Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)

  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
SUNUCU 1: Şunu sormak istiyorum şimdi eğer izlediyseniz o görüntüleri Cumhurbaşkanı Gül’ün Tunceli’ye girişi sırasında yaşanan bir kalabalık vardı ve o kalabalığın içerisinde Aleviler de vardı. Aleviler çeşitli isteklerde bulundular. Bundan sonra hükümetin tavrı Alevilere karşı nasıl olur?
ADNAN OKTAR: Ben şimdi bu belgelere bakarken o ziyaret ettiği cemevinin fotoğrafını gördüm, 12 imamın resimleri var, gayet güzel, çok güzel yani 12 imam sevgisi hâkimse, Hasan, Hüseyin’e, Hz. Ali’ye karşı muhabbet varsa bizim zaten gönlümüz oradadır o zaman. Çok şahane, bayağı güzel.
SUNUCU 2: Bu ziyaret sırasında halkın istekleri oldu ve Cumhurbaşkanı’na ilettiler bu istekleri, sizce bu ziyaret bir adım olarak değerlendirilebilir mi, istekler yerine getirilir mi bu ziyaretle?
ADNAN OKTAR: İki hanım gördüm ben, ikisi de ev istiyorlardı, çok sevimliler.
SUNUCU 2: İş istiyorlar tabii doğudaki en büyük sorun.
ADNAN OKTAR: İş istiyorlar. Yani en azından ucuz kirayla vatandaşlarımızın ev sahibi yapılması çok önemli. Mesela en fazla 100 milyon liraya ev sahibi yapılabilirler. Evsizlik tabii çok korkunç bir şey yani açık havada, soğukta kalmaları veyahut yiyeceksiz kalması… Böyle konularda devletin bir sigortası olması gerekir yani bir milli sigortanın olması gerekir. Evsiz veya yiyeceksiz, susuz insan veyahut banyo ihtiyacını gideremeyen bir insan bu çok vahimdir. Yani bu bütün milletin sorumluluğundadır. Bana ne diyemeyiz. Mesela yemek yiyemiyorsa, evi yoksa bana ne olmaz. Yani birincil sorun olarak onun hemen süratle halledilmesi lazım, hemen üzerine gidilmesi lazım.
SUNUCU 2: Ama sadece sorun ev veya iş değildi değil mi? Alevilerin asıl dert yandığı konular cemevlerinin ibadet yeri yapılması.
ADNAN OKTAR: Böyle bir şeyin zaten sorun olması çok acayip. Tabii ki ibadet…
SUNUCU 2: Sorun değil mi sizce?
ADNAN OKTAR: Olması acayip yani garip... Onların anlattığı güzellikler, sevgiler, insancıl tavırlar, Hz. Ali’ye olan sevgi, 12 imama olan sevgi, arif olmak, derin olmak, insancıl olmak… Biz bunu bu binalarda anlatmak istiyoruz diyor. Oralar da Allah’ın evi işte yani tabii ki özgür olacaklar yani ona izin verilmiyor gibi bir konum varsa bu çok şaşırtıcı olur.
SUNUCU 1: Şimdi şöyle bir şey var, camiler, sinagoglar, Türkiye’den bahsediyorum, camiler, sinagoglar, kiliseler, bunlar devlerin imkanlarından yararlanabiliyorlar. Sonuçta onlar ibadethane olarak kabul edildikleri için devletin imkânlarından da yararlanıyorlar. Dolayısıyla Türkiye’de cemevleri sadece kendi imkanlarıyla dönüyor ve ibadethane olarak kabul edilmiyor. İbarede şu yazar aynen; sinagog, kilise ve camiler ibadethane olarak kabul edilir ve su ve elektrik masrafları devlet tarafından karşılanır.
ADNAN OKTAR: Orada bir düzenleme gerekmiş oluyor. Çünkü orada güzel ahlakı, sevgiyi, barışı, kardeşliği ve Kuran’ın özünü anlatıyorlar. Dolayısıyla orası da ibadethane, oranın da aynı hükümde olması gerekir onda tereddüt edilecek bir şey yok.
SUNUCU 2: Peki, sizce demokrasi mi şeriat mı?
ADNAN OKTAR: Demokrasi mi şeriat mı? Şöyle diyelim; İslam mı İslam dışı bir yapı mı? Tabii ki ben İslam ahlakının yaşandığı sistemi isterim çünkü İslam ahlakının yaşandığı sistemde demokrasi tam anlamıyla vardır. Bütün kapsamıyla, bütün derinliğiyle ve bütün gerçekliğiyle vardır. Yani sahte demokrasi yoktur, gerçek demokrasi vardır. O yüzden tabii ki ben İslam ahlakının bütünüyle uygulanmasını isterim.
SUNUCU 1: Şu anda Türkiye’de bütünüyle uygulanabiliyor mu sizce?
ADNAN OKTAR: Demokrasi tabii çok çok eski Türkiye’de.
SUNUCU 1: İslam’dan bahsediyorum.
ADNAN OKTAR: Hayır hayır o Mehdi devrindedir. Yani barışın tam hâkim olduğu, sevginin, kardeşliğin, fikir özgürlüğünün tam hâkim olduğu dönem Mehdi devrindedir. Mehdi gelmeden önce zaten karmaşa var yani, İslam âleminin de mezheplere bölüneceği, karmaşa içinde olacağı, zorda olacağı da belirtilmiş. İran Anayasası da öyle zaten, Mehdi gelmeden bir düzelme olacağı yönünde bir üslupları yok. Bizim anayasamız diyorlar, Mehdi gelinceye kadar geçerlidir. Bu ne demek? Yani her şey Mehdi’den sonra mükemmel olacak anlamına geliyor.
SUNUCU 2: Peki, Mehdi’ye birazdan gelelim. Şimdi demokrasi varsa, yani İslam’ın olduğu bir demokrasi istiyorum dediniz siz, peki, bir ülkede diyanet işleri başkalığı var ve tek din tanınıyor orada. Sizce din ve vicdan özgürlüğü değil midir demokrasi? Bunu biraz açabilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Musevilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık, hepsi eşit derecede desteklenmesi gerekir, Mehdi devrinde böyledir. Yani hadislerde bu, bu şekilde geçmektedir. Aynı eşitlikte, aynı koruyuculukta, aynı şefkatte, aynı merhamet anlayışında aynı birinci sınıf insan muamelesinde tavır Kuran’ın da bize gösterdiği yoldur, hadislerin de gösterdiği yoldur. Mehdi devrinde de bunun bu şekilde olacağını çok açık görüyoruz.
SUNUCU 1: Şunu da sormak istiyorum aslında; şimdi Türkiye bir İslam devleti. İslam’ın temelleri üzerine de kurulmuş aslında, yani şu anda yaşadığımız çevrede de görüyoruz hükümetin özellikle ılımlı İslam politikasını da görüyoruz. Ilımlı İslam politikası altında diğerleriyle, başka diğer ülkelerle de, diğer bölgelerle de bir birleşme olabileceğine inanıyor musunuz? Mesela Amerika’yla, Avrupa’yla.
ADNAN OKTAR: Mehdiyet’in gölgesi şu an dünyanın üzerinde. Olay Mehdilikle sonuçlanacak bir olay yani ben onu daha önceden de söyledim, görüyorsunuz, gözlerinizin önünde İslam ülkeleri birleşiyor. Son olarak yeni bir karar alındı, 10 ülke daha birleşme kararı aldı. Her gün bununla ilgili bir haber duyuyorsunuz. Benim yıllardan beri söylediğim Mehdiyet olayı işte budur ve adım adım ilerliyor. Bunu durduracak dünyada hiçbir güç yoktur. Ve mutlaka olacaktır bu, bunu herkes görecek. Yani bu sürekli tırmanacaktır, Amerika da destekleyecek, Rusya da destekleyecek, Çin de destekleyecek göreceksiniz. Yani bu sistemi desteklemeyen dünyada hiçbir ülke kalmayacaktır. Ve kendiliğinden tırmanıp en yüksek noktaya kadar çıkacaktır.
SUNUCU 2: Az önce dediniz ki; her dine, Museviliğe, Hıristiyanlığa eşit ölçüde yaklaşılmalı. Demokrasi budur dediniz. Peki, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda böyle bir uygulama var mı sizce? Her yöne açık mı?
ADNAN OKTAR: Diyanet İşleri başkanlığı, tabii ki laik devlette Diyanet İşleri Başkanlığı tam anlamıyla kendi içinden geldiği gibi tavır koyamaz. Bu da laikliğin bir gereğidir zaten. Ama Mehdiyet devrinde laiklik ve demokrasi tam anlamıyla uygulanacağı için bu tip bürokratik engeller de hiç olmayacaktır. Ani gelişmeler olur mehdiyette, yani saat, dakika ve gün esastır. Karar alsak acaba, nasıl olur acaba gibi bir konu yoktur. Müthiş bir hız ve sürat hâkimdir. Yani yıldırım hızıyla hallolur.
SUNUCU 2: Mehdi gelmeden öncesinden bahsedersek, şu anda…
ADNAN OKTAR: Bu durum gittikçe daha iyi olur ama şu an iyidir diyemeyiz tabii ama gittikçe daha iyiye doğru gider.
SUNUCU 2: Sorunun cevabını da tam alamadım. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın olmasına inanıyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, çok çok iyi tabii… Yani disiplinli, tertemiz camiler, ibadethaneler, bu bir lükstür, bir güzelliktir.
SUNUCU 2: Peki, zorunlu din dersleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Zorunlu fizik dersi, kimya dersi, zorunlu felsefe dersi ve zorunlu din dersi… Tabii din de hayatın çok önemli bölümüdür. Genel kültür açısında bir insanın dini bilmemesi onun zırcahil olduğunu gösterir. İslamiyet’i tam anlamıyla bilecek, mezhepleri bilecek, Aleviliği, Bektaşiliği, Şiiliği, her şeyi, Sünniliği… Ayrıca Musevi dinini çok iyi bilecek, Hıristiyanlığı çok iyi bilecek, Marksizmi, faşizmi, varoluşçuluğu, bütün felsefeleri çok iyi bilecek, kültürlü insan diye biz buna deriz. Bir şey bilmeyen bir insana biz kültürlü diyemeyiz. Dolayısıyla tabii ki zorunlu olması lazım. Biyoloji dersi nasıl zorunluysa, nasıl genel kültürse, din de genel kültürdür. Dinsizin de öğrenmesi gerekir, yani mutlaka bunu bilmesi lazım.
SUNUCU 1: O zaman şöyle diyebilir miyiz? Okullarda okutulan din dersi kitaplarında ufak bir değişiklikle herkese hitap edecek bir duruma getirilmesi daha iyi değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii ki yani Din Bilgisi kitabı en az 1000 sayfalık olması lazım, en az… Hayata hâkim olan, gece gündüz yaşanan bir olayı görmezden gelmek inanılır gibi değil. Yani bütün dünyada bu konuşuluyor. Mesela Irak’ın işgalinde evanjelik felsefe hâkimdir, Afganistan’ın işgalinde evanjelik düşünce hâkimdir. Ve Mehdiyete karşı tedbir alma düşüncesi vardır. Mehdiyeti bilmeyen, evanjelik düşünceyi bilmeyen, diğer konuları bilmeyen insanın bu konuları çözmesi ve anlaması, siyasi gelişmeleri anlaması mümkün olmaz. Ama şu an evanjelikler işin doğrusunu öğrenmişlerdir; Mehdi’nin barışçıl, sevgi dolu, kan akıtmayan, bilakis olayları yatıştıran, silahların ortadan kalkmasına vesile olan… Hatta detay verilmiş değil mi Mehdi’yle ilgili. Burnu dahi insanların kanamaz diyor, damla kan akmaz diyor, bu kadar detay verilmiş. Bunların olacağını bilir işte kültürlü bir insan.
SUNUCU 2: Biraz da özgürlük değil mi aslında din? Yani herkesin kendi öğrenmek istemesi, kendi araştırıp, kendi bilmesi gerekmiyor mu?
ADNAN OKTAR: O zaman felsefe için de biyoloji için de aynısını deriz.
SUNUCU 2: Ama o bir eğitim, bu özgürlük, vicdan ve din özgürlüğünden bahsediyoruz.
ADNAN OKTAR: Genel kültürdür o, bilinmemesi cahilliği meydana getirir. Çünkü bir dindarı tanıyamayacak o zaman. Yani dinsiz olma hürriyeti vardır ama dini bilmeme hürriyeti olmaz. Dinsiz olabilir ama kültürsüz olma hürriyeti olmaz. Ben cahil kalmak istiyorum diyemez. Cahillik çünkü çok tehlikeli bir şeydir. Yani tehlikenin kökeninde zaten cehalet vardır. Bunu öğrenecek. Ama ben dini kabul etmiyorum der, istediği gibi der.Tehlikenin kökeninde cehalet vardır. Bunu öğrenecek. Ama ‘’ben dini kabul etmiyorum’’ der, istediği gibi der.  “Ben istediğim dini seçeceğim’’ der, “ateistim de diyebilir’’ne diyorsa der ama “ben öğrenmek istemiyorum’ diyemez. O zaman Marks’ı da öğrenemez, faşizmi de, varoluşu da öğrenemez yani dünyadaki bütün sosyal gelişmeleri öğrenemez. Bütün sistemler, hatta Moon Tarikat’ından tutun, diğer bütün sapkın düşüncelere varıncaya kadar, Satanizm de dâhil hepsini bilmeleri lazım. Hepsi hakkında genel kültüre sahip olmaları lazım.  
SUNUCU 2: Siz ibadet yeri kabul edilsin dediniz cemevleri, yurt dışında zaten bunlar var, 15- 20 milyon alevinin yaşadığı bir Türkiye’de yok sadece. Sizce neden yurt dışında var da Türkiye de bu zamana kadar böyle bir şey olmadı? Neden kabul edilmiyor? 
ADNAN OKTAR: Mehdi’yi bekliyor demek ki… Çünkü Mehdi 12 imam aşığıdır. Yani Mehdi demek; 12 imamla iç içe olan bir ruh demektir, Hz. Ali aşkı demektir. Dolayısıyla Mehdiyet devrinde tam anlamıyla olacaktır.  
SUNUCU 1: Peki şöyle söyleyeyim, 8 Kasım da bir alevi miting olacak. Bu akşam biraz bu konudan açtık, girdik aslında devam edeceğiz ama şimdi Aleviler eşit yurttaşlık hakkı istiyorlar, eşit hak ve özgürlükler için miting talebinde bulundular ve gerçekleştirecekler şimdi 8 Kasım’da. Sizce bu miting işe yarar mı?  
ADNAN OKTAR: Mitinge hiç gerek yok. Mehdiyet an meselesidir zuhur etmesi. Çok çok az kaldı. Miting de yapsınlar tabi o demokratik haklarıdır ama ben açıkça söylüyorum; Alevilerin, Bektaşilerin, Şiilerin, Caferilerin hepsinin; şiddetli huzur, sevgiye, mutluluğa kavuşacakları ortam Mehdi’nin zuhuru ortamıdır.  Yani aleviler bin küsur seneden beri Mehdi’yi bekliyorlar. Aşkla, muhabbetle, saz çalarak, şiirler söyleyerek, coşkuyla Mehdi aşkı onların kalplerini sarmıştır. Ne mutlu onlara ki o vakitteler şu an… O vakte girmiş durumdalar yani Aleviliğin kökeni Mehdiyete dayanır zaten… 
SUNUCU 1: Peki siz destek verecek misiniz bu mitinge herhangi bir şekilde? 
ADNAN OKTAR: Ben şu anda destek veriyorum zaten.  
SUNUCU 2: Ama biz orada olacağız mesela 8 Kasım’da. Siz nasıl bir destek vereceksiniz? 
ADNAN OKTAR: En güzel destek kültürel destektir. Ben diyorum bakın, Mehdi bu konuyu kökten halledecek diyorum. Bu mükemmel bir izah… Bütünüyle halledecek diyorum ve Mehdi aşkı bütün dünyayı saracak. Alevilerin, Bektaşilerin, Şiilerin, Caferilerin delicesine bir aşkla bekledikleri Mehdi geldi. Mehdi’ye kavuşacaklar inşaAllah. 
SUNUCU 2: Mehdi geldi dediniz ama 2120’de mi, ne zaman çıkacak demiştiniz? 
ADNAN OKTAR: 2120’de dünya sonlanıyor inşaAllah. 
SUNUCU 2: Mehdi kendini ne zaman gösterecek? 
ADNAN OKTAR: 10 yıla kadar belli olur.
SUNUCU 2: 10 yıla kadar demek ki cemevleri ibadet yeri yapılmayacak.  
ADNAN OKTAR: Cumhurbaşkanı’nın bir cemevine gitmesi, bir planın uygulamaya geçirildiğini gösterir bu. Yani havada nem varsa, yağmur gelecektir demektir. O onun alametidir. Herhangi sıradan bir hareket değildir. Tunceli’nin seçilmesi, cemevine gidilmesi, benim daha önceden de bu konularda bu kadar kapsamlı konuşmalar yapmam, Alevileri destekleyen, Bektaşileri destekleyen ve cemevlerini destekleyen konuşmalar yapmam, bunlar öyle başıbozuk izahlar değildir. Yani şuurlu, sistemli izahlardır ve belirli bir noktaya doğru gidiyor.  
SUNUCU 2: Ahmedinejad’la ve birçok ülke başkanıyla görüştüğünüzü söylediniz. Gül’le böyle bir diyalogunuz oluyor mu bu konuda, görüşüyor musunuz?    
ADNAN OKTAR: Ben söyledim, ben evimdeyim ama fikrim hep iktidardadır, her zaman söylüyorum.  
SUNUCU 2: Yani görüş alış verişinde bulunuyorsunuz? 
ADNAN OKTAR: Yani ben zaten anlatıyorum. Sürekli televizyonlardan, internetten. Mutlaka fikrim ve bilgilerim bir yerlere gidiyor. Yüz yüze konuşmadan farkı yok ki bunun. Yani şu anki konuşmamızda birçok birimin izlediği bir konuşmadır. Çok yer izliyor şu an.
SUNUCU 1: O zaman bu konuyu birazcık geçelim, sonra tekrar geri dönelim. Şimdi çok yakın bir zamanda. Yarın mı geliyor? 
SUNUCU 2: Evet yarın geliyor. 
SUNUCU 1: Ömer El Beşir Türkiye’yi ziyaret edecek. Biliyorsunuz uluslar arası suçlu olarak kabul ediliyor Ömer El Beşir, uluslararası mahkemelerde de yargılama süreci var. Artık görüldüğü yerde de tutuklanması isteniyor. Şimdi Türkiye’ye geliyor ama Avrupa Birliği de Türkiye’ye bir nota verdi. “Madem Türkiye’ye geliyor yakalayın o zaman’’ dedi. Ama Cumhurbaşkanı Gül ‘de dedi ki; ‘’Hayır’’ dedi. “onlar kim oluyor, gelsin, ziyaretini yapsın’’. 
SUNUCU 2: Hiçbir hukuki işlem yapılmayacağı söylendi.  
SUNUCU 1: Şimdi siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 
ADNAN OKTAR: Avrupa çok ayıp yapıyor tabi. Tam bir kovboy kafası… Çok saygısızca. Hatta biraz daha da çirkin bir tavır… Çok çok çirkin bir tavır… Ismarlama hareketler yani, bir başka İslam ülkesini de çok ucuz görmektir bu, Türkiye’yi de çok ucuz görmektir. Yani bir devletin en yüksek noktasında olan bir insanı tutuklayın, bize getirin, yani bu hakarettir. Bu sözlerini geri almaları lazım. Çok büyük terbiyesizliktir. Çok büyük ayıp yapmışlar. Hemen özür dilemeleri lazım, Türkiye’nin de nota vermesi lazım. Dış işlerinin nota vermesi lazım. Büyük terbiyesizlik hatta daha da çirkin, şimdi ağzımdan o söz çıksın istemiyorum.  
SUNUCU 1: Peki Cumhurbaşkanı’nın sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?  
ADNAN OKTAR: Gayet güzel tabii… 
SUNUCU 1: Şimdi Avrupa Birliği sürecinde gelişen ilişkiler, sıcak ilişkilerimiz vardı. Şimdi bununla ilgili şunu sormak istiyorum, acaba zedelenecek mi sizce? 
ADNAN OKTAR: Yo, Türkiye’nin sadece böyle kendisini garip bir konuma getirmeye kalkan, kendisine saygı duymayan üsluplara karşı karşısındakini hizaya getiren bir üslubu olacaktır. Büyük devlettir Türkiye… Tarihi geçmişiyle, kültürüyle, insanlarıyla kaliteli bir devlettir. Nezaketi Avrupalılara öğretecektir.  Avrupa Birliğine girmek ayrıdır, demokrasiye girmek ayrıdır, demokrasiyi geliştirmek ayrıdır. Fakat bir başka insanı ukalaca ve saygısızca, talimat vererek, kendini üst perdeden gösterterek, garip bir tavır sergilemesi ayrıdır. Ona terbiye dersi verilir, nezakete davet edilir. Adam gibi, insan gibi konuşması sağlanır. Ama Avrupa’nın medeniyeti, kültürü, barışçıllığı çok şahane bunlar çok güzel. Güzel olan her yönünü alırız. Ama Türkiye’ye biz üst perdeden baktırmayız. Kimseden de emir almayız. Emir eri değiliz, o çok önemli. 
SUNUCU 2: Şimdi aslında bahsettiğimiz kişi savaş suçlusu olarak ilan edilmiş, uluslararası ceza mahkemesi tarafından, belki de bu Türkiye özel bir şey değildir, Başka ülkelere de gitse orada da, yakalanması her ülkeler için geçerli… Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yani hukuki bir işlem yapılmaması mı gerekiyor? 
ADNAN OKTAR: Şimdi o zaman biz de George Bush’u savaş suçlusu ilan ederiz, Türkiye’ye geldiğinde biz de yakalayalım, götürüp hapse atalım. Mantık mı şu? Yani çok acayip… ‘’Sen bu kadar adamın ölümüne sebep oldun’’ diyelim, tutuklayalım o zaman veyahut Tony Blair’ı da tutuklayabiliriz, o da İngiliz askerlerini gönderdi Irak’a, o da tutuklanabilir. Bu kadar cinayetin faalisin sen o zaman biz de seni tutukluyoruz’’ deriz bu kadar basit, savcılığa talimat verilir, tutuklanır. Olur mu öyle şey? Buradaki mantıksızlık ne ise, oradaki mantıksızlık da o… Kendi ülkesi yargılayabilir bir insanı ancak. Oranın kanunlarına göre bu geçerlidir. Bir de bize sormuşlar mı bunu yani, İslam ülkelerine sorsunlar.  
SUNUCU 2: Ama mahkeme kararı var zaten, yakalanacağına dair. 
ADNAN OKTAR: E tamam da bu mahkeme kararını kendileri çıkarmışlar. Yani Türkiye’nin mahkemelerinin de bu kararı çıkarması gerekir. Yani biz böyle bir yargılama yapsak da karar alsak tamam. Ama yabancı bir ülkenin aldığı karar. Kendi siyasi…  
SUNUCU 2: Uluslararası mahkemeleri bütün ülkeleri kapsamıyor mu? 
ADNAN OKTAR: Oradaki düşünce uygulanacak olursa, eğer o mantığı kullanacak olursak, Bush’la Tony Blair’ın da şu an tutuklanması gerekiyor, bu mantığa göre tutuklanması gerekiyor. Ama bu mantıksız olur tabii ki. Çünkü onlar kendi düşünceleri, kendi mantığına göre savaş ilan etmiştir. Savaş hukuku içerisinde onu yapmış adamlar. Yaptıkları haramdır, çirkindir, oyuna gelmişlerdir, Mehdiyet onlara yanlış tanıtılmış, gereksiz bir paniğe kapılmışlardır. O paniğin neticesinde bir savunma refleksiyle bu cinayetleri işlemişlerdir. Ama şu an pişman olmuşlardır. Obama döneminde bunun gereksiz bir olay olduğunu anlamışlardır. Şu an Amerikan askerleri çekilecek oradan ve boş yere bir zulüm olmuş oldu.  
SUNUCU 1: Aslında şöyle düşünebilir miyiz? Özellikle 11 Eylül saldırısından sonra dünyanın İslam ülkelerine bakışında bir değişiklik olmuş olabilir mi?  
ADNAN OKTAR: İslam ülkelerine karşı 11 Eylül özel olarak hazırlandı. Medeniyetler çatışması düşüncesi; Darwinist, materyalist düşüncenin bir ürünüdür. Özel olarak tezgâhlanmıştır. Müslümanlarla Hıristiyanlar çatıştırıldığında geriye ateistler kalıyor, dünyayı ateistlere, Marksistlere, masonlara teslim etme projesi vardı. Onun için diyorlardı ki; ‘’Bizim savaşmamıza gerek yok. Hıristiyanlarla Müslümanları çatıştıralım, Musevileri çatıştıralım, onlar birbirini yok etsin. Otomatik olarak dünya dinsiz ve ateist olacaktır. Biz de bu ortamda çok rahat dediklerimizi yapabiliriz diyorlardı masonlar. Fakat dikkat edin, ben bu oyunu bozdum Allah’ın izni ile. Yani bakın bu akşamda ben Amerikan radyosuna demeç verdim, Amerika çapında yayın yapan. Günlerden beri Amerikan radyolarında ben bu tarz konuşmalar yapıyorum. Ve hergün bir adım daha geri atıyorlar. Evanjeliklerin temel inancını yıktım. Yani Müslümanları, Deccal ordusu olarak görüyorlardı. Ben masonluğun Deccal ordusunu olduğunu onlara ispat ettim ve asıl tehlikenin Darwinizm ve materyalizmin olduğunu , bizleri birbirimize kırdırıp bu arada Darwinizm’i, materyalizmi, dinsizliği ve ateizmi dünyaya hakim  etmek istiyorlar dedim. Bugün de konuştum. Bunun doğru olduğunu gittikçe fark ettiler. Bu yüzden Amerikan radyolarının gündemindeyim. Yani yoksa durduk yere beni konuşturmazlar. Mühim bir konuyu yakaladığım için ve mühim bir konuyu yatıştırdığım için bu kadar gündem yapıyorlar.
SUNUCU 1: Sanırım orada İslami terörden de bahsetmişsiniz.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU 1: Program öncesinde konuştuk. Bize İslami terörü biraz bize açar mısınız? Bizim izleyecilerimiz de  öğrensin.
ADNAN OKTAR: İslami terör yok, Darwinist, materyalist yetiştirilmiş, Stalinist, terörist yetiştirilmiş Müslüman kökenli insanlar vardır. Mesela Türk kökenlidir, nüfus cüzdanında Türk yazar ama Türklüğe karşı mücadele verebilir adam mesela iddia edilen Ergenekon Örgütü  gibi. Yani nüfus cüzdanına bakarsan Türk yazar. Dini hanesinde Müslüman yazması onun Müslüman olduğunu göstermez. Müslüman olması için şefkatli, merhametli, affedici, hoşgörülü ve insancıl olması lazım. Hoşgörü derken yani biri suçu işliyorken, sen onu anlamazlıktan geliyorsun anlamında değil, affedicilik anlamındadır bu söz. Dolayısıyla İslami terör denilen, dünyada yapılan bütün eylemleri yapan kişilere bakın, hepsine bakın, hepsi Darwinist eğitimden geçmiş insanlardır. Darwinist, materyalist, Marksist çizgidedirler. Che hayranıdır. Yahut Ho Şi Minh’in hayranıdır. Yani terörle iç içe  yetişmiş insanlardır. Bunun sebebi Filistin daha yeni komünist düşünceden kurtuldu. Suriye yeni kurtuldu, Irak yeni kurtuldu. Bunların hepsi Stalinist, terörist düşüncedeydiler. Dolayısıyla yani eski malzeme şu anda kullanılıyor. Yani eski malzemenin türettiği kişiler bunlar.
SUNUCU 1: Peki şöyle sorayım o zaman. Mesela Taliban. Son zamanlarda özellikle saldırılarını artırdı. Afganistan’da yine en son bir patlama gerçekleşti otele saldırdılar. Yine Birleşmiş Milletler  binasına saldırıldı, Birleşmiş Milletler yetkililerinin kaldığı bir binaya saldırdılar. O zaman Taliban’ı da bu şeye koyabilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Bakın ben size söylüyorum bu tarz eylem yapan kişilerin lider kadrolarının hepsi Avrupa’  da yetişmiştir, Amerika’da yetişmiştir. Koyu Darwinist eğitimden geçmişlerdir. Marksist , Leninist düşünceyi, Stalinist düşünceyi iyice özümsemiş onu İslam’a mal ederek uygulayan kişilerdir. Yani hatta onlara yeşil komünist derlerdi bir ara. Yani komunistliğe hayran Müslümanlar. Güya Müslümanlar. Halbuki Müslümanlık saf bir dindir. Yani arı bir dindir. Ve hiçbir şey katıştırılmaz Müslümanlığın içerisine. Neyse İslam da o vardır ilave olmaz.
SUNUCU 2: Ama İslami terör diyoruz. Bunu bir din adına yapan ülkeler yok mu sizce? Bir ırkı  yok etmek ve oranın yerine geçmek. Böyle bir düşünce yok mu? Yani İslami terör dediğimiz, bizim bahsettiğimiz aslında bu. Din uğruna yapılan...
ADNAN OKTAR: Şimdi İslami terörün amacı, İslami değil ama sizin anlamanız için söylüyorum, Marksist kişilerin yaptığı terörün amacı, Müslümanlarla Hıristiyanları birbirine kırdırıp,  boşluk meydana getirip, o boşluğa masonik, Marksist sistemi oturtmaktır. Çünkü bakın tez, antitez sentez Marx’ın da , Darwin’in de savunduğu bir düşüncedir. Darwin, canlıların diyalektiğini savunmuştur. Tarihin diyalektiğini bir başka takım savunmuştur. Doğanın diyalektiğini, tarihin diyalektiğini yani her üçünü birleştirdiğimiz de Marksist diyalektik ortaya çıkıyor. Bunda da hep çatışma düşüncesi vardır. Yani insanlar ancak çatışma ile daha mükemmele gidebilir düşüncesi var. Çatışma zaten bir Marksist’in vazgeçemeyeceği vasfıdır. Yani hatta Marksizm olsa bile diyor onlar, yine bir antitez gelişecektir. Yine bir sentez oluşacaktır, yeniden kendi o antitezini oluşturacaktır. Çatışma sürekli dünyanın bir özelliğidir diyor. Şimdi bunun uygulanması için terör gerekiyor işte. Bu çok şeytani bir plandır, Marksistlerin ve masonların eğer uygulanmış olsa hakikaten çok başarılı olacak bir planlarıdır. Ama ben bu planlarını bozdum. Yani Darwinist, Marksist teorinin gereğini yapıyorlar şu an. Bizde Darwinizm’i yıkarak, bu teorinin de bir oyun olduğunu insanlara ispat ederek, Müslümanları ve Hıristiyanlar birbirine düşürme oyununu bozmuş oluyoruz.
SUNUCU 2: Peki şöyle bir şey var mı? Marksist, Leninist dedik. Bunlar adalet için savaştıklarını  söylüyorlar ve  aslında bir tarafta adalet düşüncesi siyasi bir görüş diğer tarafta inanç. Yani bu Marksist , Leninist düşünceyi buna yüklemek, diğer tarafa yüklemek doğru mu? Yani bir alaka var mı?
ADNAN OKTAR: Marksizm’i insanlara enjekte ederken, siz çıkıp sadece adam öldüreceksiniz derse kimse Marksist olmaz. Tabii ki insancıl bir görünüm olacaktır yani  maske kısmının insan ruhuna, insan benliğine çok olumlu etki eden yönü olması gerekir. O zaman insanlar buna yanaşabilirler. Ama bakın Marksizm de çatışma teorisi var. Yani çatışma teorisi ne demektir? Tez, antitez, sentez sürekli bu işleyecek demek ne demektir,  sürekli kan dökülecek demektir. Yani mesela proloterya diktatörlüğünden bahsedilir, bu kandır gözyaşıdır, ızdıraptır. Ama buna karşı mutlaka karşı tezler olacaktır diyorlar. Mesela bunun karşı tezi faşizimdir. Faşizimle komünizmin çatışacağını ve bundan yeniden bir sentez oluşacağını ve bunun yine karşı antitezini oluşturacağını, tam bir karmaşadan bahsediyorlar ve anarşiden bahsediyorlar. Bu dünyanın kanunudur diyor ve bunu Darwin’in evrim teorisine dayandırıyorlar. Doğanın diyalektiği, canlının diyalektiği , tarihin diyalektiği  Yani buna inanan bir adamın zaten Marksist olmak dışında başka bir yolu yoktur. Çok samimiyetsiz onlar. Yani Darwinist bir insanın Marksist olmak dışında hiçbir yolu yoktur. Yani en dürüst tavrı Marksist olmasıdır. Çünkü canlıların diyalektiği doğruysa onların inancına göre, doğanın diyalektiği de doğrudur, tarihin diyalektiği de doğrudur ve diyalektik felsefe vardır. Diyalektik felsefeye inanan kişinin de çatışmayı kabul etmesi lazım. Yani tez, antitez, sentezi kabul etmesi gerekir. Ve dolayısıyla terör ve anarşiyi kabul etmesi gerekir. Lenin niçin diyordu gidin bankaları bombalayın, polisleri öldürün, askerleri öldürün, bankaları soyun niçin diyordu? Bunu niçin ister? İşte bu olay o. Teze, antiteze,  senteze ulaşmak için insanların böyle bir mücadele içerisinde olması gerektiğini ifade etmiş oluyor.
SUNUCU 2: Yani bu aslında sizin düşünceniz. Çünkü birileri çıkıp da İslam için evet din için savaş var diyebilir doğru mudur?
ADNAN OKTAR: Ben mesela din için savaşıyorum şu an. Sevgiyle, kardeşçe, akılca...
SUNUCU 2: O bir soykırımdan bahsediyoruz. Terörden yani.
ADNAN OKTAR: Onlar işte şeytani oyunu. O İslam adına onu yapamaz. Çünkü İslam’da insan öldürmek haram. Dinde zorlama yok, haram. Yani zorlama haramdır.
SUNUCU 2: Peki cihat? Buna inanıyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Ben cihad yapıyorum. Ben mücahidim. Cihat yapıyorum şu an. “Cehd” kökenli “gayret” kökenlidir. Onların yaptığı “kıtal”  katliam. “Kıtal” demiyor Kur’an. ‘Kıtal’ den bahsetmiyor, ‘cehd‘ den diyor cihad, dini yaymak, anlatmak, peygamber efendimiz şefkatle, sevgiyle, merhametle ispat ederek delillerle dini anlatıyor. Din tekliftir insan kabul eder veya etmez. Eğer sen ona zorla kabul ettirirsen münafık meydana gelir. Münafık ne demektir biliyor musunuz? Dünyanın  en aşağılık varlığını meydana getirmiş olursun. Yani kafirden kat kat kat kat  beterdir münafık. Kıyas olmaz. Çünkü kafirde bir dürüstlük vardır, ‘Ben kafirim’ diyor veyahut ‘dinsizim’ diyor açıkça dürüst adam yani merdane söylüyor açıkça. Ama münafık kahpedir. Gizler kendisini yani çok çok tehlikelidir her fikrin münafığı da vardır ayrıca.
SUNUCU 2: Cihadda din için savaşın kelimesi var mı, böyle bir deyim?
ADNAN OKTAR: Din için mücadele, tabii cihad var, cihad var tabii. Ama gayret edin mücadele edin... adam asın kesin demiyor Kuran inşaAllah.
SUNUCU 1: Din uğruna adam öldürmek peki sayılabilir mi? Din uğruna adam öldürmek?
ADNAN OKTAR: Din uğruna kendini savunabilirsin. Yani senin evine girerler, çoluğunu çocuğunu öldürmeye kalkarlar. Seni öldürmeye kalkarlar, nefis müdaafası vardır. Orda tabii  ki nefsi müdaafa dersin, geldi öldürdü diyemezsin tabii  ki. Ama onda da aşırıya gitmeyin diyor Allah. Yani tam misliyle karşılık verin ve durdurun diyor, durduklarında da bırakın diyor. Bakın saldırıları durduğunda bırakın diyor. İleri gitmeyin diyor.
SUNUCU 1: Mesela şöyle bir şey var. Haçlı seferlerinden örnek vereyim, işte Hıristiyanlığı yaymak için Haçlı seferleri kuruldu. Dünyanın dört bir yanında insanlara eziyetler edildi, insanlar öldürüldü. Sadece Hıristiyanlık yayılsın diye. İşte sormak istediğim nokta buydu. Müslümanlıkta da aynı şey yapıldığı zaman bunun yeri var mı Müslümanlıkta? Bunu sormak istedim.
ADNAN OKTAR: Müslümanlıkta bakın, şeytandan Allah’a sığınırım bakın ayettir bu “dinde zorlama yoktur”. Yani bunun üstüne artık tartışılamaz yani zorlama varsa orada din olmaz. Din gönüllü olarak kabul edilen inanca deniyor yani severek, isteyerek aşkla muhabbetle olursa ona din denir. Yoksa o din değildir. Dolayısıyla dinde zorlama yoktur. Ama Hıristiyanlık da olmuştur Haçlı seferlerinde. Kukuletalı tipler var neydi onlar?
OKTAR BABUNA: Klu klux klan. 
ADNAN OKTAR: Neyse, adı  batmayasıcalar. Onlar da öyle yani. Yani onların hepsinde, hem ırkçı, hem zalim bir inanç vardır ama Haçlı Seferleri’ne baktığımızda, doğrudan cebir vardır ve hakikaten Bulgaristan’da, Anadolu’da geçtikleri her yerde insanları zorla Hıristiyan yapmak istemişlerdir. Yapmayanları biliyorsunuz feci şekilde, yani inanmayanları, kabul etmeyenleri de feci şekilde öldürmüşlerdir. Şehit etmişlerdir kendi mahkemelerinde biliyorsunuz. Kilise mahkemelerinde hepsini şehit etmişlerdir.  
SUNUCU 1: Aslında şöyle düşününce dört dinin dört peygamberi de, yani dört büyük Kutsal Kitabı olan peygamberleri de, hepsi dünyaya geldiklerinde bayağı zorluk çekmişler, işkence görmüşler. Özellikle mesela İsa öldürüldü diye söylenir hani.  
ADNAN OKTAR: Yok, İsa göğe çekildi. 
SUNUCU 1: Evet göğe çekildi ama hani bilinen gerçek İsa’nın öldürüldüğü. 
ADNAN OKTAR: Onlar evet öyle inanıyorlar.  
SUNUCU 1: İşte bunu sormak istiyorum. Hani din acaba bir savaş sebebi mi? Yani din acaba bir savaş sebebi mi derken şunu şöyle söyleyeyim. Din olmasaydı  dünyada savaşlar daha mı az olurdu? 
ADNAN OKTAR: Din olmasaydı... 
SUNUCU 1: Dinler olmasaydı... 
ADNAN OKTAR: Din olmasa dünya zaten olmazdı. Yani... 
SUNUCU 1: Şimdi hep bakıyoruz çünkü bütün büyük savaşların sebebi din diye gözüküyor, gösteriliyor mesela internette ya da gözüküyor. 
ADNAN OKTAR: Aslında kökenine indiğimizde dinsizlerle dindarların mücadelesi olmuş. Mesela Haçlı Seferleri’nin kökeninde masonlar vardır, Gül Haç teşkilatı vardır. O Tapınak Şövalyeleri var ondan sonra. Bunlar hepsi masonik örgütlenmelerdir. Dolayısıyla bu cinayet örgütlerini örgütleyenlerin masonlar olduğunu görüyoruz. Yani Müslümanlar her zaman barışcıl olmuştur. Yani Osmanlı döneminde de insanlar huzur içinde yaşamışlardır. Mesela İstanbul’da Hıristiyanlar, Museviler son derece rahat yaşamışlardır, son derece zengin olmuşlardır, kilit noktalara gelmişlerdir, istedikleri gibi ticaret yapmışlardır. Ama tam mükemmel midir? Diyemeyiz. Mükemmel olan sistem Mehdi devrinde olacaktır inşaAllah. 
SUNUCU 1: Şimi mason demişken şunu sormak istiyorum, merak ediyorum. Masonluk satanizmin bir alt alı mı? 
ADNAN OKTAR: Satanizm masonluktan türemiştir.  
SUNUCU 1: Peki, Satanizm hakkındaki düşüncelerinizi merak ettim. 
ADNAN OKTAR: Sapkın bir düşünce şeyatana tapanların inancı. Aynı masonluk gibi yani.  
SUNUCU 2: Peki, az önce siz dediniz ki: Ben bir görüşü yaymak için cihat yapıyorum dediniz. Yani dini yaymak için... Fetuhllah Gülen de bu ülkede çok büyük bir cemaat... 
ADNAN OKTAR: Evet... 
SUNUCU: Büyük bir örgütlenme ve sizce o da cihat yapıyor mu?  
ADNAN OKTAR: Tabii ki, o da bir cihat yapıyor.  
SUNUCU 2: Peki bir izleyicimiz sormuş: “Türkiye’ye gelse görüşür müsünüz?” Demiş. 
ADNAN OKTAR: Neden görüşmeyeyim? Tabii ben Müslümanları çok severim. Ben ayrım yapmam. Yani Müslümanlara karşı ben çok şefkatliyim.  
SUNUCU 2: Şu an da görüşüyor musunuz?  
ADNAN OKTAR: Görüşmüyorum çünkü Türkiye’de değil.  
SUNUCU 2: Peki domuz gribi bir kıyamet alameti mi? 
ADNAN OKTAR: Onu ben açıkladıktan sonra dün Ömer Çelakıl televizyonda Hülya Avşar’a anlattı benim anlattığım hadislerin hepsini. Biliyorsunuz ben onları açıkladım günler önce açıkladım. Ömer MaşaAllah aynısıyla tıpatıp hadislerle açıkladı Hülya Avşar’ın programında. Hülya Avşar bayağı şaşırdı hoşuna gitti anladığım kadarıyla. O da dindar bir bayan MaşaAllah. O da etkilendi.
SUNUCU 1: Peki oldukça tartışmalara sebep oldu bu domuz gribi aşısı. İşte kimisi oldu, kimisi olmadı. Hatta Başbaka ben olmayacağım aşı isteyen olsun dedi. Siz bu aşı hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye denek olarak kullanılıyor mu? Öyle soralım.
ADNAN OKTAR: Eğer Amerika’da uygulandıysa, Avrupa’da uygulandıysa, uygulanıyorsa deneklik iddiası geçersiz olur tabii. Çok samimiyetsiz olur. Ama hiçbir Batı ülkesinde, Amerika’da uygulanmadıysa, sadece Türkiye’de uygulanmak isteniyorsa tabii ki o şüphe ciddi olarak akla gelir.
SUNUCU 2: Siz aşı olacak mısınız?
ADNAN OKTAR: Geldi mi aşı Türkiye’ye?
SUNUCU 2: Geldi.
ADNAN OKTAR: Olalım. Tabii olabilir niçin olmasın.
SUNUCU 1: Peki şöyle söyleyeyim. Şimdi dini çevrelerce, daha doğrusu dini çevrelerce demeyeyim de Başbakan aşı olmayacağını söyledi mesela...
ADNAN OKTAR: Ama riskli yönleri de olabilir. Sözünüzü kestim. Onu biraz incelemek lazım. Ciddi bir alerjik yönü yoksa yani şu ana kadar aşı yapılanlarda bir şey olmadıysa, bunu tespit etsinler halka açıklasınlar, mesela kaç doz aşı yapıldı ve vatandaşlarda ne reaksiyon oldu... Eğer mesela 3-5 kişide çok hafif bir reaksiyon varsa, bir mahsuru yok demektir yani başka ne anlamı var bunun. Herhalde yeni de bir olay değil. Aylardan beri insanlar bu aşının etkisindeyse ve bir şey olmuyorsa, olmuyordur.
SUNUCU 1: Bir de şöyle bir şey var, fısıltı gazetesinde söyleniyor diyelim. Domuz gribi aşısı Türkiye’den milyon dolarlarca parayla ödenip getirildi. İnsanlar da karşı çıkınca yani kimisi olmayın deyince, özellikle MHP cephesi de karşı çıkmıştı domuz gribi aşısına, ve bu son dönemde 21 kişi ölmüştü en son domuz gribinden. Bu ölümlerin sebebinin aslında hükümet tarafından kaynaklandığı aslında ölenlerin domuz gribinden ölmediği söyleniyor. Sadece bu aşılar elde kalmasın, çünkü milyonlarca dolar para harcandı o aşılara gibisinden. Böyle bir iddia da var yani.
ADNAN OKTAR: Yani bizim milletimizin bir kısmını aşırı şüpheci yaptılar yani her şeyden şüphelenen her şeyden kasılan bir..
SUNUCU 1: Peki şöyle bir şey var. Aşılar gelmeden önce domuz gribinden ölümler neredeyse yok denecek kadar azdı. Aşıların geldiği döneme rastladı 21 kişi hayatını kaybetti.
ADNAN OKTAR: Şimdi şöyle olabilir. Şimdi ben tam doğrusunu açıklayayım da. Aslında gripten ölenlerle, normal gripten ölenlerle domuz gribinden ölenler aşağı yukarı aynıdır. Yani domuz gribi diğer gripten farklı bir yönü yok yani ciddi anlamda farklı bir yönü yok benim bildiğim.
SUNUCU 2: Ama grip öldürmüyor normalde. Öldürse de bu kadar bir anda ortaya yayılıp da 21 kişinin ölümüne neden olmuyor.
OKTAR BABUNA: Amerika’da dört numaralı ölüm sebebi.
ADNAN OKTAR: Amerika’da dört numaralı ölüm sebebiymiş grip bakın. Bir yetkili kişi, doktor kardeşimiz... Çok fazladır gripten ölenler. Yani yaşlılarda, çocuklarda ölümle neticelenen bazı vakalar var.
SUNUCU 1: Şimdi açıklanan domuz gribinden öldükleri söylendiği için.
ADNAN OKTAR: Aslında bu çok kolay yani bunu bu kadar karmaşık tutmak çok yersiz çünkü mesela 10 bin kişiye uygulandıysa, 10 bin kişiden alınan neticeleri hemen bildirsinler.
SUNUCU 1: Şu ana kadar sadece 1 kişide yan etkisi, bir hemşirede bir sağlık ocağında çalışan bir hemşirede..
ADNAN OKTAR: Demek ki olumsuz bir etkisi yok demektir. Dünyadaki aşılamaları da bize süratle bildirsinler. Mesela Amerika’da, Avrupa’da kaç kişiye kaç doz aşı yapıldı.
SUNUCU 1: Amerika’da burun spreyi kullanılıyor bildiğim kadarıyla.
ADNAN OKTAR: Evet kısa sürede bildirebilirler bunu. Yani bilgi akışının süratli olması gerekiyor. Bakın Amerika’da kaç kişiye uygulandı, Avrupa’da kaç kişiye uygulandı, uygulamada kaç kişi bundan olumsuz etkilendi. Bakarız eğer 25-30 kişiyse bunun hiç kıymeti yok. Demek ki hiç etkisi yok demektir. Ama daha önce bir aşı uygulaması olmuştu neredeydi o? İspanyol gribinde herhalde. O zaman ki aşı da benim bildiğim çok büyük bir telefat olmuştu. Yani çok fazla insan ölmüştü. Yani böyle bir yönü yoksa hiçbir sorun yok.
SUNUCU 1: Yok şu ana kadar.
SUNUCU 2: Bilinmiyor aslında.
ADNAN OKTAR: Araştırmayla anlaşılır.
SUNUCU 1: Aşıdan ölüm ortaya çıkmadı henüz ya da yansımadı en azından öyle diyelim.
ADNAN OKTAR: Bir de aşıdan dolayı grip olmayan var mı, bir de onu tespit etmek lazım. Domuz gribi aşısından dolayı, aşı yapıldıktan sonra aşı etkisini gösterip yani adamlar kesinlikle grip olmuyorlar mı? Oluyorlarsa da böyle hafif mi atlatıyorlar? Bunun böyle araştırılması çok kolay bir şey. Bilmiyorum yetkilileri bu konuda uyarmak lazım. Kısa bir bilgilendirme olursa konu hemen açıklığa kavuşur.
SUNUCU 1: Aşıyı yaparken bir de bir form imzalatıyorlar. Bütün yan etkilerinin yazıldığı bir form orada. Kronik hastalığı bulunanların dikkat etmeleri gerekiyormuş.
ADNAN OKTAR: Ama asprinin bile yan etkisi var. O anlamda mesela herhangi bir ilacı da açtığımızda bazen birkaç sayfa yan etkiden bahsediliyor. O, o kadar önemli değil. İlla yan etki oluşacak anlamına gelmez. Çok düşük dozda düşük bir ihtimalde hafif bir yan etkinin bir ehemmiyeti yoktur.
SUNUCU 2: Peki az önce sordum ama arada kaynadı biraz. Siz, kıyamet geleceği zaman hep söylenir hastalıklar artacak, bina ve zina artacak dedik. Bu da bir hastalık, domuz gribi. İşte bir izleyicimiz sormuş, “kıyamet alameti mi?”. Olabilir mi acaba?
ADNAN OKTAR: İşte ben bunu geçen günler anlattım, onu Ömer Çelakıl daha, daha vurgulayarak anlattı. Hadislerde geçen bir konu bu. 
SUNUCU 2: Domuz gribi miydi? 
ADNAN OKTAR: Evet domuz gribi tabii çok kapsamlı ama ben ezberden de anlatabilirim ama bakayım burada var mı. Evet ezberden anlatayım. Buhari’de var, hayvanlardan bulaşacak bir hastalık diyor Peygamber Efendimiz. İki türde olacak diyor, bakın hayvanlardan bulaşacak ve iki türde olacak diyor. Bir kuş gribi var biliyorsunuz bir de domuz gribi var ve burun akıntılı olacağını belirtiyor hastalığın ve çok fazla insanın ölümüne sebep olacağını söylüyor ve Mehdi zamanında çıkacağını söylüyor bu hastalıklarında. Yani Mehdi ’nin zuhur alameti olarak olacak diyor ve aynısıyla çıkmıştır. Sadece Ömer Çelakıl bu kısmını anlatmadı, Mehdi ile bağlantılı kısmını anlatmadı. Ama diğer anlattıklarımın hepsi anlattı. Yani eksizsiz anlattı. Günlerden beri anlatıyorum ben bunu. Dün de Çelakıl detaylı olarak anlattı. 
SUNUCU 2: Mehdi bir çözüm bulabilir mi? 
ADNAN OKTAR: Mehdi devrinde bu tarz olaylar olmayacak, bunlar metafiziktir. Yani domuz gribi yüzyıllarca durup birdenbire Mehdi devrinde Mehdi çıkacağı zaman harekete geçiyorsa bu Allah’ın emriyle ortaya çıktığını gösterir. Yani çünkü domuz gribi birdenbire ortaya çıkmış bir şey değil. Bu milyonlarca yıldan beri belki de var olan bir hastalık. Ama Mehdi devrinde birden ortaya çıkıyor. Bu bir mucizedir. Mesela kuş gribi yüzyıllardan beri, milyonlarca yıldan beri olan bir hastalık. Ama Mehdi devrinde aniden ortaya çıkıyor. Bu çok önemlidir. Mehdi ’nin zuhuruyla da bunlar durdurulacaktır yani mesela yağmurların kesilmesi Mehdi devrinde oluyor, yağmurların yeniden başlaması yine Mehdi devrindedir. Yani Allah gücünü göstermiş oluyor. Bu olayların başı boş olmadığını göstermiş oluyor Allah. Çünkü insanlar acze düştüler, dediler ki küresel ısınmadan dediler. Bu sefer de muazzam yağmur yağmaya başladı şimdi de küresel soğumadan da bahsedemiyorlar. Yani bunun bir teorik açıklaması olmadığını gördüler. Yani olayların metafizik geliştiğini görüyorlar. Yani Allah’ın gücünü gün be gün daha çok hissedecek insanlar. 
SUNUCU 1: Şimdi yanlış biliyorsam düzeltin, Kuran-ı Kerim’de sanırım şöyle bir şey yazıyor. Kıyamet günü diyor bir oda dolusu Müslüman bile olmayınca kopacak kıyamet işte o zaman kıyamet kopacak der. 
ADNAN OKTAR: Doğru. 
SUNUCU 1: Ama şimdi Mehdi ’nin gelişiyle Müslümanlık artacak.
ADNAN OKTAR: Doğru. 
SUNUCU 1: Ama kıyametin yaklaşmasına da az kaldı.
ADNAN OKTAR: Doğru. 
SUNUCU 1: 2120. 
ADNAN OKTAR: Doğru. 
SUNUCU 1: Aradaki bağlantıyı bir anlatabilir misiniz? 
ADNAN OKTAR: Şimdi Mehdi çıkacak. Yani çıktı ve insanlar görecek. 10 yıl sonra yaklaşık gelecek. 15-20 yıl içerisinde de Hz. Mesih gelecek inşaAllah onu göreceksiniz. Eğer dediklerim yani bunlar ütopik bir şey olsaydı şu ana kadar anlattıklarımdan en az 250-300 tane konu çıktı ve ne dediysem aynısıyla çıktı ve ben bu hastalıkların yayılacağını da 20 yıl önce kitabımda yazdım. 20 yıl önce ve bin küsur yıl önce yazılmış bu hadislerde ayrıca. Yani yağmurların kesilmesi, diğer konular yani yeni yazılmış konu değil bunlar. 1200 sene önce 1300 sene önce yazılmış eserler ve aynısıyla çıkıyor. Şimdi Mehdi ’yi de insanlar bu akış içerisinde görecekler. Yani dediğimin doğru olmaması için, diğer dediklerimin doğru olmaması gerekiyor. 
SUNUCU 1: Yok onu demedim. Şimdi toplu halde... 
ADNAN OKTAR: Hayır hayır ben genel bilgi olarak veriyorum size tenzih ederim ben sizin anladığınızı anlıyorum zaten. 
SUNUCU 1: İşte sormak istediğim de şuydu aslında. Şimdi toplu halde Müslümanlığa geçiş olucak ya,
ADNAN OKTAR: Evet. 
SUNUCU 1: Mesih döneminde de bu devam edicek, insanlar toplu halde Müslüman olacak dedik, ama işte kıyamet alametlerinden biri de işte, yani kıyametin o gün kopacağı söyleniyor, bir oda dolusu bile Müslüman kalmadığı zaman,
ADNAN OKTAR: Evet. 
SUNUCU 1: Kıyamet kopacak diyor, işte oradaki bağlantıyı çözemedim. 
ADNAN OKTARŞimdi Mehdi geliyor, Mesih gelecek, Mehdi’nin vefatından sonra Mesih bir süre daha devam ettirecek sonra o da vefat edecek, Peygamber Efendimiz’in yanına gömülecek. Onun yeri boştur, özel yeri hazırlanmıştır mezarı, Peygamber Efendimiz’in yanına gömülecek. Sonra hicri 1506‘dan sonra insanlarda bir bozulma başlıyor, bozulma başlıyacak. İnkilab-ı Azime diyor yani çeşitli devrimler olacak, yani komünist devrim tarzında ve muazzam terör ve anarşi başlayacak 1506’dan sonra. 1543 yılına kadar devam devam ediyor, 1543 yılına kadar, 1543 yılından 1545 yılına kadar iki yıllık dönemde tam ateist, dinsiz bir sistem hakim olacak. O iki yılın sonunda da bir ikindi vakti, ikindi akşama doğru, akşam namazı vaktinde yani ki İstanbul kastediliyor burada çünkü dünyanın her yerinde ikindi vardır, akşam vardır, yani belirli bir yer kastediliyor, tek bir yer kastediliyor, aniden kıyamet başlıyacaktır. Yani önce normal deprem oluyor zanedicek insanlar fakat olayın çapının büyüklüğünü görmeye başladıklarında, kıyametin geldiğini anlayacaklar. Yani ve gittikçe dozu artacak, şiddeti artacak, Melekler normalde görünmezler, o zaman alenen görünür hale geliyorlar. Ayette de diyor, insanların saçları bembeyaz olacak diyor, mucize olarak. Yani ilk alametlerindendir, konuşma güçlerini kaybedecekler diyor Allah yani adını sorsan konuşamıyacak korkunun şiddetinden ve bütün vücut reflekslerinin bozulacağı söylüyor Allah Kuran’da. Yani vücut kontrollerini kaybedecekler, “sen onları sarhoş olmuş zanedersin halbuki sarhoş değillerdir” diyor yani korkunun şiddetinden. “Dağların yürümeye başladığını görürsün” diyor, dağlar kum gibi yavaş yavaş erimeye başlıyacak yani yüksek tepeler o deprem ve sarsıntının etkisiyle gittikçe eriyerek düzleşmeye başlıyor. Arazii tamamen düzleşecek, ama bu bayağı bir süre devam edecek en sonunda tam anlamıyla dağılma oluyor. 
SUNUCU 1: Şey gibi bir şey mi bu? Hani dünyanın ilk oluşumu gibi aynen hani yine sonu da yine aynı şekilde mi olacak? Big Bang gibi mi? 
ADNAN OKTAR: Yeniden yeni bir fizik kanunuyla yeniden dünya yaratılıyor. Yeni bir yaratılışla diyor Allah yaratacağım diyor. Yani aynı yaratılış değil yeni bir yaratılışla. Bütün dünya yeniden, insanlar da yeni bir yaratılışla yaratılıyor, mesela iç organlar yok o anlamda. Yani bu sistemde diğer, mesela açlık hissi duyulmuyor bizim anladığımız anlamda. Yani enerjisi insanın kendiden. Mesela uyku ihtiyacı olmuyor insanlarda. Ölüm yok, mesela hücreler ölümü anlamıyor yani insan hücreleri ölüme kapalı olacak. Yani normalde insan hücreleri ölüme göre ayarlanmıştır, yani belirli bir süresi, onun saati vardır o saati doldu mu ölecek gibidir insanlar. Ama bu yeni yaratılışta öyle bir şey yok yani insanın molekül yapısında öyle bir şey olmayacak. Eşyada da şuur oluyor, normalde eşyalar şu anda da şuurludur fakat imtihan gereği biz bunun farkına varmayız. Mesela lavaboda biz elimizi yıkadığımızda o su orada kayboluyor, onu Allah kaybeder. Ama biz onun oradan borudan geçip gittiği düşünürüz. Mesela boruda su orada anında yaratılır, biz onun barajdan geldiğini zannederiz. Ama bir mucizedir bu. İşte cennette öyle değil mesela su burada direkt doğrudan doğruya akar burada. Yani boruya ihtiyaç olmaz, araba direkt doğrudan gider veyahut mesela yemek istediğinde hemen oluşur, anında oluşur onun için ara safhalar pazardan yemek getirtmek, yiyecek getirtmek, onu pişirmek, o safhalar yoktur. Yani sebep kalkmış oluyor her şey doğrudan yaratılır. 
SUNUCU 2: Peki “Mescid-i Aksa’da yaşananlara karşı Müslüman ülkeler ne yapmalı?” diye sormuş bir izleyicimiz. 
ADNAN OKTARMescid-i Aksa’ya hiçbir şey yapamazlar. Yani Mescid-i Aksa Mehdi ’nin kontrolünde olacaktır. Yani Mehdi, Mescid-i Aksa’da namaz kılacaktır. Dolayısıyla Mescid-i Aksa’nın sağlamda olduğu hadislerde belirtilmiştir, kimse bir şey yapamaz. Ayrıca Süleyman Mescidi’ni de Mehdi yeniden kuracaktır, yıkılan mescid yeniden yapılacaktır. Onu da kimse durduramayacaktır. Yani şu an ben onu açıkladıktan sonra Amerika’da ve Avrupa’da çok şiddetli etkilenme oldu. Bu ilk defa açıklanıyor bu, müthiş heyecanlandılar. Çünkü Evanjeliklerin de, Hıristiyanlar’ın da beklediği bir şey bu, Musevilerin de beklediği bir şeydir. Yani tapınağın üçüncü yapılışı, yani Süleyman Mescidi’nin üçüncü kere yapılması. Ama onu ilk defa ortaya koyan benim yani söyleyen benim. Onun için müthiş heyecanlandılar. Şu an hakikaten de o konuda bir girişim de var. Orada arazisi, yeri müsait ama Mescid-i Aksa, Kubbet-i Sahra yani mümkün değil onlara. Yani çivisine zarar veremez kimse. 
SUNUCU 1: Peki şunu soracağım, İsrail Filistin arasında aslında siz İsrail’e pek şey soğuk bakmıyorsunuz aslında da...
ADNAN OKTAR Ben seviyorum Musevileri evet. 
SUNUCU 1: O İsrail Filistin arasındaki gerginlik ne zaman sonuçlanacak tamamen bitecek? 
ADNAN OKTAR Mehdi devrinde. 
SUNUCU 1: Yine Mehdi devrinde. 
ADNAN OKTAR: Evet. Yani ne yaparsa yapsınlar yatışmaz. Yani Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki barış ve kardeşliğe de yine Mehdi tesir edecektir. Said Nursi, Hıristiyanların desteğini alacağını söylüyor Mehdi ’nin. Yani onlarla ittifak ederek dinsizlik cereyanına karşı, “ayrı ayrıyken” diyor “mağlup olan” diyor “İseviyet ve Müslüman”, Müslümanlık diyor “birleştiğinde” diyor “Deccaliyeti yenme istidadındayken” diyor “tam bu istidattayken” diyor “cismi beşerisiyle” yani cismi, “beşeri cismiyle semavatta olan” diyor “şahs-ı İsa” diyor “gerçekten ölseydi” diyor “ve gerçekten ahiretin en uzak köşesine gitseydi” diyor “yine Cenab-ı Allah ona ceset giydirip indirecekti” diyor. Fakat ayetle ve hadisle belirtilmiştir mutlaka inecek diyor. Geldiği vakit kendisi de bilmez diyor kendisinin Mesih İsa olduğunu diyor. Yakın talebeleri imanın nuruyla onu tanıyacaklar diyor. Mehdi de öyledir. Çıktığı vakit o eşhas ahir zaman kendini bilmez diyor Said Nursi. Yakın talebeleri onu imanın nuruyla tanıyacaklar diyor. 
SUNUCU 1: Mesela şöyle bir şey var, dünyadaki savaş suçlarından biri de kimyasal silah kullanmak savaşlarda.
ADNAN OKTAR: Evet. 
SUNUCU 1: İsrail Filistin’e kimya, fosfor silahı attı mesela ki acısı, acı vermesiyle ve etkisiyle çok büyük önemli bir kitle imha silahı olarak kabul ediliyor. Şimdi şunu sormak istiyorum, hani İsrail’i tamam Musevileri seviyoruz ama niçin İsrail’e karşı iyi niyetli olalım? Çünkü birçok insanı orada öldürdü.
ADNAN OKTAR: İyi niyetli... Oradaki o kişi suçludur, o suçu işleyen. Ben mesela dindar Musevi benim, mesela Froman gelecek bugün, yarın geliyor herhalde değil mi? Yarın mı geliyordu ? 
OKTAR BABUNA: Yarın evet. 
ADNAN OKTAR: Yarın geliyor. Ben sizlerle de tanıştırayım, dünya iyisi acayip sevimli, çok tanınan bir hahamdır. Amerika’daki bağlantıları da çok güçlüdür, burada İsrail hükümetiyle bağlantıları da çok güçlüdür, Obama ile de görüşmeleri olmuştur daha önce. Şimdi de Ahmedinejad’la görüşmek için geliyor buraya inşaAllah görüştürebilirsek görüştüreceğiz Allah nasip ederse. Dindar Musevi ne güzel Allah’ın birliğine inanıyor. Bütün Peygamberleri seviyor, şefkatli ve merhametlidir Museviler. Yani... 
SUNUCU 1: Tabii ki dini açıdan evet. 
ADNAN OKTAR: Tabii yani adam öldürmek onlar için çok korkunç bir şeydir yani. Asla kabul etmezler. İsrail’deki masonik güçler bunu yapıyor. Yani böyle bir zulümden çekinmeyen, insana acı vermekten çekinmeyen bir takım var. Orada Musevilere de eziyet ediyor, işkence ediyorlar. Yani bayağı rahatsız oradaki Museviler, özgür değiller yani dinlerini istedikleri gibi yaşayamıyorlar ve çok azap çekiyorlar. Mehdi ve Mesih aynıdır, onların beklediği Mesih ile Mehdi aynıdır ve tarifleri de aynıdır ve İsrail’in dışında çıkacak zaten diyorlar onlar yani Mesih İsrail’de çıkmayacak diyorlar. İsrail’in dışından çıkıp bizi kurtaracak diyorlar. Yani zamanlama açısından onlar da kabul ediyorlar yani Mehdi ve Mesih’in çıkmak üzere olduğunu onlar da kabul ediyorlar ve onları da kurtaracak, onları da rahata kavuşturacak bir insandır Mehdi. 
 
SUNUCU 1: Peki Yahudiler hakında ne düşünüyorsunuz? 
ADNAN OKTAR: Yahudiler, Ben-i İsrail, Museviler aynı şey biliyorsunuz. Peygamber neslidir, çok seviyorum ben. Hıristiyanları da çok seviyorum ama Evanjelikleri kandırmışlardır, Mehdiyeti onlara yanlış anlatmışlardır, boş yere bir panik yaşamışlardır. Irak’da ve Afganistan’da sel gibi kan akıtmışlardır. İsa Mesih ’in gelişine zarar verecek bir sistem zanetmişlerdir ve Mehdi ’nin çok büyük akıtacağını düşünmüşlerdir. Kanı durduracak insanı tam ters tanıtmıştır bazı cahil güçler. Ben de doğrusunu tanıttım, anlattım şu an sakinleştiler. Yani Obama hükümeti de şu an son derece sakin. 
SUNUCU 1: Mesela şeyde, bazı kesimler Hitler’i Peygamber olarak görürler neredeyse, hatta Almanya’daki Hıristiyanların çoğunluğu diyeyim. 
ADNAN OKTAR: Evet. 
SUNUCU 1: Hitler için düşünceniz nedir? 
ADNAN OKTAR: İşte derler ya hani İstanbul’un denizi tükenmez, dünyanın da anormali tükenmez diye , yani tükenmez dünyanın anormali. 
SUNUCU 2: Peki bir izleyicimiz sormuş, Mahşer Günü’nü anlatabilirmisiniz biraz demiş? 
ADNAN OKTAR: Mahşer Günü, bütün Müslümanlar da, Hıristiyanlar da, Museviler de, ateistler de hepsi aynı yere getirilecekler, sadece “iman edenlerin” diyor Cenab-ı Allah “yanlarında bir sürücüleri vardır”. Bizim bilmediğimiz bir vasıtayla gelecekler “önlerinde bir ışık ve sağ taraflarında bir ışık vardır” diyor. Zaten onu gördüklerinde anlayacaklar ki bu leyhte bir durum yani cennete gideceklerini anlayacaklar. Onun çünkü ikinci bir anlamı yok. İnşaAllah. Diğer kişilerde de üstleri başları tozludur diyor ayette yani toz bürümüştür diyor. Siyahtır görünümleri, gözleri koyu mor renginde yani beyazı yok gözlerinin, gözlerindeki beyaz alınmış olacak, yerde sürünerek gettitireceğim diyor Allah yani o enaniyet, gurur ve kibirlerini kırmak için. Müslümanları oradan alacağız diyor onlar dizüstü çökmüş olarak o arazide bırakılacaklar diyor. Onlar cehenneme alınıyorlar, Müslümanlar cennete alınacak ama tabii kapı deyince insanlar normal klasik kapı zanediyor, çok şaşıracağız yani tarif edilenlerle, beynimizdeki imajla karşılaştığımız çok çok farklı olacak. Mesela cenneti tahmin ettiğimizden çok çok daha mükemmel bulacağız, cehennemi de tahmin ettiklerimizden çok çok kötü bulacak insanlar. Yani tahayyül ettiklerinden çok çok daha kötü bulacaklar. Şimdi cehennem insanın istemediği her şeyi bulup barındıran bir şey, yani toprak da insanın aleyhinedir cehennemde, her şey aleyhinedir. Cennette de her şey insanların lehinedir. Yani mesela bir ağaç dalına da bir şey desen mesela al şunu bana getir desen getirir. Her şey canlıdır cennette. Yani hepsinin şuuru vardır. Meyvanın, sebzenin mesela meyveyi dalından koparırsınız koparmanla beraber aynı anda oluşması birdir. Yani tükenmez meyvelar diyor Allah ayette. Hiçbir şey tükenmez, mesela yemek yediğinde de öyle. Yani herhangi bir isteğin olduda da, mesela bir yere gitmek istediğinde de anında oluşur. Bu, şu anda da insan mesela rüyasında da Allah bu sistemi insanlara yaşatıyor. İnsanların anlaması içindir rüyalar. Mesela rüyamızda biz istediğimiz yere anında uçarak gideriz, koşarız mesela bir yiyecek gelir, bir anda masanın üzerinde oluşuyor, onu kimse mutfakta hazırlamıyor rüyamızdaki yemekleri. İnsanlar büyük bir iştahla yiyiyorlar ve doymuyorlar, bazen de doyuyorlar. Rüyadaki sistemin daha keskin, daha net, çok daha açığıdır cennet. Yani bu dünyadaki görüntüden daha keskindir. Bu dünya da fludur biraz. Ayette diyor, o gün görüş keskindir diyor, daha nettir. Yani burası üç boyutludur ama o kadar da üç boyutlu değildir. Çünkü uzaklaştıkça fluluk oluşuyor biliyorsunuz uzak noktalar daha flu görünüyor. Ama cennette uzak noktalar da çok net görünür ve üç boyut keskinliği daha fazladır.
SUNUCU 2: Peki, cennet ve cehennemi birazdan konuşacağız, hatta Alevilerin cennet ve cehenneme karşı görüşlerini konuşacağız ama önce reklamlar reklamlardan sonra biz tekrar buradayız. 
SUNUCU 1: Bir yere ayrılmayın. 
SUNUCU 2: DEM Özel devam ediyor değerli izliyenler. Konuklarımız Sayın Adnan Oktar ve Oktar Babuna. Eğer sorularınız varsa DEM yazıp boşluk bırakıyorsunuz mesajınızı yazarak 3929 yolluyorsunuz ve canlı yayında cevaplıyoruz. 
SUNUCU 1: Bu arada ortak yayınımız da başladı. Diğer kanallarımızla birlikte Kocaeli TV, Mavi aradeniz Radyosu 106.4, Radyo 37 yine Kastamonudan, 95.2 Radyo STAR Aksaray frekansı 94 ve Emek Radyo o da Mardin’den Frekansı da 101 bizleri buralardan da dinleyip izleyebilirsiniz.
Evet nerede kalmıştık? 
SUNUCU 2: Cennet ve cehennemde kalmıştık. Buradan devam edelim. Aleviler aslında cennet ve cehennem olduğuna inanmıyorlar. Yani her şeyin bu dünyada olduğuna inanıyorlar. Bu konu ile ilgili neler söyleyeceksiniz? Siz de benim dedem Alevi demiştiniz, Ali demiştiniz. 
ADNAN OKTAR : Hz. Ali soyundanım evet. Hz. Ali ’nin Hz. Fatma (r.a.). Hz. Ali cennete inanıyordu. Hz. Hasan (r.a.), Hz. Hüseyin (r.a.) inanıyorlardı. 12 imam inanıyorlardı. Gerçek Aleviler cennete, cehenneme inanırlar yani bunun tartışılacak bir yönü yok çok açık, sarihtir. 
SUNUCU 2: İnanmayanlar? 
ADNAN OKTAR: Hayır, inanmıyor olabilir yani ateist de olabilir bir insan yahut dini o şekilde yorumluyor da olabilir.
SUNUCU 2: Yani Alevi olup da inanmayan da vardır. 
ADNAN OKTAR: Yani inanmayabilir. Ama yani gerçek Alevilikte bu, bu şekildedir. Gerçek Alevi olan bu şekildedir. Mesela Şiilerin hepsi inanır, Caferilerin hepsi cennete cehenneme inanırlar. Ama bir kısım çok küçük bir grup inanmıyor olabilir, ona da saygı duyarız inançlarına. 
SUNUCU 1: Peki şunu söyleyeceğim, az önce Müslümanlar cennete gidecek dediniz ya, şimdi Museviler de yine tek Allah’a inanıyorlar, Peygamberlere inanıyorlar peki onların durumu ne olacak bu durumda ya da Hırıstiyanlarınkisi nasıl olacak? 
ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi Müslüman cennete gidecek, yani her Müslüman, Müslümanım diyen bir insan cennete gitmez bir kere. Böyle bir olay yok. Allah’ın samimi gördüğü kullar cennete gidecektir. Mesela bir Hıristiyandır, sadece İncil vardır elinde, Kuran’ı tanımamıştır, anlayamamıştır, fetret ehlidir o da cennete gidebilir. Yani şöyle olur, Peygamber Efendimiz peygamberlik gelmeden önce Hz. İbrahim’in bakiye diniyle müşerrefti. Yani İslam dinine yani getirdiği İslam dinine henüz girmemişti. Ama o haliyle vefat etmiş olsaydı cennete giderdi Peygamber Efendimiz . Çünkü fetret ehliydi. Aynı şekilde Hıristiyan ve Museviler de bu devirde, Peygamber Efendimizin vefatından sonra 1430 yıl geçmiştir, bir nevi fetret ehlidirler. Eğer Kuran’ı tanımadıysalar, bilmiyorlarsa kendi inançlarında da samimi olarak, yeni tek Allah’a inanarak namazlarına, diğer ibadetlerine önem veriyorlarsa, ki çünkü İncil’de de Tevrat’ta da namaz var, ibadetlerine önem veriyorlarsa cennete gitmeleri umulur. Yani gidemezler diyemeyiz. 
SUNUCU 1: Sadece iyi insan olarak mı, hiç kimseye kötülük yapmamış.. 
SUNUCU 2: Yani samimi dediniz. 
ADNAN OKTAR: Samimi, samimi. 
SUNUCU 2: Samimiden kasıt ne, sadece inanan? Nasıl? 
ADNAN OKTAR: Samimi, her şeye vicdanıyla karar veren insan yani son derece pozitif. Ama mesela bakın ben samimi insan olarak bir Musevi samimi olarak Kuran’ı incelediğinde Müslüman olur. Yani ölçü budur. Yani mutlaka Müslüman olur. Yani, çünkü Kuran’a inanılmaması mümkün değildir. Ama Kuran eline geçmediyse, inceleyemediyse yani ona imkanı olmadıysa bu insan cehenneme gider diyemeyiz. Fetret ehlidir, eğer samimiyse cennete gitmesi umulur. 
SUNUCU 1: Şunu sormak istiyorum, sadece iyi insan hiçbir dine inanmıyor, mesela şöyle söyleyeyim Budist, çok iyi bir insan hiç kötülük yapmamış hayat boyunca kimseye bir kötülüğü zararı dokunmamış, iyilik yapmış ama Kuran’ı da incelemiş ama yine kendi dininde devam etmiş, Budistlik de devam etmiş. Yine cennet ya da cehennem arasında bir geçiş yaşayacak mı kendisi?
ADNAN OKTAR: Ben size bir sır vereyim de oradan olayı tam anlayın. İnananlar cennetten bu dünyaya gelirler ve Müslüman olarak gelirler yani mutlaka bir şekilde Kuran ile bağlantı kurarlar. Mutlaka olur. Eğer Budist olarak dünyaya geldiyse, çok samimi ise, Kuran’ı hakikaten göremedi ise, inceleyemediyse ama çok çok samimi ise onun da cennete gitmesi umulur. Çünkü bir fıtri din vardır insanların ruhunda. İnsanlar yine helali haramı bilirler yani doğruyu yanlışı bilirler. 
SUNUCU 1: Ahlak bilgisi. 
ADNAN OKTAR: Bilir yani fıtraten bilir onu. O da Hz. İbrahim’in dininden kalma bakiye bir gelenek olarak insanlara gelmiştir. Yani bütün insanlar bunu bilirler. Umulur, yani çünkü Cenab-ı Allah sonsuz şefkat ve sonsuz merhamet sahibidir. Ama mutlaka normalde yani normalini söylüyorum mutlaka Kuran ile karşılaşır o tip insanlar. 
SUNUCU 1: Ateist ise? 
ADNAN OKTAR: Yani şuurlu olarak ateist ise yani Kuran’ı tanıdığı, bildiği halde ise eğer son nefesine kadar iman etmedi ise tabii Allah vermesin herhalde cehennem. 
SUNUCU 1: Ama yani şöyle de bir şey var, hiç kötülük yapmamış adam? 
ADNAN OKTAR: O hiç ölçü değil. 
SUNUCU 1: Değil. 
ADNAN OKTAR: Yani çünkü Allah’a karşı zulüm meydana gelmiş oluyor herhalde de demeyeyim de ben yani dil sürçmesi olarak söyledim, cehenneme gider. Çünkü Allah nasıl fark edilmez. Beynimin içinde ben şu kadarcık yerde pırıl pırıl bir dünya görüyorum, üç boyutlu bir alem görüyorum, müzik dinliyorum, yemek yiyorum ve şu kadarcık yerde oluyor. Bu mucizenin üstüne başka ne mucize olabilir? İnsanın nefesini kesecek bir durum bu. Yani toplu iğne başı kadar bir yerde bir insan alemi yaşıyorsa, dışarı zifir gibi karanlık olduğunu biliyor fakat beyninin içinde pırıl pırıl ışıklı bir dünyayı yaşıyorsa ve orada sesleri, konuşmaları her şeyi duyuyorsa, yemek yiyorsa, oturup kalkıyorsa, bir aile hayatını hepsini toplu iğne başı kadar bir yerde yapıyorsa bu mucizenin üstüne daha ne mucize aranabilir. Ben anlayamadım nasıl desin böyle bir insan. Yani Allah’ın karşısına geçecek diyecek ki ben ne bileyim anlayamadım mı diyecek yani. İmkansız yani normal bir akla sahip ise imkansız diyemez. Kuran’ı okuyup inceleyip Tevrat ve İncil’e de baktıktan sonra Kuran’ın yalınlığını, netliğini, açıklığını, sarihliğini bir insan nasıl göremez? Ve bilim ile akıl ile tam mutabık olduğunu nasıl göremez? Yani nasıl bir açıklama yapacak? Zamanın izafi olduğunu Kuran 1400 yıl öncesinden belirtiyor, doğru çıkıyor. Mekanın olmadığını mekanın sonradan yaratıldığını söylüyor doğru çıkıyor dediği. Dünya’nın bulutlarla ve dumanlarla kaplı olduğunu söylüyor ilk yaratılışta, modern bilim bunu tasdik ediyor ve dediği her şey Kuran’ın doğru çıkıyor. Peygamberin her dediği doğru çıkıyor. Adam da diyor ki ben ne bileyim ya diyor. Bunun gerçek din olduğunu nereden anlayayım ki diyor. Yani bunu ahirette söyleyemez. 
SUNUCU 1: Aslında bir de şöyle bir şey var. Şimdi yurt dışında yaşayan birçok arkadaşım var Müslüman olmayan. Dedikleri şu mesela aynen bir tanesinin hiç unutmam çok da ilginç gelmişti. Şey demişti; hani siz ve insanlarınız Ramazan geliyor oruç tutmuyorsunuz, namaz kılmıyorsunuz hani sizin dininizin getirdiği hiçbir ibadeti yerine getirmiyorsunuz ama biz tapınağımıza gidiyoruz, kilisemize gidiyoruz hani siz ondan sonra Ramazanı bayram olarak kutluyorsunuz, neyin bayramını kutluyorsunuz dedi. Ama biz kendi bayramlarımıza saygılıyız, saygı duyuyoruz ama siz kendi halkınız içerisinde hiçbir şeyinize saygı duymuyorsunuz, birbirinize bile saygı duymuyorsunuz demişti. 
ADNAN OKTAR: Sen de ona açıp İncil’i gösterseydin. İncil’deki hangi hükümleri yapıyor. 
SUNUCU 1: Hıristiyan değildi zaten bunu diyen. 
ADNAN OKTAR: Ne? 
SUNUCU 1: Budistti. 
ADNAN OKTAR: Budist. Onun da gereğini yapmıyordur. Budizm çok zor ve çok karmaşıktır. Yani onu yaptığını da zannetmiyorum. Orada bir kendince kurnazlık yapmış ama Budizm son derece karmaşık, dini ritüeli çok karışık olan bir din. Dolayısıyla onu yapmadığı zaten aşikardır. Hemen baktığınızda anlaşılır. Bir de Budizm hak bir dinin, gerçek dinin bozulmuş şeklidir. Yani baktığımızda gerçek bir dinden kaynaklandığı kökeninin anlaşılıyor. Zamanla bozulmaya uğramış. Ama verdiği örnek sıhhatli değil çünkü zaten her Müslüman tam mükemmel dini yaşar diyemeyiz, zaten Kuran’a göre de bu böyle görünmüyor. Kimi insan zayıf yaşar dini, kimi çok güçlü yaşar. O yüzden de insanlar derecelerle ayrılmıştır Allah Katında. 
SUNUCU 2: Peki Natık Kuran nedir? Bununla ilgili. 
ADNAN OKTAR: Natık. 
SUNUCU 2: Evet. Yani bilgi için konuşan Kuran, yazılı Kuran’a ihtiyaç olmadığının düşünülmesi. 
ADNAN OKTAR: Böyle orijinal lafların hep arkasında bir samimiyetsizlik yatar ben size söyleyeyim. Kuran vardır. Kuran’ı da biz okuruz. Yazılıdır, ezberdendir onu uygularız samimi olarak uygulamaya çalışırız. Ama bazı insanlar gücü yetmez uygulayamayabilir. Mesela ben Alevi’yim ama cennete cehenneme inanmıyorum. Yani bu söz mü? Hz. Ali tam anlamıyla inanıyordu. Hz. Hasan, Hüseyin, Cafer-i Sadık hepsi inanıyorlardı ve titizlikle bu inancı yerine getiriyorlardı. Ben inanmıyorum diyorsun. Tamam sen inanmıyor olabilirsin ama köken olarak bunu Aleviliğe mal etmek yanlış olur. Yani Alevilik böyledir demek yanlış olur. Çünkü Hz. Ali böyle değildi. 
SUNUCU 1: Peki Hz. Ali’nin buna dair sözleri var mı aklınızda? 
ADNAN OKTAR: Hz. Ali son derece dindardır, yani bütün Ehl-i Sünnet inancındaki birçok rivayet onun kanalı ile gelir. Hayatı bütün Müslümanların gözü önündedir. Milyonlarca insan Hz. Ali’ye şahittir. Yani tevatür vardır mükemmelliğine. Yüksek ahlakına, kişiliğine, cesaretine, yiğitliğine, efendiliğine, akıllı olmasına ve dindarlığına Kuran’a titizliğine yani bu tartışılacak bir yönü yoktur bunun. 
SUNUCU 1: İzleyici sorumuz var mı? 
SUNUCU 2: Peki bir izleyicimiz, “Mehdi değilim diyorsunuz ancak kendinizi Mehdi’ye benzetiyorsunuz. Özellikleriniz olduğunu söylüyorsunuz, demiş. İleriki zamanlarda halk sizi Mehdi kabul eder ve isterse Mehdi olur musunuz? ” 
ADNAN OKTAR: Ne kadar sevimli benim milletim çok hoşlar. Ben o konuda yemin ettim dedim ki, eğer herhangi bir şekilde ömrüm boyunca Mehdilik iddia edersem Allah’ın, meleklerin, bütün insanların laneti üzerime olsun. Bu çok ağır bir yemin ve sözdür. Demek ki ben bu konuda kararlıyım ama doğru yani rivayetlerde belirtilen Mehdi’nin eşgaline ben de şaşırıyorum. Hayret ediyorum ama hakikaten benziyorum. Yani reddedemem ve çok yapmacık olur bu, çok kötü bir görünüm olur. Yani seyyid iken, seyyid değilim mi diyeyim? Alnım açık iken alnım dar mı diyeyim? Burnum kocaman mı diyeyim? Yani küçük burnum belli. Sırtımda ben var duruyor hatta ben onu şüphelendim doktora gitmiştim. Kocaman ben var sırtımda. Bir tane daha kalp hizamda yine ben var. Yani doğru, bunların hepsi doğru. Mesela sağ bacağımda da ben var belirtildiği gibi. Alnımda yara izi var. Hakikaten alnımın ortasında o çatma çizgisi doğru, tam alnımın ortasında var. Yanağımda ben var sol yanağımda. Yani hepsi var. Geniş omuz diyor mesela geniş omuzluyum. Karnı geniş diyor benim de karnım geniş. Uylukları da geniş diyor doğru. Orta boyluyum. Saçı sakalı siyahtır diyor mesela. Dişleri parlaktır diyor. Adımlarını dışarı atar yürürken diyor. Yani mesela bekardır diyor, çocuğu olmayacaktır diyor. Malı mülkü olmayacaktır diyor. Benim hiç malım mülküm yok üstümde hakikaten yok. Mesela İstanbul’da çıkacak diyor. Doğru İstanbul’da çıktım. Said Nursi, Darwinizm ve materyalizme karşı mücadele verecek diyor. Darwinizm’i dünya çapında yenecek diyor. Doğru bunu da yapan benim. Mesela Kafkasya tarafından gelecek diyor Mehdi’nin geliş yeri. Yani bunlar benziyor ama milyonlarca benzerlik olmuş olsa ben yine böyle bir iddiada bulunmam Allah’tan korkarım. Çünkü Kuran’a göre bu mümkün değil. Ben cennete de gidebilirim cehenneme de gidebilirim. Yani asla böyle bir iddiada bulunamam ben. Hatta Mesih diyor yüzünü mesh eder Mehdi’ye onun Mehdi olduğunu ve cennetteki makamını söyler diyor. Buna rağmen yine Mehdilik iddia edemez yine Allah’tan korkacaktır yani emin olamaz. 
SUNUCU 2: Bilemiyor mu peki kendisinin Mehdi olduğunu? 
ADNAN OKTAR: Bilemez yani mümkün değil. İnsanlar mı? 
SUNUCU 2: Yani Mehdi kendinin Mehdi olduğunu biliyor mu? 
ADNAN OKTAR: Yani biz İstanbul’un İstanbul olduğunu nasıl biliyorsak, Mehdi’nin de Mehdi olduğunu biliriz ama iddia etmeyeceğiz, yoksa anlayacağız. Hani çocuk olsa anlayacak hale gelecek. Öyle sosyal olaylar olacak ki, öyle alametler oluşacak ki... Hep Mehdi için meydana getiriliyor bu alametler bak Mehdi’nin tanınması için meydana getiriliyor. İnsanlar anlayıncaya kadar Allah zorlayacaktır. Yani anladık dediklerinde bırakacaktır Allah. İnşaAllah. 
SUNUCU 1: Peki Mehdi’nin çıkacağı sıkıntılardan bahsediliyor mu? 
ADNAN OKTAR: Mesela evet hapsedileceği. Gaybettedir diyor Hz. Musa gibi korku içinde yaşayacak gizlenecek diyor. Yani korkaklık anlamında değil. Korku ortamı olacak, o ortamdan dolayı gizlenecek diyor Mehdi. Hapsedilecek diyor. Hatta Hz. Yusuf’a benzer diyor Peygamber Efendimiz. Ne yönden diyorlar. Zindan yönünden benzer diyor, hapsedilecektir diyor. Benim ehli beytim diyor büyük elem ve acı çekecek. Onu söylerken gözleri yaşardı diyor Peygamber Efendimizin, yani on iki imam dahil ve Mehdi hepsi azap çekecektir diyor ahir zamanda gelecek olan Mehdi de dahil olmak üzere, hepsi acı çekecekler diyor ve aynen dediği gibi de çıkmıştır Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in. Mesela Hz. Ali’nin şehit edileceğini söylemiştir. Şehit edilmiştir. Hz. Hüzeyin’in şehit edileceğini söylemiştir, doğru çıkmıştır. Kerbela faciasını söylemiştir doğru çıkmıştır. Yani elleri kırılsın yapanların ahirette de dünyada da inşaAllah. 
SUNUCU 2: Peki siz dediniz ki Mehdi, Mehdi olduğunu kesinlikle söylemeyecek dediniz. Siz ben benziyorum bunu inkar edemem diyorsunuz aslında bir sinyal veriyor musunuz burada olabilir diye? 
ADNAN OKTAR: Ama çok çok çirkin ve samimiyetsiz olacak. Şimdi ben Mehdiyeti bütün detayları ile anlatacağım. Diyecekler ki “sen de bu alametler görünüyor, sen kendini mi anlatıyorsun?”, yok yok ne alakası var diyeceğim olur mu benim omzum dar, burnum da görüyorsunuz kocaman diyeceğim alnımda dar, sırtımda da öyle bir şey yok. Seyyid de değilim diyeceğim yani ömrüm boyunca yalan söylemek zorunda kalacağım. Ne zorum yani niçin yalan söyleyeyim? Doğrusunu söylüyorum, benziyorum evet ama iddia etmiyorum. İnşaAllah. 
SUNUCU 1: Peki insanlar size gelip de mesela toplu halde, toplu bir şekilde Mehdi olarak sizi kabul ettikleri takdirde o zaman sizin bakışınız ne olacak, ilk sözünüz ne olur mesela? Yarın kalktığınızda burada. 
ADNAN OKTAR: Bana Mehdi’yim diye gelirlerse, ben onu kabul etmem. Ama deseler ki bize yardımcı ol mesela belirli şeye yani fikrinden, düşüncenden istifade edelim derler ise ben yardımcı olurum. Ama sen Mehdi’sin bize yardımcı ol, ben ona yanaşmam. 
SUNUCU 1: Şimdi hani öyle bir şey olursa toplu halde insanlar gelip de sizin Mehdi olduğunuzu kabul ettikleri takdirde sizin yaptığınız her hareketi takip edecekler, söylediğiniz her sözü uygulayacaklar, yapmaya çalışacaklar. O zaman hani siz ben Mehdi değilim mi diyeceksiniz, yoksa şey mi diyeceksiniz evet böyle devam edelim ama ben Mehdi olduğumu söylemeyeceğim mi diyeceksiniz?
ADNAN OKTAR: Ama benim zaten bu yeminim, çok büyük bir yemin. Ben ömür boyu dedim, Allah’ın, meleklerin, bütün insanların laneti üzerime olsun dedim eğer Mehdilik iddia edersem. Yani bu çok çok en ağır yemindir yani. Kuran’da belirtilen bir yemin şeklidir. Ağır bir yemindir.
SUNUCU 2: Size gelip sordular mı siz benziyorsunuz, o olabilirsiniz?
ADNAN OKTAR: Tabii, binlerce insan söylüyor ben her zaman reddediyorum kabul etmem tabii ki.
SUNUCU 1: Peki yurtdışında nasıl karşılanıyorsunuz? Hani sizin Mehdi olabileceğinizi söyleyenler var mı orada da? Mesela gittiğiniz...
ADNAN OKTAR: Musevilerden de var.
SUNUCU 1: Bugün gittiğiniz mesela radyo programını dinleme fırsatımız olmadı ne yazık ki..
ADNAN OKTAR: Çok sevimli mesela isim vermeyeyim de, ünlü Museviler var böyle tanınmış mesela onlar da öyle. Mesela hahamlardan var. Yani kastedilen kişi sensin diyorlar. Ben de değil diyorum tabii ki. Yani bir iltifat olarak görüyorum yani gönül alıcı bir söz olarak görüyorum. Ama kabul etmiyorum. Hatta yani yazışmaları var, yazıları da gösterebilirim. Açıkça söylüyorlar. Ama insan sevdiğini her zaman Mehdi olarak görebilir. Yani sevdiklerine insan o gözle bakabilir. Bu ziyade hüsn-ü zan her zaman olmuştur diyor Said Nursi. Yani insanlar sevdiklerini Mehdi olarak görürler, görebilirler. Hüsn-ü zandır o yani iddia edemezler.
SUNUCU 1: Peki oldu da öyle bir şey oldu. Hani geldiler insanlar ben Mehdi değilim dediniz. Ama onlar yine de hayır siz Mehdi’siniz biz buna inandık, geldik burada oturuyoruz, bekliyoruz. Hani sizden bir sonraki hareketinizi bekleyecekler. O zaman ne olacak?
ADNAN OKTAR: Eğer benim faydalı olmamı istiyorlarsa insanlar yani bir kere öyle bir şey zaten kabul etmem de. Zaten fikrimle ben şu an tahmininizin üstünde bir hizmet yapıyorum yani sizin bilmediğiniz dünya çapında çok büyük olaylar oluyor şu an.
SUNUCU 1: Biraz onlardan bahseder misiniz? Neler oluyor?
ADNAN OKTAR: Mesela İran, İsrail tarafından ve Amerika tarafından vurulacaktı. Bunu engelledim. Mesela bu çok önemlidir. Hatta atom bombası kullanmayı bile düşünüyorlardı. Uzun zamandan beri bu konuşmalar, müzakereler devam ediyor. Anlatıyorum, izah ediyorum ve yatıştılar. Daha da yatıştıracağız inşaAllah. Mesela Evanjeliklerin Suriye’yi de vurmak istedikleri vakiydi. Suriye’yi de işgal etmek istiyorlardı. Hatta Türkiye’yi de işgal etmeyi düşünüyorlardı. İran arkasından diğer İslam ülkeleri. Çünkü müslüman ülkeleri deccal ordusu olarak görüyorlardı. Bu çok vahim bir şeydi. Ben bu düşünceyi değiştirttirdim. Doğrusunu anlattım yani masonluktur Deccaliyet. Bunu kavradılar ve sermayeyi de kontrolüne alan sistemin olduğunu belirttim ve Mehdiyetin barış, kardeşlik, sevgi getireceğini, dünyadan silahları kaldıracağını söyledim ve net kaynaklarla, sağlam kaynaklarla ben bunu izah ettim. Şu anda da bakın gelecek haham, yarın gelecek haham çok ünlü bir insan. Yani önemli onun da görevi. Ben İsrail’in huzur içinde olmasını istiyorum. Ermenistan’ın huzur içinde olmasını istiyorum ve Türk İslam Birliği için de çok yoğun çalışıyorum. Mesela geçen günler Habertürk’te yazılan yazıya bir dikkat edin. Orada görürsünüz. “Bir kısım diyor vakıfların” diyor yani bizi kastediyor çünkü başka vakıf yok bu konuda, Türk İslam Birliği’ni bu kadar dünya çapında sarsı savunan bir vakıf varsa bana hatırlatın, söyleyin ben duymadım. “Bazı vakıfların faaliyetleri sonucunda” diyor “bu olaylar başladı” diyor. “Yani halkı ve zemini buna hazırladılar” diyor. Mesela bir başka şahıs da, yine ünlü bir şahıs, isim vereyim mi vermeyeyim mi bilmiyorum.
SUNUCU 1: Verin.
ADNAN OKTAR: Evet Doğu Perinçek mesela. “AKP iktidarının” diyor, “Ak Parti iktidarının” diyor “iktidara gelmesinde” diyor, “halk zeminini hazırlayan düşünceyi Harun Yahya yaptı, Adnan Oktar yaptı” diyor, “o hazırladı” diyor. “Darwinist, materyalist sistemi Türkiye’de ezdi, zemin hazırladı” diyor, “sağın güçlenmesine sebep oldu ve Ak Parti de iktidar oldu” diyor bu zemin üzerinde. Yani önemli bir gözlemcidir Doğu Perinçek yani sözü öyle yabana atılacak bir insan değil, çok samimi bir tespit yaptığı tespit. Yani durduk yere sağ güçlenmez Türkiye’de. Adnan Menderes döneminde de öyle Adnan Menderes’in başarısından dolayı Adnan Menderes iktidara gelmiş değil. Adnan Menderes’in herhangi bir vasfı yoktu, yani ne kültür yönünden ne diğer yönlerden yani böyle halkı etkileyecek, sistemi etkileyecek bir yönü yoktu. Herhangi bir insandı. Doğrudan Said Nursi’nin Anadolu sathında meydan getirdiği manevi atmosfer ve İslami Kurani uyanışın sonucunu almış oldu. Yani bütün Anadolu da bir ruh meydana getirdi. O sandığa yansımış oldu. Yoksa materyalist, Darwinist bir sistem olacak da sağ bir parti iktidar olacak mümkün değildir böyle bir şey olmaz. 
SUNUCU 2: Peki az önce kıyamet gününden bahsettik, bir izleyicimiz demiş ki, “Peygamber Efendimiz bile kıyamet tarihini bilemezken siz nasıl kesin bir tarih verebiliyorsunuz ben mi yanlış anladım?” demiş. 
ADNAN OKTAR: Yok doğru anlamış şöyle anlatayım; ben kesin tarih veriyorum, demiyorum. Şöyle diyeyim; gayb Allah katındadır diyor Cenab-ı Allah. Yalnız burada bir açıklık getiriyor Cenab-ı Allah onu hiç insanlar dikkat etmiyorlar, kullarımdan dilediğine bu bilgiyi verir diyor Allah. Yani gayb gizlidir hiç kimse bilmez demiyor, kullarından dilediğine, elçilerine bu bilgiyi verir diyor. Kime vermiş? Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e bu bilgiyi vermiş, o da bütün detayları ile anlatmış. Mesela dünyanın ömrü 7000 yıldır diyor bu vahye dayalı bir bilgidir. Ve Musevi inancında da bu böyledir. Bunun 5600 yılı geçti diyor vahye dayalı bir bilgi, geriye ne kalıyor? 1400 yıl kalıyor. Biz kaçtayız? Hicri 1430’dayız. O zaman 1400 ile 1500 arasında ahir zaman bitmiş oluyor, çok net ve alametleri de var. Ahir zamanda olacak olan bütün olayları belirtmiş; Fırat’ın suyunun kesilmesi, Ramazan’da ay ve güneş tutulması ve diğer size saydığım tüm alametler hepsi zuhur etti. Bunların arkasında olacak olanların zaman aralıkları da belirlidir ama saat ve dakika olarak tabii ki kıyameti bilemeyiz. Ama yaklaşık olarak Allahualem doğru. 
OKTAR BABUNA: Hz. İsa kıyamet için bir alamettir. 
ADNAN OKTAR: Mesela Hz. İsa’nın gelişi. “Onun alametleri belirmiştir” diyor Kuran ayeti var. Şeytandan Allah’a sığınırım. Bakın “Onun” yani kıyametin “alametleri belirmiştir.” Demek ki kıyametin alameti var. Alamet ne demektir? Hz Mesih’in kıyamet alameti olması ne demektir? Demek ki onu yaklaşık olarak bileceğiz demektir. Hatta ayette diyor ki “neredeyse gizleyeceğim” diyor, bak gizledim demiyor Allah, “neredeyse onu gizleyeceğim” diyor. Dolayısıyla gaybı Allah elçilere bildirir, ve Peygamber Efendimiz’e bildirmiştir. Yaklaşık. Ama vakit geldiğinde insanlar, inşaAllah görecektir fakat, sözümün bir kısmını doğruluğunu şuradan anlayabilirler; torunlarının torunları görecekler, hicri 1506’yı görecekler. 1520’leri 1530’ları görecekler. Bir kere Mehdi’nin çıkışından dediğimin doğru olduğunu anlayacaklar. Mesih’in inişinden dediğimin doğru olduğunu anlayacaklar. İslamın dünyaya hakimiyetinden anlayacaklar, ondan sonra ki dediklerinde doğrudur artık inşaAllah. 
SUNUCU 1: Bir de Mesih derken şunu merak ettim. Şimdi Hz. İsa gökyüzüne yükseldi dediniz, yine aynı silüette mi inecek? Yoksa farklı bir şekilde mi? 
ADNAN OKTAR: Tam kendisidir yani, 2000 yıl küsur sene önceki kıyafeti, saçı, bütün eti, kemiği tam aynısıdır. Yeni bir beden değildir, zamanın dışına çıkmıştır, zamanın içine girecektir, yani beden, aynı kıyafet ayakkabısı aynı şekilde gelecektir. Ama tabii onları sonra çıkaracak ve hatta, insanlar isterse ordan parça alıp inceleyebilirler de. Kıyafetlerinden, elbislerinden 2000 küsur yılına ayit olduğunu görecekler ve Mesih’in doğrudan kendisidir. Eğer saç parçası duruyorsa, Mesih’in bazı yerlerde saklanıyor diyorlar, Hz Mesih’e ait saçından alınmış parçalar, ondaki kromozom yapısıyla, Mesih’de zaman zaman saçını traş ettirecekler, o saçından alıp -hoşlarına gitmesi açısından tavsiye ediyorum- baktırsınlar aynısı çıkacaktır. Genetik yönden aynı olduğunu göreceklerdir, tıpkısıdır. 
SUNUCU 2: Efendim sizin gazetelerde sizin namazı 2 vakit kıldığınıza, kıldırdığınıza dair şeyler çıktı söylemler çıktı bununla ilgili ne söyleyeceksiniz? 
ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon Örgütü insanların sinir uçlarını iyi tespit eder, onların bunla ilgili psikolojik birimi var. Bir halkı etkilemek, normal halk kesimini, bir de dindar halk kesimini etkileyecek neler yapabiliriz gibi masaya yatırmışlar olayı. Halk en çok cinsellikle ilgili konularda etkileniyor tamam diyorlar. O zaman o konuda akla gelen hemen, hemen birçok şeyi yapıyabiliriz onları uyguladılar. Dinle ilgili de işte namazın 2 vakit olması, işte oruç tutmazlar, hacca gitmezler, zekat vermezler yani, Kuran’ın dinin, kabul etmediği ne varsa hepsini bunlar yapıyorlar gibi imajla dinlarlarla aramızı açmaya çalıştılar kendi kafalarınca. Bu tabii basına da yansıdı bu tip faliyetler yaptılar. Bunlarla şahitler de buldular yalancı şahitler de buldular, ama Emniyette de bunu bize zorla söylettirdiler. Yani işkence altında, biz de dedik kimimiz 2 vakit kılıyoruz, kimimiz 3 vakit kılıyoruz evet dedik yani, işte oruç da tutmuyoruz, zekat da vermiyoruz, ne diyorlarsa dedik. Yani can kaygısı bu yani bizim oradan sağ salim çıkmamız gerekiyordu. Sonradan da mahkeme polis ifadelerini geçerli kabul etti. Yanımızda avukat yoktu, avukat yok ve işkence ile alınmış. Hatta biz dedik bekletici mesele yapın mahkemenin sonucu beklesin dedik mahkeme. Çünkü 16 tane Adli Tıp raporu var işkence yapıldığına dair bize. Bunu bekleyin efendim dedik, mahkeme neticelensin göreceksiniz dedik. Hayır dedi mahkeme ben size ceza vereceğim dedi, ellerine sağlık Allah razı olsun teşekkür ederiz. Bir yılda ilave ettiler onun içinde ayrıca teşekkür ediyorum, sağolsunlar, varolsunlar. Fakat mahkeme de tabii bana bu şekilde, söz söyleyince benim ağrıma giden bişey tabii tazminat davası açtım, bununla ilgili. Her zaman olduğu gibi malum üzere davayı kaybettik tabii, bir de zaten yeni kanunla tazminat davası kaybettiğin de, otomatik olarak karşı taraf tazminat kazanıyor. Yeniden tazminat davası açabiliyorlar, mahkeme de bize hemen tazminat davası açtı. Salih Öztürk ve Nuran Yalınbaş, helal olsun param onlara istedikleri gibi kullansınlar, ondan sonra istedikleri gibi yiyip içsinler. Daha da gerekirse tazminat başka açarlarsa onu da veririm paralarını, ne istiyorlarsa yaparız yani saygıyla elleriden öpüyorum, bir sözüm yok onlara. Ama bu mesela bu durum benim kanuni hakkımdı, ben bunu kullandım bu ayrı. Yani mahkemede kaybettim ayrı mesele ama ben kanuni tepkimi göstertmiş oldum. 
SUNUCU 1: İnsan hakları mahkemesine gitmeyi düşünüyormusunuz, bu konuyla ilgili olarak? 
ADNAN OKTAR: İnsan Hakları Mahkemesi tamamen fantazidir. Hiçbir geçerliliği yoktur o anlamda. Adam hapis yatar. Yıllar sonra, beş yıl sonra devlet sana para ödüyor. Afiyet olsun, git onunla döner ye, ayran iç der gibi bir şey. Adam hapiste yattıktan sonra, o acıyı, çileyi çektikten sonra, üstüne para verilmesi biraz kızdırıcı da durabilir bazı insanlarda, rahatsız edici durabilir. Para mı orada önemlidir, acil önlem mi? Ama İnsan Hakları Mahkemesi ani müdahale edebiliyorsa, bu olur. Yani mahkemenin hükmünü durdurabilirse, öyle bir kanun çıkarılır da öyle bir anlaşma yapılırsa, bu olur. Ama mahkeme karar verecek, sen gidecek hapis yatacaksın, ondan sonra geçmiş olsun, pardon yanlışlık olmuş, al sana para. Yani bu kabul edilebilir bir şey değil. Mesela akıl hastanesine beni yatırdılar. Pardon geçmiş olsun dediler. Yanlışlık oldu, sen akıllıymışsın dediler. Biz yanlış anlamışız dediler. Şimdi bir de üstüne tazminat mı verecekler bana? Fakat bu, tabii mahkemenin bu konusu için bekletici mesele yapılmaması, bir Yargıtay Ceza Genel Kurul kararına göre bozma nedenidir. Bu tip davaların hepsini bozmuş Yargıtay, yani bekletici mesele yapmadıkları için mahkeme. Çünkü 2000 yıl üzeri Adil Serdar Saçan ve arkadaşları şu an yargılanıyorlar, bize işkence yaptıkları için. Hayrettir mesela, o yargılanan şahıslardan birisi, Serdal Akça, komiser, ona da bizim hakkımızda fezleke hazırlattılar yeniden şu an, çete fezlekesi. Bizim hakkımızda verilmiş, Yargıtay’la tasdiklenmiş bir karar olmadığı halde baştan itibaren beni çete lideri olarak gösteriyor. Çete, çete, çete, sonuna kadar, ama bu insan da aynı zamanda 2000 küsur yıl hapis cezasıyla yargılanıyor şu an. Ona, benimle ilgili ve arkadaşlarımla ilgili fezleke hazırlaması için polise talimat verilmiş. Yani böyle bir durum da var, ilginç. 
SUNUCU 1: Şu anda bir de çete olarak mı yargılanacaksınız, ilerleyen dönemlerde? 
ADNAN OKTAR: Biz, halkımızın haberi yok, 99’dan itibaren her yıl çete davası açıldı bana. Hepsinden de beraat ettim. Yani muntazam açılıyor. 3 kişi, 5 kişi, 10, 20 kişi bir araya geliyorlar, çete davası açıyorlar. Beraat ediyorum. Bir daha açıyorlar. Bir daha beraat ediyoruz. Öyle yani, yıllardan beri uğraşıyoruz. Şimdi yine açtılar. Yine uğraşıyoruz. 
SUNUCU 2: Bir izleyici görüşü var burada: “Her şeyi insan aklıyla yarattık. Taş devrinde yer tanrısını, gök tanrısı, ateş tanrısı yaratarak, inanarak, sonra tek Tanrı’yı insan aklıyla yaratarak, gökten değil” demiş. 
ADNAN OKTAR: Bir daha ben rica edebilir miyim? Ben biraz okuyordum, hiç dikkat edemedim. 
SUNUCU 2: Yani özü, her şeyi insan aklıyla yarattığımızı söylüyor bir izleyicimiz. “İnsan aklıyla yaratıldı Tanrı, gökten değil” diyor. 
ADNAN OKTAR: Marx’ın izahıdır bu, klasik Marxist izahtır. Darwin’in de izahıdır, ateistlerin de izahıdır. Aklı yaratan Allah’tır. Çünkü bir varlık var, yani toplu iğne başı kadar bir yerde yaşayan bir canlı var. Ve ona bir bilgi veren bir kaynak var. Ona düşünce akıyor bir kaynaktan, görüntü akıyor, ses akıyor ve bilinç meydana getiriyor Allah onda, öyle zavallı bir varlık var. Belli ki onun üstünde bir Allah var, bir güç var. Yani toplu iğne başı kadar bir yerde yaşayan bir varlık var, zavallı bir varlık var. Bir de ona bilgi aktaran sonsuz büyük bir güç var. Bu hemen anlaşılıyor. Tartışılacak gibi değil. 
SUNUCU 2: Bir izleyicimiz de demiş ki: “Allah Kuran-ı Kerim’de “Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin” buyuruyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?” Sizin de Yahudilerle, Hristiyanlarla görüştüğünüz biliniyor. 
ADNAN OKTAR: Evet, “Yahudi ve Hristiyanları kendinize yönetici kılmayın”dır o ayet. Dost edinmeyin değil, yönetici kılmayın. Yani başbakan yapamazsın veyahut vali yapamazsın. Çünkü kendi şeriatına göre hareket edeceği için, kendi inancına göre hareket edeceği için sizin inancınızla çelişir diyor Allah. Sizin kendi inancınızda olması lazım yöneticinin diyor. 
SUNUCU 2: “Bazı alimlerin İslam’ı yaşanması zor olarak göstermeleri nasıl açıklanabilir?” 
ADNAN OKTAR: Bir kısım Müslüman alimler özel olarak dini yıkmak için görevlendirilmiştir. Kimi iddia edilen Ergenekon Örgütü mensubudur. Ve birbirlerinin arasında çok iyi dayanışma vardır. Dikkatlice bakılırsa bu görülür. Mesela normal ortamlarda birbirlerine çok zıttır bu insanlar ama birbirlerini çok iyi korurlar. Mesela bakıyorsun bir televizyon kanalında nefret ettiği bir insanı baştacı gibi gösteriyor. Yani muazzam koruyor. O iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün talimatıyla yapılan bir harekettir bu. Veyahut mesela bir mason profesör çıkıyor, din adamı olan mason profesör, nefret ettiği bir, dindar görünen bir –farzedelim- sahte Hocayı baştacı edebiliyor. Ki, zalim olduğunu gördüğü halde, fitne çıkarttığını gördüğü halde, Müslümanları birbirine düşürmeye karar verdiğini gördüğü halde. Sırf Müslümanları birbirine düşürecek bir gücü, potansiyel olarak sahip olması bile iddia edilen Ergenekon Örgütü için bir tercih sebebidir. Yani sırf Alevi-Sünni kavgasını çıkartmaya yatkın bir din alimi iddia edilen Ergenekon Örgütü için bulunmaz fırsattır, çok önemlidir. 
SUNUCU 2: Bizim izleyicilerimiz, geçen hafta da takip etmişler bizi demek ki, demişler ki, geçen hafta cinlerle ilgili açıklamalarınız vardı. “Cinlerle ilgili onları gösterebilirim demişti. Bunu yapabilir mi?” demiş izleyicimiz. Yapamam demişsiniz ama, demiştiniz az önce, bu zaten başka birine görünebilir mi? 
ADNAN OKTAR: Cin, tabii başkasına görünebilir, yani görüntü olarak. Ama şu an ben Türkiye’de buna tahammül edebilecek bir insan düşünemiyorum. Yani çok şiddetli, şok tarzında korku yaşarlar. Öyle bir sorumluluğu ben kaldıramam. Böyle bir şey yapamam. 
SUNUCU 2: Yani burada aslında, cin çıkartma diye tabir edelim, böyle bir şey olsa biz bunu görebilecek miyiz? Yoksa sizin konuşmalarınızı mı izleyeceğiz? 
ADNAN OKTAR: Görmenizle bayılmanız bir olur. Sonra sizin program devam edemez. 
SUNUCU 2: Siz korkmuyor musunuz bundan? 
ADNAN OKTAR: Yok Allah’ın izniyle korkmam ben. Hz. Süleyman devrinde de hizmet ediyorlardı. Normalde munis varlıklardır. Bir de cin çağıranlar biliyorlardır. İsterlerse çağırsın sorsunlar bana karşı müthiş sevgileri var. Yani çok şiddetli seviyorlar. Bayağı saygılı… 
SUNUCU 2: Neden seviyorlar sizi acaba? 
ADNAN OKTAR: İşte sorsunlar, niçin sevdiklerini sorsunlar çağıranlar. 
SUNUCU 1: Peki bir şey diyeceğim. Biz hani çocukluğumuzdan biliriz. Cin çağırmak, ruh çağırmak diye tabir edilirdi, hep ruh geliyor diye, işte ortaya bir fincan konulur, kenara yazılar yazılır, harfler yazılır, alfabe yazılır, rakamlar yazılır, sonra soru sorulur işte, fincan hareket eder. Siz heralde, böyle değil sizde heralde. 
ADNAN OKTAR: Eğer fincan hiç kimse elini koymadan hareket ediyorsa onu kabul ederim. Yani o tip bir şeydeki, eğer Müslüman bir cinse, 3 kişi değil de hiç kimse elini koymadan fincan hareket ediyorsa o zaman o geçerlidir. Yani dedikleri doğru çıkarsa ayrıca, tek tek doğru çıkarsa olur. Ki yani bu ılımlı bir yöntemdir, ürkütücülüğü azdır bunun. 
SUNUCU 2: Siz nasıl çağırıyorsunuz peki? 
ADNAN OKTAR: Söylemem. 
SUNUCU 2: Söylemeyecek misiniz? 
ADNAN OKTAR: Yok. 
SUNUCU 2: Peki, bir izleyicimiz de demiş ki: “Adnan Oktar tazminatı çok cömert şekilde dağıtıyor. Bu paranın kaynağı nereden geliyor?” 
ADNAN OKTAR: 3 milyar, biri Salih Öztürk beyefendiye, helal olsun ona, gani gani helal olsun, yine açarsa dava yine şey yaparız, 1 milyar ona. 1 milyar Nuran Yalınbaş hanımefendiye, yine açarsa, var herhalde, bir tane daha açmış anladığım kadarıyla, gani gani helal olsun. Başka da ne istiyorsa yine yaparım. Teşekkür ediyorum hepsine, sağolsunlar, inşaAllah. 
SUNUCU 2: Peki, az önce demiştiniz. “Mehdi geldiğinde çile çekecek. Hz. İsa’nın ikinci gelişinde çile çekecek mi?” demiş bir izleyicimiz. 
ADNAN OKTAR: Mesih tabii, 1400 tane talebesi olacaktır diyor Peygamberimiz. Zordur yani, Mesih kendini belli etmeyecek uzun süre. Yani çünkü Hristiyanlar, bakın diyor ki Vatikan’da bir rahip: “Mesih” diyor, “gerçekten gelse dahi de” diyor, “gerçekten gelse bile biz kendi sistemimizi değiştirmeyiz” diyor. Yani, “gerçekten gelse de biz sistemimizi değiştirmeyiz” diyor, “Biz bu sistemde devam edeceğiz” diyor. Böyle bir ortamda ne kadar zorlu olacağını düşünün. 
SUNUCU 1: Peki, şöyle bir şey var. Sonuçta kendi sistemlerini değiştirmeyecekler ama sonuçta onlar da tek Tanrılı dine inanıyorlar. Allah’a inançları olduğunu da düşünüyoruz diyelim. Bunu inkar ederek, Mesih’i inkar ederek, hani sonuçta bir sonraki kademeyi, mesela cehenneme gideceklerini garanti etmiyorlar mı, düşünce tarzıyla konuşursak eğer? 
ADNAN OKTAR: Şimdi böyle diyorlar ama bakın Mesih geldiğinde kuzu gibi olduklarını göreceksiniz. Öyle bir konu olmaz. Yani, onlar Mesih’in gücünü anlamadılar, Allah’ın gücünü de anlamadılar. Onun için öyle üst perdeden konuşuyorlar. Mesih’in karşısında onlar tuzun suda erimesi gibi eriyecekler. Yani derhal kabul ederler. Yüzünü görmek yeterlidir. Nefesini duysalar yine yeterlidir. 
SUNUCU 2: Peki, programımızın sonuna yaklaşıyoruz. Son olarak söylemek istediğiniz şeyler var mı? 
ADNAN OKTAR: Son olarak bütün Alevi kardeşlerime, Kürt kardeşlerime sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. Onları çok seviyorum. Güzel günlere doğru gidiyoruz. Bütün Sünni kardeşlerime de sevgilerimi iletiyorum. Alevilere, Hıristiyanlara, Musevilere, hepsinin mutlu olacağı güzel bir döneme doğru gidiyoruz. Bunları niçin söylüyorum? Demişti, aynen oldu diyecekler. Bunları, bant olarak saklasınlar bu konuşmalarımı, görecekler. 
SUNUCU 2: Peki, teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için. 
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum. 
SUNUCU 1: Teşekkürler.
SUNUCU 2: Efendim bizim yayınımız sona erdi. Ancak Adnan Oktar’la yayın devam ediyor, Kocaeli Tv’den. Mavi Karadeniz Radyo, 106.4; Radyo 37, Kastamonu’dan yayın yapıyor, 95.2; Radyo Star, Aksaray’dan yayın yapıyor, 94; Emek Radyo, Mardin’den yayın yapıyor, 101. Ve bu akşam da Dem Özel’in sonuna geldik değerli izleyenler. Bir sonraki programda görüşünceye dek hoşçakalın. 
SUNUCU 1: Hoşçakalın.

07 Kasım 2009



Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
Bu eserin MP4 versiyonunu indirmek için tıklayın (iPhone, iPod)


  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
 Eser İle İlgili Yorumlar
m.ugur coskun - 07.11.2009 20:38:53
maşaAllah dem tv röportajı çok güzel oldu.. çok güzel cevaplar verdsi sayın hocamız.. gerçi sayın hocamız her zaman net cevap veriyor maşaAllah..
m.ugur coskun - 07.11.2009 20:27:34
gündemi dem tv de o kadar güzel izah ettiki, insanlar şaşkınca baktı kaldı.. harikasınız sayın hocam...
Tüm Yorumlar İçin Tıklayınız
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISLAMONLINE.NET (July 3, 2009) (English) 
ADNAN OKTAR TELLS: PARADISE (English) 
FREEMASONRY - Excerpts from Harun Yahya's interviews - (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY KBYR RADIO (ALASKA) (October 19, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY UMMAH RADIO (UK) (July 26, 2009) (English) 
INTERVIEW D'ADNAN OKTAR AVEC ARTE TV (FRANCE-ALLEMAGNE) LE 4 NOVEMBRE 2009 (Français) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY IRISH TIMES (September 8, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR.ADNAN OKTAR BY TURKMENELI TV (Istanbul - April 22, 2008) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN NOVOYE VREMYA REPORTAJI (6 Oktyabr 2008) (Azerbaijani) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON TALK RADIO STATION (NORTH CAROLINA) (November 3, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY KONYA TV (February 28, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISLAMONLINE.NET (December 26, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY TIMOTHY FURNISH (December 14, 2008) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON ALLAN HANDELMANN SHOW, FM TALK WZTK, NORTH CAROLINA (February 9, 2010) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY WCEV (CHICAGO, USA) (October 3, 2009) (English) 
حوار مع السيد عدنان أوقطار ، القدس، 17 نوفمبر 2008. (Arabic) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY BOSNA TV (June 3, 2008) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AMERICAN PUBLIC TV (December 19, 2008) (Rusça) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY LE MONDE (May 18, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY IANS (INDO ASIAN NEWS SERVICE) (November 14, 2008) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN ALLAN HANDELMANN SHOW, FM TALK WZTK, KUZEY CAROLINA, ABD RÖPORTAJI (9 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 52 (ORDU) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN SİVAS SİPAS TV RÖPORTAJI (2 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TRABZON TV RÖPORTAJI (4 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 2 - SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDAKİ KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ, EVLİLİK ANLAYIŞI (2. Bölüm)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDAKİ KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ, EVLİLİK ANLAYIŞI (1. Bölüm) SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (2. Bölüm)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (1. Bölüm) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (3 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (11 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI - HÜLYA AVŞAR'IN 5 MART 2009 TARİHİNDEKİ RÖPORTAJINDA SORDUĞU SORULARIN BİR ÇOĞUNUN CEVABI BU RÖPORTAJDA MEVCUT (8 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ADIYAMAN ASU, KRAL KARADENİZ VE EKİN TV RÖPORTAJI (4 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KADİR ÇELİK'E YAPTIĞI AÇIKLAMALAR (22 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (7 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (23 Aralık 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN VOICE OF THE CAPE (GÜNEY AFRİKA) CANLI TELEFON RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (10 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (9 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TASCA (TÜRK-ARAP BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ) RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI (14 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN TURKIYEPOST RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKMENELİ RÖPORTAJI (22 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN TÜRKTIME RÖPORTAJI (14 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN CNNTURK RÖPORTAJI (20 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (16 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA RÖPORTAJI (17 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009) ADNAN OKTAR KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI (21 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007)
ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007) ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ (1 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 1 - ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma) ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO DAWN (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (29 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AL QURAN AL KAREEM RADYOSU RÖPORTAJI (AVUSTRALYA) (22 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY, SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KORDON TV (İZMİR) RÖPORTAJI (27 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN MPL SATRANÇ TAHTASI RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2009)