SUNUCU: Evet efendim iyi akşamlar dileklerimizi sunuyoruz. Şu anda Kahramanmaraş Aksu TV ve Çay TV’deki ortak yayınımız Adnan Oktar’la Başbaşa Programı ortak yayınımız başlamış durumdadır. Ayrıca 106.4 Mavi Karadeniz radyodan da bizleri dinleyebilirsiniz. Bunun dışında hemen ben önemli adreslerimizi hatırlatacağım. www.harunyahya.tv‘den bizleri izleyebilirsiniz. Ve tabii ki www.harunyahya.orgveyahut da www.harunyahya.net‘den de Hocamızın röportajlarına, bunun dışında dergilerine kitaplarına ulaşabilirsiniz, detaylı olarak bilgi alabilirsiniz ve tabi ki mesaj yoluyla da Hocamıza sormak istediklerinizi aklınıza gelen düşüncelerinizi fikirlerinizi paylaşabilirsiniz. Evet, hemen Hocamıza döneyim, hoşgeldiniz diyeyim.
ADNAN OKTAR: Hoşbulduk efendim, sizler de hoş geldiniz. Nasılsınız?
SUNUCU: Çok teşekkür ederiz Hocam sizi gördükdaha iyi olduk. Sayın Oktar Babuna da bizlerle.
ADNAN OKTAR: Sen dünyanın en sevimli insanlarından birisisin.
SUNUCU: Sağolun Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet, napalım, neler yapalım, bugün...
SUNUCU: Hocam önce29 Ekim...
ADNAN OKTAR: 29 Ekim’in önemini anlatalım değil mi?29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Bizim sevinçle, heyecanla yâd ettiğimiz bayram inşaAllah. Cumhuriyet biliyorsunuz Allah’ın bizden istediği bir sistemdir. Yani Kuran’da cumhuriyet istenir insanlardan. Cumhurîidare en mükemmel idare şeklidir.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Bu bayram münasebetiyle Atatürkümüzden de bahsedelim. Değil mi?Neler var orada?MaşaAllah, bak sen hazırlıklıymışsın. Oku dinleyelim inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Atatürk’ümüzün İslam’ı ve dindarlığı öven sözleri; “Biz ne Bolşevikiz ne de komünist; ne biri ne diğeri olamayız. Türklermilliyetperver ve dinlerine hürmetkâr bir millettir. ”
ADNAN OKTAR: Biz Türk milliyetçisiyiz değil mi?Ve anti-komünistiz diyor Atatürk.
OKTAR BABUNA: Evet anti-komünistiz, anti-darwinistiz.
ADNAN OKTAR: Evet, Allah’a inanıyoruz diyor. Ve dindarız diyor maşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Mustafa KemalCumhurbaşkanı seçildikten sonra teşekkür konuşmasını şu şekilde bitirmiş: Ancak böylelikle ve Allah’ın yardımıyla bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevleri iyi bir biçimde yapabileceğimi umarım. Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri, hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz da.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Türk dili ve İslamiyet gibi iki büyük güzellik değil mi?Hiçbir şekilde din ortadan kalkmayacaktır diyor değil mi?Türklük de hiçbir zaman için ortadan kalkmaz. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: "Büyük bir inkılâp yaratan Hazreti Muhammed (sav)’e karşı beslenilen sevgi, ancak O'nun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir”.
ADNAN OKTAR: Bir daha oku bakayım.
OKTAR BABUNA: "Büyük bir inkılâp yaratan Hazreti Muhammed (sav)’e karşı beslenilen sevgi, ancak O'nun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir”.
ADNAN OKTAR: Resulullah’ın ahlakına tam tabi olalım diyor, Kuran ahlakına tam tabi olalım diyor değil mi?Gazi Hazretleri, MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Şemsettin Günaltay ülkü dergisi: Dinsiz devletlerin devamına imkân yoktur. Her fert din ve diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası mekteptir. Fakat nasıl ki her hususta yüksek mektep ve ihtisas sahipleri yetiştirmek lazımsa, dinimizin hakikatini tetkik, tetebbu ilmi ve fenni kudretine sahip olacak güzide ve hakiki ulema yetiştirecek yüksek müesseselere sahip olmalıyız.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak dini aynı zamanda fenle öğrenin diyor değil mi?Hazreti Atatürk. Çünkü darwinizm materyalizm gibi sapkın felsefeler, din karşıtı felsefeler ancak fenle, bilimsel metotlarla ortadan kalkabiliyor. Kuran’ın hakikatleri de yine bilimle anlaşılıyor. Allah’ın sanatı yine bilimle anlaşılıyor. Atatürk’ümüz bu güzel hususlara çok veciz özlü ifadelerle yer vermiş.
OKTAR BABUNA: Ezan ve Kuran’ı Türklerden başka hiçbir Müslüman millet bu kadar güzel okuyamaz. MaşaAllah.
“… Bizim dinimiz, hiçbir vakit, kadınların erkeklerden geri kalmasını istememiştir. Allah’ın emrettiği şey, Müslüman erkekle Müslüman kadının beraberce din öğrenerek eğitilmesidir. Kadın ve erkek bu ilim ve eğitimi aramak ve nerede olursa oraya gitmek ve onunla mücehhez yani donatılmış olmak zorundadır. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kadın haklarının güçlenmesinde Atatürk’ümüzün çok büyük etkisi oldu.
OKTAR BABUNA: Atatürk Hafız Yaşar`ı sever ve çok beğenirdi. Bazı zamanlar `Hafızı çağırın` derdi. Salonda Hafız Yaşar`ın makamı ile okuduğu Kuran-ı Kerim surelerini huşu ile dinlerken gözlerinden yaş aktığına şahit olunmuştur.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah aşkı.
OKTAR BABUNA: Evet. Atatürk bazı kereler çalışırken okuduğu tefsirlerin çok tesirinde kalırdı ve de `Hey büyük Allah’ım... Kuran`a inanmayan kâfirdir, bize nasıl yol gösteriyor?Bunları tüm dünyaya okutmalıyız` diye söylerdi. Sonra o an yanındakilere `Okurken ruhum coşuyor, size de oluyor mu?` diye sorardı.
ADNAN OKTAR: Halis Müslüman evladı, Kuran’ın coşkusunu her an ruhunda yaşıyor. Elhamdülillah.
OKTAR BABUNA: Uhud Savaşında Hazreti Resulullah düşmana yalnız gitti; neyine güveniyordu?Neye sığınıyordu?Allah`a değil mi?Ben de Allah`a sığınıyorum. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu mucizedir. O savaşta peygamberimize hiçbir şey olmamıştır (sav)’e. Gazi Hazretleri bu konuya dikkat çekiyor. Ve imanın bir coşkusu olarak bu güzel olayı aktarıyor.
OKTAR BABUNA: `... Hz. Muhammed`in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim... ` Yakın arkadaşlarından Hafız Yaşar Okur, Atatürk`ün Peygamber Efendimiz`den her zaman büyük takdirlerle bahsettiğini ve O`nun yaşadığı yıllar için hep `Hz. Peygamber`in zaman-ı saadetlerinde... ` şeklinde saygı ifadeleri kullandığını aktarmıştır.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak zaman-ı saadetlerinde. Peygambere saygıyı görüyor musun?SAV. MaşaAllah. Bir de çok centilmen ve çok kibar bir insandı Atatürk. Sofraları mükemmel, kıyafetler tertemiz. Üslup çok nezaketli, değil mi?Adap, edep, nezaket, hepsini çok mükemmel bilen bir insandı. Bak Resulullah’a hitapları da çok çok mükemmel. Dili de çok güzeldir Atatürk’ün, kullandığı dil. Çok mükemmeldir yani inşaAllah. Buyurun. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Cetlerimizin, Selahaddin`in idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlarla mücadele ettikleri topraklarda yabancı hâkimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, Allah'ın inayeti ile kuvvetliyiz. Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek yani sahiplenmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam âleminin ayaklanıp icraata geçeceğinden şüphemiz yoktur.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Bak İslam Birliği’nden bahsediyor. İslam Birliği Atatürk’ümüzün mühim ülkülerinden birisiydi. Türk Birliği bir, İslam Birliği iki... Bunu mükemmel orda açıklamış. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Atatürk'ün uşağı Cemal Granda anlatıyor. İnanışı samimiydi. Bence Allah'a inanıyordu. Herkes çekilip yapayalnız kalınca gökyüzüne bakar, kendi kendine "Allah" derdi. MaşaAllah.
Suudi Arabistan yönetimi Vahabi inancı gereği tüm mezarları düzenleyip yok ederken, eğer Hz. Muhammed’in mezarına dokunurlarsa askerleriyle savaşmaya geleceğini bildirmiş ve böyle tek başına Hz. Muhammed’in mezarının kalmasını sağlamıştır.
ADNAN OKTAR: Suudiler biliyorsunuz mezarları dümdüz yapıyorlardı. Atatürk’ümüz haber göndermiş, sakın ha, sakın. Bitti ondan sonraolay. Mezarı Resulullah’ın bugün aynı şekilde duruyor maşaAllah. Elhamdülillah.
OKTAR BABUNA: Kuran’ın Türkçe mealini Türkiye Büyük Millet Meclisine yaptırmış Diyanet İşleri başkanlığını devlet içine yerleştirmiştir. Aydın din adamı yetişsin diye İmam Hatipler açmıştır. Anıtkabir’de sergilenen cep Kuran’ıhep üzerinde taşımıştır.
ADNAN OKTAR: Elmalı Hamdi Yazır’ın Kuran tefsirini Atatürk yaptırmıştır. Bizzat yaptırmıştır, talimatla. Buhariye Şerif’i de. Buhari hadis kitabı biliyorsunuz Kütübi Sitte’de. Onu da yine Türkçeye kazandırmıştır. Millet okusun insanlar öğrensin diye. Yani hizmetleri saymayla bitmez dine İslam’a Kuran’a maşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Döneminde Milli Eğitim bakanınıngetirdiği ateist fikirler işleyen bir kitabın okullarda okutulmak istenmesinden dolayışiddetle bakanı eleştirmişve kitabın yazarı olan öğretmenin de meslekten uzaklaştırılmasını istemiştir.
ADNAN OKTAR: Hay MaşaAllah. Bak darwinist, ateist, materyalist sisteme şiddetle karşı Gazi Hazretleri ve derhal uyarıyor. Masonluğa karşı da biliyorsunuz çok kararlıydı, bir gecenin içinde aslan kükremesi gibi kükredi, bir gecenin içinde bitti masonluk. Hemen kapatıldı. Osmanlı döneminde padişahlar cesaret edemiyordu, Osmanlı padişahları. Hiç kimse cesaret edememiştir. Gece kapatın dedi, bitti, hemen kapatıldı. maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Atatürk ile Fransız Gazetesi’nin röportajında gazeteci, devrimlerinin din karşıtı olduğu yönünde yorum yapınca, bu yorumu reddedip “Türk milleti daha dindar olmalıdır, bütün sadeliğiyle daha dindar olmalıdır” diye savunmuştur.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Fransızlar herkesi kendi kafasında görmüş olabilir o dönemde, Atatürk’ü tanımamışlar, daha da çok tanıtacağız onlara inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İslam dini kurallarına göre defnedilmesini vasiyet etmiştir.
ADNAN OKTAR: Vasiyeti yerine getirildi biliyorsunuz. Zaten İslami kurallara göre güzel cenaze namazı inşaAllah kılındı, İslami usullere göre güzelce Gazimizi inşaAllah toprağa tevdi ettik elhamdülillah.
OKTAR BABUNA: Hafız Yaşar Okur da Atatürk’ün Ramazan aylarındaki davranışlarını şöyle gözlemlemiştir: Ramazanların Atam için çok büyük bir önemi vardı. Beni huzurlarına çağırır, Kuran-ı Kerim’den bazı sureler okuturdu. Ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu içinde dinlerdi. Ruhunun çok mütelezziz olduğu her halinden anlaşılırdı. Ramazanlarda bir ay müddetle Hacı Bayram-ı Veli ve Zincirlikuyu camilerinde şehitlerin ruhuna Hatim-i Şerif okumamı emrederlerdi. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Bak lezzet alırdı ruhu diyor değil mi Kuran’ın tilavetinden, mevlitlerden çok zevk alıyor maşaAllah, elhamdülillah.
OKTAR BABUNA: Nuri Ulusu, Atatürk’ün 30 Ramazan gecelerine büyük önem verdiğini şöyle anlatmaktadır: Atatürk 30 Ramazan geceleri o devrin hafızları olan beyleri davet ederdi. Atatürk davet ettiği bu hafızlardan tek tek din hususunda bilgiler alırdı. Ayrıca çok üzerinde durduğu Türkçe Kuran-ı Kerim hakkında görüşlerini de sorardı. Yine bir Ramazan ayı gecesinde hafızlar geldiğinde hep birlikte salona girdiler. Konu yine Türkçe Kuran-ı Kerim’di. Atatürk hepsiyle ayrı ayrı ilgilendi. Kuran-ı Kerim’den okudukları duaları zevkle dinledi maşaAllah.
Hâlbuki elhamdülillah hepimiz Müslüman’ız, hepimiz dindarız. (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, s. 131)
ADNAN OKTAR: Bakın bu Atatürk’ün hitabıdır. Bir daha söyle.
OKTAR BABUNA: Hâlbuki elhamdülillah hepimiz Müslüman’ız, hepimiz dindarız. MaşaAllah.
Atatürk Edirne’de fırka kumandanı olarak görev yaptığı sırada Cuma namazlarını Selimiye Camiinde kılmıştır. Burada yine bir Cuma namazında tanıştığı bir hafızla arasında şöyle bir konuşma geçmiştir: Oğlum terbiye görmüş güzel bir sesin var. Okuduğun ezanı çok beğendim ve duygulandım, seni tebrik ederim. Oğlum Edirne’de kaldığımız süre içinde ben Cuma namazına hangi camiye gidersem sen de o camiye gelecek ve iç ezanı okuyacaksın.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Hay maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı yıllarında da namaz kılacaktır. Örneğin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı 23 Nisan 1920’de Ankara’da Hacı Bayram Camiinde öğle ve Cuma namazlarını kılmış, 7 Şubat 1923’te de Balıkesir Paşa Camiinde minbere çıkıp “Allah birdir, şanı büyüktür, Hz. Muhammed onun kulu ve elçisidir” diye söze başlayarak hutbe vermiş ve cemaatle birlikte namaz kılmıştır.
ADNAN OKTAR: Bakın hutbe veriyor hutbe. MaşaAllah, elhamdülillah.
OKTAR BABUNA: Atatürk 1923 yılında Konya’da Darül Hilafet-ül Aliye medresesinde ahlak dersinin okutulduğu bir sınıfa girmiş. Hamdi zadi Hamdi adlı bir öğrenciden innallahe yemiriküm entüeddül lemaneti ila ehlila Nisa Suresi, 58 şeytandan Allah’a sığınırım; “şüphesiz Allah size emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor” ayetini yorumlamasını ve ayetten çıkan ahlak ilkelerini açıklamasını istemiştir. Öğrencilerin açıklamalarının ardından Atatürk öğretmen ve öğrencilere “bu ayet-i kerimeyi muvaffakıyetimiz için yegâne bir delil hayreylerim” diyerek duygu ve düşüncelerini açıklamıştır.
ADNAN OKTAR: Allah, Allah, maşaAllah, bakın hayata uygulansın diyor. Tabi bak muvaffakıyetimiz için bu ahlakı, Kuran’ın bu emrini hayata uygulayalım diyor maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Kurtuluş Savaşının en zor günlerinde Kerim Paşa, Kuran’da geçen şeytandan Allah’a sığınırım “Allah’ın eli onların üzerindedir” ayetini yorumlamış ve bu ayette belirtildiği gibi Allah’ın yardımıyla sıkıntılardan aşılacağını söylemiş. Bunun üzerine Atatürk şöyle karşılık vermiştir: Azizim yedullahi fevka eydihim, Allah’ın eli bütün ellerden üstündür, millet Allah’ın buyruğunu yerine getirecektir ve buyurduğunuz gibi milletçe elde edeceklerimiz hayırlı ve uğurlu olacaktır. Lütufkâr dualarınızın eksik edilmemesini rica ederim. Gayret bizden, yardım ve kolaylık ölümsüz Allah’tandır. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bakın her konuda Kuranla karar alıyor maşaAllah. Evet.
OKTAR BABUNA: Atatürk’ün en çok üzerinde durduğu surelerden biri Şura suresidir. Atatürk bir konuşmasında Şura suresine şöyle vurgu yapmıştır: Kuran ayetlerine ve Peygamberimizin sözlerine göre hükümetin yalnız esasları ifade edilmiştir. Onlar şunlardır: danışıp konuşma, adalet ve devlet başkanına itaat, şura muamelatı nasıl insanlara ait davranışları ifa ederken adilane ifa edilecektir çünkü adaletten mücerret yani ayrılmış olan şura Allah’ın emrettiği bir şura olamaz. Atatürk Cumhuriyet’e giden süreçte Sırpça Şura suresine göndermeler yapmıştır. Atatürk bir keresinde “Senin şanını yükseltmedik mi?” ayetini de içeren İnşirah suresinin tefsirini yapmıştır.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elem neşrahleke, maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Atatürk’ün kütüphanecisi Nuri Ulusu aktarıyor: Atatürk bazı kereler çalışırken okuduğu tefsirlerin çok etkisinde kalırdı ve de “Ey büyük Allah’ım, Kuran’a inanmayan kâfirdir, bize nasıl yol gösteriyor Kuran’ı tüm dünyaya okutmalıyız” derdi. Sonra o an yanındaki bizlere “Okurken ruhum coşuyor size de oluyor mu?” diye sorardı. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Oku devam et.
OKTAR BABUNA: Nuri Ulusu aktarıyor: Atatürk bir gece bahçede dolaştıktan sonra köşkün kapısına geldiklerinde kapının tam önündeki kayısı ağacına gözü takılıverdi. Dallarında kayısılar olmuş, öylece duruyorlardı. Şöyle bir baktı, sonra alçak olan bir daldan eliyle tutarak birkaç tane kayısı kopardı. Sonra eliyle ovalayıp yemeye başladı. Ve yerken de “Oh oh ne kadar da güzelmiş, Allah’ın hikmetine bakın, neler yaratıyor neler, inanmayanlar kâfirdir” diyerek içeri girerdi.
ADNAN OKTAR: Hayatının her safhasında Allah ile beraber olduğunu görüyoruz Atatürk Hazretlerinin, evet.
OKTAR BABUNA: Mithat Cemal Kuntay ve Nuri Ulusu ayrı ayrı aktarıyorlar: Manevi kızı Nebile’ye sık sık ezanı ve Yasin suresini yüksek sesle okumasını istiyor, Nebile Yasin suresini ezbere biliyordu. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, yakınlarına da Ülkü Hanıma da. Ülkü Hanım ile bizzat konuştum, görüştük: Çok dindardı diyor maşaAllah. Sürekli Allah’ı anardı diyor, bana uzun uzun anlatmıştı. Bizzat kulaklarımla duydum diyor maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Atatürk’ün Peygamber Efendimize duyduğu hayranlık: Muhammed Mustafa peygamber olmadan evvel kavminin sevgisine, saygısına, güvenine erişti. Fahr-i âlem Efendimiz sonsuz tehlikeler içinde, tükenmez sıkıntılar ve zorluklar karşısında 20 sene çalıştı ve İslam dinini kurmaya ait Peygamberlik görevini yapmayı başardıktan sonra Cennetin en yüksek katına erişti.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah tam Müslüman evladı, tam halisane, evet devam et.
OKTAR BABUNA: Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Cenab-ı Hakk tarafından insanlara dini gerçekleri bildirmeye memur ve elçi olmuştur. Anayasası hepimizce bilinir ki şanı büyük olan Yüce Kuran’daki naslardır. İnsanlara gelişme ve aydınlanma ışığı vermiş olan dinimiz, son dindir ve en eksiksiz dindir. 1923 yılında Balıkesir Zağanos Paşa camiinde minberden söylemiştir.
ADNAN OKTAR: Hay aslanım maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Din insanların gıdasıdır. Dinsiz adam boş bir eve benzer. İnsana hüzün verir. Mutlaka bir şeye inanacağız. Bu dinlerin en sonuncusu, elbette en mükemmelidir. İslam dini hepsinden üstündür. Onun hak peygamber olduğundan şüphe edenler şu haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar. Hazreti Muhammed’in bir avuç imanlı Müslüman ile mahşer günü kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir Meydan Muharebesinde kazandığı zafer, fani insanların karı değildir. Onun peygamberliğinin en kuvvetli delili işte bu savaştır.
Bence dinsizim diyen mutlaka dindardır. İnsanın dinsiz olmasının imkânı yoktur. Dinsiz kimse olamaz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah bak bu çok önemli bir konudur. Buna Atatürk dikkat çekmiştir. Hakikaten mesela Darwinistim, Materyalistim dese bile bakıyorsun gene Allah’a inanıyorlar. Yani her halükarda inanıyorlar maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli, tüm Müslümanlar Hz. Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli, İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. Büyük bir inkılâp yapan Hz. Muhammed (sav)’e karşı beslenilen sevgi ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir. (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi)
ADNAN OKTAR: Bakın şimdi Atatürk’e lafsöyleyen insanlar bubir daha bir dinlesinler. Bir daha oku.
OKTAR BABUNA: Büyük bir inkılâp yapan Hz. Muhammed (s.a.v.)’e karşı beslenilen sevgi ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir. MaşaAllah
O Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. Onun yüzünde, Onun izinde bu gün milyonlarca insan yürüyor. Benim senin adın silinir fakat sonuca kadar O ölümsüzdür.
ADNAN OKTAR: Deminki o şeyi oku bir daha. Bir evvelki yazıyı oku.
OKTAR BABUNA: Büyük bir inkılâp yapan Hz. Muhammed (s.a.v.)’e karşı beslenilen sevgi ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok açık, Kuran aşığı ve Resulullah aşığı. Çok mükemmel maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Atatürk’ün İslam dini hakkındaki sözleri. Ey Millet: Allah birdir, şanı büyüktür, Allah’ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Koyduğu esas kanunlar Kuran-ı Azim-ü şandaki ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhunu vermiş olan dinimiz son dindir. Ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ve tabi kanunlar arasında aykırılıklar olması gerekirdi. Bütün ilahi kanunları yapan Cenab-ı Hak’tır.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Kuran ilimle iç içedir. Bilimi farz kılar. Gazi Hazretleri buna dikkat çekmiş. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Milletimiz din gibi kuvvetli bir fazilete sahiptir. Bu fazileti hiçbir kuvvet, Milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz.
ADNAN OKTAR: EvvelAllah. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur.
ADNAN OKTAR: Milleti dinsiz yapmaya kalkmışlardı kendilerince, çelik bir duvara çarptılar. Dünyanın en dindar milletidir Türk Milleti. MaşaAllah.
SUNUCU: İslam’ın en güzel yaşandığı devlet
ADNAN OKTAR: En mükemmel yaşandığı ve buna gidin her yerde gidip sorun. Fas’a gidip sorun, Cezayir’e gidip sorun hepsi onu söyleyecektir. En temiz, en düzgün, en ilimle, bilimle, derinlikle, güzellikle yaşanan yer Türkiye’dir. MaşaAllah.
SUNUCU: Araplar hep Hocam kendilerine diyorlar ya işte sadece bizde yaşanıyor diye. Ama onlar Peygamberimiz (s.a.v.)’in mezarını bile koruyamadılar yani zamanında.
ADNAN OKTAR: Tabii, Atatürk Hazretleri onlara ültimatom vermeseydi Allah vermesin, kim bilir ne yapacaklardı.
OKTAR BABUNA: Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Türk Ulusu daha dindar olmalıdır. Yani tüm sadeliğiyle olmalıdır. Dinime, bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Atatürk’ün söylevi ve demeçleri.
ADNAN OKTAR: Sabaha kadar okusak bitmez. Ama bu güzel günde Atatürk’ümüzü yine böyle kapsamlı şekilde yâd ettik. Onun güzel ahlakını, Müslümanlığını, milliyetçiliğini, vatanperverliğini, akılcılığını, bilime bakış açısını da bir kere daha gören gözlere de görmeyen gözlere de göstertmiş olduk. İnşaAllah. MaşaAllah. Tamam, bu şimdilik bu kadar, Atatürk’ümüzle ilgili benim hazırladığım kitaplarımın bir arkadaşlarımıza bir yakın çekim göstertirsen.
SUNUCU: Bende hepsi var Hocam. Okudum bir tanesini de çok güzel ama gösterelim.
ADNAN OKTAR: Göster teker teker.
SUNUCU: Bunlar çok güzel kitaplar. Bu birinci cildi Atatürk Ansiklopedisi’nin, şöyle bir yakın plan alabilirsek.
ADNAN OKTAR: Zoom yapabiliyor musun?Evet ve öğünmek gibi olmasın ama en güzel Atatürk kitaplarını ben yazdım.
SUNUCU: Kesinlikle öyledir Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii, yani üslup olarak, kalite olarak, görünüş olarak ondan sonra bu yönde böyle süslü ve hakkını veren kitaplar çıkmaya başladı.
SUNUCU: Gerçekten Hocam ben okudum muhteşem yazmışsınız maşaAllah. Bu ikinci baskı değil mi?İkinci cildi Atatürk Ansiklopedisi’nin. Yine şöyle bir yakın plan alırsak. Hocam bu sizin milliyetçiliğinizden de kaynaklanıyor.
SUNUCU: Tarihimize olan sevginizden birçok mesela...
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, EvvelAllah. Hepimiz öyleyiz. İnşaAllah. Evet.
SUNUCU: Atatürk’ün Vatan ve Millet Sevgisi diye yine. Gösterelim. Mutlaka okumanız gereken eserler. Ve Asker Atatürk… Buyurun bunu da gösterelim.
ADNAN OKTAR: Kahraman Ordumuzun Başkomutanıydı biliyorsunuz. Ordumuz bizim canımız. İnşaAllah baş tacımız. İnşaAllah.
SUNUCU: Hocam peki bu bağlamda sizin de 29 Ekim ile ilgili görüşlerinizi alalım. Şu an sesimizin görüntümüzün ulaştığı tüm izleyicilerimiz.
ADNAN OKTAR: Evet… İşte bugün böyle bir rahatlık içinde yaşıyorsak, böyle huzur içinde yaşıyorsak dimi, Cumhuriyetin faziletlerinden istifade ediyorsak bunu Atatürk’ümüze borçluyuz. Bunu bize bayram haline getirdiği için de Cenab-ı Allah’a hamdediyoruz. Allah vesile etti Atatürk’ümüzü bayram haline geldi. Bayramdan kastım tabi bu günü anmak, yâd etmek, Atatürk’ün samimiyetini, candanlığını, dindarlığını gençlere öğretmek, insanlara öğretmek, bilenlere yeniden hatırlatmak, zor bir ortamdan dimi?İşgal ortamından Allah’a çok şükür tam bağımsızlığa kavuştuk. Çok büyük bir nimet… Vatanı paramparça edeceklerdi biliyorsunuz. Her yeri bir, yedi ayrı parçaya ayırıp yok etme planı vardı. Yani Darwinist bir düşünceydi bu. Türk Milletini Asya’ya sürme planı vardı onların. Anadolu’yu tamamen ele geçirme planı. Cenab-ı Allah’ın böyle bir kurtarıcı göndereceğini hiç tahmin etmediler. Bir de böyle yiğit bir milletle karşılaşacaklarını hiç tahmin etmediler. Çanakkale ne olur hemen geçeriz dediler Çanakkale. Ne dedi milletimiz?Çanakkale geçilmez. Asla geçemediler. Gaziantep’te ayrı, efendim İzmir’de ayrı, efendim dimi?İç Anadolu ayrı her yerde destan yazdık Allah’a çok şükür. Bizim milletimiz barışçıldır, sevecendir ama vatanına, milletine, haysiyetine yönelik bir şey oldu mu yani aslan kesilir. Zaten aslandır ama aslanlığını göstertir. Ama gene de millet olarak biz şefkatli, merhametli, sevecen milletiz. Dostluktan, kardeşlikten, arkadaşlıktan zevk alan, affedicilikten zevk alan bir milletiz. Ama inşaAllah Türk İslam Birliği’ni bu millet öncü olarak kuracak Allah’ın izniyle. O yoldayız şu an. Ki çok büyük mesafe kat ettik. Her gün bir müjde haberi geliyor. Her, bütün ülkeler Türkiye’yi örnek alıyorlar. Mesela bak Pakistan’da bile Türkiye modeli, Türkiye dindarlığı modeli esas alınıyor, alınacak. Afganistan’da da öyle her yerde de öyle. Mısır’da da öyle çünkü Müslüman sevecenlik, merhamet, akılcılık dimi?Bilimden istifade etmek, ilericilik, aydın bir ruha sahip olmak demektir aynı zamanda. Ama bu konularda tabii Atatürk’ümüzün bize çok büyük hizmeti, çok büyük faydası oldu. Ruhunu inşaAllah Allah cennete göndersin inşaAllah. İnşaAllah cennettedir. Onun fikir ve düşünceleri gençlik olarak yaşatmaya devam edeceğiz inşaAllah. İnsanlarımız olarak yaşatmaya devam edeceğiz.
SUNUCU: Hocam zaten hani “geldikleri gibi gidecekler” diyor. O bu yani bu kelimeye bakıldığında bu cümleye o dönemde çok büyük bir umutsuzluk var insanlarda. Hani direkt olarak istila ediliyor ülkemizin her bir tarafı ve bu durumdayken “geldikleri gibi gidecekler” demesi aslında birebir kalben Allah ile yani bu öngörü özelliği çünkü önceden diyor hani biz kesinlikle bir karış toprak bile vermeyiz. O kadar emin konuşuyor o dönemde. O kadar zorluğun olduğu bir dönemde ve bakıldığında ordular bizden kat kat üstün. Yani maddi olarak imkânları...
ADNAN OKTAR: Bak sana bir sır vereyim. Daha önce de söylemiştim. Atatürk’e Hz. Hızır yardım etmiştir. Yani Atatürk halın bildiği gibi birisi değil. Birçok insanın bilmediği derin yönleri var. Yani öyle sadece bir kumandan değil manevi özellikleri olan bir insandır. Olağan üstü bir insandır. İnşaAllah bunu daha da sonra daha ilerde göreceksiniz. Yani birçok şeyi önceden bilmiştir Allah’ın dilemesiyle.
SUNUCU: Hocam Alpaslan Türkeş örneğinde de biraz bazı yönleriyle görebiliyoruz bunu çünkü çok yakın koruması tarafından anlatılan bir olayda mesela namaz kılıyormuş ve arkasında bir ses duymuş. Ondan sonra dönmüş bakmış kimse yok. Tekrar devam etmiş namazına. Böyle namaz kıldıktan sonra oturmuş birkaç dakika sonra görev, koruması gelmiş ama çok sessiz bir şekilde beni duyması mümkün değildi diyor. Rahatsız etmek istemedim namaz kıldığı için diyor. Arkasına bakmadan benim adımı söyledi diyor. Arkasına dönüp bakmadan…
SUNUCU: His yani.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Başbuğ’la bizzat tanışmak şerefine erdim ben Allah’a çok şükür. Dünya gözüyle gördük. Son derece efendi, tok sesli, çok kişilikli, çok derin düşünen, çok değerli bir insandı. Allah vermesin yani o olmasaydı ben size söyleyeyim Türkiye bugün komünist olurdu yani. Allah vermesin. Allah vesile etti. Yani ülkücü gençliği ve Başbuğ’u Allah vesile etti yoğun bir iman hamlesi başlattılar o dönemde. Her yerde her sokakta eğitimler, seminerler, Atatürkçülük, milliyetçilik, vatanseverlik, dindarlık, Allah’ın varlığı, birliği, imani konular her yerde böyle. Bütün vatan sathını böyle ilmik gibi işlediler ve başarılı oldular. Allah vesile etti tabi. Kahraman ordumuzun etkisi çok açıktır orda onu söyleyeyim. Milletin, millet desteği de çok hayatidir. İnşaAllah. Çok sevecen barışçıl bir insandı. Yani kafatasçılığa şiddetle karşıydı Başbuğ. Has milliyetçiydi. Türküm diyen herkes Türk’tür derdi. Çok sevgi dolu bir insandı. Bizim zamanımızda Kürt o kadar çok ülkücü kardeşimiz vardı Kürt olan. Aslan gibi delikanlılar böyle yani. Koyu Türk milliyetçisi çünkü vatan sathında Türküm diyen herkes Türk’tür. Güneydoğu’daki aslanlarımız da Türk’tür, Çerkezler de Türk’tür, efendim Abazalar da Türk’tür hepsi Türk’tür bizim için. Çünkü geliyorlar bakıyoruz zaten kılık kıyafet aynı, üslup aynı, yüz aynı, yemek yemesi aynı, örf adet aynı, dinimiz aynı, dilimiz aynı her şeyimiz aynı bu nedir bu?Tabii ki tek bir millet var işte. Türk Milleti var inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Sor bakalım sorularından. İnşaAllah.
SUNUCU: Sayın Hocam Libya Lideri Kaddafi ile yapılan bir röportajı okudum. Anladığım kadarıyla tün dünyada meydana gelen İslam’a yöneliş Kaddafi’yi de etkilemiş ki bence Avrupa ilerde Müslüman olacak diye konuşmuş. Hocam İslam Ahlakını dünyaya yayma çabanız birçok insanın iman etmesine vesile oldu. Yaratılış Atlası ile Darwinizmin sahte bir çevre olduğunu ispatlamanızla Avrupa’nın İslam’a bu derece yaklaşmasında etkili oldu bence Hocam. Siz ne düşünüyorsunuz diye sormuş Gülten Açıkgöz, Kocaeli’den.
ADNAN OKTAR: Çok açık gerçek... Görmemesi mümkün değil Kaddafi’nin. Tabi ki görüyordur. Yani devlet adamı... Ona her türlü bilgi geliyordur. Avrupa’da çığ gibi yayılıyor yani. Her gün on binlerce insan Müslüman oluyor dünyada. Her gün. Çin’de, Rusya’da, Avrupa’da, Amerika’da dünyada en hızlı yayılan dindir İslamiyet. Çünkü Kuran çok arı, duru ve hak dindir. Hiç katışıklık yok. Saf vahiye dayalı, ne kadar şahane bir nimet... Kuran’ı açıyorsun saf vahiy. Hiç ilave, insan sözü, hiçbir şey karışmamış. Kelimesi kelimesine aynı; ne kadar güzel Elhamdülillah... Ve okudun mu, araştırdın mı insan ruhuna bir ferahlık veriyor Cenab-ı Allah ve başarı meydan geliyor. İnşaAllah.
SUNUCU: Hocam, Kaddafi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?Kişiliği ile ilgili. Daha önce bir olayda Necmettin Erbakan Hoca’mız gitmiş oraya, çadırda yatırmıştı.
ADNAN OKTAR: Yani Kaddafi tabi biraz nev-i şahsına münhasır böyle özellikleri olan bir şahıs. Ama her halükarda herkese affetme gözüyle bakmak lazım. Şefkatle bakmak lazım; o zaman hataları oldu tabi. Yanlış üslupları oldu. Biraz sol bir üslubu vardı o zaman. Sosyalist bir üslubu vardı. Ama zamanla olgunlaşmıştır inşaAllah. Aklı daha gelişir insanların. Her insanın aklı gelişir. Ama şu an benim gördüğüm, artık yani Türk İslam Birliği’ni isteyen bir ruha geldi ki onca gururuna rağmen, çok gururlu bir insan. Buna rağmen bunu ister hale geldi ki eğer orda istiyorsa bir insan Türk İslam Birliği’ni herkes istiyor demektir. Libya eskiden beri Türkiye’yi sever. Türkiye dostu olmak ister ama tabi garip yanlış sözleri de oldu zamanında. Allah affetsin inşaAllah tövbe etmiştir yanlışından dönmüştür. Ama her insanın hatası olabilir. Son hali, son durumu esastır. Son halinde inşaAllah, Türk-İslam Birliği’ni isteyen bir insan konumunda... Bu da inşaAllah, hatalarına kefaret olur inşaAllah.
SUNUCU: Sayın Adnan Hocam, 2011 ve 2014 yıllarının Mehdiyet açısından önemi nedir?Bu yıllarda belirgin olarak hangi gelişmeler yaşanacak diye sormuş Yavuz Şat.
ADNAN OKTAR: 2011-2012?
SUNUCU: 2011, 2014 yılları...
ADNAN OKTAR: 2014’te daha iyi anlaşılır hale gelecek. Yani imani konular. Mehdiyet deyince yani şahıs olarak algılıyor olabilir kardeşlerimiz. Öyle değil. Yani Allah’a Kuran’a sevgi daha artacak. Darwinizm iyice çökecek. Materyalizm iyice çökecek. Kuran hakikatleri daha iyi anlaşılacak. Peygamber efendimiz (SAV)’ın mucizelerini insanlar daha çok görecek. Ahir zamanla ilgili anlattıklarının hepsinin doğru olduğunu insanlar görecekler. Çünkü 1 tane, 2 tane, 10 tane değil, 150 tane, mesela 150-200 hadis aynısıyla çıkıyor. Bu yani çok büyük bir mucizedir. Peygamber (sav) vefat etmiş, ama vefatından sonra mucizeleri devam ediyor. Yani bakın Peygamberin vefatından sonra mucizesinin devam etmesi dehşetli birşeydir, muazzam. Dehşetli demeyim Allah affetsin de, muazzam bir olaydır. Halen de devam ediyor. Mesela bu, şu domuz gribi olayı, hadislerde belirtilmiştir. Mehdi devrinde salgın hastalıklar başlayacak diyor, ahir zamanda. Büyük salgın hastalıklar başlayacak diyor. Fakat oradan aklıma gelmişken onu da söyleyeyim de, domuz gribi domuzdan kaynaklanan bir hastalık. Yani virüsün menşei domuzdur. Dolayısıyla bu domuz çiftliklerinin şunun bunun falan, domuzdan yapılan ürünlerin bu yönde kontrol altına alınması gerekiyor. Avrupa’nın birçok yerinde domuz itilaf çalışmaları var. Yani bu tip ürünlere karşı, bu tip hayvanların olduğu yerlerde, yaban domuzu da olsa, evcil domuz da olsa çok güçlü önlem alınması gerekiyor. Yani sonra düşünürüz mantığıyla inşaAllah kimse düşünmüyordur. Gereken önlemleri alıyorlardır inşaAllah. Umut ediyoruz.
SUNUCU: Hocam, uzun süredir röportajlarınızı takip ediyorum. İran atom bombası kullanmaz diye ısrarla dile getirdiniz. Ve nitekim İran’dan da mutabık bir açıklama geldi. Ayrıca başbakan Sayın Erdoğan’ın İran ziyaretini de takip ettim. Ve Sayın Erdoğan, İran’ın nükleer enerji kullanımıyla ilgili sizin sözlerinize paralel açıklamalar yaptı. Umarım kardeş ülke İran’la ilişkilerimiz daha iyiye gider demiş Zeynep Gökdağ Sivas’tan.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Tayyip Bey’in böyle güzel bir açıklaması oldu. İran’ın... Aynı benim dediklerimin aynısı. Bu şekilde, Ahmedinejad’ın açıklamalarının da aynısı, İran hükümetinin açıklamalarının da aynısı, Hürriyet’te geçen gün yayınlanan açıklamanın aynısı. Ben bunu aylardan beri söylüyorum. Diyorum ki Şii fıkhında da, Sünni fıkıhta da atom bombası haramdır. Çünkü mazlumu, yaşlıyı, genci, alakalı, alakasız herkesi katletmiş oluyor. İslam’da savunma savaşı vardır. Savunma savaşında da sadece ilgili kişiler muhataptır. Mazlumlar ayrılır. Saldırgan taraf ayrıca belirlenir. Saldırıya başlar, o zaman savunma başlar. Bunun dışında öyle atom bombası, şu, bu filan olmaz.
SUNUCU: Teknoloji geldikten sonra gerçekten inanılmaz böyle rezil durumlar oluştu. Yani bir atom bombası, yeni doğmuş bebeği ya da hamile bir kadını öldürüyor yani. Bunu hala birçok Müslüman ülke göremiyor. Hala insanlar düşünüyorlar. Kesin atom bombası atılacak, kesin nükleer silahlar kullanılacak diye. Yani bilmiyorum gerçekten de insan çok üzülüyor bu konuda çünkü. Küçücük bir çocuk...
ADNAN OKTAR: Üzülmeyiz, hepsinde bir hayır vardır çünkü Mehdi devrinde zaten, atom bombası, hidrojen bombası, napalm bombası hiçbir şey kalmayacak. Bütün bombalar kalkıyor biliyorsunuz. Bakın dikkat edin. Herkes ağız birliğiyle dünyadaki silahlar kalksın demeye başladı. Niye?Mehdi geldi de onun için. Mehdi devrinde olacak bir olaydır bu. Allah söyletiyor. Hepsi de söylemeye başladılar. Herkes. İran’da söylüyor, Amerika’da söylüyor, Rusya’da söylüyor. Hep beraber nükleer silahları kaldıralım diyorlar. Başbakanımız da yeni açıklama yaptı nükleer silahları kaldıralım diye. Mehdi devri... Mesih devri... Hiçbir şekilde silah kalmayacak yeryüzünde. Bütün silahlar kalkıyor. Çünkü artık kıyamet yakın. Dünyanın sonuna geldik. Dünya pirifâni. MaşaAllah Cenab-ı Allah yine lütfundan devam ettirdi. Kıyamete diyor Cenab-ı Allah hadiste bir gün dahi kalsa benim evlatlarımdan Mehdi zuhur edecek. Ve Allah o günü uzatacak ve İslam’ı hâkim edecek. 7 bin yıllık ile ilgili hadisler açık. Dünyanın ömrü yani burada bir takvim veriliyor. Herhangi bir takvim... Biz bilemeyiz. Fakat 7 bin yıllık bir takvim. Bu hadisleri oku Cübbeli’de bir daha duysun da kafası açılır belki biraz. Daha halen kitap yazacağım, cevap vereceğim diyor. Sen kitap yaz, tamam kardeşim güzel de, sekiz tane hadis var. Sen bu hadisleri kitap yazarak nereye saklayacaksın sen?Suyuti’ye iftira atıyor diyor. Allah Allah. Kardeşim Suyuti... Peygamberimiz söylüyor, Suyuti söylemiyor ki ben Suyuti’ye iftira atayım. Yani Suyuti Peygamberimizden naklediyor ve hadis silsilesi var. Sahabelerin isimlerini veriyor. Yani kimsenin iftira attığı filan yok. Yani köşeye sıkıştı, ne diyeceğini şaşırdı, artık ateşi yükselmiş gibi konuşmalar yapmaya başladı yani. Oku.
OKTAR BABUNA: Dünya’nın ömrünün 7. 000 yıl olduğu: “İbni Asakir diyor ki: Ebu Said Ahmed b. Muhammed Bağdadi (aradaki ravi silsilesi ile) rivayet etti. Enes b. Malik (r. a. )'dan O dedi ki, Resulullah (s.a.v.) buyurdu: Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah Teâlâ onun için gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirmişçesine şu Dünya’nın yedi bin yıllık ömrü müddetince sevap yazar.
ADNAN OKTAR: Yani şimdi ben bunu, ben söylemiyorum ki. Suyuti de söylemiyor. Bunu Peygamber söylüyor. Suyuti bunu naklediyor ve açık hadis.
OKTAR BABUNA: 7. 000 yıllık diyor.
ADNAN OKTAR: Cübbeli de bunları reddediyor. Reddedilecek bir durum var mı burada yani?Bundan hesap çıkmaz diyor. 7. 000 yıl rakam bu rakam. Hesap çıkmaz diyor. Hesap olsun diye söylüyor zaten Peygamber ve ravi silsilesi var. Evet devam et.
OKTAR BABUNA: İbni Abiyy diyor ki: Ebu İshak, İbrahim b. Abdullah Nebti, (aradaki ravi silsilesi ile) Enes b. Malik (r. a. )'den tahric etti. O dedi ki, Resulullah (s.a.v.) buyurdu: Dünyanın ömrü, ahiret günlerinden yedi gündür. Allah Teâlâ buyurdu ki: "Senin Rabbinin yanındaki bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir. "
ADNAN OKTAR: Yani...
OKTAR BABUNA: Yedi gündür diyor, bin yıldır diyor bir gün de: 7. 000 yıl.
ADNAN OKTAR: Değil mi?Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: İbni Ebi Dünya, Zemmil Emel'inde diyor ki: Ali b. Said, Hamza b. Hişan'dan, O da Said b. Cubeyr'den rivayet ettiler ki: Dünya, ahiret haftalarından bir haftadır.
ADNAN OKTAR: Yedi gündür. Yani öbür rivayette onu açıklıyor. Yani 7. 000 yıl. Evet.
OKTAR BABUNA: İbni Ebi Hatem, Tefsir'inde İbni Abbas'dan rivayet etti ki: Dünya, ahiret haftalarından bir hafta olup, yedi bin senedir ve bunun altı bini geçmiştir.
ADNAN OKTAR: Bundan hesap çıkmaz diyor. Hesabın esası işte burada.
SUNUCU: Altı günü geçmişse bin yıl kalmış geriye.
ADNAN OKTAR: Onu şerh ediyor hadiste Peygamber efendimiz. Ayrı açıklıyor. Devam et sen.
OKTAR BABUNA: İbni Abbas'dan sahih olarak nakledilen şöyle şöyle bir rivayet vardır. O dedi ki: Dünya yedi gündür. Her bir gün bin yıl gibidir. Ve Resulullah (s.a.v.)'de onun sonunda gönderildi.
ADNAN OKTAR: Son bininde gönderildi, evet.
OKTAR BABUNA: Tabarani Kebir'inde diyor ki, Ahmed b. Nadr el-Askeri ve Cafer b. Muhammed-ül Feryabi nakletmişler ki; (Ravi silsilesi ile) Dakkak b. Zeyd-i Cüheni'den rivayet ettiler. O dedi ki: Ben gördüğüm bir rüya'yı Resulullah (s.a.v.)'a anlattım. Bu rüyada Peygamber (s.a.v.) yedi basamaklı bir minberin en üst basamağında idi. O buyurdu ki: Yedi basamaklı gördüğün minber şu dünyanın ömrü olan yedi bin senedir, Ben de Onun son bininde olacağım.
ADNAN OKTAR: Son bininde bak. Bu üçüncü hadis, değil mi?Son bininde diyor. Evet, doğru, devam et.
OKTAR BABUNA: İbni Abd-il Hamid, Tefsir'inde diyor ki; Muhammed b. Fadl, Hammad b. Zeyd'den, O da Yahya b. Atik'den, O da Muhammed b. Sirin'den, O da Müslüman olmuş kitap ehli birisinden rivayet ettiler ki: Allah, gökleri ve yerleri altı günde yaratmıştır. Rabbimin yanında bir gün, sizin dünya hayatında saydığınız bin yıl gibidir. Ve dünyanın eceli altı gündür, yedinci günde kıyamet kopacaktır. Altı gün gitmiştir ve siz yedinci gündesiniz.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu hesap değil mi bu?Çok açık. Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: Ahmed İbni Hanbel İlel'inde nakletti. İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed'den O da Vehb'den rivayet etti: Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir.
ADNAN OKTAR: Çıkart 7000’den 5600’ü.
OKTAR BABUNA: 1400.
ADNAN OKTAR: 1400. Biz kaçtayız?
OKTAR BABUNA: 1430.
ADNAN OKTAR: En fazla Hicri 1500’e kadar.
OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman ne diyor?1545’te de kıyamet kopacak diyor inşaAllah. 2120. Cübbeli ne kadar çırpınırsa çırpınsın, bu sekiz tane hadisi yok edemez. Bunu Suyuti söylemiyor. Suyuti naklediyor. Bakın son... Bir de hadisleri sırf Suyuti naklediyor zannediyor Cübbeli. Bakın “Ahmed İbni Hanbel İlel'inde nakletti. ”. İbni Hanbel kim?
OKTAR BABUNA: Hanbelî mezhebinin kurucusu.
ADNAN OKTAR: Mutlak müceddid ve mutlak müçtehit, hadis imamı, mezhep imamı. Cübbeli’den kat kat kat kat kat kat ilme sahip değil mi bu insan?Kıyas olmaz. Cübbeli onun tırnağı olmaz. Bakın o diyor ki: İlel'inde... İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed'den O da Vehb'den rivayet etti: Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir.
OKTAR BABUNA: Evet, çok net.
ADNAN OKTAR: Hadis yani çok net… Ne demek?Mehdi Hicri 1400 ile 1500 arasında zuhur edecek, İslam da 1400 ile 1500 arasında hâkim olacak. Başka vakit yok. Başka hiçbir vakit yok yani. Bitmiş dünya. Yani bunu tahmin edemediler böyle birşeyin olacağını. Musevi hahamlarla konuştum ben burada. Bu konu açıldı. Sanhedrin hahamları. Bayağı ileri gelenleri… Dünya 7000 yıl diyor dedim Peygamber efendimiz. 5600 yıl geçmiştir diyor dedim. Hicri 1400 ile 1500 arasında bitecek diyor dedim yani. Üstad’da 2120’de kıyamet kopacak diyor dedim. Doğru dedi adamlar. Bize göre de böyle dediler. Bizim Tevrat’tan yaptığımız hesaba göre de bu şekilde oluyor dediler. Yani bizim inancımız da eskiden beri bu şekilde dediler. Tam ittifak var. Tam doğrusuyla inşaAllah.
SUNUCU: Çok çok benziyor değil mi birçok yönü?
ADNAN OKTAR: Tabii
SUNUCU: Hocam bir namazdan bahsettiniz onlar da namaz kılıyor diye.
ADNAN OKTAR: Film var bende. Hatta yayınlayalım bir ara. Abdest alıyorlar. Özel abdest kapları var hususi, özel yapılmış. Abdest alıyorlar, ellerini yüzlerini yıkıyorlar, kıyamda duruyor, rükû yapıyor, secde yapıyorlar. Bildiğin namaz kılıyor. İki ayrı film var. Musevi böyle hahamlar, sakallı adamlar. Yani Musevi kıyafetleri var ya onların... Saçlar böyle, o üstlerindeki o kıyafetleriyle o şekilde namaz kılıyorlar. Hıristiyanlıkta da vardır namaz. Yani büyün hak dinlerde vardır. Hazreti İbrahim de namaz kılıyordu. İnsanlar zannediyor ki yani dinler ayrı ayrıdır. Hepsi birbirinin aynıdır dinlerin. Çok az helallerde haramlarda değişiklikler yapmıştır Cenab-ı Allah. Hep aynıdır. İbrahim’in zamanında aynıdır, İshak, Yakup, İsmail hepsi aynı şekilde namaz kılmışlardır. Hazreti İsa da namaz kılıyordu. Sonradan Hıristiyanlar onu uygulamamaya başladılar. Mesela Kore’de namaz kılıyorlar Hıristiyanlar. Bu bilinmiyor mesela. Tabii. Güney Kore’de kılıyorlar. Habeşistan’da da Hıristiyanlar orada da namaz kılıyorlar. Yani Musevilerin mesela çoğu kılıyor. Ama zamanla tahrif olmuş dinler, yani azalmış, değiştirmişler. İnşaAllah.
Nedir?Reklam meklam bir şey yok değil mi?Reklam... İlan diyelim Allah affetsin öyle demeyeyim.
SUNUCU: Beş dakika.
ADNAN OKTAR: Beş dakikamız var. MaşaAllah, maşaAllah. Ne diyor?Bediüzzaman Said Nursi diyor, İslam birliğinin en ateşli savunucularından biridir. İslam dünyasının dağılmaması için bütün gücüyle çalışmıştır diyor. Bakın, internet sitelerinde çıkan yazılara bakın. Ben Üstad’ın ittihat-ı İslam’la ilgili düşüncelerini anlattıktan sonra bakın internet siteleri bu konuyu gündem yapmaya başladılar. Tabii. Çok mühim bir özelliğidir Said Nursi’nin Türk İslam Birliği’ni savunması. Türkiye’nin öncü olacağını, mukaddes bir millet olduğunu ve Türk ordusunu çok övmüştür. Barik asa, elmas bir kılınç hükmündedir diyor. Elmas bir kılınca benzetiyor Türk ordusunu ve Türk milletini. Yüzyıllarca diyor İslam’a hizmet etmiş ve bayraktarlık yapmışlardır diyor. Hep sürekli över Türk milletini. Ahlakından, seciyesinden, kişiliğinden, karakterinden dolayı över yani maşaAllah.
Haber5. com sitesinde Cübbeli Ahmet Hoca sitelerini kaptırdı diyor. “Cübbeli Ahmet Hoca’ya yakınlığıyla bilinen Arifan Dergisi ve Arifan Yayınları’nın internet sitelerine giren bir sürprizle karşılaşıyor. İşte Cübbeli Ahmet Hoca’ya yapılan ilginç ve şaşırtıcı sürpriz. ” diyor. Hakikaten Arifan Dergisi... Bakın arifanyayinlari. org, arifandergisi. org. Bu sitelere girenler Cübbeli’nin yanlışlıklarını öğrenmeye başlıyorlar yanlış yönlerini. Birçok internet sitesine çıkmış. Çok fazlaydı da ben birkaç tanesini getirdim.
Bakın, aylardan beri ben bu zulme dikkat çekiyorum diyor ki; “Öz kızına tecavüz eden baba tutuklandı. ” Habertürk’te haber. Diyorum bak bu ensest ilişki ailelerde büyük bir bela. Bunun için muazzam önlem alınsın, bu genç kızlarımıza sahip çıkalım diyorum. Bakın çocukcağızın çektiği çileye bakın; “yedi yıl boyunca öz kızına tecavüz etmiş adam, öz kızından çocuk meydana gelmiş, öz kızından meydana gelen çocuğa da, 17 yaşında çocuk, ona da tecavüz etmiş adam. Ve daha yeni tutuklanıyor. Bakın görüyor musunuz toplum baskısı işte; anadır, babadır aman ellemeyin, baban yavrum ses çıkartma falan… İşte bu. Böyle şey olur mu?Anında yakasına yapışılması gerekiyordu. Akrabalarının, tanıdıklarının anında o çocuğu kurtarmaları gerekiyordu. Ve genç kızlarımıza biz her yerde böyle destek olalım, yardımcı olalım, gerekirse kanun da çıkartılsın yeniden. Yani utanıyorsa, her zaman söylüyorum, saldırgan, hakaret ediyor desin, ben bu evde durmak istemiyorum desin. Anlar onu savcı da anlar hâkim de anlar. Gitsin akrabalarının yanına ona bakacak çok insan olur. Bir insan ya, bir kız çocuğuna bakmak sevaptır yani Allah rızası için.
SUNUCU: Hocam, sığınma evleri var ya bu devletimizin açmış olduğu, rahatsızım derse değil mi, yardımcı olurlar.
ADNAN OKTAR: O da olur, o da olur. Ama onları daha mükemmel hale getirmek lazım, daha rahat yaşayacakları hale getirmek lazım…
Efendim, ne diyor; Haber Türk’te Hülya Avşar’ın programına konuk olan Yeşim Salkım “önümüzdeki günlerde Umre yapmak istiyoruz, kutsal toprakları görmek lazım” dedi, diyor. Helal olsun bak aferin, maşaAllah. Bu sanatçılarda, bilim adamlarında, hepsinde bir dindarlık gelişmeye başladı. Tabii bu çok güzel değil mi?Sürekli böyle haberler duyuyoruz, bu tarzda haberler duyuyoruz maşaAllah. Yeşim Hanım’ı da tebrik ediyorum, aferin, çok güzel konuşmuş.
SUNUCU: Gamze Özçelik de öyle Hocam; Umreye gitmişler ondan sonra da işte bir daha bikinili poz vermeyeceğine dair bir açıklama yapmış geçen günlerde. Bir de en önemlisi de Ebru Gündeş mesela inanılmaz inançlıymış. Son günlerde de…
ADNAN OKTAR: İnanılır şekilde…
SUNUCU: Yani çok fazla inançlıymış ve gece türbeye girmek için önce duvarından atlayıp dua edip ondan sonra uyuduğunu, içinin rahat etmediğini söyleyen bir açıklaması var.
ADNAN OKTAR: Aferin, MaşaAllah, MaşaAllah… Bak bunların böyle dindar olmaları içimizde sevinç meydana getiriyor. Hepsini tebrik ediyorum, aferin. Tertemiz Müslüman evlatları, Allah hidayetlerini artırıyor maşaAllah. O sevimli de diyorsun, o da maşaAllah ben onu duydum evet maşaAllah onun da öyle dindar bir tavrı var inşaAllah. Allah hidayetlerini artırsın, ilimlerini, bilgilerini artırsın. Daha güzel ahlaklı, daha iyi olmalarını nasip etsin, maşaAllah. Her yerden müjde haberleri geliyor. İmanlı millet diyor, kahraman ordu diyor Said Nursi Hazretleri. Tabii, mayası temiz milletin maşaAllah. Çok asil millet.
SUNUCU: Evet, şimdi ufak bir aramız olacak. Hiçbir yere ayrılmayın diyoruz çünkü ikinci bölümde Sayın Adnan Oktar’la sohbetimiz tüm hızıyla devam edecek. Yine Oktar Babuna’nın da anlatacağı bilimsel konularla programımız devam edecek efendim. Şimdi ufak bir reklam aramız var.
Efendim, Kahramanmaraş Aksu TV ve Çay TV’deki canlı yayınımız tüm hızıyla devam ediyor. Aynı zamanda 106. 4 Mavi Karadeniz FM’den de canlı olarak programımızı dinleyebilirsiniz. Efendim, www. harunyahya. tv sitesinden canlı olarak programımızı izleyebilirsiniz. Ve yine www. harunyahya. net veyahut da www. harunyahya. org adreslerinden de Hocamızın detaylı röportajlarına, dergilerine, kitaplarına ulaşabilirsiniz. Bu bilgilere ulaşabilirsiniz ve Hocamıza mesaj atarak merak ettiğiniz, sormak istediğiniz sorularınızı ulaştırabilirsiniz. Şu anda sormak istediğiniz. Merak ettiğiniz sorular varsa ahirzamansohbetleri@hotmail. com ‘dan soruları bizlere yollayabilirsiniz. Ben de anında Hocamıza ileteceğim.
ADNAN OKTAR: Sen ne sevimli şeysin sen, ne uslu şeysin sen.
Oktar’ım anlatacağın birşeyler var mı?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah. Var Hocam inşaAllah eğer uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Ne anlatacaksın?
OKTAR BABUNA: Bu yumurtayla spermin buluşması var, çok mucizevî bir şekilde. Anlatayım mı onu Hocam?
ADNAN OKTAR: Anlat.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Şimdi, bir bebeği bir şehrin bir ucuna bıraksak, annesi de şehrin öbür ucunda olsa bu bebeğin yürüme bile bilmeyen, konuşamayan bebeğin annesini bulması imkânsız olur. Bu çok açıktır. Bir spermle yumurtanın buluşması bundan çok daha mucizevî, bakın şöyle; bir yumurta hücresi görüyorsunuz burada. Yumurta hücresi kimyasal sinyaller gönderir. Gerçek anlamda kimyasal sinyaller gönderiyor. Aralarındaki mesafe boyutları göz önüne alınınca yaklaşık 40 km bir mesafe gibi düşünün, iki insanın arasında 40 km. mesafe gibi düşünün. Bakın bütün sperm hücreleri bu sinyalleri takip ederek giderler yumurtayı elleriyle koymuş gibi bulurlar. Burada da gerçek görüntüler bakın sağ taraftaki. Milyonlarca sperm hücresi bakın hepsi aynı doğrultuda gidiyor. İki ihtimal var, sağa gidecek, sola gidecek, kapkaranlık bir ortam. Bulmalarına imkân yok normal şartlarda ama Allah’ın mucizesiyle bu gönderilen kimyasal sinyallerle elleriyle koymuşçasına bulurlar. Kusursuz bir yaratılış mucizesi, bakın sırf bu olmasa, her şey olsa bu olmasa insan olmuyor, mümkün değil insanın olması. Allah’ın yaratma mucizesi, Allah’ın sanatı. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah… Bismillah… Şeytandan Allah’a sığınırım. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey Nuh dediler…” diyor Cenab-ı Allah, “bizimle çekişip durdun” yani tartıştın, sürekli anlattın. “bu çekişmede ileri gittin. ” Yani o anlatımından çok rahatsız olmuşlar, hakkı anlattığı için. “Eğer doğru söylüyorsan bize vaadettiğini getir (görelim. )" Yani o zaman bir bela gelsin de anlayalım diyorlar. Hâşâ. “Dedi ki: "Eğer dilerse, onu size Allah getirir ve siz (O'nu) aciz bırakacak değilsiniz. " "Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdümün size yararı olmaz. O sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz. " Diyor. O devirde de biliyorsunuz Hz Nuh’u çok uzun süre uğraştırdı o devrin insanları, bir türlü ikna olmadılar. Nuh onlara diyor ki; “gizli gizli, açık açık da yaklaştım Ya Rabbi” diyor. “Hiçbir şekilde dinlemiyorlar beni” diyor. Cenab-ı Allah o zaman sen gemiyi hazırlamaya başla dedi ona Cenab-ı Allah. Ahşaptan çok büyük bir gemi yaptı biliyorsunuz. Tabii, 950 yıl yaşamıştır. Ömürler yavaş yavaş kısaldı sonradan. Çok uzundu insanların ömrü. Yaptığı gemiye ihtiyaç olan hayvanlardan da birer çift, bir dişi bir erkek, bir dişi bir erkek; onları da al dedi. İnsan zannediyor ki bütün hayvan çeşitlerinden, öyle değil. İhtiyaç olan hayvan çeşitlerinden almıştır. İnşaAllah. Ve bütün dünya çapında olmamıştır Nuh tufanı, belirli bir bölgede olmuştur. Cenab-ı Allah onları geminin içerisine koydu, tufan başlayınca yüzmeye başladı gemi. Ne kadar şahane! Bütün kapakları kapattılar, Müslümanlar onun içerisinde. Belli bir süre sonra tufan durdu, bir dağın üstünde biliyorsunuz gemi karaya oturdu. Yiyecekleri de pek kalmamış o dönemde, işte biraz üzüm, biraz nohut, bulgur, hepsini getirin demiş Hz Nuh, bir tencereye hepsini doldurdular.
SUNUCU: Aşure oradan çıkmış değil mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Evet… Aşureyi kaynatıyorlar, orada son yemekleri o işte, onu beraber güzelce yiyorlar. Ondan sonra yeniden dünyaya oradan dağıldılar. Hz Nuh’tan itibaren… Oktar’ım anlat sende başka güzel konular vardır.
OKTAR BABUNA: Bu virüs konusundan bahsedeyim mi Hocam, domuz gribiyle de bağlantılı olması dolayısıyla.
ADNAN OKTAR: Evet, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Şimdi, virüsler normalde canlı hücreleri değil. Çünkü canlı hücresindeki organellerden yoksunlar. Yani enerji santralleri yok, şeyi yok… Sadece genetik bilgi bankaları var. Fakat buna rağmen çok büyük bir zekâ örneği gösteriyorlar, bir hücreye gidip ve özel hücreleri seçiyorlar, her hücreye bağlanamıyor. Bazı hücrelere bağlanabiliyor. O hücrede kendi genetik materyalini enjekte edip o hücredeki genetik materyale yerleşiyor kendi genetik materyali ve virüs yaptırıyor. Mutlaka bir canlı hücresine gereksinim duyuyor kendini yaptırmak için bakın. Kendini yaptırarak bu hastalıkları meydana getiriyor. Mesela burada gördüğünüz grip virüsü. Bu elektron mikroskopla çekilmiş bir fotoğraf. Grip virüsü bakın dolaşıyor, bunlarda tüycükler. Bizim burnumuzun içerisinde böyle tüycükler vardır. Bunların çok önemli fonksiyonları var, işlevleri var. Kendine yerleşecek bir yer arıyor. Bu nezle virüsü mesela vücudun her yerine yerleşmez. Biliyorsunuz burnumuzun özel yerlerine yerleşiyor. Şundan dolayı. Anahtar kilit gibi birbirine uygunluk gösteriyor bu virüsle, o hücrelerin yapısı üzerinde alıcıları var oraya bağlanıyor. Kendi genetik materyalini yani DNA’sınıenjekte ediyor içeriye bazen de RNA’sı vardır ve kendisini yaptırtıyor. O hücrelerde onu yapmak zorunda kalıyorlar farkında olmadan, o virüse ait olduğunu DNA’nın bilmeden.
ADNAN OKTAR: Onu imal ediyorlar.
OKTAR BABUNA: İmal ediyor sürekli patlayana kadar. Böylece hastalık meydana geliyor. Fakat bağışıklık sistemi de bu da Allah’ın büyük mucizesi yani. Virüsü yaratan Allah... Bağışıklık sisteminde de bunları imha edecek silahlar yaratılmış. Bu şunu gerektiriyor; öyle bir akıl, Allah’ın aklı, sonsuz aklı dışarıda bir virüs olduğunu bilen, virüsü yaratan yani, virüsün yapısını çok iyi bilen ve ona silah üreten, çünkü bunlar anahtar-kilit gibi birbirine uygun silahlarla. Onlar da onu imha ediyor bu şekilde hastalık iyileşiyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Allah’ın yaratma sanatı.
ADNAN OKTAR: Bir ara şu domuz gribini de anlat.
OKTAR BABUNA: Evet, domuz gribi de domuzdan, insan ve kuş virüslerinin karmasından bir virüs ortaya çıktı ama asıl domuz kökenli, Hocamız biraz önce bahsetmişti. Bakın burada gördüğünüz grip virüsü, şimdi getirdiğim de domuz virüsü yapısı. Yapıları bayağı bir benziyor ama farklılık arz ediyor. Bu genetik materyallerinde farklılık var. Çok hızlı yayılıyor fakat yine bağışıklık sisteminde bu virüs daha ortaya çıkmadan bunun silahları yazılı bizim genetik şifremizde zaten bağışıklık olamazdı. Mesela aşı yapılıyor ya domuz gribi aşısı üretiliyor. Bakın aşının özelliği şudur. Aşı zaten var olan silahın DNA’da yapılmasını sağlar. Siz virüsün parçasını veriyorsunuz. Zaten genetikte yazılı bu şifremizde, o silah üretiliyor. Yani Allah biz daha doğmadan bizim genetik şifrelerimize dışarıda yarattığı virüse karşı silahı da yazmış, yazılmış, şifreli olarak kodlanmış.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bu da bir yaratılış mucizesi maşaAllah. Ali Demirsoy da bunun için “hücrelerin kâhin olması gerekir” diyor. Yani dışarıdaki bir virüsü daha doğmadan genetik şifresi... Hâlbuki Allah’ın yarattığı çok açık, Kâhin ileriyi öngören anlamında kullanılan bir kelime ama Allah’ın yarattığı çok açık... Yani şifreyi yaratan da Allah, virüsü yaratan da Allah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Başka ne var anlatacağın?
OKTAR BABUNA: Başka Hocam...
SUNUCU: Bu şey Hocam bir ara tavuklarla ilgili bir şey vardı hani tavuklardan bulaşan.
ADNAN OKTAR: Kuş gribi
SUNUCU: Kuş gribi… Şimdi bu domuz gribi falan yani onun kadar tehlikeli mi Hocam domuz gribi, direkt ölümle mi sonuçlanıyor?Kuş gribinde mesela direkt ölüm diyorlardı.
ADNAN OKTAR: Aslında biraz abartıyorlar tabi. Yani çünkü gripte normal gripte zaten normal gripte de insanlarölüyorlar, ölebiliyorlar, değil mi?
SUNUCU: Bağışıklık sistemimize bağlı bir olay.
OKTAR BABUNA: Evet. Amerika’da 4 numaralı ölüm sebebiymiş grip Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Normal grip?
OKTAR BABUNA: Evet normal grip.
SUNUCU: Demek ki çok zayıf Hocam bağışıklık sistemleri değil mi?
ADNAN OKTAR: Evet yani güçlü bünyelerde Allah’ın dilemesiyle bir şey olmuyor. Evet.
OKTAR BABUNA: Hocam bu yürüyen proteinlerden bahsetmiştim. Çok güzel bir filmi var, eğer müsaade edersiniz Hocam inşaAllah, uygun görürseniz.
OKTAR BABUNA: Bakın evet. Bu protein bakın adım atarak yürüyor. Üzerinde koskocaman bir keseyi taşıyor bu özel yolla. Bunlarda protein yapısında, bu da protein bakın adım atarak yürüyor. Allah canlıları yürütüyor ama cansız molekülleri de Allah’ın yürü emriyle, “Ol” emriyle yürüyor inşaAllah burada ve üzerinde kendisinden kat kat büyük bu yükü taşıyor. Bunun içerisinde de, bu keselerin içerisinde de özel kimyasal moleküller var. Bu keseyi götürüyor bu mitokondri denen şeyler, duralım burada. Bu keseyi götürüyor, hücrenin zarına kadar taşıyor bunu. Hücrenin zarına geldiği zaman bu kese hücrenin zarı ile birleşiyor, içindekileri dışarı atıyor. O kimyasal moleküllerle işte son derece önemli mesela sinirler arasındaki iletiyi sağlıyor, bir takım işlevleri var. Bu çok özel bir durum yani nereye gideceğini, nasıl gideceğini molekül taşıyor yani bildiğimiz molekül, gözle görmeye imkân yok bunları.
SUNUCU: Akılsız bir şeyin bunu yapması mümkün değil.
OKTAR BABUNA: İnanılmaz bir ihtişamlı yaratılış var, çok açık inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Devam ediyor musun?
OKTAR BABUNA: Nasıl uygun görürseniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Başka ne var anlatacağın?
OKTAR BABUNA: Altın oran var Hocam.
ADNAN OKTAR: Altın oran var. Ama çok büyük bir olay; yani Cenab-ı Allah’ın her canlıda altın oran denilen sistemi kullanmış olması çok büyük bir mucize. Anlat onu da anlat.
OKTAR BABUNA: Mesela çiçeklerde mükemmel bir yaratılış var. Bakın bu gördüğünüz dizilimler son derece özel. Sağa doğru çizgiler var görüyorsunuz bir de sola yapılanmalar var. Bunların ikisini birbirine oranladığınızda 1. 618 diye bir rakam çıkıyor. Bütün hepsinde böyle, bakın çiçeklerde de böyle, ayçiçeğinin, bu papatyanın içindeki bu yapılanmada da böyle, kozalaklarda böyle, insan yüzünde böyle, parmaklarda böyle. Oranlıyorsunuz ölçüleri hep 1. 618 diye bir rakam çıkıyor. Bu Allah’ın yaratma sanatı yani bu böyle muazzam bir yaratılış ve insan gözüne en estetik gelen ölçü bu şekildeymiş inşaAllah. Allah hoşuna getirttiriyor insanın.
ADNAN OKTAR: 1. 618, altın oran, maşaAllah. Evet, ne kadar vaktimiz var?
OKTAR BABUNA: Yarım saat kadar.
SUNUCU: Yarım saatimiz.
ADNAN OKTAR: O zaman başka konulara da geçebiliriz. Bakın, ama bir Oktar sen anlatacaklarını anlat, seni günlerden beri konuşturtmuyoruz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah. Bütün kâinat yoktan var edilmiş, Allah tarafından yaratılmıştır. Bunu bugün biliyoruz, Big bang teorisi diye bir teori var kesin olarak da kanıtlandı, delilleriyle bu mevcut. Sonsuz yoğunlukta ve sonsuz yoğunlukta ve sıfır hacimde yani yokluktanAllah maddeyi, zamanı ve mekânı yarattı. Bütün bu gördüğümüz galaksiler, evren, atomların hepsi yoktan var edildi. O kadar hassas bir denge var ki; bakın Stephen Hawking var, dünyanın en ünlü fizikçisi biliyorsunuz. Hatta Darwinizmi savunuyordu bir ara. Şunu diyor: “Evrenin genişleme hızı o kadar kritik bir noktadadır ki, Big Bang'ten sonraki birinci saniyede bu oran eğer yüz bin milyon kere milyonda bir daha küçük olsaydı evren şimdiki durumuna gelmeden içine çökerdi. ” Yani o kadar hassas bir genişleme ölçüsü var ki, yalnız bu kadar değil bakın, patlamanın şiddeti bir parça farklı olsa, patlamanın şiddeti, ya kendi üstüne çöküyor ya dağılıp gidiyor. Hiçbir yıldız, galaksi, evren oluşmuyor. İçindeki madde sayısı biraz farklı olsa yine kâinat oluşmuyor. Madde ve anti-madde var, bugün biliyoruz bunu. Mesela elektronlar var, pozitronlar var anti karşılığı bunların. Mesela nötronlar var, anti-nötronlar var. Bunlar bir araya geldiği zaman ortadan kaldırıyor birbirini. Eğer madde ve anti-madde aynı miktarda olsaydı kâinat olmuyordu. Maddenin biraz fazla olması gerekiyor ama çok az fazla olması gerekiyor, tam bu oranda. Yıldızlar arası mesafe tam olması gerektiği gibi. Yine kâinat olmuyordu. Bakın kaç tane hassas denge, hepsi tam olması gerektiği gibi. Allah’ın üstün yaratılışını kanıtlıyor çok açık bir şekilde.
ADNAN OKTAR: 15 milyar yıl evvel değil mi Big bang?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: İlk patlama.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Şu dünyayı, sırf dünya olarak düşünsek, yani artık bak Samanyolu ve uçsuz bucaksız evreni de almıyorum. Sırf dünya olarak düşünelim. Şu tükenmez kalemin ucundan daha küçük bir yerde bütün evren başlangıçta. Bak sırf dünya olarak alıyoruz. Şu elimdeki tükenmez kalemin ucundan çok daha küçük bir yerin içinde bütün evren. Onun patlamasıyla bütün kâinat meydana geliyor. Yani bunu size anlatsa birisi “böyle bir şey var” dese, bu mucizenin üstüne bir insan ne konuşabilir daha?Ve bakın bunun öncesinde de zaman da yok mekân da yok daha önce. Ben anlamınız için bu kadar diyorum bakın sıfır hacimde, hacmi yok. Hacmi olmayan bir şeyden oluyor. Hacmi olmayana ne denir?Yok. Sıfır hacim, sonsuz yoğunlukta... Bir patlıyor buyurun, karşılıklı şu an konuşuyoruz. Bakın bayraklar var, her şey var, televizyon var. Bu nedir bu?Allah’ın aleni, açıkça yaratması değil mi bu?
OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: 15 milyar Allah’ın Katı’nda 15 saniye kadar kıymeti yok. Hemen geçer. Zaman bizim için var. Bak televizyona varıncaya kadar, radyolar değil mi, arabalar, evler, hepsi şu kalemin ucunun daha küçük bir yerin içinde daha önce tamamı. Darwinistler, materyalistler bunu öğrenince tepetaklak gittiler. Big Bang yani onlara en büyük darbe bu oldu. Arkasından bizim bu fosilleri göstertip Darwinizmin sahteliğini ispat etmemiz oldu. Oktar’ım anlat.
OKTAR BABUNA: Hocam bu spermin yumurtaya girişi hakikaten çok büyük bir mucizeler var burada. Bakın burada gerçek görüntülemeyi görüyorsunuz. Spermin tam yumurta hücresi, annenin yumurta hücresine giriş anını gösteriyor. Şimdi burada çok özel bir durum var bakın tam gireceği kadar bir delik açıyor. İçinde bu deliği açacak özel robot moleküller taşıyor, bu çok büyük bir mucize.
ADNAN OKTAR: O deliği açmak için robot molekülleri var. Onlar orayı açıyorlar.
OKTAR BABUNA: Açıyorlar evet. Ama başlığı eriyor onun altından çıkıyor bunlar. Onu eriten madde de yumurta hücresinde var. Dolayısıyla yumurta, sperm geldiği zaman bunun içerisine giriyor. Fakat çok önemli bir detay var burada. Çok güçlü bir kuyruğu var bunun. Böyle saniyeler içerisinde binlerce salınım yapabiliyor. Eğer kuyruğuyla yumurtanın içerisine girse tam bir bakın facia olurdu. Çünkü her şeyi tahrip ederdi ve hayat hiç olmazdı. Bunun için Allah bakın tam girerken, girme anında mükemmel bir zamanlamayla böyle tam girerken kuyruğu kesip atıyor. Bu uzay araçlarının, uzay araçları biliyorsunuz motorlarını atarlar böyle atmosferden çıkarken ama bu insan aklıyla değil mi zamanlama hesaplanır, hesap yaparlar. NASA kuruluşu mesela hesap yapıyor bilim adamları o şekilde tam girme anında. Bakın biraz erken bıraksa kuyruğu içeri giremez, biraz geç bıraksa tahribat olur hayat olamaz. Tam mükemmel bir zamanlamayla kesip atar ve o şekilde hayat gerçekleşiyor. maşaAllah Allah’ın yaratması.
ADNAN OKTAR: Burada o kadar çok detay var ki Oktar’ın anlattığı binlerce detaydan çok küçük bir bölüm. Yani sırf bu olayda bile, insanlar araştırmadıkları ve düşünmedikleri için bir kısmı Allah’a inanmıyorlar. Yoksa bir parça araştırıp düşünse sırf bu, şu olaydan bile iman eder. Hemen anlar.
Bugün Hocamız bana bir şey anlattırmadı deme. Bir haftalık anlatımını bugün yaptın inşaAllah. Çünkü yarın sana müsaade yok.
OKTAR BABUNA: Sizin konuşmanıza doyamıyoruz maşaAllah. Her zaman tabi dinlemek... çok büyük müjdeler de veriyorsunuzAllah razı olsun.
Bir karınca filmi seyrettim bugün anlatmam uygun olur mu?Mavi bir kelebek var. Mavi kelebek, yumurtluyor, yumurtasından tırtıllar çıkacak. Bu yumurtalarını bir yaprağın üzerine bırakıyor, tırtıllar çıkınca yere düşüyorlar. Şimdi her tarafta tabi karıncalar var. Bu tırtıllar tabi karıncalardan çok farklı yani hem şekil olarak, renk olarak yabancı bir cisim. Normalde yanına hiç yaklaşmamaları lazım… Tırtıllar özel bir madde salgılıyor, koku molekülü. Bu koku molekülü karıncaların normalde minik bebekleri var, bebeklerin salgıladıklarıyla aynı. Karıncalar da bunu bebeklerine hiç benzememesine rağmen kendi bebeği zannedip yuvalarına taşıyorlar, içeriye götürüyorlar. Ve bebekleriyle birlikte aynı şekilde bakmaya başlıyorlar. Hatta karıncanın bebekleri bir çığlık atıyormuş beslenme zamanı geldiğinde, acıktığında. Karıncalar o zaman gidiyor. Bu da aynı benzer çığlığı taklit ederek benzer çığlığı atıyormuş. Çok büyük bir mucize daha var bakın bir tane yaban arısı var. Yaban arısı hangi karınca yuvasında bu tırtılların olduğunu kestiriyormuş dışarıdan. Daha içeri bakmadan, gidiyor o yuvaya giriyor. Fakat şöyle bir durum var, karınca yuvasına yabancı biri girdiği zaman hepsi üstüne saldırıyorlar. Yaban arısı da şöyle bir şey yapıyor; karıncanın üstüne saldırdığı anda bu da bir koku molekülü salgılıyor. Fakat çok özel bir molekül, karıncalar birbirlerine giriyorlar, birbirleriyle didişmeye başlıyorlar. Yaban arısını serbest bırakıyorlar. Yaban arısı gidiyor tırtılın yumurtalarını buluyor. Sadece tırtılın yumurtalarına kendi yumurtasını bırakıyor içerisine ve çıkıyor gidiyor. Biraz sonra hayat normale dönüyor. Karıncalar birbirleriyle uğraşmayı bırakıyorlar. Tekrar onlara bakmaya başlıyorlar, o tırtıla da bakmaya başlıyorlar. Normal diğer tırtılların hepsinden tırtıl çıkıyor, kelebek dışarı çıkıp uçuyor. Sadece o yaban arısının yumurta bıraktığı kozaların içerisinden yaban arısı çıkıyor ve o da uçarak gidiyor ayrılıyor oradan.
ADNAN OKTAR: Bedavacı yani, kerata.
OKTAR BABUNA: Evet. Yaradılış üstüne yaradılış çok ihtişamlı ve detaylı maşaAllah yaradılış.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet. Her hangi bir sayfa açtım. Aykut Aygüneş Konya. Oku bakalım ne yazmış Cübbeli’ye cevap yazılan kitaptan.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım. “... Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın... (Al-i İmran Suresi, 103) Cübbeli'ye göre müteşabih ne Ayet-i Kerime, ne de Hadis-i Şerif var. Hepsinin düz anlamlarıyla anlaşılmaları gerekiyor. Hâlbuki Al-i İmran Suresi 103. Ayet-i Kerime'de belirtilen "Allah'ın ipi" Kuran-ı Kerim'dir, Allah'ın hükümleridir. Allah'ın hükümlerini tam uygulayın anlamına gelir. Ayet-i Kerime'de bildirilen ip, bildiğimiz ip anlamında değildir. İmam Gazali Hazretleri İhya'sında bu konuyu delil vererek çok detaylı anlatır. Cübbeli aşırı derecede cahil… Kendi kafasına göre birçok şeyi yanlış açıklıyor. Müslümanlar en doğru bilgiyi böyle insanlardan değil, muteber ilmihal kitaplarından ve büyük âlimlerin yazdığı eserlerden öğrenirler. Mesela Ömer Nasuhi Bilmen Hoca'nın Büyük İslam İlmihali çok güvenilir bir fıkıh kitabıdır. Allah hepinize selamet ve bereket versin, Selamünaleyküm.”
ADNAN OKTAR: Evet Cübbeli hep gelip bana sorun diyor. Kardeşim sana niye soralım?Açarız biz değil mi?Büyük İslam âlimi olan Ömer Nasuhi Bilmen’in ilmihalini, sayfa sayfa detay detay okuruz. Öğrenmek istediğimiz ne varsa hepsine bakar anlarız. Ki anlattıklarının da görüyorsunuz yanlışlıklarını. Tabi, getir bakayım.
SUNUCU: Hocam ilim ve fen dinidir İslam. Yani ilmi ve fen olarak her şey uygundur. Zaten akla mantığa uygun olduğu için en mükemmel dindir. Ama Cübbeli’ye göre zannediyorum değil mi sadece basit anlamlarla bunları açıklandığını biliyor.
ADNAN OKTAR: Yani benim gördüğüm çok cahil.
SUNUCU: Hocam peki niye bana danışın diyor?Yani kendini ne olarak görüyor ki?Çok ilginç bir psikoloji yani.
ADNAN OKTAR: İşte, allami olarak görüyor demek ki. Akif Altındağ, İstanbul. Oku bakayım ne demiş orada?
OKTAR BABUNA: “30 yıldan bu yana Dünya çapında Darwinizm ve materyalizme karşı son derece etkin bir mücadele veren Adnan Oktar'ın yazdığı ve sayıları yüzleri bulan anti Darwinist ve anti Materyalist, anti Komünist kitaplar, makaleler ve iman hakikatleriyle ilgili eserleri, Darwinizm'in ve Materyalizmin dünya çapında yerle bir olmasına vesile olmuştur. ” MaşaAllah. “Sayın Adnan Oktar'ın Türkiye ve dünya çapındaki bu etkin ve önemli çalışmaları Darwinist ve materyalistleri son derece kızdırmış ve ezmiştir. Yüzyıllardır insanları bilimsel sahtekârlıklarla ve aldatmacalarla kendisine inandırdıkları evrim teorisi, insanlar üzerindeki etkisini tamamen yitirmiştir. Şu an Türkiye'de evrim teorisine inanmayanlar nüfusun %98'ini oluşturmaktadır. Bu sonuç, Adnan Oktar'ın yıllardır Allah'ın izniyle sürdürdüğü sabırlı ve etkin anti Darwinist, anti Materyalist ve anti Komünist çalışmaları ile elde edilmiş net bir başarıdır. Cübbeli Ahmet'in de diğer Müslümanlar gibi bu sonuca çok sevinmesi gerekir. Ancak her nedense cübbeli Ahmet Vakit, Yeni şafak ve Milli Gazete gibi muhafazakâr basını; yayınlarında Sayın Adnan Oktar'ın İslam dini adına kazandığı başarısıyla ilgili faydalı bilgilere yer verdikleri için rahatsız olduğunu ifade etmiştir. ben buna çok şaşırdım. Cübbeli Ahmet’i bu tavrından dolayı şiddetle kınıyorum. ” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Doğru yani… Sen kendin bir şey yapmıyorsun bari yapana niye engel olmaya kalkıyorsun?Darwinizmin d’sini bilmez, materyalizmin m’sini bilmez. Değil mi?Bilim dedin mi, araştırma dedin mi yok bu şahısta. Bir kısım bilgisi var. Ama onların birçoğu yanlış ve aktarım şekli de çok yanlış. Müslümanları mahcup edecek şekilde, güya küçük düşürülecek şekilde üslupları var ki yani, anlatılacak gibi değil. Evet. Ali Müfit Sungur İstanbul’dan, al bakalım.
OKTAR BABUNA: “"Ümmetimden bir taife. . " fıkrasının (bölümünün) makam-ı cifrîsi (cifir hesâbına göre olan netice, sayı değeri) 1542 (2117) ederek nihayet-i devamına (varlığının sonuna) îma eder. “
ADNAN OKTAR: Yani o Müslümanlar artık o devirde 2117’de bitmiş oluyor. Yani galibane mücadele değil gizli mücadele de yapamıyorlar. Kendilerini gizlemiyorlar. Artık Müslüman kalmamış yani Kuran ref edilmiş artık. Değil mi?Kuran’dan, Allah’tan bahsetmek mümkün değil. Öyle bir devir olacak diyor 2117. Evet,
OKTAR BABUNA: “"Hak üzerinde olacaktır. " (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1506 (2082), bu tarihe kadar zahir ve aşikârane (açık ve ortada), belki galibane; sonra tâ 1542”
ADNAN OKTAR: Evet 2082’ye kadar İslam gürül gürül yayılacak ve hâkim olacak diyor. Yani İslam’ın zafer yılları inşaAllah. 2050’ler, 2040’lar ondan sonra 2060, 2080, 2082’ler. Evet,
OKTAR BABUNA: “(2117) ye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine yan, aydınlatma görevine devam edeceğine remze (işarete) yakın îma eder. ”
ADNAN OKTAR: Evet, o yıllara kadar inşaAllah, gizli ve mağlubane, tek tük kenarda Müslümanlar kalacak. Onlar da kendilerini belli etmiyorlar. O şekilde olacak diyor, yani Mehdi’den sonra. Mehdi ve Hz. İsa’nın gelip, vazifelerini yapıp vefat etmelerinden sonra... Evet,
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım “"Allah'ın emri gelinceye kadar" (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1545 (2120), kâfirin başında kıyamet kopmasınaîma eder. ”
ADNAN OKTAR: Evet, biz daha önce de söyledik 2120 gibidiyor kıyamet kopacak diyor Allah’ın izniyle. Onu birçok hadis-i şeriften de çıkarıyor. Ayrıca ayetlerin ebcetlerinden de çıkartıyor. Ama tabi Suyuti’nin hadislerinden, asıl kaynak belli oradan çıkartıyor. Ki Allahüâlem de o şekilde, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Bir kısım sosyete kokonaları kıyametin 1545 yılında kopacağını belirten Bediüzzaman Said Nursi'nin bu sözünden ve sahih Hadis-i şeriflerden paniğe kapılıp kapı kapı gezerek bunun böyle olmadığını, daha dünyanın 10 binlerce, 100 binlerce, milyonlarca yıl ömrü olduğunu söyleyecek din âlimleri arıyorlar. Arayınca da buluyorlar. Onlar da güya bu kişilerin yüreklerine su serpiyorlar. Hatta Nur talebesi olduğunu söyleyen bir profesör bile çıkıp Üstad'ın bu sözlerini -çok fazla sahih hadis-i şerife rağmen- kendi kafasınca çürütmeye çalışıyor. "Bir kısım sözler" diyor, hâlbuki bunlar Suyuti'nin naklettiği Hadis-i şeriflerdir. Bunları reddetmesinin hiçbir ilmi, dini, İslami geçerliliği yoktur. Mühim olan Hadis-i şeriflerin, Ehli Sünnet âlimlerinin, Bediüzzaman'ın söylediği sözlerdir. Bu sosyete kokonaları, Cübbeli Ahmet Hoca'nın mekânına da gitmişlerdir. O da istedikleri tarzda onların yüreğine su serpmiştir. "Hz. Mehdi (a. s. ) bu yüzyılda çıkmayacak, kıyamet o kadar yakın değil, daha yüzlerce binlerce yıl var rahat olun" mantığında konuşmuştur. Bediüzzaman’ın geleceğe yönelik haber verdiği bütün sözleri şu ana kadar çıkmıştır. Verdiği bütün tarihlerin tek birinde aksama olmamıştır. 1545 tarihi geldiğinde -eğer o devri gören olursa- doğrumuymuş, yanlış mıymış anlayacaklar. ” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, güzel. Şahane kitap maşaAllah. Cübbeli’ye Cevap, Emre Bukağılı’nın. İnşaAllah. Ama bunu internetten de indirebilirler.
SUNUCU: U ve çift b harfiyle, cubbeli şeklinde.
ADNAN OKTAR: Evet, evet... Oradan bu kitabı ücretsiz olarak indirebilirler evet.
SUNUCU: Hocam namaz kılan kişiler, cep telefonun da şarkı çalınca kalkıp oynarlar diyor, değil mi CübbeliHoca?
ADNAN OKTAR: Ya Müslümanlar bu kadar mı kişiliksiz?Bu kadar mı karaktersiz?Değil mi?Müslümanlar öyle bir şey yapar mı? Olacak iş mi şu?Hangi nerede görülmüş?Demek ki araba da bir müzik duysa hemen oynamaya başlayacak. Başlayacak diyor safta dönmeye oynamaya başlayacak diyor. Yani söylenecek söz mü şu?Akıl almaz izahlar var yani. Yüzlerce böyle sözü var, bir tane iki tane değil. Yani milleti güldürmek için Müslümanları mahcup etmeyi, küçük düşürmeyi esas alan bir politika izliyor. Güya tabi ki kendince küçük düşürüyor. Müslüman küçük düşmez, kendisi küçük düşmüş oluyor. Evet. Abdulhaki Çalık, Niğde’den. Ama şerh ederek anlat biraz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. “Hem bu üç vezaifi (vazifeleri) birden bir Şahısta yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi (çürütmemesi) pek uzak, adeta kabil (mümkün) görülmüyor. ” 3 tane...
ADNAN OKTAR: Yani benim zamanımda devrimde diyor; bu üç vazife, yani Mehdi’nin yapacağı üç vazifenin bir arada olması mümkün değil diyor. Tabi kabil görülmüyor diyor. Ben bir cihette yapıyorum diyor. İman hakikatleri yönünde faaliyetim var diyor. Ve onu ben bir cihette yapabiliyorum diyor. Taa ahir zamanda Mehdi geldiği vakit diyor, hem üç vazifeyi birden her cihette görecek diyor. Her yönden yapacak diyor. Evet.
OKTAR BABUNA: “Ahir zamanda, Al-i Beyt-i Nebevi'nin (asm) (Peygamberimizin soyunun) cemaat-i nuraniyesini (nurani cemaatini) temsil eden Hazreti Mehdi de ve cemaatindeki şahs-ı manevi de ancak içtima edebilir (toplanabilir)” bu vazifeler.
ADNAN OKTAR: Bak bir Hz. Mehdi var, bir de cemaati var değil mi?Ve cemaatinde ve kendinde meydana gelen bir şahsı manevi var. Demek ki görülmez bir güç şahsı manevi şeklinde bir güç değil. Şahıs olarak bir Mehdi var. Yani bunu inkâr etmenin mümkünü yok. Evet.
OKTAR BABUNA: Kastamonu Lahikası, sf. 139.
ADNAN OKTAR: Evet, var mı soru?
SUNUCU: Var Hocam.
ADNAN OKTAR: Severim ben senin canını, sor bakalım.
SUNUCU: Değerli Hocam dikkatimi çekti siz bir konu hakkında görüş bildirdiğiniz zaman sizin tam zıttınız olan insanlar bile artık size inanıyor. Söylediğinizin gerçekleştiği kanaati geliyor. Çünkü şimdiye kadar söylediğiniz her şey gerçekleşti. Bunun sebebi her halde hadisler konusunda çok bilgili olmanız. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz diye sormuş Ömer Yılmaz.
ADNAN OKTAR: Bizim naçizane bilgimiz. Biz tabi ehl-i sünnet âlimlerinin eserlerinden naklediyoruz. Yani mümkün mertebe tam delillere dayalı olarak konuşmaya özen göstertiyorum.
SUNUCU: MaşaAllah Hocam. Esselamualeyküm. Hocama, kardeşlerimize ve sunucu hanıma Allah’ın selamı olsun.
ADNAN OKTAR: Aleykümselâm
OKTAR BABUNA: Aleykümselâm
SUNUCU: Aleyküm selam. Buradan Türk İslam Birliğinin inşaAllah üyesi olacak Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bey’e, Azerbaycan’ın Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev Bey’e ve tüm Türk devletlerinin başkanlarına sesleniyor bu gözel birliğe destek olmalarını ve insanların bu birliği çok istediklerini bildirip şahıs ediyrik, demiş. Hocam bu güzel samimiyetinizi, bütün insanları sevmeniz, muhabbetiniz artırsın ve hepinize nasip eylesin. Ayrıca biz Azeri Türkleri olarak Hocamın Ermeniler hakkında söylediklerine katılıyoruz. Bizim ana, bacı, çocuklarımızı şehit etmişler ama Hocanın dediği gibi Müslüman Türkler affedici ve merhametlidir. Ermenilerin sıkışmış kalmış, 5-6 ateist, Siyonist, komünistler tarafından yoksa biz Ermenilerle hep yaşamışız evveller bir yerde. Gayretlerinize maşaAllah diyoruz selamlarımla, saygılarımla kardeş Manafol.
ADNAN OKTAR: Çok sevimli maşaAllah. Üslup şahane. Hamınız, hepinizi diyor. Seviyrik, gelirem, giderem çok şahane bir dil, acayip sevimliler maşaAllah. Azerbaycanlı kardeşlerimize yine buradan selam ediyorum, hepsini çok seviyorum. Gönülleri sevinçle dolsun. An meselesi an. Artık yani son aşamalara geldik inşaAllah.
Oktar’ım anlat.
OKTAR BABUNA: Hocam bu tekrar uygun görürseniz yumurtanın yaratılışındaki mucizelerden birine daha, çok detay var da Hocam bahsetmişti, İnsan Mucizesi adlı kitabından Hocamızın. Bakın burada yumurtayı görüyorsunuz, gerçek bir görüntü elektron mikroskopla çekilmiş. Birçok, bin kadar sperm hücresi babadan yola çıkıp yumurtayı, o demin görmüştük sinyal gönderip elleriyle koymuş gibi buluyorlar. Şimdi burada çok önemli bir detay daha var. Yumurtanın içerisine sadece bir tane sperm girebilir. O da şöyle gerçekleşiyor. Bakın yumurtanın içine tek bir sperm girdiği anda, daha ilk sperm girdiği anda hemen delik kapatılıyor. Yumurtanın normalde bir elektrik yükü var. Bu elektrik yükü eksi yüklü, yumurtanın dış kabuğundaki elektrik yükü eksi++. Sperm hücresi de artı yüklü. Biliyoruz fizikten farklı elektrik yükleri birbirini çeker. Hakikaten öyle oluyor bakın hepsi yapışmış yumurtaya. Fakat bir sperm girdiği anda yumurta derhal elektrik yükünü değiştirir. Eksi hale geçer pardon artı hale geçer. Sperm de artı yüklü olduğu için diğer hiçbir sperm artık yumurtaya yaklaşamaz ve giremez. Neden çünkü ikinci bir sperm girse yine hayat olmuyor. Tek bir yumurta hücresi ancak dölleyebilir. Ancak bu şekilde bir insan yaratılabilirdi. Muazzam bir yaratılış detayı maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Binlerce, yüzlerce özelliğinden bir tanesini anlattı Oktar. Yani sırf bir olaydan binlerce kere iman eder bir insan, aklı başında bir insan.
SUNUCU: Peki ikiz, üçüz mesela oluyor. Dördüz, beşiz, altız bile olan var. Yani en son dokuz tane bile doğuranbir bayan çıkmıştı. Bunu ne etkiliyor mesela, niye böyle oluyor?
OKTAR BABUNA: İki tane mekanizma var burada. Ya bir yumurta hücresi döllendikten sonra ilk bölünüyor ya iki yumurta hücresi oluyor. Bazen ikisinden de iki ayrı canlı oluşur. Bu tek yumurta ikizi olur. Tıpatıp aynı, yüzündeki bene kadar... Bazen de bir kaç sperm hücresi bir kaç tane yumurta hücresini döller. O zaman da birbirine benzemeyen mesela biri kız oluyor, biri erkek oluyor. Ya da ikisi erkek olsa da benzemiyor birbirine. Ayrı ayrı bebekler oluyor.
SUNUCU: Bunlar aynı anda oluyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet aynı anda doğar.
SUNUCU: Hocam, mucize gerçekten yani aynı anda.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yani her safhası harika, her safhası şaşırtıcı maşaAllah.
Evet, Mustafa Cafer Topçu, İskenderun’dan yollamış.
OKTAR BABUNA: “İsa Aleyhisselam’ı nur-u iman ile (imanın ışığıyla) tanıyan ve tabi olan cemaat-i ruhaniye-i mücahidinin (yani mücadele eden ruhani cemaatinin) kemmiyeti (yani sayısı), Deccal’ın mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına nispeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir (maksadındadır). ” Yani deccalın ordusuna kıyaslandığında Hz. İsa’nın cemaatinin sayısı ve büyüklüğü çok küçüktür, mukayese bile olmaz.
ADNAN OKTAR: Çok az, evet.
OKTAR BABUNA: “Ancakşahsı manevici kardeşlerime soruyorum: İsa Aleyhisselam’ı nur-u iman ile (imanın ışığıyla) tanıyan cümlesinden ne anlıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: İmanın ışığıyla tanıyorlar değil mi, tanıyor. Şahs-ı maneviyi mi tanıyorlar, şahsı insanı mı tanıyorlar?
OKTAR BABUNA: Şahsını tanıyorlar inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şahs-ı manevi tanınmaz evet. Değil mi bir insan var onu görüp tanıyorlar. İmanın nuruyla tanıyorlar. Yani bunu anlamazlıktan gelmek çok ayıp yani, çok çok ayıp... Bunu yapan kardeşlerimizi ben kınıyorum. Yani Üstad bu kadar açık anlatmışken “yok öyle demek istemedi” yani, insaf. Evet.
SUNUCU: Hocam görünmeyen bir şeyi zaten nasıl tanıyacaklar ki?
ADNAN OKTAR: Ya nuru iman ile tanıyor diyor, gelmiş bir insan değil mi, mübarek insan yani değil mi o değerli Peygamberimiz inşaAllah ve onu tanıyorlar.
OKTAR BABUNA: “1. Nur-u iman ile bu kişiler kimi tanıyor?İsa Aleyhisselam’ı tanıyorlar. Şahsı maneviyi, tanımıyorlar Hz. İsa (a.s.)'nın bizzat kendisini tanıyorlar.
2. İsa Aleyhisselam’ı tanıyan kim?İnananlardan oluşan ruhani cemaat.
3. İnananlardan oluşan ruhani cemaat nasıl Hz. İsa (a. s. )'yı tanıyor?İmanın nuru, feraset ve basiretle Hz. İsa (a. s. )'daki üstün ahlak özelliklerini, yüksek iman alametlerini görerek Hz. İsa (a. s)'yı tanıyorlar.
4. Hz. İsa (a. s. )'nın cemaati kalabalık mı?Hayır değil. Hz. Mehdi (a. s. )'nin cemaati gibi az sayıda müminden oluşan küçük bir cemaat.
5. Bu küçük cemaatin lideri ve yöneticisi kim?Hz. İsa (a. s. ).
Şahsı manevici kardeşlerimizin bir kısmı belki iman zafiyetiyle Hz. İsa (a. s. )'nın şahıs olarak geleceğine inanamıyor olabilirler. Allah'a dua etsinler, sebebe sarılsınlar, imanlarını güçlendirsinler, iman hakikatleri okusunlar. Hz. İsa (a. s. ) şahıs olarak gelecek. ”İnşaAllah. “Hıristiyan âleminin başına bir Müslüman lider olarak geçecek. Bütün Hıristiyan âleminin Müslüman olmasına vesile olacak. Hz. Mehdi (a. s. )'ye tabii olacak, veziri olacak. Birlikte İslam'ı bütün dünyaya hâkim edecekler. ”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah.
Sen birileriyle konuştun gibi geldi bana.
SUNUCU: Yok Hocam 5 dakika varmış daha.
ADNAN OKTAR: Severim benseni. Tamam peki. Serhat Gümüşdere, kısa bir şey, oku.
OKTAR BABUNA: “Hz. Mehdi (a.s.) Doğu tarafından çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır. ”
ADNAN OKTAR: Demek ki muazzam engellerle karşılaşacak ama Seyit Battal Gazi gibi mübarek yarıp açacak demek ki Allah’ın izniyle.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah durdurulamayacak.
ADNAN OKTAR: Ne hapishaneyle, ne tehditle değil mi, ne hakaretle, ne komployla hiçbir şekilde durdurulamayacak mübarek. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. “(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 39)
ADNAN OKTAR: Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar.
OKTAR BABUNA: “Olaylar aynı hadis-i şerifte belirtildiği gibi gelişiyor ve inşaAllah daha da gelişecek. Allah selamet versin. Selamlar. ” Aleyküm selam. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Son bir şeyler demek istiyor musun yoksa devam edelim mi biz?
SUNUCU: Yok Hocam buyurun.
ADNAN OKTAR: Sen çok aşırı sevimlisin sen. MaşaAllah.
Haşmet Uğur, onu da oku onunla bitirelim hadi bakalım.
OKTAR BABUNA: “O ileride gelecek acib bir şahsın (yani Hz. Mehdi (a. s. )'nin) bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı (yani önceden gelen takipçisi) ve o büyük kumandanın pişdar bir neferi (yani öncü bir askeri) olduğumu zannediyorum. ”
ADNAN OKTAR: Neymiş bir daha oku bakalım. Şu şahs-ı maneviyi savunan kardeşlerimize bir daha söyle bakıyım.
OKTAR BABUNA: “O ileride gelecek acib bir şahsın, ” şahıs.
ADNAN OKTAR: İleride gelecek olacak, bir şahıs değil mi, şahsı manevi demiyor, ileri de şahıs diyor.
OKTAR BABUNA: “bir hizmetkârı. . ”
ADNAN OKTAR: Onun hizmetkârıyım diyor, Mehdi’nin, evet.
OKTAR BABUNA: “ve ona yer hazır edecek bir dümdarı. . ”
ADNAN OKTAR: Mehdi’ye yer hazırlıyorum diyor, evet.
OKTAR BABUNA: “ve o büyük kumandanın pişdar bir neferi (yani öncü bir askeri) olduğumu zannediyorum” diyor kendisi için inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bunu da anlamıyorlarsa artık yani artık ne diyeyim, nasıl konuşalım?Evet devam et.
OKTAR BABUNA: “Bediüzzaman Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)'nin kendisinden sonra geleceğini, ona yer hazır ettiğini ve onun öncü bir askeri olduğunu açıkça ifade ederek bu güzel ve muhteşem müjdeyi, Resulullah (sav)'ın Hadis-i şeriflerine dayandırarak bildirmiştir. İnşaAllah "1400 yıl sonra çıkacak bir hakikati" diyerek Hz. Mehdi (a. s. )'nin çıkış zamanını da açıklamıştır (Sözler 318). "Hz. Mehdi (a. s. ) ile müjdelenin" Hadis-i şerifine uyarak, bu güzel müjdeyi bildiriyorum. Allah hepinize selamet versin.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Hicri 1400, 1980 yılı.
OKTAR BABUNA: Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 1980 de çıktı diyor Mehdi evet inşaAllah. Bitti mi, tamam mı?Hadi bakalım inşaAllah.
SUNUCU: Bugün itibariyle programımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız, Adnan Oktar ile Baş Başa programımız efendim bugün itibariyle sona ermiştir. Ama siz tabii ki Hocamızın röportajlarınawww.harunyahya.tv ’den ulaşabilirsiniz. www.harunyahya.net veya org adreslerinden Hocamıza soruları, sorularınızı, Hocamızla ilgili dergileri, kitapları, merak ettiğiniz her konuda Hocamıza ulaşabilirsiniz. Ulaşmak isteyenler buradan mesaj yoluyla da ulaşabilirler. Mutlaka sizlere bilgi verilecektir bu konuda. Bugün itibariyle de Kahramanmaraş Aksu TV, Çay TV ve 106. 4 Radyo Mavi Karadeniz’den canlı olarak yayınlanan yayınımız sona ermiştir diyoruz. Kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın, Allah’a emanet olun. 30 Ekim 2009
|