Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Makaleler ::::::::::.....
Harun Yahya

AVRUPA'YI KUŞATAN TAPINAKÇI ŞEBEKESİ

Avrupa'yı kontrol altına alan Tapınak Şövalyeleri tarikatı, Hıristiyanlık prensiplerine bağlı dindar bir tarikat değildi. Tam tersine, tüm faaliyetleri din ahlakı ile taban tabana zıttı. Sonraki bölümde de göreceğimiz üzere, Tapınakçı tarikatına hakim olanların inançları ve uygulamaları, Hıristiyanlığa uzak, hatta ona düşman bir yapı sergilemekteydi.

Tapınak Şövalyeleri, Hıristiyanlığa düşman bir tarikat olarak, dünya hakimiyeti ideallerini gerçekleştirmek için her türlü yönteme başvurdular. İstedikleri güvencelere kavuşur kavuşmaz, göz boyama maksatlı misyonerlik yeminlerini ve sözde dindarlıklarını bir yana bırakıp geniş çaplı bir hakimiyetin finansmanını toplamaya koyuldular. Tapınakçıların kurdukları ağ, eşine ancak günümüzün uluslararası mafya kartellerinde rastlanabilecek organize faaliyetler neticesinde, bütün Avrupa'yı, deniz ticaretinin kalbi olan Akdeniz gemi yollarını ve limanlarını sarmıştı. Ayrıca, tarikat mensupları, İngiltere, İrlanda gibi kuzey ülkelerinin deniz ve kara ticaretinden de büyük bir pay alıyorlardı.


TAPINAKÇILARIN KANUNSUZ MAL EDİNME YÖNTEMLERİ

Tapınakçılar, kanunsuz yollardan kazandıkları geliri çeşitli yatırımlar için harcıyorlardı. Toprak satın alımı ve inşaatçılık bu yatırımların başında yer alıyordu. Tapınakçılar, büyük şato ve kilise inşaatlarında uzmanlardı. Sahip oldukları topraklarda köyler, kasabalar ve hatta şehirler kurarak paralarını aklıyorlardı. Kurdukları yerleşim yerleri sayesinde yeni nüfuz alanları oluşturup vergi, haraç gibi farklı ve önemli gelir kaynakları elde ediyorlardı.

Bankerlik, emlakçılık ve inşaat işlerinden sonra şövalyelerin en önem verdikleri sektör denizcilikti. O çağda kara yolculukları çok masraflı, zor ve tehlikeliydi. Deniz yolları ise daha rahat, ekonomik ve güvenliydi. Dolayısıyla, Hıristiyanların hakim olduğu merkezler arasında güvenli ve hızlı nakliye yapmak oldukça karlıydı. Bu nedenle, Tapınakçılar nakliye işlerini bu alana kaydırdılar. Başlangıçta Venedikliler, Cenevizliler gibi uzman denizcilerle çalışarak kısa sürede denizciliği öğrenip kendi filolarını kurdular.

Büyük ticari ayrıcalıklar elde ettikleri Marsilya, Tapınakçıların Akdeniz'deki en önemli merkeziydi. Ancak, varlıkları Marsilya'yla sınırlı kalmadı. İskenderiye'den Tripoli'ye, Antakya'dan Sayda'ya kadar, bütün önemli limanlarda tarikatın merkezleri ve ticaret gemileri mevcuttu. 1216-33 yılları arasında büyük bir deniz gücüne ulaşan tarikat, nakliye yollarında üstünlüğü ele geçirirken, denizcilikle uğraşan tüccarların da zor durumda kalmalarına yol açtı. Denizcilik konusunda kazandıkları büyük tecrübe, daha sonraki dönemlerde Tapınakçıların engizisyondan kaçışlarını, Amerika gibi uzak ülkelere ulaşmalarını ve sömürgecilik faaliyetlerinde önemli rol oynamalarını sağlayacaktı.

Tehlikeli gidişatı, Fransa Kralı IV. Philippe'den çok önce fark eden Roma İmparatoru II. Frederick, 1220 yılında, şövalye tarikatlarının serbestçe ve hiçbir sınırlama olmadan toprak almalarını yasakladı. Çünkü, gidişata bakılırsa, bir ülkeyi topyekün ele geçirmeleri ihtimal dahilindeydi. Frederick, zaman içinde, kendi topraklarındaki Tapınakçıların mallarına el koydu ve ayrıcalıklarını kaldırdı. Bu gelişme Tapınakçıların, dolayısıyla da Papa'nın öfkesini üzerine çekti ve 1227'de Papa IX. Gregory, Kral'ı aforoz etti. Böylece tarikat, bir müddet daha faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdürme imkanı buldu.

1258 yılında Roma İmparatoru Manfred tahta çıktığında, Tapınakçıların bölgedeki üstadı Canellili Albert, çeşitli rüşvetlerle Kralı ikna ederek kaybettikleri imkanları geri aldığı gibi, Manfred'in özel koruyuculuğunu da sağladı.
Bu tarihlerde, Tapınakçılar bütün Avrupa'ya yayılmış, devlet içinde yeni bir devlet oluşturmuşlardı. Kendi yönetim birimleri ve sistemleri Avrupa'nın önemli merkezlerinde faaliyet halindeydi. Tarihçi yazar Funk, Tapınakçıların gerçek yüzünü şöyle tasvir etmektedir:

'İsa'nın yoksul askerleri' olma iddiasıyla ortaya çıkmışlardı. Oysa hiçbir şey, gerçeklerden bu kadar uzak olamazdı. Tapınakçılar arasında Avrupa'nın en zengin insanlarını, Paris ve Londra'nın önde gelen bankerlerini görmek mümkündü: Champagne Kontu Hugh, Castilli Blanche, Alphonso de Poitiers, Artoisli Robert, Aragon Kralı I. James ve Napoli Kralı I. Charles'in maliye bakanları, Fransa Kralı VII. Louis'nin başdanışmanı Tapınakçıydı.

Tarikat, belirli ülke ve bölgelere daha fazla önem vermiş, buralarda kendi merkezlerini kurmuştu. Bunların başında, Kudüs, Tripoli, Antakya, Fransa, İngiltere, Poitiers, Aragon (İspanya), Portekiz, Apulia (İtalya) ve Macaristan geliyordu. Sadece İngiltere'de, şövalyelere ait 5000 adet mülk tespit edilmişti.


AVRUPA'YI SİYASİ VE EKONOMİK OLARAK ELE GEÇİRİYORLAR

Sonuç olarak, Tapınakçılar o kadar zengin olmuşlardır ki, faaliyet yürüttükleri krallıklardaki bazı hükümdarlar tamamen onların desteğine bağımlı hale gelmişlerdir. İngiltere'nin birçok kralı, tarikata olan devasa borçlarına karşılık Kraliyet hazinesini Londra'daki Tapınakçı merkezlerine ipotek etmiştir. Bu durum, karar mekanizmalarını etkilemede Tapınakçılara büyük bir güç vermiş, onlar da bu gücü, savaşan hükümdarlar arasında sürekli hakemlik yaparak kullanmışlardır.

Şehir merkezlerinde politika, ticaret, finans işleriyle uğraşan şövalyeler şehir dışında, geniş araziler üzerinde kurulan tarikat evlerinde tarım, hayvancılık, madencilik gibi sektörleri yönetmekteydiler. Tapınakçı merkezlerinde 2 ila 4 arasında şövalye bulunur, bu biraderler işlerin kontrolünü ve yönetimini sağlarlardı. Bu sistemi, günümüzdeki çok uluslu şirketlere benzetmek mümkündür. Tapınakçılar, kanun dışı yöntemlerle varlığını devam ettiren dev bir şirket haline gelmiş, şirketlere ait bütün bilgileri büyük bir gizlilikle saklamış, Kilise'ye bile bu konuda bilgi vermemişlerdi.

Yine de çeşitli verilerden yola çıkarak Tapınakçıların gizli faaliyetleri hakkında çeşitli bilgiler edinmek mümkündür. Tarihi kaynaklara göre, o dönemde en az 20 bin şövalye ve şövalye başına 7-8 kişilik kadro faaliyet halindeydi. Bu kadrolar, şövalyelerin kontrolü altında denizcilikten ticarete, tarımdan inşaat sektörüne kadar tarikat mensuplarının işlerini görüyordu. Yani basit bir hesapla, takibata uğradıkları dönemde Tapınakçılar en az 160 bin kişilik bir kadroya sahiptiler. Bir ağ gibi bütün Avrupa'yı ve Akdeniz kıyılarını kuşatan bu kadro, aynı zamanda dönemin en büyük lojistik gücünü de oluşturuyordu.


ORTAÇAĞDA KAPİTALİZMİN YÜKSELİŞİ

Tarikatın böylesi geniş bir alana yayılmış olan mal varlığına tümüyle el koymak ne Fransa Kralı ne de Papa için mümkün olabilmiştir. Kralların servetleriyle yarışan mal varlıkları, (engizisyondan kaçtıkları dönemde) Tapınakçılara ihtiyaçları olan korumayı ve güvenceyi sağlamaya yetmiştir. Daha sonraki dönemlerde ortaya çıkacak olan sömürgecilik, emperyalizm, vahşi kapitalizm, uluslararası organize suç, kara para gibi sömürü sistemlerinin ilk modelleri tarikat tarafından bu dönemlerde icat edildi ve yoğun bir biçimde uygulandı. The Temple and The Lodge (Tapınak ve Loca) adlı kitapta, yazar bu konuya şöyle dikkat çekmiştir:

    Hiçbir Ortaçağ kurumu kapitalizmin yükselişine Tapınakçılar kadar katkıda bulunmamıştır.

1307 yılında başlayan Tapınakçıların sorgulandığı mahkemeler, II. Frederick'in şüphelerinin ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştur. Yıllar süren takip, tutuklama ve infazlar sonucunda Kilise her ne kadar resmen ortadan kalktığını iddia etse de tarikat, bütün Avrupa'da isim ve kimlik değişikliğine giderek faaliyetlerine devam etmiştir.

Buraya kadar verilen bilgi ve örneklerden de anlaşılacağı gibi, tüm Avrupa'yı kontrol altına alan Tapınak Şövalyeleri tarikatı, Hıristiyanlık prensiplerine bağlı dindar bir tarikat değildi. Tam tersine, tüm faaliyetleri din ahlakı ile taban tabana zıttı. Sonraki bölümde de göreceğimiz üzere, Tapınakçı tarikatına hakim olanların inançları ve uygulamaları, Hıristiyanlığa uzak, hatta ona düşman bir yapı sergilemekteydi.

27 Temmuz 2008

Harun Yahya - Makaleler Makaleler listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
THE ECONOMIC POWER IN THE WORLD IS UNDER THE MONOPOLY OF FREEMASONRY (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Kitaplar
TAPINAKÇILAR VE MASONLAR  
 Filmler
TAPINAK ŞÖVALYELERİ VE MASONLAR  
 Makaleler
KUTSAL TOPRAKLARDA BİZANS OYUNLARI KUTSAL TOPRAKLARIN KAYBEDİLMESİNİN ARDINDAN
AHTAPOTUN KOLLARI AVRUPAYI SARIYOR TAPINAKÇILAR YERALTINA İNİYOR
BİR ORTAÇAĞ MAFYASI: TAPINAKÇILAR TAPINAKÇILAR TARİH SAHNESİNDE
.....:::::::::: ESERİN KATEGORİSİ İLE İLİŞKİLİ DİĞER ESERLER ::::::::::.....
21. YÜZYIL MASONLUĞU: SESSİZ VE DERİNDEN AHTAPOTUN KOLLARI AVRUPAYI SARIYOR
AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -1- AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -2-
AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -3- AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -4-
AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -5- ATATÜRK 1935 YILINDA MASON LOCALARINI KÖKÜ DIŞARIDA OLDUĞU İÇİN KAPANIYOR SÜTUNLAR YIKILIYOR
BAZI HIRİSTİYAN GÖRÜNÜMÜNDEKİ MASONLARIN OYUNLARINA DİKKAT! BİR ORTAÇAĞ MAFYASI: TAPINAKÇILAR
DECCALİ SİSTEMİN, YANİ MASONLUĞUN İBADETLERİ ENGELLEMEK İÇİN YERLEŞTİĞİ YER, SÜLEYMAN MESCİDİ'DİR DECCALİ SİSTEM OLAN MASONLUK, KENDİSİNE DİNDAR GÖRÜNÜMÜ VEREREK İNSANLARI ALDATIR
DECCAL KOMİTESİ: DARWİN, MARX, STALİN, LENİN, MAO, TROTSKY VE DİĞER KANLI FAŞİST VE KOMÜNİST LİDERLER DÜNYADAKİ EKONOMİK GÜÇ MASONLARIN TEKELİNDEDİR
EVANJELIK MASONLARIN İNCİL'E DAYANDIRMAYA ÇALIŞTIKLARI SAHTE İZAHLARA DİKKAT FRANSA DiNDEN NEDEN BU KADAR KORKUYOR?
GLOBAL MASONLUK-1- GLOBAL MASONLUK-2-
GLOBAL MASONLUK-3- GLOBAL MASONLUK -4-
GLOBAL MASONLUK -5- GLOBAL MASONLUK-6-
GLOBAL MASONLUK-7- GÜNÜMÜZDE TÜRK MASONLUĞU
HER BÖLÜNMEDE GÜÇLENDİLER HZ. MEHDİ (A.S) VE HZ. İSA (A.S.) DEVRİNDE SÜLEYMAN MESCİDİ TEKRAR İNŞA EDİLECEK VE TÜM İNANANLAR ORADA HUZUR İÇİNDE İBADET EDECEKTİR
İMAN EDENLER MASONLARIN ÇİRKİN OYUNUNA GELMEMELİDİRLER İNCİL'DE BAHSİ GEÇEN 'DECCAL BİRLİĞİ', ŞU AN TÜM DÜNYADA HAKİM OLAN VE KAN AKITAN 'MASONLUK'TUR
KABALA'NIN 5000 YILLIK SIRRI KÖTÜLÜĞÜ ÖRGÜTLEYENLERE ÇAĞRI
KUTSAL TOPRAKLARDA BİZANS OYUNLARI KUTSAL TOPRAKLARIN KAYBEDİLMESİNİN ARDINDAN
MASON KAYNAKLARINDA MATERYALİZM MASONLARDA ESKİ YUNAN'DAN YENİÇAĞ AVRUPASI'NA EVRİM HURAFESİ
MASONLARDA RUHUN İNKARI MASONLAR DP İÇİNE ÜSTAD MASON A.SALİH KORUR'U YERLEŞTİRDİLER MENDERES'İ KUŞATAN MASONLAR
MASONLARIN ETKİSİNDE KALAN BAZI EVANJELİKLER, DECCALİN KİRLİ OYUNUNA GELMEMELİDİRLER MASONLARIN VE DARWİNİSTLERİN KARANLIK İTTİFAKI
MASONLARIN YANILGILARI MASONLAR TELAŞA KAPILDILAR
MASONLUĞUN KİRLİ YÜZÜNÜ BİLMEYEN PEK ÇOK DİNDAR, FARKINDA OLMAKSIZIN MASONİK SİSTEMİ DESTEKLEMEKTEDİR MASONLUĞUN SAKLANAN YÜZÜ -1-
MASONLUĞUN SAKLANAN YÜZÜ-2 MASONLUKTA SEMBOLLERİN SIRLARI
MASON TEŞKİLATININ KİRLİ YÜZÜ, DÜŞÜK DERECELİ MASONLARIN TAMAMINDAN GİZLENİR MESCİD-İ AKSA SALDIRISI VE SON KEHANET -1-
MESCİD-İ AKSA SALDIRISI VE SON KEHANET -2- MESCİD-İ AKSA SALDIRISI VE SON KEHANET -3-
ÖZBEKİSTAN'DA İÇ ÇATIŞMALAR DURMAK BİLMİYOR TAPINAKÇI FELSEFE VE MASONİK EYLEM
TAPINAKÇILAR MASON LOCALARINA SIZIYOR TAPINAKÇILAR TARİH SAHNESİNDE
TAPINAKÇILAR YERALTINA İNİYOR TAPINAKÇI MASON BİRADERLER
TAPINAK SÖVALYELERİNİN EKONOMİK GÜCÜ TÜRKİYE'DE İLK MASON VE İLK LOCA
TÜRKİYE’DE MASONİK ÖRGÜTLENMENİN ADIM ADIM ÇÖKÜŞÜ TÜRKİYE MASONLARI DEŞİFRE OLUYOR
 
 
 
 
  BookGlobal.Net