Muhabir: Diyor önceden özet bile olsa sizin hayatınızı, yani milet anlasın hayatınızı ve bu dava nasıl, ne zaman oldu? Neden bu hayat kendi hayatınızı ve davanın İslam davanın hayatını özet olarak.
Adnan Oktar: 2 Şubat 1956’da Ankara’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimin tamamı Ankara’da geçti. Normal, laik bir aile içinde yetiştim. Dini bir eğitim almadım o zamanlar. Ama lise son yıllarında anarşinin yoğun olduğu bir dönemdi, bizim okuduğumuz dönem. Türkiye’nin çok karmaşık olduğu bir dönemdi. Çocukluğumdan beri de Allah’a inanıyordum. Fakat Allah’a inancın insanlar içinde çok zayıf olduğunu gördüm. Allah inancının güçlendirilmesi, İslam’ın, Kuran’ın çok iyi anlatılması gerektiğini düşündüm, o aralarda da Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’ni kazandım. İstanbul’daki en önemli okullardan biriydi o. Hem sanat, hem felsefe, hem de bilim açısından gerçekten ciddiye alınan bir okuldu. Özellikle de orayı kazanmış olmam, üçüncü olarak kazandım orayı, benim için çok önemli oldu. Hemen İstanbul’a geldim. Evimiz de vardı çok şükür, Ortaköy’de bir evimiz vardı. Geldim, önce tek geldim, ailemle gelmemiştim. Hemen faaliyetlere başlama azmindeydim. Okulda Darwinizm’in yanlışlığını, Allah’ın varlığını, birliğini arkadaşlarıma anlatmaya başladım. Ama o zamanlar imkanlarım tabi çok kısıtlıydı benim. Yani mesela okulun kütüphanesine gittim. Okulun kütüphanesinde fosil resimleri vardı, onların fotokopilerini çektim. Onları hazırladım. Onlardan bir dosya yaptım yani kendi araştırmalarımla, imkanlarımla o zamanlar iyi de bir çalışma yapmıştım, onunla çok güzel faaliyetler yapıyordum. Sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne geçtim, felsefe okudum. Orada faaliyetlerime devam ettim. Ama baktım ki yani Türkiye’de durum ve İslam aleminde durum çok vahim, böyle beş on kişiye anlatmakla, yirmi otuz kişiye anlatmakla olacak gibi değil, kitap yazayım dedim. Kitap yazarak, CD’ler çıkararak daha dünyaya da yönelik, Türkiye’ye de yönelik, daha kapsamlı bir faaliyet yapayım dedim. Ondan sonra kitap yazmaya başladım. Yaklaşık şu an üç yüzün üzerinde eserim, yazdığım kitap sayısı Allah’a çok şükür. Ve kitaplarımı yazarken de bir arkadaş grubum var, yirmi otuz kişilik. Onlar araştırmaları yapıyorlar, benim aradığım, istediğim belgeleri bana hazır olarak getiriyorlar. Ben onları kısaca yorumlayıp, derli toplu hale getiriyorum, bağlantılarnı kuruyorum ve kitabın çatısını kurtuktan sonra onu redaktöre veriyorum. Ve kolayca bu kitaplar hazırlanıyor. Yaklaşık 70’e yakın oldu, yabancı dile de çevrildi. Yani çok fazla yabancı dil, evet. Yani, fakat bunlar bir kısmı o kadar çok kullanılmayan diller. Fakat bunları biz çevirtmedik bir kısmını, onlar kendileri yaptılar. Yani o yüzden, yani bizim kendi çevirttiklerimiz yaklaşık altmıştır. Allah'a çok şükür şu an benim gördüğüm yüz milyonlarca kişiye hitab edecek bir sistem oluşmuş oldu. Otuz iki ayrı dilde, üç yüzden fazla internet sitesi mevcut. Her ay 167 ayrı ülkeden, dört milyonun üzerinde kişi tarafından ziyaret ediliyor bu siteler. Konferans sayısı 2500’ü geçti. Kırk ülkede satılıyor kitaplarım. İnternet kitap indirim sayısı geçen sene 35 milyondu, bu sene altmış milyonu buldu.
Muhabir: Ne?
Adnan Oktar: İndirilen kitap sayısı, ücretsiz indirilen internetten.
Muhabir: 65?
Adnan Oktar: 60 milyon.
Muhabir: 60 milyon!
Adnan Oktar: Evet. Yani diğerleri de aşağı yukarı bu rakamlarda CD’ler, sesli anlatımlar da bu sayıda. Çok geniş çapta, dünya çapında güzel bir tebliğ faaliyeti oluyor Allah’a çok şükür. MaşaALLAH Elhamdülillah. İnşaALLAH.
Muhabir: Diyor, şimdi sizin bu hareketinizin ayrıcalığı yahut özelliği, özelliği nelerdir? Bu şeyde nelere odaklanıyorsunuz, ne hangi şeyler önemli şeyler seçiyorsunuz size göre.
Adnan Oktar: Bu hareketin en önemli özelliği dinsizliğin, ateizmin en hayati noktalarına vurması; koluna bacağına değil de direk beynine vurmasıdır. Bu yönüyle çok dikat çeken bir çalışmamız var. Mesela Darwinizm, ateizmin dinidir ve önemli bir hedeftir. Genellikle Müslümanlar doğrudan dini anlatırlar ama biz önce putu kırdıktan sonra putu kırmanın netleştiğini gördükten sonra dini anlatıyoruz. O yüzden önce ateizmin en önemli putu olan Darwinizm’i ortadan kaldırıyoruz ve ondan sonra tebliğ faaliyetleri yapıyoruz. Ve bilimsel çaışıyoruz, yani bilimsel deliller sunuyoruz. İnsanların aklı bu çağımızda artık gözüne indiği için, eliyle tutuğu ve gözüyle gördüğüne daha çok inandıkları için, onların gözüyle göreceği ve eliyle tutacağı deliller vererek kesin kanaat getirmelerine sebep oluyoruz. Mesela fosilleri sergiliyoruz, fosilleri insanlar kendi elleriyle tutuyor ve gözleriyle görüyorlar. Kesinlikle canlıların evrim geçirmediğini, milyonlarca senelik fosilleri görerek kesin kanaatleri geliyor. Biz buna inanmaları için uğraşmıyoruz, kendi eliyle bunu tutarak, gözüyle görerek kesin kanaat getirmiş oluyor.
Muhabir: Diyor, ben dikkat ettim bir sürü Darwin, çok kitaplar yazdınız, onlarca makaleler yazdınız, yani bu sebebi nedir? Muhakkak bir anlattınız bu meseleyi, başka bir şey var mı?
Adnan Oktar: Hz. İbrahim önce putları kırdı biliyorsunuz, ondan sonra anlatım daha kolay olur. Hz. Musa da önce o buzağıyı kırdı, gelir gelmez parçaladı, yaktı ve denize attı. Putların ortadan kaldırılması çok önemlidir. Darwinizm de bir puttur. Yani tesadüflerle dünyanın yaratıldığını, kainatın yaratıldığını iddia eden, Allah’ın yaratmasına karşı tesadüfü ortaya koyan bir puttur. Yani sapkın bir inançtır. Onun için bütün dünyayı kasıp kavuran bu sapkın dinin ortadan kaldırılması çok önemli.
Muhabir: Dördüncü soru diyor, İslam hareketi, Arap ve İslam alemindeki İslami hareketlere ne söylemek, ne nasihat etmek isiyorsunuz, nedir nasihatiniz varsa?
Adnan Oktar: İslam alemi yakın zamanda Allah’ın izniyle birlik olacak, bütün dünyayı kaplayan bir birlik oluşacak, Mehdi’nin zuhuru gerçekleşecek. Mehdi’nin bütün alametleri çıktı. Nebi Hz. İsa Aleyhisselam, Meryem oğlu Hz. İsa Aleyhisselam zuhur edecek. Kuran’ın ayetleriyle bu açıktır, inişi. Sünni inançta, Hanefi, Hambeli, Maliki ve Şafi mezheplerinde kesin hükümdür Mehdi’nin çıkışı ve Hz İsa’nın nüzulü. Kimse itiraz etmiyor, hiçbir mezhep imamı itiraz etmemiştir ve hepsi kabul etmiştir. Ayrıca Şiilikte de aynı şekilde, Hz İsa’nın inişi kesin hükümdür, Mehdi’nin çıkışı da kesindir. İki büyük mezhep de, İslam alemindeki ana iki büyük mezhep de Mehdi’nin zuhurunu ve Hz. İsa’nın nüzulünü kabul ediyor. Ve bu kesin bir hüküm olarak inanılıyor. Gerçekten de bunun bütün alametleri çıktı. 300’e yakın alameti vardır Mehdi’nin zuhurunun ve Hz. İsa (a.s)’ın inişinin, tamamı oluştu. Alevi, Sünni, Caferi hep beraber kardeş olacağız inşaALLAH. Zaten kardeşiz. Mehdi de İslam aleminin inşaALLAH başına geçecek. Bütün dünyaya İslam hakim olacak, bunu göreceğiz inşaALLAH. İnşaALLAH.
Muhabir: Duyduk son aylarda sizin bazı talebeleriniz hakkında mahkeme kararıyla iki sene hapis kararı çıkmış. Peki şimdi durum nedir? Temyize gidecek misiniz? Nedir bu, ne olacak şimdi?
Adnan Oktar: Kaderde ne olursa o olur. Hapis hükmünü Allah verir, hakime söyletir Allah. Yoksa hiçbir hakim karar veremez, Allah dilemeden hiç kimse hüküm veremez. Allah kaderde hüküm verdiyse, ‘bu kulum hapse girsin, Beni tefekür etsim, Beni düşünsün, derinlik alsın’ dediyse, o kul girer hapse. Yani bunu da hiç kimse engelleyemez. Ne başka ülkede olsun, ne Türkiye’de olsun hiç kimse bunu durduramaz. İnşaALLAH hayırla olur. Fakat bana yapılan suçlamayı Türkiye’de ve İslam aleminde de hiç kimse kabul etmiyor. Beni çete lideri olarak değerlendirdi mahkeme. Tabi ben mahkemenin hükmüne saygı duyuyorum ama ben çete lideri değilim, çünkü 300 tane benim kitabım var, gece gündüz bunlarla uğraşıyorum. Ayrıca çete mensubu adam öldürür, yol keser, gasp yapar, cinayet işler; bir şeyler yapar yani. Öyle bir suç işlediğime dair dosyada hiçbir delil yok, dosyanın içi bomboş. Dolayısıyla böyle bir hüküm olması harika, bir mucize bir şey. Bir hayır vardır. Ben de Allah dilerse orada aslan gibi yatarım hapiste, yine kitaplarımı yazarım, yine faaliyetlerime devam ederim inşaALLAH. Ama tabi ben bu iddiayı kabul etmiyorum.
Muhabir: Diyor, görüyoruz çok büyük bir hareket, kitap yazmak, kitap basmak, dergiler, çok iyi seviyede dergiler. Ama anladığımıza göre bu dergiler, kitaplar külfetten daha ucuza satılıyor. O yüzlerce binlerce peki kusura bakmayın bir şey, yani kusura bakmayın peki bunun şeyi nereden geliyor, parası nereden geliyor? Böyle ucuza satyorsunuz. Karşılamıyor fiyatını, ucuza satıyorsunuz. Karşılamıyor fiyatını.
Adnan Oktar: Evet, Hz. Süleyman’a o maddi imkan nereden geldi, paralar nereden geldi? Mesele Hz. İbrahim de zengindi, Allah ona nereden getirdi? Allah Peygamber Efendimiz’i de zengin etti. Şeytandan Allah’a sığınırım, Allah ‘ Fakirken sizi zengin etti’ diyor, ayet var. Süleyman’ın zenginliği, Hz.İbrahim’in zenginliği, Peygamber Efendimiz’in zenginliği nereden geldiyse aynı kaynaktan, yani Allah veriyor. Nasıl oluyor? Arkadaşlarıma Allah bereket veriyor, onlar ticaret yapıyorlar, Allah yollarını açıyor, onlar da şaşırıyorlar yani bir mucize olarak görüyorlar. Kazanıyorlar ama kazandıklarını da olduğu gibi Allah yolunda kullanıyorlar. Benim mesela üzerime hiçbir mal varlığı yoktur. Yani ne bankada param, ne bir evim, ne bir üzerime yapılmış bir araba, hiçbir mal varlığım yok. Arkadaşlarım da öyle, günü birlik kazanıyorlar Allah rızası için, Allah yolunda harcıyorlar.
Muhabir: Diyor, davanız yönünde en önemli maniler, şeyler nedir, zorluklar karşınıza çıkan hendikaplar, en önemlileri nelerdir?
Adnan Oktar: Bizim faaliyetlerimiz içerisinde bizim karşımıza geçen en önemli güç masonluk oluyor, masonluk ve masonluğun yönlerdirdiği çeteler oluyor. Mesela Türkiye’deki iddia edilen Ergenekon çetesi. Yani komünist derin devlet çetesi denilen, devlet içerisinde yapılanmış, binlerce, yüzlerce üyesi olan bir iddia edilen çete. Gerçi bu yakalandı bu iddia edilen çete şu an ama faaliyetlerine halen devam ediyor. Onların bana yönelik yıllardan beri çok yoğun faaliyetleri oldu. Mesela ben emniyette gözaltına alındım haksız yere, 72 saat göz altında tutuldum. Göz altına alındığım dönemde yiyeceğime bu iddia edilen çete kokain karıştırdı ve kanımda kokain çıkmasına sebep oldular. Bu resmi olarak adli tıp kurumunda anlaşıldı, tespit ettirdim. Emniyette yiyeceğime karıştırıldığını adli tıp tespit etti. Yani bu iddia edilen çete bu tarz çok fazla oyun oynadı bana ve çok fazla suikast yaptılar. Karşıma çok garip olaylar, çok şaşırtıcı olaylar çıktı. Yani bu sadece o iddia edilen çetenin faaliyetleriyle kalmadı o. Mesela akıl hastası olmadığım halde akıl hastası denerek 10 ay beni cinayet işlemiş, şuuru tamamen kapalı akıl hastalarının içinde tutular, 10 ay. Benim bulunduğum 10 ay içerisinde yedi kişiyi öldürdü akıl hastaları. Yani benim hayatımı ciddi şekilde tehlikeye atan bir yerde yaşadım ve ruhen de bedenen de insanların dayanamayacağı ortamda 10 ay kaldım. Mesela bunlar da çok şaşırtıcı olaylardır. Buna benzer çok fazla olayla karılaştım. Yani beni engellemeye yönelik gibi görünen, beni haksız olarak durdurmaya çalışan birçok tavırla karşılaştım. Mesela ‘Türk kavmindenim İslam milletindenim’ sözünü kullandığım için yaklaşık 9 ay hücre hapsinde tutuldum sonra beraat ettim. Mesela bu da beni çok şaşırtmıştı, çok hayretime gitmişti, çünkü tutuklanmamı isteyen savcı aynı şekilde 19 ay sonra, yani akıl hastanesinde tuttular 9 ayı hücre hapsinde, 10 ayı akıl hastanesinde olmak üzere kaldım. Bunun sonucunda beni beraat ettirdiler ve hiçbir suçu yoktur dediler. Hakikaten de suçum yoktu. Çünkü Türk kavmindenim ben, doğru kavmim Türk, İslam miletindenim, İbrahim milletinden olduğum için İslam mileti olmuş oluyor zaten belli, millet din anlamındadır Arapça’da, ben de İslam milletindenim dedim. Bunun yüzünden 19 ay hapiste kaldım. Ama tabi ben mahkemenin hükmüne yine saygı duyuyorum. Fakat şaşırdığım ve hayret ettiğim bir durumdur benim için. Ama ben herzaman hukuka saygı duydum. Mesela son olarak yine bu mahkemede de üç yıl verilen cezaya da, ona saygı duyuyorum. Yani hukuka her zaman saygılıyım ve hakkımı helal ediyorum, onlara karşı bir öfkem, içimde bir kin, bir intikam hissi yok, defalarca hakkım helal olsun inşaALLAH.
Muhabir: Daha iyi diyor sizin için inşaALLAH.
Adnan Oktar: İnşaALLAH, inşaALLAH.
Muhabir: Biz de çok teşekkür ederiz, siz bu büyük bir dava, büyük bir hareket önderi olduğunuz için. Allah sizi muvaffak etsin.
Adnan Oktar: İnşaALLAH, inşaALLAH cümlemizi hep beraber.
Muhabir: Son soru, son soru. Diyor, biliyorsunuz Irak başına gelenleri. Savaştan savaşa ve çok kötü bir durumdayız. Hepimiz Sünni, Şii olsun, Hristiyan olsun, Kürt olsun, Türkmen olsun, hepimiz aynı çatı altındayız ama başımızdan çok büyük belalar geçiyor. Sizin görüşünüz nedir, Irak’ta bu geçen meseleler hakkında?
Adnan Oktar: Bunu Peygamber Efendimiz (sav) belirtmiş, yani Irak’ın Mehdi zamanında işgal edileceğini hatta Bağdat’ın harab edileceğini çok detaylı; hatta yabancı ülkeler Rum diyor, mesela rivayette Rum, yani yabancılar, Ehli Kitap tarafından işgal edeceğini belirtmiş. Afganistan’ın işgal edileceğini o devirde belirtiyor. Ay ve Güneş tutulmaları olacağını, 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olacağını belirtiyor. Kabe’de kan akıtılacağını belirtiyor, o da, kan akıtılması da oldu. Fırat’ın suyunun kesilceği belirtiyor, barajla kesildi. İran’la Irak arasındaki savaşa kadar çok detaylı anlatmış Peygamber Efendimiz. Bunların hepsi Mehdi’nin zuhur alametidir. Bunlar bizi birbirimize kitleyecek inşaALLAH, kardeşlik bağımızı çok şiddetlendirecek, sevinçli, güzel bir düğüne doğru biz gidiyoruz inşaALLAH. Bunların alameti, Mehdi’nin zuhuru an meselesi, Hz. İsa’nın inişi de an meselesi inşaALLAH. Çok güzel bir birliktelik olacak. Sünni, Şii kardeşlerim sıkı sıkıya kardeşliklerini pekiştirsinler, çok güzel bir kardeşlik bağı oluştursunlar. Caferiler son derece takvadır, Sünniler takvadır, Aleviler takvadır. Araplar bizim canımız kardeşlerimiz, Peygamberimizin soyu. Kürtler canımız kardeşlerimiz. Oradaki Hıristiyanlar hepsi Ehli Kitaptır, hepsi bizim kardeşimiz. Bu ayrılık gayrılığa sakın düşülmesin. Bu masonların bir oyunu, böyle bir oyuna kimse gelmesin. Hep birlikte, beraber olalım, Mehdi’yi karşılamaya hazırlanalım, İsa’yı karşılamaya hazırlanalım inşaALLAH.
Muhabir: Diyor tabi hadisler getiriyor, bu nasıl müminler birbirlerine kardeştir, şeylerdir ayette ve hadisler getirdi. Yani sizi doğruluyor, işte İslam zaten budur, İslam böyle zaten emrediyor. Sizin de diyor benim şeyim yok size. Ayetler, işte hadisleri getirdi doğruluyor.
Ve sizin ve sizin bu hareketinizi muvaffakkıyetini Allah’tan dua ediyor, temenni ediyor, sizin için dua ediyor.
Adnan Oktar: İnşaALLAH. 22 Eylül 2008
|