıza.
Adnan Oktar: MaşaALLAH, Elhamdülillah.
Muhabir: Yurtdışındaki insanlar bile bir standta kitabı gördüğünde, bir atlası gördüğünde, gerçekten gözlerine inanamıyorlar. Biz de hayranlıkla baktık, onun için sordum bunu, yani herşeyde bir özenle hazırlanmış bir emek var, bir çaba var, bir gayret var, bir güç var, yani bu güç sadece sizden mi, yoksa çevreden gelen güçler de var mı?
Adnan Oktar: Tabi, ben kitaplarımın basımında arkadaşlarım yardımcı oluyor. 30 kişi falan arkadaşım var, ekip çalışması bu. Mesela ben kitap yazarken tercümelerle, bilgi toplamakla uğraşmam, fotoğraf toplamakla uğraşmam, bana fotoğraflar hazır gelir, bilgiler hazır gelir, ben sadece yorum ve bağlantılarını yapıyorum. Ya şu şu fotoğraflar kullanılacak diyorum, kapağı şöyle yapalım diyorum, şu resmi kullanın diyorum. Genel tarif yapıyorum, ondan gerisine karışmam ben.
Muhabir: MaşaALLAH
Adnan Oktar: Ondan sonra editöre.
Muhabir: Çünkü çok emek isteyen bir iş, çok zahmetli bir iş.
Adnan Oktar: Tabi, onunla ben uğraşsam olmaz.
Muhabir: İmkansız, doğru.
Adnan Oktar: Yani yüzyılda bitiremem.
Muhabir: Hocam, terörden bahsettiniz, iddia edilen Ergenekonlar, kapatma davaları. Günümüz Türkiyesi’ni nasıl buluyorsunuz? Nasıl değerlendiriyorsunuz? Değişmesini istediğiniz neler var ya da sizler örnek olarak neler söyleyebilirsiniz?
Adnan Oktar: Türkiye çok hayırlı, güzel bir yolda, gittikçe temizleniyor, duruluyor, dinçleşiyor, sağlık kazanıyor, urlarından arındı, kanserli hücreleri alındı, nekahat devresini atlattı, şimdi dinç bir delikanlı Türkiye. Yiğit bir delikanlı. Bütün Ortadoğu, Balkanların, bütün İslam Alemi’nin, Türklük Alemi’nin lideri olacak inşaALLAH. Türk İslam Alemi birleşecek, büyük bir Türk-İslam Birliği oluşacak, Türkiye başına geçecek, ağabeylik yapacak, dünyada üçüncü güç olacak, Amerika ve Rusya’nın dışında bir denge unsuru olacak ve dünyaya bir sulh ve selamet çağı getirecek inşaALLAH.
Muhabir: Bu savunmayı ben tek sizin mücadele vererek yaptığınızı görüyorum, bu benim gözlemlediğim. Mesela Müslümanlara karşı yapılan saldırılarda da hep sessiz kalınıyor. Bu da bizi üzüyor, 11 Eylül saldırılarından sonra sizin bir kitabınız ile gündeme geldi, çok konuşuldu, tartışıldı, neden yani başka kimse o taşın altına elini sokmuyor Hocam?
Adnan Oktar: Kader...kaderde Allah bizi görevlendirmiş demek, Elhamdülillah, Allah’ın ilim kılıncını herkese nasip etmediğini biliyoruz. Bize de nasip ettiyse iftihar ederiz. Bu ilim kılıncıyla, bu bilgi kılıncıyla, Allahsızlığın, dinsizliğin, anarşinin kökünü kazıyacak bir faaliyet içindeyiz ve sonuna kadar da gideceğiz inşaALLAH.
Muhabir: Tavsiyeniz ne olur, bu yolda ilerlemek isteyen için?
Adnan Oktar: Evet, çok samimi olmak, Allah’ı çok sevmek, Allah’tan çok korkmak, çok güçlü bir imana sahip olmak, Allah’ın imtihanından iftihar etmek, Allah imtihan ettiğinde sevinç duymak, hep kolaylık aramamak, en zorların arasındadır sevaplar, en çetin yerlerin içindedir sevaplar. Müslüman çetin ortamlardan, zorluklardan yılmayacak, bilakis rahmet olarak görecek onu. Eğer ondan kaçınırsa, imtihandan kaçınıyor demektir. Aşık, Allah’a olan aşkını, zorluklar içerisinde göstertir. Kolay içinde herkes yapar.
Muhabir: Birlik ve beraberlik şart o zaman hocam?
Adnan Oktar: Hem nasıl, şeytandan Allah’a sığınırım. Müslümanlar için “Kurşunla kaynatılmış binalar gibidirler” der Allah, lehimlenmiş gibi birarada olacağız inşaALLAH. Sağcı-solcu, alevi, kürt, laz, çerkez, sünni hiç fark etmez, hepimiz kardeşiz, hepimiz Allah’ın kuluyuz, Allah hepimize bir yol göstertmiş, herkesin fikrine saygı duyacağız ama birlik ve beraberlik esastır. Allah’ı sevenler, Allah yolunda hareket edenler, tabi ki bu vatanın daha iyi olması için, daha güzel olması için gayret ediyorlar ve edecekler. Türk-İslam Birliği’ni de Türkiye başarıyla, muvafakkiyetle inşaALLAH devam ettirecek.
Muhabir: Hocam, doğa sevdanızı biliyoruz.
Adnan Oktar: Evet, inşaALLAH.
Muhabir: Çiçeklere, hayvanlara...
Adnan Oktar: MaşaAllah
Muhabir: Bizler de başta sevgili genel yayın yönetmemiz Şahin Özer ve biz Ceyhan Tema temsilcisiyiz. Biz de çevremize, doğamıza, insanlığımıza değer kılan vatandaşız. Küresel ısınma hakkında neler söyleyeceksiniz? Son izlenimleriniz, bu konuyla ilgili neler?
Adnan Oktar: Bakın, küresel ısınma... Burada insanları aldatıyorlar, bu bir yalan. Ahir zamanda bir kuraklık başlayacaktır, Mehdi döneminde. Mehdi’nin hemen zuhurundan evvel, Mehdi’nin zuhuruna kadar bir kuraklık dönemi olacaktır, bu rivayetlerde belirtilmiş. Aniden kuraklık, aniden yağmur kesilmesi olmaz, eğer öyle bir şey olsaydı, bu yüzyıllar alırdı, yavaş yavaş, tedrici olarak azalırdı, tedrici olarak. Mesela belli bir parabol çizerdi, birden, aniden, yağmurlar kesildi, bu ahirzamanda Mehdi’nin zuhur alametidir. Zuhur alametlerinden bir tanesidir; Afganistan’ın işgali gibi, Irak’ın işgali gibi, Ramazan ayında onbeş gün arayla ay ve güneş tutulması gibi, kuyruklu yıldızın çıkması gibi, güneşte büyük bir alamet çıkması gibi, Kabe’de baskın olup kan akıtılması gibi, büyük alametlerden bir tanesidir bu. Mehdi’nin zuhurunda da bol bol yağmur yağacaktır. Küresel ısınma var mı yok mu o zaman görecekler, inşaALLAH.
Muhabir: Hayırlısı olsun hocam, teşekkür ediyorum hocam.
Adnan Oktar: Ben de teşekkür ederim.
Muhabir: Son olarak, şimdi bizim bölgemiz biliyorsunuz Ceyhan, Botaş boru hattıyla dünyanın enerji metropol bölgesi. Aynı zamanda şu anda yeni yeni yatırımlar geliyor; santraller, ne bileyim özel mülkler kurulacak, dokuz yine ayrı inşaat halinde bulunan limanlar var, bunlarla ilgili neler söyleyeceksiniz? Bölgemize bakış açısı dünya dışından çok farklı, metropol şehir olarak gösteriliyor, sizin bakış açınız nasıl?
Adnan Oktar: En sanayileşmiş, en iyi ekonomiye sahip, en zengin ülke olacağız, yakın bir zamanda.
Muhabir: İnşaALLAH
Adnan Oktar: Ve Adana da zaten bereketiyle, bolluğuyla, güzelliğiyle, ünlü bir ilimiz biliyorsunuz. Adana, Seyhan buralar verimli zaten, bu da bereket demektir bereketin diğer adı o. Çok mükemmel bir görünüme kavuşacak oralar inşaALLAH. Bu gittikçe katlamalı olarak artacak. Sanayide, teknolojide, bilimde, kültürde, sanatta en ileri ülke haline geleceğiz inşaALLAH. Ve dünyanın en büyük medeniyeti olacağız inşaALLAH.
Muhabir: Tersanenin biri tamamlanmak üzere,
Adnan Oktar: Elhamdülillah, MaşaAllah.
Muhabir: Bir sekiz-dokuz anlaşma daha yapıldı. Bölgenin canlanacağı umudunu biz de taşıyoruz.
Adnan Oktar: Elhamdülillah, inşaALLAH
Muhabir: Hocam sizin gözünüzden bölgemizin hakkında neler düşündüğünüzü öğrenmek istedim. Son olarak gençliğe ne gibi miras bırakmak istersiniz? Onlara neler söylemek istersiniz? Sevgili izleyicilerimiz, ekrana kilitlendiler şimdi,
Adnan Oktar: Allah razı olsun.
MUHABIR: Sözlerinizi, o güzel sözlerinizi
Adnan Oktar: Estağfirullah
Muhabir: dinliyor olacaklar, neler söyleyeceksiniz hocam?
Adnan Oktar: Bizim memleketimiz bir kere, coğrafi olarak olağanüstü güzel, cennet gibi Elhamdülillah. İnsanlarımız olağanüstü güzel ahlaklı, sevecen, sevgi dolu, dost canlısı, fedakar, misafirperver, çok güzel insanlar. İmanımız çok güçlü, vatanımızı çok seviyoruz, bayrağı seviyoruz, akılcıyız, modernlikten hoşlanıyoruz, ilericiyiz, aydınız, güzel huyluyuz, askerimizi seviyoruz, devletimizi seviyoruz; böyle bir millet dünyada pek bulunmaz. Onun için inşaALLAH birbirimize iyice kenetlenelim, Allah’ın rızasını güderek, birbirimize sevgi duyarak, mutluluk ve sevinç içerisinde bu güzel vatanı çok çok daha güzel hale getirmeye çalışalım. Bölgeyi güzelleştirelim, bölgedeki anarşiyi, terörü tamamen durduracak güç Allah’ın izniyle bizde, var gücümüzle gayret edelim inşaALLAH.
Muhabir: Özel bir aya geldi programımız hocam, Ramazan münasebetiyle daha bir lezzetli oldu program. Ramazan ayıyla ilgili sevgili izleyicilerimize neler söyleyeceksiniz?
Adnan Oktar: Bu mübarek ay biliyorsunuz, her günü bir bayramdır. Sofrası ayrı güzeldir, sohbeti ayrı güzeldir, atmosferi ayrı bir güzeldir, camiler bir ayrı canlı-tatlı olur, bu ayın bereketinden de çok iyi istifade edelim inşaALLAH. Bol bol dua edelim, Allah’a kalbimizi bağlayalım, Allah’a sevgimizi artıralım, imanımızı artıralım, bol bol kitap okuyalım, imani konularda yazılmış kitaplar okuyalım. Benim Harunyahya net ve Harunyahya org sitelerim ücretsiz kitap indirilen sitelerdir. Bu sene altmış milyon kitap indirildi Elhamdülillah.
Muhabir: MaşaAllah
Adnan Oktar: Tabi Elhamdülillah, Adanalı kardeşlerim, Seyhanlı kardeşlerim de bol bol kitaplarımdan ücretsiz olarak indirsinler, okusunlar, çok memnun olurum inşaALLAH.
Muhabir: Faydalanacakları çok şey olduğuna inanıyoruz hocam, çok teşekkür ediyoruz.
Adnan Oktar: Ben de teşekkür ediyorum.
Muhabir: Kitaplarınızı okuyoruz, internet sitelerinden takip ediyoruz, belgesellerinizi gururla, zevkle yayınlıyoruz. Bunu yakınen görmek, misafirperverliğinizi görmek, bizi ayrıca onurlandırdı.
Adnan Oktar: Allah razı olsun.
Muhabir: Programımıza konuk olduğunuz için, biz teşekkür ediyoruz hocam. Sağolun. Sevgili izleyiciler, bir başarı öyküsünün sonuna geldik. Adnan Oktar hocamız, bildiğimiz adıyla Harun Yahya’nın yapmış olduğu eserlerden, kısa kısa özetler dinlediniz. Kendi ağzından dinlememiz daha bir mutlu etti bizleri. Onun yapmış olduğu tüm başarıları ekranlara aktarmaya devam edeceğiz. Bir başka başarı öyküsü programında birarada olmak dileğiyle esen kalın. 02 Ekim 2008
|