Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009)

  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
SUNUCU: Evet sevgili izleyicilerimiz, iyi akşamlar dileklerimizi sunuyoruz. Şu anda Mavi Karadeniz TV, Kocaeli TV ve EkinTürk TV’den canlı olarak yayınlanan “Adnan Oktar’la başbaşa” programımız başlamış bulunmakta. Çok değerli hocamız sevgili Adnan Oktar, yine doktor Oktar Babuna ve Cihat Gündoğdu ile beraberiz. Nasılsınız efendim? Hoş geldiniz diyelim öncelikle. 
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. Allah’a çok şükür. Siz nasılsınız efendim? 
SUNUCU: Biz de çok iyiyiz efendim. Sizi gördük daha iyi olduk. 
ADNAN OKTAR: Sen olağanüstü sevimli bir şeysin sen, çok güzel huylusun sen.
SUNUCU: Sağolun hocam. 
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. 
SUNUCU: Hocam, bu hafta yine inanılmaz sorular birikmiş, çok fazla. Merak ettiği, insanlarımızın bayağı bayağı merak ettiği konular var. Ama ben sorulara geçmeden önce genel anlamda çok merak ettiğimiz bir konu var, o da, biliyorsunuz işte mahkemeler var, davalar var, onun ne aşamada olduğunu halkımız adına ben size sorayım öncelikle. 
ADNAN OKTAR: Tamam inşaAllah. İnanılmaz sorular, inanılır sorular da vardır içinde. İnşaAllah. Şimdi, davamızda yeni bir gelişme sadece geçen günler Cumhuriyet Savcılığı’na, Yargıtay’ın Cumhuriyet Savcılığı’na bir konuda soru gelmiş. Savcılık da cevaplandırmış. Tek bir kişi hakkında bir soru. Savcılık da bu kişinin cezasının kaldırılmasının gerektiğine dair, uygun bir üslupla, yani ona benzer bir karşılık vermiş. Gelişme bu. Fakat biz Cumhuriyet Savcılığı’na, Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı’na çok fazla soru sormuştuk. Yani haklı sorular var. Mesela 313’den, Yargıtay 5 bizim 313’den yargılanmamızı istedi, Yargıtay 8 4422’den bakılmasını istedi. Burada iki daire arasında bir çelişki vardı. Bunun Kurul’a götürülmesi gerekiyordu. Biz böyle bir teklifte bulunmuştuk. Mesela bununla ilgili bir cevabı olmadı savcılığın. Ayrıca bizim mahkememizin biliyorsunuz savcısı yani yargılandığımız mahkemenin savcısı, “dosyada bu kişiler hakkında aleyhte hiçbir delil yok” dedi. Yani bu yargılanan kişiler, ben ve arkadaşlarım aleyhinde hiçbir delil yok dedi. Yani “suç nevinden bir delil yok” dedi. “Delil gibi görünen polis ifadeleri” dedi “işkenceyle alınmıştır ve avukat da yanlarında olmadığı için bunlar geçersizdir” dedi. “Zaten sizin de beyanınız var “ dedi “mahkemenin de bu yönde beyanı vardı” dedi, “polis ifadelerinde avukat olmadığında geçersizdir şeklinde kendi beyanınız da vardı” dedi. Ayrıca bu arkadaşlara, bu kişilere, siz bir kısmını, ilk önceki kısmını, ayrı değerlendirdiniz ve bunlara beraat verdiniz” dedi, “313’den, 313. maddeden beraat verdiniz dedi. Bu kişiler de aynı davadan, aynı dosyadan yargılanıyorlar, bunlara da beraat vermeniz gerekir” dedi. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı’nın bunlara bir açıklama getirmesi gerekiyordu. Bunların hiçbirine açıklama getirmedi. Yaklaşık 100 klasörlük dosyayı bir buçuk saat içerisinde inceleyip hepsine ceza verilmesi gerekir diye gönderdi. Şimdi yalnız benim burada dikkatimi çeken iki husus var. Birincisi, mahkemede beraat verilen kişi, arkadaşımız bizler gibi çete suçundan yargılandı ve imamlık iddiası yani liderlik, örgüt liderlik iddiasından yargılandı ve aynı iddialar var, hepsinde aynı şeyler var. Bu arkadaşımız ve o diğer arkadaşımız beraat aldılar. Bu arkadaşımızın özelliği, tabii ben alakası vardır demiyorum, Taha Akyol’u çok iyi tanıyan bir arkadaşımızdı. Taha Akyol’un sevdiği, görüştüğü bir arkadaşımızdı, Taha Akyol beyefendinin. Şimdi Taha Akyol da biliyorsunuz Aydın Doğan’ın çok yakını olan bir insan. Şimdi bu arkadaşımız da, bu ikinci cezasının kaldırılması talep edilen arkadaşımız da, zaten onlara çok az bir ceza vermişlerdi, bu bizim dikkatimizi çekmişti yani 10 ay kadar bir ceza verildi, bize üçer yıl ama ona 10 ay verildi ki aynı arkadaşız, biz hep beraber yaşadık, hep aynı ortamlarda, yani her şeyimiz birlikteydi, evet. Bu arkadaşımız da Aydın Doğan’ın akrabası. Yani bu şimdi cezanın kaldırılması istenilen kişi de Aydın Doğan’ın akrabası. Yani bakın iki kişi var burada, bir beraat eden arkadaşımız var, Taha Akyol’un çok yakını olan bir kişi o, bu arkadaşımız da Aydın Doğan’ın akrabası olan bir kişi. Tabii ki bir rastlantı, tabii ki bir şey ama insan bu rastlantılara şaşırıyor tabii. Yani tabii ki arkadaşlarımızın hiçbirinin ceza almasını istemeyiz biz. Yani güzel fakat tek bir kişinin; mesela çok fazla konu var savcılığa intikal etmiş, savcılığın hiçbiriyle ilgilenmeyip de sadece bu konuyla ilgilenmesi, bir bildikleri vardır, bir hayır vardır yani. Ama bir kere savcının; bizim savcımızın demin saydığımız iddialara cevap vermesi gerekiyordu, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının. Buna cevap vermedi ama böyle bir konuya hemen cevap verdi ve tek bir konu sorulmuş ve hemen de ona cevabını verdi ve ceza almaması gerektiğini söyledi. Tamam, Allah razı olsun, güzel, adaletlidir inşaAllah. Zaten biz adaletli olduğuna inanıyoruz yani kararlarının hepsinin. Ama niye böyle bir sınırlama oldu yani niye böyle tek bir kişiyle ilgili bir konuya sadece cevap verdi, diğer konulara cevap vermedi diye de merak etmeden geçemiyorum tabii. Ama bir hayır vardır, fakat tabii ben her ikisine de çok sevindim, arkadaşımızın beraat etmesine de çok sevindim, o arkadaşımıza verilen cezanın kaldırılması talebine de çok sevindim. Yani o tarz bir ifade yaklaşık, ima etmiş yani o tarz. Bunlar çok güzel ama gönlümüz istiyor ki tabii külli anlamda olaylar böyle değerlendirilse yani bizim diğer müracaatlarımıza da bakılsın, belki bilmiyorum zamanı gelince onlara da bakacaklardır, inşaAllah. Ümit ediyoruz inşaAllah, biz hayır gözüyle bakıyoruz. Hakimler her zaman temiz insanlardır benim görüşüm, her zaman iyi insanlardır. Dürüstlüklerinden ben asla şüphe etmiyorum. Fakat Taha Akyol biliyorsunuz avukattır ve özellikle İstanbul Adliyesi’ndeki insanların çoğunu tanır, yani hakimleri, savcıların hepsini tanır, birçoğunu tanır, samimidir de. Yargıtaydaki insanların çoğunu da tanır ama en samimi olduğu kişi Cemil Çiçek’tir, eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek’tir. Yani onunla oda arkadaşıdır, birlikte yaşamışlardır, birlikte avukatlık yapmışlardır. Her ikisi de hemşeridir. Yani tabii bunlar normal, şaşılacak bir şey değil, hayret edilecek bir şey değil ama gönlümüz istiyor ki tabii olayları daha geniş tutmak, daha geniş olayların yansımasını sağlamak. Yani bu kadar talebimizin görülmeyip de o konunun bakılmasında tabii ki bir hayır vardır, bir hikmet vardır. Sadece bizimkisi bir merak belki. 
SUNUCU: Hepsi aynı olayla yargılanıyor değil mi hocam? Hepsinin yargılandığı olaylar aynı.
ADNAN OKTAR: Evet hepsi aynı, evet. 
SUNUCU: Ama iki arkadaş sadece beraat ediyorlar. 
ADNAN OKTAR: Yani, gerçi o arkadaşlarla birlikte diğerleri de beraat ettirdiler, çünkü onlar bir ekiptiler, arkadaşlarımız. Fakat yani nasıl oldu, savcı da bunu anlayamadı, yani bizim savcımız da. Hep 313. madde onlar, yani aynı arkadaşız, bize gelince 220’ye döndü. Tamam olabilir, mahkemenin takdiri oysa bizim söyleyeceğimiz bir şey yok. Ama 220 olduğunu biz bilmiyorduk son ana kadar. Son anda mahkeme açıkladı, son celsede açıkladı. “Efendim savunma istiyoruz,” dedik, “yeni madde için, yeni maddeye göre”, “savunma vermeyeceğim” dedi, “savunma hakkınızı vermeyeceğim”. Tamam, Allah razı olsun, vermezse vermez. Ama avukatlarımız istifa etti bu durumda, avukat tayini de yapılmadı ve cezayı verdi ve arttırarak verdi, 1 yıl daha arttırarak verdi. Ben mesela benimle ilgili olarak neden arttırıldığını bilmiyorum, zaten bir açıklama da yok benimle ilgili. Çünkü nezakette kusur etmedim, bayağı saygılı davrandım. Ama tabii takdir onların, bir bildikleri vardır, hürmet ediyoruz, Allah razı olsun, her halükarda Allah razı olsun diyoruz. Sadece benimkisi konuyu beyan etmek, genel bilgilendirmek oluyor. Yalnız bu saydığım hususların tamamı Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre bozulma nedenidir. Yani yeni bir maddeye geçildiğinde o maddeyle ilgili ek savunma yapılması gerekir. Ek savunma yoksa, bozulma nedenidir, bir. Avukat tayini yapılmadıysa bu da bozulma nedenidir, iki. Yani aslında saysam sabaha kadar, 60 madde var yaklaşık. Mesela bekletici mesele vardı biliyorsunuz, bize yapılan işkence davası var. İşkence davasının bekletilmesi, yani o bizim mahkemenin bekletilmesi ve o mahkemenin neticelenmesinin beklenmesi. Çünkü biz işkence mahkemesinde iddialarımızın haklı olduğunu gösterirsek o zaman beraat etmiş oluyoruz çünkü tek delil zaten polis ifadesi, onun işkenceyle alındığını ispat ettiğimizde zaten bitmiş oluyor ki, onbir tane Adli Tıp raporu var işkence gördüğümüze dair. Onbir tane resmi, devletin kurul raporu var. Bekletici mesele yapılması gerekirken, bekletici mesele yapılmaması da yine Yargıtay Ceza Kurulu kararlarına göre bozma nedeni yani sayayım sayayım bitmez, programı tamamen kaplar onun için en iyisi bu kadarla bitireyim.
SUNUCU: Hocam izin verirseniz sorular var, onlara bir başlayalım “Sevgili Adnan hocam; gördüğüm kadarıyla sizin röportajlarda söylediğiniz çok önemli açıklamalarınızı, ülkelerin önde gelenleri duyar duymaz uygulamaya geçiyorlar veya bununla ilgili demeç veriyorlar. Bu da haliyle hemen manşetlere yansıyor örneğin geçen gün Hürriyet gazetesinin anasayfasında İran Atom Enerjisi komisyonu başkanı Ali Ekber Sahin’in nükleer bomba haramdır şeklindeki açıklamasını yayınlamışlar. Hocam siz bu konuyu bize aylar önce açıklamıştınız Müslümanların sizin kıymetli sözlerinizi dinleyerek hareket etmeleri çok güzel değil mi hocam hürmetlerimi sunuyorum.” demiş Salih Kor Ankara’dan, Cuma günkü röportajımızda Hürriyet gazetesinde göstermiştik sizin daha önce aylar önce söylediğiniz evet yine burada.
ADNAN OKTAR: Evet yanımda gazete , bakın kelimesi kelimesine aynısını söylediler, ben bunu söylemelerini Ahmedinejad’ın bunu mutlaka beyan etmesini ve onun sözlerine basının çok önem verdiğini belirttim. Bir hafta sonra yayınlandı o sözlerin arkasından. Ben yaklaşık bir hafta önce söyledim, bir hafta sonra bu yayınlandı. “Nükleer bomba haramdır.” inşaAllah. İsrail’deki kardeşlerimiz çok tedirginler, biz onlarla sürekli görüşüyoruz bağlantı kuruyorum, aman Allah’ım ne telaş; yani İran saldıracak bize diyor, bir kere söylediler diyor. Geri almış olsalar bile mutlaka saldıracaklar. Mümkün mü öyle bir şey yani Türkiye var, bütün İslam alemi var. İran öyle başı bozuk bir ülke değil kendi kafasına göre hareket edemez. Yani Türkiye bölgede ağabeydir. Türkiye’den habersiz öyle, garip bir hareketi hiç kimse yapamaz. Bir de İran’ın yarıdan çoğu Türk yani İran öyle kontrolsüz bir ülke değil, kontrollü bir ülkedir İran, Ahmedinejad da, Hamaney de; bunlar boş insanlar değil. Hamaney Türktür zaten Türk asıllıdır.
SUNUCU: Hocam siz, direkt İran’daki üst düzel yetkiler işte Ahmedinejad’la falan bunlarla birebir iletişim halindesiniz değil mi hocam?
ADNAN OKTAR: Onlarla doğrudan görüşen kişilerle bağlantı halindeyim, yani Ahmedinejad’la birebir görüşen insanlarla görüşüyorum. Karşılıklı selam gönderiyoruz. Yani bu Mehdi konusunda özellikle çok açık aleni konuştu maşaAllah bütün anlattıklarımı aynısıyla anlattı Allah razı olsun. Çok mütevazi ve mazlum bir insandır yani kuzu gibi insan, ondan boş yere korkup çekiniyor İsrail yani öyle bir şey yok, son derece huzurlu rahat olsunlar. Atom bombası şu bu atmak ne alaka yani o aralar hakikaten Ahmedinejad bir coştu, coşku anında onu söyledi, insan, olabilir ağzından kaçtı o fakat onun hatalı yanlış olduğunu çok kapsamlı olarak anlattı o, defalarca açıkladı. Bir kere söyledi diyorlar arkadaşlarımız, ya bir şey olmaz, baba da oğluna bazen bir şeyler söyler değil mi, acayip laflar ediyor, ama kaldırıyor bu sözünü sonra. Yani İsrail bir kere kendini yabancı görmesi çok yanlış, onlar bizim evladımız Ehl-i Kitaptırlar. Hz. İbrahim’in neslidir, bir kere Peygamber soyu biz onlara dokundurur muyuz? Biz onlara zarar verdirir miyiz? Yani Hz. İbrahim’in torunları geldi deseler burada, biz ne yaparız bayağı saygılı oluruz, nezaket gösteririz, koruyup kollarız, kimseye zarar verdirir miyiz? Bu konuda gereksiz bir tedirginlikleri var, inşaAllah onu gidermek için önümüzdeki günlerde hem radyo konuşmalarında olsun, televizyon konuşmalarında olsun bunu açıklayacağız. Hangi gazete ile konuştum ben geçen gün?
OKTAR BABUNA: Washington Post, Amerika’nın ve dünyanın en büyük gazetelerinden bir tanesi.
ADNAN OKTAR: Washington Post. İki buçuk saat röportaj yaptım, iki buçuk saat, şimdi onu internete de koyacağız, oradan görürsünüz çok kapsamlı, bir iki haftaya yayınlanacak dediler, her konuyu, merak ettiklerini sordu. Mahkemeleri sordu, bu Mehdi konusunu, ahir zaman, Deccaliyet konusu, Darwinizm- materyalizm hepsini anlattık.
OKTAR BABUNA: Hz. İsa’nın gelişi.
ADNAN OKTAR: Hz. İsa’nın inişi, kıyamet hepsini anlattık. Yine önümüzdeki günlerde devam edecek, böyle büyük, ünlü gazetelerle ve ünlü televizyonlarla röportajlarımız muntazam gece gündüz devam ediyor. Bazen burada bitiyor bir başka yerde yine devam ediyoruz. Özetle hani bazen olur ya insanlar aynı şeyi savunur ama bir anda kavga ederler. Televizyonda falan da görüyorum aynı şeyi savunuyorlar bir anda birbirlerine giriyorlar. Halbuki biz İsrail’le aynı şeyleri savunuyoruz İslam alemi olarak, kardeşlik, sevgi, barış, dostluk savunuyoruz. Mümkün mü oradaki çoluğa, çocuğa, insanlara zarar olsun? Bir de bu Müslüman kardeşlerimiz de orada tedirginlik içindeler, bu Harem-i Şerif, Mescid-i Aksa’ya bir saldırı olacağı veyahut oranın ele geçecegi gibi. Yani Allahualem öyle bir şey olmaz, ne alakası var öyle bir konu olmaz. Ama bazen çok küçük birkaç kişilik gruplar, üç beş kişilik gruplar öyle heyecanlı hareketler yapıyorlar, ama bunu o kadar ciddiye almak doğru değil, yani böyle bir şey olmaz. Ama her halükarda İslam aleminde Mehdi’nin zuhurunun ne kadar büyük ihtiyaç olduğu her yerde anlaşılıyor. Bakın İsrail için muazzam bir ihtiyaç Mehdi’nin çıkışı, Filistin içih ihtiyaç, Mısır için ihtiyaç, Türkiye için ihtiyaç, Irak, Kerkük, Türki devletler, Afganistan her yer için bir ihtiyaç, Türkmenistan bütün Türk devletleri. Çünkü bir anda şefkatli, merhametli, adil bir insanın yıldırım hızıyla netice alacağı bürokratik hiçbir engellemenin olmayacağı bir dostluk ortamı oluşacak. Çünkü sırf birisine sen bizim dostumuzsun seni çok seviyoruz demek için bile yazışmalar gerekiyor. Bürokratik engeller var bir yere ulaşması... Mesela şu bayrak krizinin aşılması bile bak günlerden beri devam ediyor. Kardeşim kendini bilmez adamlar almışlar Azerbaycan bayrağını çöpe atmışlar, her yerde bayrak yere atılıyor, birçok yerlerde atılıyor yani kağıt bayraklar dünyanın birçok yerinde atılır, olabilir. Yani bundan bu kadar işkillenmek... Yani yapan münasebetsizlik yapıyor tabii saygısızlık yapıyor o ayrı mesele, ama bu Türkiye’nin görüşüdür denebilir mi? Olacak iş mi bu? Yani küsüp darılacak konu mu şu? Azerbaycan bizim canımız zaten bitmiş konu, biz Azenbaycan’la zaten birleştik. Gönülden birleştin mi, konu zaten kapanmıştır, zaten bizim parçamız Azerbaycan. Sadece Ermenistan konusu çok önemli, Azerbaycan’la ilgili bizim bir sorunumuz yok, Ermenistan’ı da burada mesela maç yapılıyor, kardeşim biz buraya çağırdığımızda onları biz yenmek için çağırmıyoruz, adamları üzmek için kızdırmak için çağırmıyoruz, biz onları sevgi göstermek için çağırdık, dostluk için. Çıkartın Ermeni bayraklarını, Türk bayraklarını, Azeri bayraklarını kimse size bir şey demez, hiçbir şey olmazdı yani üç bayrağı çıkartsalardı eşit oranda. Bir Azerbaycan lehine, bir Türkiye lehine, bir Ermenistan lehine sloganlar, bitti bu kadar basit, lehte. Yani mesela, “sarı gelin hadi gelin“ böyle bir slogan hazırlamışlar. “Sarı gelin hadi gelin” yani Ermenistan’a diyorlar ne duruyorsunuz hadi artık gelin birleşelim kardeş olalım. Kardeşim onlar sevgi istiyorlar, işte dostluk, kardeşlik istiyor orada oturup böyle ıslıklamalar falan... Ermenistan milli marşı çalıyor ıslık, bilmem ne oluyor ıslık yani biz onun için mi çağırdık buraya? Ne kadar mahçup edici bir şey misafir gelmiş insan orada oturuyor, adamcağız kıpkırmızı olur utanır ve çok ayıp. Ondan sonra biz ona nasıl sevgiden bahsedelim? Onun için seyircinin önceden hazırlanması gerekiyor bu tip şeylerde, bilinçlendirilmesi gerekiyor, anlatılması gerekiyor, orada amigolara da çok iş düşüyor yani... Değil mi, olay amigolarda bitiyor. Neyse bir dahaki sefere inşaAllah olmaz. Bu tecrübe oldu bizlere inşaAllah. Fakat Türkiye her zaman olgunluğunu nezaketini koruyan bir devlettir, büyük devlettir. Heyecanlanmaya gerek yok, mesela çok çocuksu tepki, şehitlikteki Türk bayrağının indirilmesi yani şu iş mi? Ne gerek? Şu hareketlere tavırlara ne gerek var? Ama o süratle tamir edilseydi o şehitlikteki bayrağı da indirmezlerdi. Çok geç intikal ediyor. Demin de dediğim konu bu. Mesela yıldırım hızıyla hemen televizyona çıkılıp “Terbiyesizlik yapmışlar, çok özür diliyoruz, siz bizim canımız ciğerimiz kardeşimizsiniz. Olur mu öyle şey? Biz Azerbaycan bayrağına aşkla muhabbetle öper alnımıza koyarız.” Mesela orada bir Azerbaycan bayrağını alıp öpüp alnına koysa değil mi bir yetkili? Bitti. Konu kapanır. Böyle çabuk hareketlerde çok büyük fayda var. O arada bir şeyler oluyor. Yani gecikmelerde bir şeyler oluyor. Tabii gecikme. Mehdiyet devrinde işte gecikme yok. Yıldırım hızıyla olur böyle şeyler. On dakika, üç dakika. Mesela PKK olayı. Ben size söylüyorum açıkça en fazla 24 saat. En fazla 24 saat. Ancak tası tarağı toplayıp giderler. En fazla. 25 demiyorum. O kadar. Hatta bir şey demeye bile gerek yok. Yani ne oluyor burada demeye bile gerek yok. Zaten anında araziye geçerler. Derhal. Yani konu biter. Cahil cüheyla olanlar da inşaAllah böyle suça karışmamış olanlar da inşaAllah nadim olsunlar. Dönsünler. Değil mi? Yani artık bir huzur devri başlasın. Onların asıl ideali oturup orada ayrı bir devlet kuracaklarına, Türk İslam Birliğini savunsunlar. En güzel ideal odur. Eğer oradaki Kürt kardeşlerimizin huzurunu istiyorlarsa, bölgedeki insanların ve Türklüğün bütün Müslüman aleminin huzurunu istiyorlarsa, Türk İslam Birliğini savunmaları lazım. O çok egoistçe yani. Biz burada stalinist bir devlet kuralım. Kardeşim biz burada niye duruyoruz? Size öyle müsaade olur mu, stalinist devlet kurmaya. Mümkün mü? Türk milleti buna müsaade eder mi? Bir de milletimiz daha yerinden kıpırdamadı bile yani. Şöyle bir nefesi yeter nefesi. Bu sevdadan, sevda demeyeyim de, bu düşünceden vazgeçecekler. Ama sevgi istesinler, dostluk istesinler kardeşlik istesinler, hürriyet, demokrasi, adalet; bunlar güzel, çok şahane şeyler. Ama bunu baltalamak isteyenler oluyor. Mesela Alevi- Sünni ayrımı çok büyük bir tehlikedir. Bak İran’la bizi savaştırmak istediler. Biz onu evelAllah havada yakalayıp küt diye indirttirdik. Müthiş bir provokasyon hazırlamışlardı. Debelendiler. Anında çökerttik Allah’a çok şükür. Biz ne kadar Alevi, Bektaşi, Şii, Caferi varsa baş tacı ediyoruz. Bizim canımız ciğerimiz ruhumuz, kardeşlerimiz onlar. Ve hepsi yiğit ve delikanlıdır. Hepsi kaliteli değerli insanlardır. Bütün Türk milleti gibi bütün İslam Alemi gibi tertemiz insanlardır. Bir kere bu bölgenin insanları mazlumdur. Hep çileyle, acıyla piştiler. Sevgiyi mükemmel bilir. Dostluğu mükemmel bilir. Avrupalılar bile hep bizlerden öğreniyor mesela sarılmayı bağrına basmayı bilmezler onlar. Bizden öğrendiler şaşırıyorlar yani. İlginç buluyorlar. Değil mi bir misafir geldiğinde ayağı kalkmak. Bacak bacak üstüne atıyorlar. Bacaklarını çatıyorlar şöyle yani yanına Başbakan geliyor adamın inanılır gibi değil. Bacak masanın üstünde çatmış vaziyette ağzında sigara konuşuyor. Ona göre o son derece nezaketli bir şey saygılı bir şey. Olur mu öyle şey? Değil mi? Hatta bir aralar o… Neyse bir örnek vardı ama gerek yok söylemeye. Yani nezaketi sevgiyi yardımlaşmayı; mesela komşu hakkı bilmez ki Avrupalılar bunu bizden öğrenecekler. Komşuluk bir kere şahane bir şeydir. Akşam oldu mu komşuya gidersin. Değil mi? Bir ihtiyacın varsa gider komşudan alırsın. Hastası vardır gider onu görürsün. Düğünü vardır gider ona yardımcı olursun. Yani herşeyde bir komşu yardımlaşması vardır. Bunu geniş çapta biraz bozdular. Darwinistlerin yoğun çalışmaları sonucunda. Dünya çapında büyük bir netice aldılar. Bunu da düzelteceğiz Allah’ın izniyle. Yani komşuluk çok büyük bir nimettir. Ve çok büyük bir güzelliktir. Akşam mesela on olur. Hadi komşuya gidelim denir. Bizim zamanımızda öyleydi çocukluğumuzda. Ayrı bir zevktir, güzelliktir. Çaylar değil mi çıngır çıngır karıştırılır. Kurabiyeler falan yenir. Sohbet edersin falan. Bununla hoş olur. Mesela televizyon beraber seyretmek daha zevklidir. Evde tek başına oturacağına gider komşuda oturursun. Yani bizim güzelliklerimizin, Anadoluların ahlakı, saymaya kalksak günlerce saysak bitiremeyiz. Bu güzelliğe işte bütün dünyanın ihtiyacı var. Bu böyle gömülüp yok edilecek bir güzellik değildir. Yani onu yapmaya kalkanların biz kolunu kırarız. Kanun ve hukuk ölçüleri içerisinde, bacaklarını da kollarını da kırarız. Böyle bir şeye müsaade etmeyiz Allah’ın izniyle. Hukukla, kanunla, akılcılıkla, bilimle, telkinle, gerçekleri ortaya koyarak mutlaka bir şey veririz. Onun için Güneydoğu’daki kardeşlerimizde böyle stalinist bir ortama sokmaya kalkmak... Ya kardeşim ne anlar benim mazlumlarım, tertemiz insanlarım. Stalin’in resmini gördü mü kanı iliği çekilir onların. Mikrop gibi adam Stalin. Değil mi? Mao; Ne anlarlar Mao’dan şundan bundan ya. Müthiş sıkılırlar. Değil mi? Yok Darwinist bilmem ne? Onlara Allah’ın varlığından bahset, Peygamber’in sünnetinden bahset. Said Nursi’nin güzelliklerinden bahset. Abdülkadir Geylani’den bahset onların içi açılır. Bağdaş kuracaklar güzel böyle. Ondan sonra biliyorsun onların sıra geceleri vardır. Her akşam giderler. Çok şahane. Bu da bir komşuluktur. Muhabbet ederler, sohbet ederler. Böyle hayat güzeldir. Sevgiye dayalı hayat güzeldir. Mehdi devrinin özelliği budur yani insanların kalbinden söküp alınan sevgiyi, samimiyeti, barışı, kardeşliği geri onlara iade edecek. Yoksa pırasa gibi asıp kesmeler, hürriyet sınırlamalar, insanların keyfini kaçırmak değil. İnsanlara neşe ve mutluluk getirecektir Mehdi. Sevinç getirecektir. Hayat anlam bulacaktır insanlar için. Boşalan ruhlar dopdolu hale gelecek. Coşkuyu aşkı yaşayacaklar. Darwinistler gece gündüz uğraşıp dünyanın ruhunu söktüler. Dünyaya o ruhu yeniden verecek Mehdi işte.
SUNUCU: Hocam zaten mesela apartmanda bakıyorsunuz kimse kimseyi tanımıyor. Çok ilginçtir. Aynı apartmanda otuyorsunuz. Bir kat üstünüzde kim yaşıyor, belki bunu bilmiyorsunuz yani. Ve insanlar birbirine o kadar yabancılar ki bir an önce evden çıkayım da alttaki komşuya yakalanmayayım. İşe giderken kapıda asansörde aynı ortama girmeyeyim diye düşünür hale geldiler. İşte bizim milletimizin, Türklüğün yapısına inanılmaz ters bir durum. Bizler her zaman bir gram ekmeği olsun onun yarısını bölüp bir parça yanımızdakine ister misin diye soran bir milletiz. Yani böyle insanlarımız varken bu hale gelmemiz gerçekten çok düşündürücü. 
ADNAN OKTAR: Darwinist materyalist olunca egoist bencil oluyor. Egoist bencil olunca yemeğini de paylaşmak istemez. Çayını da paylaşmak istemez. Evini de paylaşmak istemez. Egoist oluyor adam. İnsandan nefret ediyor. Sevgi yok, Muhabbet yok. Coşku yok. Kardeşim biz çocukken dedemlerin yanına gidiyorduk köyde. Dedem tavuk olduğunda pilav olduğunda mutlaka çağırırdı. Çağırın Aslanı, çağırın şunu bunu falan. Bütün orada fakir fukara kim varsa çağırırdı milleti. Ufacık bir sofra olsa da muhakkak onu yapardı. Mesela kuzu keserdi bir şey yapardı. Hemen milleti toplardı insanları çağırırdı. Biz de giderdik öyleydi köylerde. Dedem gittiği köyde. Mesela voluvak yaparlardı. Çerkez valuvağı çok şahane. Mutlaka herkes birbirine ikram ederdi. Öyle mutlu olurlardı. Egoistlikten kimse mutlu olmazdı. Tek başına onu yemekten kimse mutlu olmazdı. Hatta daha da teşvik ederlerdi. Hadi aman yiyin için oturun, kalkmak istersin kaldırmazlardı. Otur otur otur. Niye? Sevgisinden. Misafirin gitmesini bir türlü istemezler. Gece geç vakitlere kadar. Bu bir güzelliktir. Bu ne böyle bu ruhsuz, kimse kimsenin yüzüne bakmaz. Nasılsın desen ondan bile şüpheleniyor millet birbirinden yani. Abartılı bir kuşkuculuk ve abartılı bir şüphecilik. Yani lafa laf onda üste. Anında ters cevap vermeler. Gencecik kızlara bakıyorum. Anında kavgaya hazır. Genç delikanlılar kavgaya hazır. Öyle olur mu, insan Allah’tan korkar, içi hep sevgi ile dolu olur. Yani kavga çok korkunç bir şey. Allah vermesin yani çarnaçar kalsa insan en fazlasında kaçar yani artık o kadar yani. Vatan millet müdafaasında vardır kavga, tabii. Onda artık Allah’ın emri o. Yani orda inşaAllah düğüne gider gibi gidersin. Tabii, deli aşığın tavrıdır o inşaAllah. Diyorlar ya, Güneydoğu’da diyorlar, annelerin gözyaşını istemiyorsanız bu işi kabul edin. Ya kardeşim sen şehit iste bizden. İstediğin şehit olsun, öyle bir konu yok. Yani sen üç beş diyorsun, biz sana yüzer yüzer, biner biner verelim yani böyle bir konumuz yok bizim. Bizim sadece anlatmak istediğimiz topraklarımızdan biz şu kadarcık yeri vermeyiz. Yani bunu anlatamadık tam. Olacak iş değil bu yani. Kıbrıs konusunda da öyle; bir ara birileri ağzımızı yokladılar böyle hani olur mu; yok kardeşim. Alınmış yer, nerede böyle şey yani bitmiş orası. Kıbrıs bizim, bitti orası. Vatan toprağı, sen nasıl istersin orayı? Tabii, Türkiye’den de öyle, şu kadarcık bir santim bile bir toprak verilmez. Biz büyümek istiyoruz, adamlar da bizi küçültmeye kalkıyorlar. Daha dur bakalım bismillah yani. Bizi zaten getirdiler, biz uçsuz bucaksızdık. Onu çok daha fazla hale getireceğiz. Her gittiğimiz yere sevgi, her gittiğimiz yere barış. Hristiyan mısınız kardeşim serbest. Gidin kilisenizde ibadetinizi yapın. Ticaret mi istiyorsunuz yapın. Güvenlik mi istiyorsunuz evelAllah ölümüne sizi koruruz, bu kadar. Biz bir şey de istemiyoruz sizden. Mutlu olun, biz sizin mutluluğunuzu görelim tamam bu kadar. İsrail’e de öyle, yıkın şu duvarları, açın diyeceksin. Her yer duvar kardeşim. Uçsuz bucaksız, kafasını kaldırdı mı bitmiyor yani. O nedir öyle ya? Öyle yaşanır mı? Her yere duvar yapmışlar. Ya yık, kaldır at şunu. Filistinliler sizin kardeşiniz bir kere onlar İsmail evladı, onlar da Yakup evladı. Hz. İbrahim’in soyu ikisi de. Biri Ehl-i Kitap, Musevi gözüne göre de onlar Ben-i Nuh, Filistinlileri onlar kafir görmüyor. Hıristiyanlar Müslümanları dinsiz görürler. Museviler Ben-i Nuh olarak görürler. Yani din sahibi olarak, hak bir din sahibi olarak görürler. Ama Nuh’un dinine tabi olarak görürler. Yani işte Allah’tan korkar, birliğine inanır, helale harama dikkat eder, ana hususlar yani bunları yapar. Onun için kafir olarak görmezler onlar. Yani bu çok önemli, bilinmiyor bu. Ben-i Nuh olarak göründüğü bilinmiyor. İnşaAllah Hıristiyanlar da o kafadan kurtulacak önümüzdeki günlerde, çünkü çok anormal bir şey yani çok anormal bir şey. Ya kardeşim, tek Allah’a inanıyoruz, bütün Peygamberlere inanıyoruz, meleklere inanıyoruz, namaz kılıyoruz, oruç tutuyoruz, zekat veriyoruz. Helallere haramlara dikkat ediyoruz nasıl kafir oluyoruz biz? Allah’tan korkun, ne yaptık da kafir olalım? İlla deccal ordusuyuz diye tutturdular. Bütün Müslümanlara deccal ordusu dediler. Onu daha yeni ikna ettim Avrupa’ya, Amerika’ya daha yeni, Evanjeliklere. Daha yeni yeni kanaatleri geliyor. İnternete bir girseniz, çok uğraştık. İncil’de bir tarif var, onu Müslümanlara uygulamaya kalkmışlar.
SUNUCU: Nedir hocam o?
ADNAN OKTAR: İşte, ekonomik gücü ellerinde tutacak, işte kan dökecek önce barışla ortaya çıkacak fakat sonra kan dökecek. İnsanlardan işte sevgiyi, barışı, kardeşliği kaldıracak bir sistem olacak. O diyor o Müslümanlıktır diyor bunlar. Ya kardeşim dedim, siz masonluğu nasıl görmüyorsunuz? Bütün dünyaya hakim değil mi bunlar, hakimler. Darwinizm ile ateizmi dünyaya hakim ettiler mi, ettiler. Ekonominin yüzde sekseni, doksanı bunların kontrolünde mi dünyada, kontrolünde. Barış iddiasıyla, sevgi iddiasıyla çıktılar mı bunlar ortaya, çıktılar. Sonra üç yüz elli milyon kan döktüler mi, 1. Dünya Harbi’nde, 2. Dünya Harbi’nde, terörle, anarşiyle. Bir milyarın üstünde de insanı da sakat bıraktılar. Bütün dünyadan sevgiyi, barışı, kardeşliği aldılar mı ve barış iddiasıyla ortaya çıktılar mı önce bunlar? Komünistler ne dediler; biz size huzur ve barış getireceğiz dediler, dünya kardeşliğini getireceğiz dediler. Ve dünyayı mahvettiler. İşte bu deccal budur dedim. Deccal çıktı haberiniz bile yok dedim. Bir debelendiler, sonra ekonomik falan dediler onu da açıkladım şimdi onu da koydum internete. Ondan sonra sesleri kesildi şimdi. Bütün ekonomi onların kontrolünde. Yani yüzde seksen, doksan onların. Dolayısıyla şimdi dikkatleri Müslümanların üzerinden dağılmaya başladı. Irak’ın işgalinin sebebi, Müslümanları deccal ordusu olarak görmeleri. Yani kanlarını helal görüyorlardı. Ve ibadet olarak görüyorlardı. Afganistan’ın işgalinin sebebi de o. Mehdi çıkacak, bütün Hıristiyan alemini dermakeşan edecek, herkesi doğrayacak, biz önce atak yapalım, bu konuyu kapatalım dediler. Yani Mehdi’nin çıkışını engelleyelim. Kardeşim Mehdi zaten sevgi için geliyor, barış, kardeşlik için geliyor. başında da sevgi var, sonunda da sevgi vardır Mehdi’nin. Başında da kan dökmeme vardır, sonunda da kan dökmeme vardır. Ve içiçedir Hıristiyanlarla, Musevilerle birlikte hareket edecektir Mehdi. Ayrı bir hareket değildir ki. Ve Mehdi samimi ve açık bir insan olacaktır. Bakın Peygamberimiz (sav) hatta detay veriyor. Damla kan akıtmayacak diyor. Kardeşim biz dini kaynakla sana kaynak veriyoruz yani Peygambere uymuyor mu Mehdi, uyuyor. Allah’ın vahyi ile söylüyor bunu. Damla kan akıtmayacak, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, insanların burnu dahi kanamaz diyor Peygamberimiz (sav). Bundan açık garanti olur mu? Allah veriyor garantisini. Böyle değilse, tamam zaten masonik harekettir o, dinsiz harekettir. Zaten anti Mehdi harekettir o. Bunu yeni kavradılar. Şu an bayağı rahatlar. Venezuela Başkanı da Hugo Chavez mi, o Mehdi’yi bekliyor. Çıksın Mehdi diyor, ki komünistin şahı olarak biliniyordu artık yani böyle. Hz. İsa’nın gelişini bekliyor. İslam barış dinidir diyor bak ona varıncaya kadar üslup değişti. MaşaAllah. Bir şeyler oluyor dünyada, Obama’nın da görüşü tamamen değişti. Şimdi Obama’ya o tarz tipler, Evanjeliklerin bir kısmı baskı yapıyor ama Obama ve çevresi, Amerikan halkı uyandı bu konuya. Uyandı demeyeyim Allah affetsin o biraz şey olur, yani farkettiler olayı. Onun için şu an tehlike gittikçe geçiyor. Yani bütün mesele bu konuda Amerikan halkını ve Hıristiyan dünyasını ikna etmekti. Mehdi’nin kan dökücü olmadığını, barış getirecek olduğunu o hadislerle açıklamaktı. Ki şu an bayağı başardık bunu elhamdülillah. İnşaAllah. Şimdi Ahmedinejad da onların göğsüne su serpti, açık açık söyledi biliyorsunuz Mehdi dedi kan akıtmayacak, değil mi bütün silahları kaldıracak. Kelime kelime bunları yazdırdım. Bunları söylesin dedim, aynısını söyledi. MaşaAllah.
SUNUCU: Hocam zaten aylar öncesinden mesela atom bombasıyla ilgili nükleer bombayla ilgili siz açıklamanızı yaptınız ama o dönemde tabii birçoğu kesinlikle saldıracak diye düşünmüş olabilir. Ama dediğiniz herşeyin çıktığını zaten gazete başlıklarıyla da gördük. Yani gerçekten de çok önemli.
ADNAN OKTAR: Bizim milletimizin bir candan sıcaklığı, sevgi anlayışı, muhabbet anlayışı vardır. Dünyada en büyük zevklerden bir tanesidir o. İşte Avrupa bunu bulamadığı için kokain, eroin, hap, ecstasy, başka şu bu falan bunlarla o ruhlarındaki acıyı azaltmaya çalışıyorlar. Halbuki Kuran ahlakında biz Kuran’ın bu güzellikleriyle rahatlayıp, ferahlayıp içimiz açılır. Bununla biz mutlu oluruz. Bunun olmadığı yerde eroin, kokain devreye girer işte. Yani darwinizmin insanlara hediyesi bu oldu; bir hediyesi de. Bütün dünyayı uyuşturucuya sevketti. Çünkü insan nazik varlık, hassas varlık. Sevgi gitti mi kalbinden vücudu kendini yakmaya başlıyor, canı yanıyor. Ülser, kanser, şu bu falan artık perişan oluyor. Ancak imanla, Allah sevgisi ve Allah coşkusuyla kalp ferahlar. Cenab-ı Allah ne diyor ayette, şeytandan Allah’a sığınırım; “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle felah bulur”. Bu yani sürekli Allah demek değil, Allah’ı düşünmek, Allah’ı sevmek. Mesela komşuya gittiğinde Allah rızası için gitmek, onlara yardım ederken Allah rızası için yardım etmek. Bir ikram yaparken Allah rızası için ikram etmek. Darwinizm’in tahribatını yazsak sabaha kadar bitmez. Bir tane, iki tane, on tane değil. Sorularına devam et sevimli.
SUNUCU: “Sayın hocam, Cuma namazına giden öğrencileri sanki bir suç işlemişler gibi ana habere taşıyan Uğur Dündar’ın haberini sanıyorum siz de görmüşsünüzdür. Her insanın istediği dini seçmesi ve dini ibadetlerini yerine getirmesi anayasal bir hak değil mi hocam? Ülkemizde ahlaki değerlerini yitirmiş, serseri görünümlü, saygı, sevgi nedir bilmeyen gençlerin bulunmasında da, namaz kılan, Allah’ın bildirdiği sevgiyi ve saygıyı hem yaşayıp hem de etrafında yaşatma çabası içinde olan güzel ahlaklı gençlerin bulunması daha iyi değil mi hocam? Biz Müslüman insanlarız. Namaz kılan kişilerin sanki bir suç işlemiş gibi görüntülenmesi bizi ancak rahatsız eder. Siz ne düşünüyorsunuz hocam?” diye sormuş Aykut Ekremoğlu, Üsküdar’dan.
ADNAN OKTAR: Aykut kardeş Üsküdar’ın o güzel, bereketli ortamında, ruhaniyetli ortamında ruhunu geliştirmiş MaşaAllah. Uğur Dündar aslında efendi insandır, böyle terbiyeli, nezaketli, saygılı bir insandır. Yani lafını sözünü bilir, şefkatli. Niye acaba böyle bir şey yaptı? Yani aslında konuşmak lazım. Çok şaşırtıcı çünkü bu kadar ahlaksızlıklar varken, bu kadar soysuz hareketler varken, bir avuç gencin gidip namaz kılması çok güzel bir şey yani çok hoş bir şey. Yapmaz ama, acaba diyorum üstten falan böyle yukarılardan bir baskı filan mı gördü. Kendisi böyle müstakil olarak bana mantıklı gelmiyor. Ama kendisinin belki bir açıklaması vardır ama ne diyebilir, nasıl bir açıklama getirebilir buna? Yani şaşırtıcı, çok şaşırtıcı. Hayret verici. Umarım bir yanlışlık olmuştur. Öyle diyelim.
SUNUCU: Hocam zaten demokratik laik bir ülkede, Hıristiyan kilisesine gider, Müslüman camiisine gider. Bundan daha normal bir şey olamaz. Yani gerçekten çok ilginç bir haber. Öğrenci de olsa, memur da olsa, subay da olsa, asker de olsa farketmez. Tek bir gerçek var, o da Türk milletinin yüzde 99’unun Müslüman olduğu gerçeği.
ADNAN OKTAR: Şimdi Uğur Dündar’ı tenzih ederim yani gerçekten saygı duyduğum bir insan. Ama Kızıl Çin’de, camii duvarlarında böyle yazılar vardır, buraya öğrenci giremez, subay giremez, devlet memuru giremez, şu yaşla şu yaş arasındaki kişiler giremez. Uzun bir liste vardır. Kızıl Çin’in bu listesini aklım alır. Ama Uğur Dündar’ın listesini aklım almaz. Yani ben ona yakıştıramadım. Yani şaşırdım. Bilmiyorum bir açıklaması inşaAllah vardır. Bana çok çok çok garip geldi. Hayırdır inşaAllah ne diyeyim yani.
SUNUCU: “Selamun Aleyküm Hocam.”
ADNAN OKTAR: Aleykam selam.
SUNUCU: Allah’ın selamı Adnan Hocamın, kardeşlerimin ve sunucu hanımın üzerine olsun.” Amin. Mehdi’nin adının başka cür olduğu sonradan dünyaya hakim olduğu için Allah’ın ona verdiği adın Mehdi olduğunu açıklıyor. Başka cür de mümkündür inşaAllah. Hocam bu bir Azeri kardeşimiz o yüzden onun şivesiyle okuyacağım. “Mesera Resulullah İsa müjdeleyendi Ahmet adıyla müjdelenmiş amma Resulullah insanlar arasında Ahmet değil Muhammed ile tanınmıştır. Demeli Allahualem Mehdi de buna uygun olarak insanlar arasında başka adla tanınacak. İslam’ın dünyaya hakim olmasına vesile olduğu için kendine Allah Mehdi ismini vermiştir. Ama hadise uygun olarak Resulullah’ın adı uygun düşecek MaşaAllah Allah razı olsun bunu da Hocam açıklıyür. Hocam Azeri kardeşler sizi destekliyür inşaAllah.” yazmış. Aynısını okudum ki Hocam hani Azeri kardeşlerimize buradan selamlar bu arada. Gerçekten çok yoğun bir ilgileri var. Facebook’ta da sık sık mesaj atıyorlar ve sizin Azerilerle ilgili açıklamalarınız için çok teşekkür ediyorlar. Ülkemize gelip sizi özellikle görmek istiyorlar.
ADNAN OKTAR: Felaket sevimliler. Çok sevimliler. Azerbaycan’da lise duvarlarına her yere yazmışlar Harun Yahya diye böyle yağlı boyayla kocaman. MaşaAllah. Tabii ben teşvik etmiyorum tabi, duvarlara öyle yazı yazmasınlar da, fakat yapmışlar artık bir kere. Uslup da şahane, “diyır” falan. MaşaAllah. Anlamışlar dediğimi, kastettiğimi anlamışlar. Daha önce de tarif etmiştim. Güzel, demek ki yakından takip ediyorlar inşaAllah. Herşey güzel olacak. İnşaAllah.
SUNUCU: “Hocam kitabında dinimize ve Peygamberimize karşı saygıya uygun olmayan ifadeler kullandığı için Nedim Gürsel’e açılan davada görevli olan mahkemenin hakimi iddia edilen Ergenekon örgütünün bir mensubu olduğu iddiası ile cezaevinde yatan bir avukatla yapmış olduğu çok samimi telefon konuşmaları nedeniyle uzun süre kamuoyunu meşgul etmiş bir kişi. Sizce bu yazarla söz konusu kişiler arasındaki bu ilginç bağlantı nasıl açıklanabilir?” diye sormuş Mire Gürpınar.
ADNAN OKTAR: Nedim Gürsel bu neydi onun?
OKTAR BABUNA: Densiz bir kitap yazmıştı Allah ile ilgili. Haşa. Beraat almıştı.
ADNAN OKTAR: Hangi yayınevi basıyor bunu?
OKTAR BABUNA: Bakayım.
SUNUCU: Doğan hocam.
ADNAN OKTAR: Aydın Doğan’ın mı?
OKTAR BABUNA: Evet doğru onun.
ADNAN OKTAR: Doğan yayın. Yani ben Aydın Bey’i anlayamıyorum. Ben ne diyeyim? Allah hidayet versin Allah bilgilerini artırsın. İlginç tabii acayip. Evet.
SUNUCU: “Hocam her röportajınızda Mehdi’nin talebesi bir öncü olarak Mehdi’ye ortam hazırladığınızı söylüyorsunuz. Eserlerinizde İncil ile Tevrat’ın Kuran ile mütabık yönleri ele alınıyor, Yahudi ve Hıristiyanlara güzel ahlakı tebliğ ediyorsunuz. Bir hadiste Mehdi için Peygamberimiz (sav) şöyle bildirmiş: “İmam Muhammed Bakır’dan rivayet ediyor: Hz Mehdi diye isimlendirilmesinin sebebi şudur ki gizli bir işe doğru yönlendirilecek, Tevrat ve diğer semavi kitapları Antakya’da bir mağaradan çıkartacak ve Yahudiler arasında Tevrat’la Hıristiyanlar arasında İncil’le hükmedecektir”. Hocam tüm bunları Mehdi’nin öncüsü olarak mı yerine getiriyorsunuz?” diye sormuş Seçil Çiftçi, Tokat’tan.
ADNAN OKTAR: Seçil hemşerim maşaAllah. Tokat’tan. Annemin memleketi. Tabii ki Mehdi öncüsü olarak yapıyoruz. Bütün faaliyetler Mehdi’ye ve Hz Mesih’e zemin hazırlamak, hepsinin üstünde Allah’ın rızasını kazanmak inşaAllah. İnşaAllah.
SUNUCU: “Ak Partili bir milletvekili Said Nursi Hz için iade-i itibar isteyerek, mezarının olduğu yeri bulup, anıt mezar yapılmasını talep etti. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sormuş Samsun’dan Hulusi Karabekir isimli izleyicimiz.
ADNAN OKTAR: İade-i itibar? Yani itibarı yok fakat itibar hediye edilecek. Bu çok acayip. Said Nursi’nin itibarı şu an dünyadaki en yüksek itibardır. Yani Peygamberlerden sonra en yüksek itibardır. Gelmiş geçmiş en büyük müceddid ve en büyük müçtehiddir ve kalplerin sultanıdır. Bütün Müslüman aleminin baş tacıdır. Çok değerli bir alimdir. Ehli Sünnet’in göz bebeğidir dolayısıyla iade-i itibarı değil de itibarının daha da parlatılmasına ihtiyacı vardır. Geçenlerde mezarı belli değil diyorlardı. Mezarının yerini ben bizzat biliyorum. Çok güzel bir yerde meftu mübarek. Fakat vasiyeti var mezarımın yeri bilinmesin diyor. Yani genel halk çok bilmesin diyor. O yüzden söylemiyoruz. İnşaAllah. Urfa’da mezarı açıldığında yoğun bir gül kokusu kapladı etrafı. Mübarek hiç bozulmamış olarak açıldı. Kardeşi de vardı orada, Abdülmecid Nursi Hazretleri. İnşaAllah. Subaylar güvenlik görevlilerinin kontrolünde açıldı. Uçakla getirildi. İsmini vermeyeceğim bir ilde defnedildi. Daha uzak bir ilde defnedildi. Kendisi söylüyor zaten “mezarım yıkılacak” diyor ve “mezarımın yerinin belli olmasını istemiyorum” diyor. Bu vasiyeti yerine getirilmiştir o kadar.
SUNUCU: Hocam ufak bir aramız var. Evet şimdi bir reklam aramız olacak. Hiçbir yere ayrılmayın çünkü sohbetimiz tüm samimiyetiyle devam edecek inşaAllah.
Evet efendim programımız tüm hızıyla devam ediyor. Şu anda Mavi Karadeniz TV., Kocaeli TV ve Ekin Turk TV’den programımız canlı olarak yayınlanıyor. Aynı zamanda 106.4 ‘ten Mavi Kara Deniz Radyo’dan tüm Harun Yahya yayınlarını dinliyebilirsiniz. Şu anda da yayınlanıyor efendim. Ayrıca www.harunyahya.tv  den canlı olarak yayınımızı izliyebilirsiniz ve tabii ki daha önceki röportajlarına da ulaşabilirsiniz Hocamızın. Ayrıca www.harunyahya.org veyahut da www.harunyahya.net adreslerinden de hem Hocamıza mesajlarınızı yollayabilirsiniz hem işte orada dergilerini, kitaplarını görebilirsiniz. Kısacası mutlaka sitelere giriniz, ziyaret ediniz ve merak ettiğiniz her şeyi buradan öğreniniz diyelim.
ADNAN OKTAR: Sen aşırı derecede sevimli bir şeysin sen. MaşaAllah 
SUNUCU: Hocam sevimli demişken sizin bir kediniz var. Onu sordum size böyle beyaz çok tatlı bir kedi
ADNAN OKTAR: Evet Pamuk.
SUNUCU: Biraz büyüdüğü için bugün gelemedi ama Hocamız bize bir kedi getirecek. Hocam evinizde birçok böyle çok şey işte kuzudan tutun kediye kadar. 
ADNAN OKTAR: Köpekler var. 
SUNUCU: Hocam çok fazla seviyorsunuz değil mi hayvanları?
ADNAN OKTAR : Onlar Allah’ın tabii mükemmel tecellileri. Hayvanlar çok masumdur. Oyun bilmez, kalleşlik bilmez. Suratlarından belli o. Mesela yüzündeki ifadeden, mesela bir kedi yavrusunun yüzündeki ifadedeki temizlik, efendilik, tatlılık, şekerlik tarif edilecek gibi değil. Çok aşırı derecede sevimli oluyorlar. MaşaAllah. Suriye Türk topraklarını geri veriyor diyor haberde. 27 Ekim 2009. Suriye hükümeti 1958 yılında el koyup kamulaştırdığı Türklere ait arazileri geri vermek için çalışma başlattı. Ne demektir? Türk İslam Birliği’nin yeni bir aşaması. Tabii kardeşler arasında böyle konular olmaz. Varsa bu tarz yanlışlıklar bunlar da samimiyet içerisinde rahatça çözülür onlar gösteriliyor. Cihat Hocam’a tek kelime dahi konuşturtmadık bugün.
CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR: Böyle yüzündeki ifadeden yani ne bu böyle gibi bir şeyi var gibi gelmiş de olabilir bize bilemiyorum. Buyur Cihat Hocam. 
CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfirullah, estağfirullah. Uygun görürseniz bu pıhtılaşma mekanizmasını vücuttaki ne kadar muhteşem bir yaratılış gerçeği olduğunu söylemek istiyorum. Vücutta 40 tane faktör çalışıyor pıhtılaşma olurken. Bir yeriniz kesildiğinde normalde kanın oradan, yaklaşık 4 ile 6 litre kadar kan var insan vücudunda, damarlardan boşalıp akıp gitmesi lazım. Ama hiçbir zaman için böyle olmuyor. 40 tane faktör. Bakın bunların hepsi birbirinin sırasını bekliyor. Hepsinin bir sırası var. Kalsiyum var içlerinde işte belli proteinler var böyle çeşitli minareller. Hepsi belli bir sırayla harekete geçip, birbirlerinin sırasını bekleyerek, başlatıcı faktörler var, hızlandırıcı faktörler var, yavaşlatıcı ve sonlandırıcı faktörler var. Bunların böyle adını, adlarını versek pek çok insan kafasında canlandıramayacak, ben böyle 40 tane faktör olduğunu söyleyeyim en azından ve çok düzenli çok disiplinli bir şekilde hareket ediyorlar ve çok şuurlu bir şekilde. Hepsi sırasını bekliyor. Birisi aktif olması için, öbüründen önce kendisine haber gelmesini bekliyor. Bu kim bunu bekliyen? Bir protein. Şuursuz bir atomlardan müteşekkir bir molekülden bahsediyorum. Yani hiçbir aklı yok. Normal bir başıboşluk yok bir defa. Olsaydı ne olurdu? Yani bir başıboşluk olsaydı yani kontrolsüz bir hareket olsaydı, sırasını beklemeden harekete geçseydi ne olurdu? Bir defa bir anda kanımız pıhtılaşıp damarlarımızı doldurabilirdi. Bunu kimse istemez. İşte damar sertliği diyoruz, işte damar tıkanıklığı diyoruz bunlar devamlı meydana gelirdi o zaman kontrolsüz bir şekilde. Böyle olmuyor. Yalnızca bir yerimiz kesildiğinde orası bir tıkaç vasıtasıyla pıhtılaşarak kapanmış oluyor. Mesela bakın başka mekanizmalar da var çok daha detaylı incelendiğinde. Kesilir kesilmez damar, bir defa o bölge hemen kasılıveriyor. Şimdi kasılması demek çok mucizevi bir olay. Çünkü kasılması ne demek? Oradaki kan akışının azaltılması demek. Buna kim karar veriyor? Ben mi karar veriyorum? Hayır. Oradaki hücreler mi karar veriyor? Şuursuz hücreler nasıl karar versin bu damarı kasmayı? Kasılsın ki az kan aksın. Bu tabii ki, bakın her aşaması bir mucize. Yüce Allah’ın yaratmasının delili. Üstün bir akıl var. Sonsuz bir ilimle hareket eden işte proteinler var. Emredilen proteinler emredildiği şekilde emredildiği zaman harekete geçiyorlar. Allah’ın yaratmasının çok güzel bir örneği bir yaratılış gerçeği olarak pıhtılaşma mucizesini öne sürebiliriz, anlatabiiliriz bu şekilde.
SUNUCU: Başlı başına yaşadığımız her şey bize çok doğal gelir. Her şey aslında başlı başına bir mucize değil mi? Mesela nefes almamız. Ben nereden bileceğim günden kaç kere nefes almam gerektiğini.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet. 
SUNUCU: Değil mi? Otomatik olarak almaya devam ediyorum. Bu tamamen bir yaratılış yani. En basiti ki nefes almak hepimize çok normal bir şeymiş gibi geliyor. Yani hepimiz nefes almak zorundayız gibi geliyor. Bir araştırma yaptım geçenlerde, böyle bakıyordum vücut sistemlerine. Bir lenf, ne kadar önemli bir şeymiş lenf dokusu vücutta. Yani bütün proteinleri, atıkları, vücuda zarar verecek olan maddeleri toplayabiliyor ki böyle bir akıl var mı? Yani lenf sistemi nereden bilsin o bütün o zararlı maddeleri toplayabilmeyi? Yani nereden gelecek aklına? O bir canlı değil ki. Yani sonuçta bu tamamen bir sistem ve bakıldığında vücuda gerçekten akıl duruyor. Çünkü mesela böbrek diyerek geçmemek lazım. Çünkü bir böbrekteki aksak çalışma ani bir kalp krizi, kalbi etkiliyor böbrek mesela. Her şey birbirine o kadar bağlı ki. Yani baktığınızda hayran olmamanız, iman etmemeniz mümkün değil. Hala bunlar nasıl görülemiyor ben dehşete düşüyorum yani. Gerçekten de. Şükürler olsun ki... 
ADNAN OKTAR : MaşaAllah. Bakın Başbakan Tayyip Erdoğan Beyefendi ne diyor. Güzel maşaAllah. Türk İslam Birliği ile ilgili bir konuşması var. Dolaylı yoldan onu anlatıyor. “Bölgenin bu huzuru için çare biziz. Bölgenin huzuru için çare biziz.” Türk Milleti. “Başkaları değil.” Yani bölge halkı. “Bölgesel meselelerin çözümü bu bölgenin dışından gelecek güçlerle çözülmez.” Yani Amerika, Rusya bu işi yapamaz diyor. “ve çözülemedi” diyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. 
ADNAN OKTAR : “Bu meselenin bölge, bu meselenin bölge ülkeleriyle çözülmesi, bölge ülkelerinin işbirliği ile çözülmesi gerekiyor.” Yani Türk İslam aleminin birleşmesiyle hallolur diyor. “Bu işler büyümeye başlayınca kar topu gibi büyür. Çığ olur ve önünde durulmaz.” Dehşetli bir güce dönüşür diyor. Muazzam gücü ve önünde durulamaz diyor. Ezer geçer diyor. Biz ne anlatıyoruz?
OKTAR BABUNA: Aynısını maşaAllah. 
ADNAN OKTAR : Değil mi? Aylardan yılardan beri ne anlatıyorum? “Sağda solda aranmaya gerek yok. İnanıyorum ki birbirimizde aradığımız her şey var.” İslam’ın bütün güzellikleri değil mi, Türk İslam Birliğinin bütün ihtişamı, geleneklerimiz, güzel ahlakımız, sevgimiz, aklımız, çalışkanlığımız, dinçliğimiz, gayretkeşliğimiz, fedakarlığımız, yiğitliğimiz. Sabaha kadar sayarım. Hepsi bizde var diyor. Bunları uygulamaya başladığımızda çığ olacağız diyor. Türk İslam Birliği bir çığdır tabii ki.
OKTAR BABUNA: Tabii. EvelAllah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR : Ve katlamalı gelişecektir ve bütün dünyaya hakim olacaktır. İnşaAllah.
SUNUCU: Hocam, Tansu Özenç, Karaman’dan. “Kuran’da cennetin derece derece olduğu bildiriliyor. Müminlerin ahlaklarına ve dünyadaki amellerine göre cennette de dereceleri olacak. Hocam, sorum müminler cennette bu derecelerin farkını anlayacaklar mı? Kendilerinden daha üst derecelere sahip müminlerin cennette kendilerinden daha çok zevk anlmalarını anlayacaklar mı?” diye soruyor.
ADNAN OKTAR : Yok o eziyet olur. Aynı ortamda olacaklar. Peygamberler, veliler herkes yani cennet tabaka tabaka deyince insanlar ayrı ayrı bölümlerde olacaklarını zannediyor. Öyle değil. Cennet bütündür, bütün Müslümanlar hepsi aynı cennettedir. Yani birbirlerini görememeleri diye bir konu yok. Sadece takvalarına göre aldıkları zevkler ruhen daha değişik olur. Mesela bir yiyecekten takva olan bir insan daha çok zevk alır ama karşı taraf kendisinin aynı zevki aldığını zanneder. Veyahut mesela güzel bir görüntüden takva olan daha şiddetli zevk alır. Ama takvası az olan da kendisinin aynı zevki aldığını düşünür, bilemez onu. Cennet tam adalet ortamıdır. Öyle vicdanen insanların rahatsız olacağı hiçbir şey yoktur. İnşaAllah.
SUNUCU: “Hocam reenkarnasyona inananlar ruhun varlığını kabul ettikleri için aslında Allah’ın varlığını kabul etmiş olmuyorlar mı? Yani ruhu kabul etikleri için ruhu kontrol eden gücü Allah kabul etmiş oluyorlar değil mi? Siz nasıl düşünüyorsunuz?” diye sormuş Dilay Özkay, Samsundan. Ama Hocam reenkarnasyon demişken yani sonuçta diyorlar ki, ben öldüm benim ruhum bir canlıda atıyorum bir kertenkelede ya da bir kuşta da can bulabilir. Mesela bana çok ters bir düşünce gibi geliyor.
ADNAN OKTAR : Tamam, çok ters ama burada ruhun varlığını kabul etmiş oluyor. Ruhun varlığını kabul eden zaten herşeyi kabul etmiş olur. Yani Allah’ı, ahireti, cenneti, cehennemi hepsini kabul ederler. Bütün mesele ruhun varlığını kabul etmesindedir. Ondan sonra öyle bir insanı ikna etmek, anlatmak çok kolay. Yani reenkarnasyon son derece mantıksız bir iddia. Yani onu halletmek çok kolay. Yeter ki ruhun varlığına samimi iman etsin şahıs. Yani o derece imana gelmiş bir insanı ikna etmek yani kertenkelede insanın ne işi var? Yani ne anlamı var? Mantığı da yok. Bir amaç da yok yani. Bir mükemmellik amacı da yok orada. Adam kertenkele diye, değil mi? Kertenkele demek sıfır şuur adam. Ortalarda geziniyor kerata. Bazen öyle yavrularla karşılaşıyorum onların küçük. Kocaman gözleriyle akıllı akıllı bakıyorlar. Hafif de saydam oluyor patiler matiler falan acayip sevimli böyle. Gıcır gıcır. Annesinin ufak böyle küçük minyatür modeli. Bir kere öyle bir yerde ürktü, kafasını bir yerin içine soktu popo mopo hepsi dışarıda. Olayın hallolduğu kanatinde bacaklar da böyle bekliyor. Acayip şekerler. Geçenlerde öyle bir tane yakalamışlar bana getirdiler küçük. Haşlanmış et verdim, önce onu bir güzel küçücük pembe dili var onu bir kere pıt pıt bir yaladı. Onu sonra eti tel tel ayırmaya başladı, bayağı işi biliyor yani böyle. Kemalı afiyetle yiyor böyle. Bir yandan da beni gözlüyor hani ne oluyor acaba falan. Çok şeker şeyler maşaAllah. Allah o kadar özenli detay yaratmış ki; yani binlerce detay var hayvanın üstünde muazzam düzgün. Böyle fabrikadan çıkmış gibi adeta. Yani kusursuz milimetrik düzgünlük var. Bir de hepsi öyle, ebu ecdad soy tarikat hepsi o o tarzlarda. MaşaAllah.
SUNUCU: “Değerli hocam, siz internet yazışmalarında kişilerin yazışma dilini anlaşılmayacak şekilde çevirdiklerinden bahsetmiş, ve durumun ne kadar rahatsız edici olduğundan anlatmıştınız. Bu sözünüzden beri ben de dikkat etmeye başladım. Geçenlerde de Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Hayrunnisa Gül sizin de vurguladığınız gibi internet yazışmalarında kullanılan anlaşılmaz dili eleştirip, Türkçemizin bozulmasından çekindiğini belirtti. Bence özellikle günümüz gençleri bu konuya çok dikkat etmeli.” demiş Sertaç Tunçbilek, Gaziantep’ten.
ADNAN OKTAR: O haberi ben de okudum. Hakikaten benim birkaç ay oldu değil mi? Bir küsür, bir ay mı oldu? 1 ay oldu evet. 1 ay önce ona örnekler de vererek dikkat çekmiştim detaylı olarak anlatmıştım. Hayrunnisa hanım da aynı konuya değinmiş, çok iyi olmuş. Çok önemli bir konu tabii. Çünkü; arı, duru, net Türkçe ile konuşmak lazım. Nasılsın? İyi misin? İyiyim, teşekkür ederim, Allah razı olsun. Ne-se-ne? Yani çok acayip yani akla hayale gelmeyecek sözler. Bir tane, iki tane, on tane değil. Bir de keratalar nereden öğrendiler onları. Yabancı, yeni bir dil öğrenmişler adeta. Fransızca öğrenmek gibi bir şey. Şu ne anlama gelir diyorum? Mesela şu şu anlama gelir diyorlar. Şu ne anlama gelir diyorum? Şu anlama gelir diyorlar. Ucu bucağı yok. Yani gayrete bak. Başka böyle faydalı bir şey olsa o kadar öğrenmezler yani. Değil mi? Önemli bir şey oluyor bazen fark edemiyor, öğrenmiyorlar. Ama yine tabii çok zekiler. Hayret yani o kadar detayı öğrenmiş olmaları. Fakat bu zekalarını, olumlu yönde kullanmaları lazım. Faydalı şeylerde kullansınlar değil mi? Yeni bir yabancı dil öğrenebilirler, genel kültürle ilgili konular olabilir. Genel kültürlerini geliştirsinler. O kadar gereksiz detaya girip Türkçeyi bozacaklarına.
SUNUCU: Hocam Türk Dil Kurumu’nun yetkilileri de bu konuyla ilgili şey, bir açıklamada bulunmuştu. Gençler günde 20 ila 25, 30 kelime arasında, kelime kullanarak Türkçe konuşuyorlar diye. Şimdi bu çok acı bir durum. Çünkü o kadar güzel kelimelerimiz var ki. O kadar güzel bir dile sahibiz ki. Dünyanın en güzel dili Türkçe bir kere. Onu hiç tartışmasız söyleyebiliriz, kulağa en hoş gelen.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: Ama, bu kadar bu güzellik içinde armoni içinde tutup da gençlerin 15, 20, 30 kelimeyle konuşmaları, aynı kelimeleri konuşmaları. Mesela hoca bize şey dedi, işte şey oldu ya ne yapacağız bilmiyorum gibi. Hep aynı kelimeleri çevirerek. Hani şey etti, şey oldu, şöyle oldu. Hep aynı kalıplar içinde konuşuyorlar. Bunun için de bence en güzeli çok fazla okumak. Okuma alışkanlığımız yok maalesef hocam. Gençlerimizde.
ADNAN OKTAR: Senin vardır.
SUNUCU: Ben okuyorum, evet okuyorum. Araştırıyorum yani.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah. O zaman seni içinden çıkaralım inşaAllah. Sen çok kültürlü kızsın, görgülü, bilgilisin maşaAllah. Çok hanımsın. Tabii genel kültür çok zevklidir, heyecan vericidir. Ansiklopedi okumak, genel, günlük gazeteleri de okumak. İnsan ne buluyorsa okur, merak eder, araştırır. Yani bilmediği bir şeyi insanı rahatsız etmesi lazım. Değil mi? Yani bu çok mahçup edecek bir şey. Hayır tam çok kapsamlı bilgi edinemeyebilir ama, özetle her konuda çok az da olsa bilgi sahibi olmak çok önemli.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU: “Bazı çevreler Hükümetin Suriye, Irak, Ermenistan gibi ülkelerle yakın ilişkiler kurmasını Türkiye batıdan uzaklaşıyor şeklinde yorumluyor. Ben bunu ülkemizin büyümesini istenmeyen psikolojik harekatı olarak görüyorum. Sizce bu gelişmelerle Türkiye’nin Avrupa Birliği ilişkisi arasında nasıl bir paralellik var.” diye sormuş Dila Akça İzmir’den.
ADNAN OKTAR: Türk İslam Birliği, Avrupa Birliği’ni ayakta tutacak, canlı tutacak kandır. Yani Avrupa Birliği yaşlı, gücünü kaybetmiş, içinde çöken bir örgüt. Yani manen ve maddeten sürekli çöken bir yapılanma. Ama Türk İslam Birliği hem zinde, hem güçlü. Hem ruhen ve bedenen değil mi? Çok yüksek bir noktada. Ve çalışkan, atak, sevecen ve hepsinin üstünde çok güzel ahlaklı bir birlik. Böyle bir birlik Avrupa için hayat demektir. Yani ölüme doğru giden, çökmeye doğru giden Avrupa için bir hayat demektir. Onun için Türk İslam Birliği’ne Avrupa’nın çok ihtiyacı var. Ki inşaAllah bu oluşacak.
SUNUCU: “Sayın Hocam, sizin İslam Terörü Lanetler, Terörün Perde Arkası, Terör Sevgiyle Yok Edilir, Dinler Terörü Lanetler isimli kitaplarınızı okudum. Röportajlarınızı da düzenli seyrediyorum. İslamla terörün bağdaşmadığını hiçbir sebebe bağlı olmaksızın, kadınları, çocukları, masum insanları öldürmenin haram olduğunu ilk kez sizin vesilenizle öğrendim. Sayın Başbakanımızın yaptığı Pakistan gezisinde de bu konu gündeme geldi. Pakistan başkanı Gilani.” Gilani diye mi okunuyor hocam?
ADNAN OKTAR: Herhalde.
SUNUCU: “Terörizm ve aşırıcılığı hangi şartlar altında olursa olsun lanetliyoruz. Sayın Erdoğan ve ben bu şeytanı yeneceğimiz konusunda mutabakata vardık dedi. Sayın Erdoğan da, kimse din adına insan öldürme yoluna girmesin. Bu asıl yanlış olandır. Din adına bir Müslüman kardeşimi öldüren, savunmasız insanları öldüren insanların bunu ne ile izah edeceğini ben anlamakta zorlanıyorum ve anlamıyorum dedi. MaşaAllah hocam dinimizin de herkes tarafından doğru anlaşılıp uygulanması ve dile getirilmesi gerçekten çok önemli. Saygılar sunarım.” demiş Konya’dan Hilal Şentürk.
ADNAN OKTAR: Hilal kardeşimizi buradan selamlar ediyorum, tebrik ediyorum. Çok güzel önemli bir konuya değinmiş. Başbakanımızın bu üslubu da çok güzel, idealdir. Aylardan beri, yıllardan beri anlattığımız konulardan bir tanesi ki en hayati konulardan birisidir. Tabii ki İslam, sevgiyi, kardeşliği, dostluğu, barışı, insancıllığı bize öğretir. Güzel ahlakı öğretir. Dolayısıyla insanlara bir fikri dehşet saçarak, terör meydana getirerek kabul ettirmek, ahlaka Kur’an’a uygun değil. Kabul ettirsen münafık olur adam, samimiyetsiz olur. Yani içinden senden nefret eder, Allah esirgesin dinden uzak bir insan olur ama kendisini Müslüman gibi göstertir. Yakışık alan bir tavır değil. En güzeli, sevgiyle, sevecenlikle ve isteyerek; samimi vicdani kanaatiyle dindar olmasıdır. Dolayısıyla saldırgan üslup Müslümana yakışmaz. Hiçbir yerde inşaAllah.
SUNUCU: “Değerli hocam, Hz. Mehdi inşaAllah Türkiye’de zuhur edeceğine göre, Hz.Mehdi’nin adaletinden, bereketinden ve feyzinden en önce ve en çok Türkiye faydalanacak diyebilir miyiz?” diye sormuş Şamil Çoban İstanbul’dan.
ADNAN OKTAR: Çok güzel. Doğru söylüyor. Tabii ki. Cenab-ı Allah’ın bir nimeti tabii inşaAllah.
SUNUCU: Hocam, şimdi bu birkaç tane kişi mesela bazı düşünmek istemeyenler; diyorlar ki işte Türk İslam Birliği milliyetçi bir tavır. Şimdi bunu hala daha milliyetçilikle özdeşleştirip olayın içeriğini anlamayanlar var. Şimdi biz, yani bir çoğu ki işte, siz kendinizi üstün kılıyorsunuz? Türklerin egemenliğinde olucak ya, bunun başlangıç noktası sonuçta Türk ya sonuçta bizim egemenliğimizde olacağı için. Bunu sanki onlara üstünlük taslıyormuşuz, işte efendi konumuna biz kendimizi geçiriyormuşuz gibi algılanıyor. Aslında olayın özüne baktığımızda bizim bu bütün diğer Müslüman devletlerini toparlayabilecek yegane sevgi, saygıya, hürmete o kucaklayıcı birleştirici özelliğe sahip olmamızdan kaynaklanmıyor mu? Yıllar boyu kültürümüzden gelen.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah.
SUNUCU: Değil mi? Bunu çözemiyor mesela birçoğu.
ADNAN OKTAR: Tam Türk kızısın tam maşaAllah maşaAllah.
SUNUCU: Allah’a şükür hocam Türküz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
SUNUCU: “Allah’ın selamı Adnan Oktar hocamın ve onu sevenlerin üzerine olsun. Amin. Hocam bir filmde izlediğim bir hikaye ilgimi çekti. Nostradamus’un kehanetleri adıyla birisinden bahsediyordu ve gelecekten haber verdiğini vurguluyordu. Hatta filmin sonunda bu şahsın çözülmeyen yığınla kehaneti olduğunu vurguluyorlar. Hocam sağlam bir kaynak olarak lütfen bizi aydınlatınız. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Allah’ın aslanı hocam.” demiş Ali Değirmencioğlu.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. O Allah’ın aslanı. Bizler de tabii Allah’ın aslanıyız. Bütün Müslüman, bütün Türklük alemi, bütün İslam alemi Allah’ın aslanıdır. Hepsi hakkı, hakikati, güzelliği insanlara duyurmak için gayret ediyor. Türk milleti hadimdir, hadim. Allah, Allah’ın hadimidir. Allah’a hizmetçidir. Allah’ın dininin hizmetçisidir. Dolayısıyla bir üstünlük, bir ırk üstünlüğü yok. Bir hizmet talebi vardır. Acıya, zorluğa, ızdıraba her şeye talip olan, yeter ki Allah’ın dedikleri olsun. Yeter ki Kur’an ahlakı olsun, yeter ki insanlar mutlu olsun inancıyla ortaya çıkan bir millettir bizim milletimiz. Bunun sonucunda böyle, eli topuzlu bir insan çıkmayacak ki karşımıza. Sevgiyi, merhameti, şefkati savunan bir insan çıkacak. Ve Türk milleti; yemez yedirir, giymez giydirir, gezmez gezdirir. Öyle bir millettir, yapacağı da budur. Yani bunun sonucunda dünya ülkelerinden bir çıkar elde edilmeyecek ki, onlara çıkar sunacak Türk milleti. Dolayısıyla bir ırk üstünlüğü de olmadığına göre, bir ahlak üstünlüğü var. Hizmet üstünlüğü vardır inşaAllah. Allah takvada yarışın diyor. Onu gören milletler onlar da yarışacaklar, onlar da daha güzel ahlaklı olmaya gayret edeceklerdir. Ve bir mükemmellik meydana gelecektir. Konu bu.
SUNUCU: Hocam demin bahsettiğimiz konuyla ilgili yeni sorular geldi biraz önce arkadaşlarımız, ahirzamansohbetleri@hotmail.com’dan sorular gelmeye devam ediyor ve o kitapla ilgili. “Hocam Doğan yayıncılık tarafından yayınlanan ve dinimize ve Peygamberimize saygıya uygun olmayan saldırgan ifadeler kullandığı için kendisine dava açılan Nedim Gürsel adlı bir şahıs var. Bu kişinin avukatlığını aynı zamanda Aydın Doğan’ın özel avukatı olan bir bayan yapmış. Nedim Gürsel kitap içinde -Allah’ı tenzih ederim- onlarca hakaret cümlesi kullanmış olmasına rağmen mahkeme hakimi kitapta hakaret olmadığını söyleyip davayı beraat ile sonuçlandırmış. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?” diyor Mirey Gürpınar. Yani beraat etmiş bu davadan.
ADNAN OKTAR: Evet, Aydın Doğan’ın avukatı savunmuş. Olabilir, savunmuştur. Yani avukat olması demek başka hiç kimseyi savunmayacak anlamına gelmez. Beraat ettiyse Yargıtay aşaması olur. Orada yeniden dava açılabilir. Hukukta çare tükenmez. Hukuki yoldan araştırılır. Yani çünkü hakaret çirkin, eğer hakaret varsa ama bilimsel bir eserse kendi anlayışına göre yani felsefi anlamda bir eserse o ayrı mesele. Ama hakaret varsa çok çirkin tabii, çok çok yanlış.
SUNUCU: Hocam bir de bir şeyi merak ediyorum. Mesela işte Alevileri, diğer mezheptekileri pırasa gibi doğramaktan bahseden bir takım hoca olduğunu söyleyen kişiler var. Şimdi bu kişiler sonuçta biz Diyanet İşleri Başkanlığımız var, Diyanet İşleri Bakanlarımız var, Diyanet İşlerinde. Bunlar hocam İslam’ı bu kadar kötüleyen, bu kadar insanları İslam’dan korkutan, uzaklaştıran kişilere karşı bir yaptırımda bulunabilirler mi? Yani çünkü bir çıkıp da burada bir İslam’ı kötüleme var. Bir çok insanı İslam’dan kaçırma var. Bunu duyan insan korkar yani şimdi doğramak ve İslam o kadar farklı şeyler ki. Çünkü İslam’da düşmanınıza bile, düşmanın bile mesela senin hakkında iftira atıyor, sana saldırı yapıyor, buna rağmen yine Allah’a havale etme durumu var. Allah’ından bul diyorsun.
ADNAN OKTAR: Affet diyorsun, evet.
SUNUCU: Allah gerekeni yapsın, affedicilik vardır. Tabii haşa bize kalmamış. Affetmek Allah’a mahsus bir şey ama sonuçta biz deriz; işte Allah’ından bulsun, öbür tarafta verecek hesabı deriz. Böyle bir durumda, böyle açıklamalar yapan kişilere Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bir şeyler gelebilir mi? Ceza, yaptırım, ne bileyim.
ADNAN OKTAR: Evet, kul hakkı olursa kul affeder. Çünkü kul hakkı da çok önemlidir, kul hakkını da kul affedecek. Ama Kuran’a göre suç olan yani Allah’ın hükmü olan konularda tabii ki ahirette kendisi hesap verecektir. Mesela dinsizse oturup insan buna ceza veremez. Allah onu değerlendirir. Çünkü son nefeste belki iman etmiştir bilemez. O yüzden yani insanlar ona hüküm vermek durumunda değil. Ama o dediğin şahıs evet, o kadar sorun değil. Onları biz çok kısa sürede etkisiz hale getirebiliyoruz fikren. Yani öyle geniş çaplı bir etkisi olmuyor bu tip insanların. Gerçi destekleyenler de oluyor böyle tipleri. İşte çeşitli mihraklar destekliyor. Ama bizim milletimiz doğruyu, güzeli hemen gören bir millettir. Anormalliği de hemen görür. Yani pırasa gibi doğransın diyorsa hemen milletimiz anlar. Anlar ki bir anormallik var. Yani fazla onunla muhatap olmaz. Pek önemi kalmaz onun için. Ama Diyanet tabii elinden geleni yapıyor fakat tabii o da, Diyanet de laik bir yapılanma içerisindedir. Belirli çizgiler içerisinde hareket edebilir. Onun için hep Diyanet’ten beklemek, hep devletten beklemek değil de, sivil toplum kuruluşlarının, akil insanların toplumu zaman zaman aydınlatmasında fayda var inşaAllah.
SUNUCU: “Cümleden hayırlı akşamlar sevgili hocam. Yaklaşık iki yıldır zati alinizin internet sitesinden İslami konularda oldukça istifade ediyorum. Televizyon programlarınızı da mümkün oldukça takip etmeye çalışıyorum ve bizlerin özellikle evrim teorisi ve Mehdi konularında daha çok bilgilendirip aydınlattığınız için başta siz olmak üzere emeği geçen tüm Allah dostlarına şükranlarımı iletip, haklarınızı helal etmenizi rica ederim. Benim sorum ahir zamanda 3. Dünya Savaşı konusunda bizleri biraz detaylı aydınlatıp, bir de son zamanlarda gündeme gelen domuz gribi konusu deccali bir oyun mudur? Lütfen cevap verirseniz biz Müslümanları aydınlatmış olacaksınız. Şimdiden Allah razı olsun. Allah’a emanet olun.” demiş Mustafa Uğur.
ADNAN OKTAR: 3. Dünya Savaşı çıkmayacak, öyle bir şey yok. Zaten kıyamet çok yakın. Dünyanın o kadar ömrü yok yani. Dünya zaten pir-i fani. Yani son böyle artık canını teslim etmek üzere olan yaşlı şeyler olur ya, o tarzdadır dünya. Yani “bir günlük” diyor Cenab-ı Allah, “ömrü kalmış olsa bile Allah o günü uzatacak, evlatlarımdan Muhammed Mehdi’yi görevlendirecek ve İslam’ı dünyaya hakim edecek.” diyor. Zaten “dünyanın 7000 yıllık ömrü var” diyor Resulullah (sav), hadis var, ki 7-8 tane hadis var, “5600 yılı geçmiştir” diyor. Hicri 1400 ile 1500 arasında bir tarih ortaya çıkıyor. Başka da bir vakit yok. Alametlere bakıyoruz, alametler de bunu tasdik ediyor. Fırat’ın suyunun kesilmesi, diğer hadisler tam. Her şeyden anlaşılıyor vaktin geldiği. Onun için bundan sonra barış, kardeşlik, huzur, silahların ortadan kalkması ve dünyadan fitnenin kalkmasıdır. Ama sonra tabii insanlık bozulacak yani 2120’ler gibi de Allah’ın izniyle kıyameti bekliyoruz, inşaAllah. Domuz gribi, bir kere domuz beslenmesinin derhal durdurulması lazım. Çünkü bu virüs domuzdan yayılıyor. Yani asıl kaynağı domuzdur. Türkiye’de domuz besiciliğine karşı devletin yani ilgili kişilerin maddi yönden mağduriyetini ortadan kaldırarak bunun bir sonla sonlandırılması gerekiyor.
SUNUCU: Niye besliyoruz hocam domuzu biz?
ADNAN OKTAR: Yani artık...
SUNUCU: Yararı ne?
ADNAN OKTAR: Efendim?
SUNUCU: Yarar, yani bir şey için mi kullanıyorlar domuzu?
ADNAN OKTAR: Herhalde Hıristiyan vatandaşlarımız alıyorlar, onlar alabilirler çünkü Hıristiyanlıkta helaldir domuz eti. Ama burada sağlık mevzu bahis artık yani kitlevi bir şey. Ahir zamanda Mehdi devrinde Peygamberimiz (sav)’in hadisi var; “salgın hastalıklar yoğunlaşır” diyor. Aids, şimdi bakın domuz gribi, daha sonra başka şeyler yani belki başka şeyler de çıkacak. Bu Mehdi’nin zuhuru öncesinde olacak olan olaylardan bir tanesidir ki bunu çok açık anlatmıştır Peygamberimiz (sav). Yani “salgın, büyük hastalıklar baş gösterecek” diyor Mehdi devrinde. Buyrun, tam hadise uygundur. İnsanların mesela belki de tedbir alıp evlerden çıkmamaları gerekebilir, Allah vermesin bir aşamasında. Bunlar hep Allah’ı düşündürtmek, ahireti düşündürtmek için Allah’ın meydana getirdiği vesilelerdir. Çünkü küçücük bir virüs insanları yatağa düşürüyor, değil mi? Perişan ediyor, tehlikeli de. Ama benim gördüğüm diğer grip vakalarından o kadar da çok çok farklı değil. O ayarda bir şey ama yeni bir model, yeni bir hastalık türü. Bazen vefat eden kardeşlerimiz oluyor inşaAllah onlar da şehit hükmündedir, ama çok dikkatli olmak lazım. Üşütmemek, C vitamini almak, proteinli gıdaları yüksek tutmak, hasta olan kişilerle bağlantıya geçmemek, hasta olanlar evden çıkmasınlar. Vicdanlarının buna el vermemesi lazım. Sokağa çıktığında yüzlerce insanı hasta etmek demektir bu. Yüzlerce insana hastalığı bulaştırmak demektir. Ne olacak, insan bir hafta çıkmaz. İradesini kullanır çıkmaz. Sıkılsa dahi çıkmasın kardeşlerimiz. Tedavisi bittikten sonra çıksınlar. Yoksa bazen naif insanlar oluyor bünyesi zayıf. Allah esirgesin onların vefatına vesile olabilirler. Çok büyük sorumluluk gerektiren bir şey bu bakın. Bir başka insanın, yüzlece insanın vefatına sebep olabilirler. Onun için hastalığa yakalanan kardeşlerimiz sabırlı olacaklar, güzel güçlü gıdalarla kendini izole edecek bir hafta kadar. Ondan sonra hastalığı geçtiğinde tamam inşaAllah. Ama güzel, güçlü gıdalarla, güçlü yiyeceklerle, kendini üşütmeden, neşeli tutarak kendisini, bu hastalığı atlatmaya çalışacak ama kaderde ne varsa o olur, Allah’ın takdir ettiği olur. Telaş da etmeyecek, telaş da doğru değil, gereksiz bir panik meydana gelir. Ama bu konudaki Hadis-i şerifleri ben bir dahaki programda sunarım. Yani böyle bir, bu tarz olayların olacağını Peygamberimiz (sav) belirtmiş. Mehdi devrine mahsus olarak, inşaAllah.
SUNUCU: “Adnan Hocam, Fatih Altaylı’nın son programını izledim. Öncelikle belirtmek isterim ki, Murat Bardakçı’nın ve Fatih Altaylı’nın Mehdi’den bahsederkenki alaycı tavırlarını, katıla katıla gülmelerini, üsluplarını hiç beğenmedim. Biz Türk halkı olarak mukaddes değerlerimizle ve inancımızla ilgili konularda saygılı olunmasını isteriz. Onların böyle gülerek güya kendilerince alaya alarak yaptıkları konuşmalar bizim Mehdi’ye olan inancımızı ve Mehdi’nin geldiği gerçeğini değiştirmez. Hocam tabii ki burada onların konuşmalarını aktarmak uygun olmaz ama ben başka bir konuya değineceğim. Fatih Altaylı bir ara programda insanlar niye Mehdi’yi bekliyorlar? Mehdi’nin gelmesi şart mı gibi sorular sordu ve kendisinin bazı insanlar gibi Mehdi’yi beklemek yerine iyi bir insan olarak Allah’a karşı sorumluluğunu yerine getirdiğini iddia etti. Hocam anladığım kadarıyla Fatih Altaylı Mehdilik konusuyla çok ilgili. Hocam benim merak ettiğim konu şu: Fatih Altaylı’nın dediği gibi sadece iyi insan olmak insanın ahireti için ne kadar yeterli? Bir de programa katılan İslami Araştırmalar Başkanı programın sonunda Mehdi’nin gelişinden bahsedeceğini söyledi. Programın sonunda ne düşündüğü sorulduğunda ise -Allah’ı tenzih ederim- “programın sonuna kadar vahiy bekledim ama gelmedi” gibi dinimize hiç uygun olmayan bir söz söyledi. Siz bu konuşulanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?” demiş, Hatice Akış.
ADNAN OKTAR: Bu Cübbeli’de görülen bir üslup. Din ile, mukaddesat ile ilgili böyle alaycı, güya alaycı yahut garip, saygıya uygun olmayan üsluplar. Bu konuda ben daha önce de uyardım. Son derece tehlikeli ve çok yanlış bir harekettir. Haram olur bu, ahirette cehennemin kenarına getirildiğinde bu arkadaş bu espriyi yapamaz, güya espriyi, güya alayı yapamaz. Ölüm anında da bunu yapamaz, tam canı çıkmak üzereyken de bunu yapamaz değil mi? Yani espri yapacak takati olmaz yapamaz, buna çirkin cesaret derler, böyle güya espri olan şeylerden kaçınacaklar, şimdi çok itici ve çok rahatsız edici duruyor, biz Allah’ı çok seviyoruz, Kuran’ı çok seviyoruz, Allah’a böyle içten saygı ile derin bir korku ile bağlanılır. Bu korku, Allah korkusu, Allah’ı derin aşkla sevmemize ve çok güzel ahlaklı olmamıza vesile olur. Çok güzel sevginin kökenidir, derin sevginin kökenidir Allah korkusu, öbür türlü laubali saygıya uygun olmayan üslup çıkıyor görüyorsunuz? Fatih Altaylı Mehdi konusunu çok gündeme getiriyor, getiriyordur bütün dünyanın dikkatinin üzerinde şu an Mehdiliğin. Onun da tabii kafasında Mehdi gerçekten çıkacak mı, ne zaman çıkacak, kimdir gibi mutlaka soruları vardır. Bence onun da bir çok konuda kanaati gelmiştir. Yani Mehdi’nin geleceğine kanaati gelmiştir. Çünkü durduk yere bir insan, bu konunun üzerinde bu kadar durmaz. Mesela diyorlar budistler Buda geri dönecek diyorlar, ben hiç muhatap dahi olmuyorum. Aklıma dahi gelmez, bu konu açıldığında aklıma geliyor ama Fatih Altaylı’nın sürekli aklında olması bu konuda kanaatinin geldiğini gösteriyor. Onun doğruluğunu tam anlamaya çalışıyor demek ki yani kanaati gelmiş demek ki. Yani Cübbeli’nin telaşından da bu anlaşılıyor, o da Mehdi’nin geldiğine kanaati gelmese, bu kadar heyecanlanmaz. Çünkü mesela var öyle garibanlar var, Mehdilik iddia ediyor, televizyona çıkıyor açık açık söylüyor, biz onlardan niye tedirgin olmuyoruz?
SUNUCU: Hocam bir adam vardı böyle saçlarını sarıya boyamış, üzerinde böyle sarı bir kostüm var elinde bir tane böyle bir şey tutuyor, yıllar önce olmuştu bu, Star Haber’de hatta, işte ben haşa Hz. İsa’yım falan demişti adam ve herkes çok adama gülmüştü çünkü çok komikti yani çünkü deli gözüyle falan baktılar adama. Hani bunu kimse ciddiye almadı, bir dönem sonra kapandı gitti, şimdi birçoğu hatırlamaz mesela.
ADNAN OKTAR: Dini konularda falan demeyeceğiz bir, Hz. İsa yani. Evet öyle bir şahıs çıkmıştı işte doğru yani belki bir rahatsızlığı vardı, bir şeyi vardır yani o kadar onun üzerinde durulacak bir konu değil. Orada şefkatle bakmak lazım o insanlara, acıyarak, merhametle bakmak lazım yani ciddiye almak da yakışık almaz. Belli durum zaten. Mesela ben diyorum Mehdilik açıkça söyleyen var, televizyona çıkıyor hatta beni nasıl daha fark edemezsiniz siz daha diyor, neyi bekliyorsunuz diyor. Sinirleniyor halka yani benim duyduğum sadece acıma hissi, şefkat, merhamet bu kadardır. Belli ki bir risk değil yani sadece kendine zarar vermesi mevzu bahis olabilir böyle insanların, nezaketiyle uyarılır. Yani kalbini kırmadan, rencide etmeden. Ama dikkat ederseniz ne Cübbeli’nin, ne Fatih Altaylı’nın yani hiç kaale almadığı olaylardır bu kişiler. Ama onlar benim gördüğüm Mehdi’nin geldiğine eminler yani bu kadar programlarda bu konuyu sürekli gündeme getirmek sürekli Mehdi gelmeyecek demek, değil mi hocam gelmeyecek biraz daha söyle, lütfen söyler misin Mehdi gelmeyecek demek, Mehdi’nin geldiğini gösterir yani bunun açıklaması başka yok. Cübbeli’nin de durup durup programlarda sürekli Mehdi’nin yüzyıllar sonra geleceğini söylemesi de, Mehdi’nin geldiğini gösteriyor.
SUNUCU: Hocam Mehdi konusunda bu kadar hani korkarak çünkü ne zaman Mehdi konusu açılsa böyle bir sinirlendiğini böyle bir çekince içinde olduğunu ve hep böyle ileri tarihlere... Mesela 90’lı yıllarda yaptığı açıklamalar var, bu internette de var zaten bir çok yerde de, o zaman hani çok yakın bir tarih veriyor sonra çok çok fazla yüzyıllar sonraya atıyor falan. Hani zaman tam böyle bir şey yaklaştıkça o çok çok uzağa atıyor falan bu tedirginliği neye bağlıyorsunuz mesela?
ADNAN OKTAR: Mesela Cübbeli hazretleri önce çıktı, Mehdi dedi her an çıkabilir şu saatlerde, şu an çıkabilir diyor her an yani çıkmış da olabilir diyor yani şu an mümkün diyor, ertesi günde şu anda diyor bu saatte diyor çıkabilir, buna hazır mıyız diyor anlatıyor. Sonra ne olduysa oldu hazrete yüzyıllar sonrası yani böyle yakın tarihi de kabul edemiyor, yüzyıllar sonrasını mümkün mertebe en uzak vakte. Ya canım ciğerim niye panik oluyorsun? Sen Mehdi gelmeyecek demenle Mehdi gelmemezlik etmez, kaderinde bu yani hiç kimse durduramaz Mehdi’yi, Hz. İsa’yı da durduramaz. Çünkü Mehdi zaten gelmiş insanlar görecek sadece yani çünkü kader değişmez, kaderde olmuş bitmiş olay Cenab-ı Allah Katında. Mehdi çoktan gelmiş, İslam çoktan dünyaya hakim olmuş, Mesih çoktan inmiş, kıyamet çoktan kopmuş ve itiraz ediciler çoktan itiraz etmişler. Bağıranlar çağıranlar çoktan bağırıp çağırmışlar onlar da onların kaderinde. Panik olmaya gerek yok. Mehdi’nin varlığını 10 yıl sonra çok net fark edecekler. 15 yıl sonra da inşaAllah Mesih’i fark edecekler. Ve Amerika’da da Rusya’da da dünyanın her yerinde şu an Mehdi gündem. Bakın bütün kanallar, bütün ünlü radyo kanalları, televizyon kanalları bu konuyu araştırıyor şu an. Amerikan hükümetinin de şu an gündemi bu Mehdilik ve 20 yıldan beri onların gündemindeydi bu Mehdilik konusu. Yani 80’ler 90’lardan sonra gittikçe yoğunlaşarak Mehdiliği onlar gündemde tuttular. Demek ki bir bildikleri var. Demek ki bir şeyler oluyor ki, onlar da tedbir almaya kalktılar ama şu an tedbir almaya gerek duymuyorlar artık. Çünkü Mehdi’nin çok faydalı olacağına kanaatleri gelmeye başladı. Ve aynı şekilde Musevilerin de öyle, şu an sevinçle bekliyorlar. Önümüzdeki günlerde ünlü Hahamlardan bir tanesi gelecek buraya, dünyaca ünlü. İsrail hükümeti ile görüşmeler yaptı, Şimon Perez’le de görüşmeler yapmış, Amerika’da da çeşitli görüşmeler yapan çok değerli bir insan. Misafirim olarak geliyor, inşaAllah. O da Türk İslam Birliği’nin muhteşem bir birlik olacağını, Mesih’in yani Mehdi’nin her an çıkmak üzere olduğunu belirtiyor. Hatta diyor ben boğazdan geçerken İstanbul Boğazından geçerken görüm aldım diyor, bir şey gördüm diyor. Ve İstanbul’da bir şey var diyor. Burası bütün insanlığı kurtaracak diyor, inşaAllah. İstanbul’da ben bir şey gördüm diyor. Bunu Amerika’da açıklama yaptı, üst düzey yöneticilere açıklama yaptı, Obama ile görüşen başka kişilerle de görüşen bir kişi. Şimdi ne görüm aldığı o ayrı bir mesele onu zamanı gelince söylerler, inşaAllah. Bir bildiği var ki söylüyor. Ama bu insan hakikaten kalp gözü de açık bir insan inşaAllah. Ve değerli bir insan ve Müslümanlığa da hayran. Türk İslam Birliği’nin bir an önce oluşmasını isteyen ve Musevilerin kurtuluşunun da ancak bununla mümkün olduğuna inanan bir insan. Tevrat’taki Mesih hadislerde belirtilen Mehdi ile aynı kişidir. Bir dahaki sefere onları çok detaylı anlatayım. Oktar bugün de seni konuşturmadık değil mi biz fazla? Buyur konuş bakalım.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah, estağfirullah. Bu yürüyen proteinlerden bahsetmiştik daha önce. Onun bir görüntüsü vardı eğer uygun görürseniz hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Zoom yapıyor musunuz? Evet.
OKTAR BABUNA: Burada biliyorsunuz bazı canlılar iki ayağı üzerinde yürüyebiliyor, insan bunlardan bir tanesi. Hakikaten denge gerekiyor adım atmak son derece kompleks bir şey. Bakın moleküller var burada molekül gözüküyor bunun altına yine molekül yatıyor ve yol oluyor bunun üzerinde iki ayağı ile bıdı bıdı yürüyor ve şu gördüğünüz kocaman yükü taşıyor bunlar böyle büyük keseler, keselerin içinde başka moleküller var onları gitmesi gereken yere götürüyor. Bakın onun canlandırmasını yapmışlar tam şu şekilde, şu yok bunun üzerinde de bakın bu molekül iki ayağı var tam gördüğünüz gibi iki tane bacağı bakın adım atarak yürüyor tam bu şekilde ama bunu gözle görmeye imkan yok. Yani bunu elektron mikroskopla bile görülecek gibi değil o kadar ufak ki, bununla bıdı bıdı yürüyor, bu gördüğünüz çok büyük yükleri taşıyor üzerinde omzunda burada gösterilmemiş ama kendi katının defalarca misli büyüklükte ve ağırlıkta bunu taşıyor. Allah’ın yürü emri ile yürüyor, küçücük molekül ve o molekülde ona yol olmuş altına yatıp, maşaAllah. Rabbimizin yaratma sanatı.
SUNUCU: Bunu youtube’da görebilirler değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ne yazmaları gerekiyor mesela ona ...
OKTAR BABUNA: Kinesin. Kinesin. Bakın şu üst köşede var, sol üst köşede. Kinesin yazıyor. Kinesin yazdınız mı bu çıkıyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne diyorlar?
SUNUCU: Bitti diyorlar hocam.
ADNAN OKTAR: Ah severim ben senin canını.
SUNUCU: Hocam Kuran okuyamadık bugün ama artık inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir dahaki sefere inşaAllah.
SUNUCU: Bugün itibari ile Mavi Karadeniz Tv, EkinTürk Tv ve Kocaeli Tv’deki ortak yayınımız sona ermiş durumdadır efendim sizler röportajlarına hocamızın, dergi ve kitaplarını ve geçmiş röportajlarını ve tabii ki bugünkü röportajını da www.harunyahya.tv‘de izleyebilirsiniz aynı zamanda www.harunyahya.net  veya da www.harunyahya.org adreslerine girerek de yeterli bilgileri alabilirsiniz Hocamıza sorularınız için ulaşabilmek için detaylandırabilirsiniz efendim. Evet kendinize çok iyi bakın Allah’a emanet olun, hoşçakalın diyoruz.

28 Ekim 2009



Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
Bu eserin MP4 versiyonunu indirmek için tıklayın (iPhone, iPod)


  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISRAEL NATIONAL RADIO (August 13, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN HALK QƏZETİ REPORTAJI (6 Oktyabr 2008) (Azerbaijani) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON ALLAN HANDELMANN SHOW, FM TALK WZTK, NORTH CAROLINA (February 9, 2010) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY LE MONDE (May 18, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR.ADNAN OKTAR BY TV 5 (Istanbul - October 20, 2007) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY CATHOLIC RADIO INTERNATIONAL (February 28, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY TALK RADIO EUROPE (SPAIN) (September 29, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN AYNA QƏZETİ REPORTAJI (8 Avqust 2008) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY DOGU TV (February 27, 2008) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY GLOBAL POST - USA (October, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL JAZEERA TV (Istanbul - February 22, 2008) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON ABN RADIO (November 15, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AMERICAN PUBLIC TV (December 19, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY BAGHDAT TV (March 2, 2008) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY WSRQ RADIO- THE CAPTAIN'S AMERICA (August 20, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN REYTINQ QƏZETİ REPORTAJI (6 Noyabr 2008) (Azerbaijani) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY UNITY FM (BIRMINGHAM, UK) (October 2, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (TEXAS, USA) (October 11, 2009) (English) 
ADNAN OKTAR TELLS... MALE-FEMALE RELATIONS IN TODAY'S SOCIETY, THE CONCEPT OF MARRIAGE (2) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (SOUTH AFRICA) (October 12, 2009) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN ALLAN HANDELMANN SHOW, FM TALK WZTK, KUZEY CAROLINA, ABD RÖPORTAJI (9 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 52 (ORDU) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN SİVAS SİPAS TV RÖPORTAJI (2 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TRABZON TV RÖPORTAJI (4 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 2 - SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDAKİ KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ, EVLİLİK ANLAYIŞI (2. Bölüm)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDAKİ KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ, EVLİLİK ANLAYIŞI (1. Bölüm) SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (2. Bölüm)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (1. Bölüm) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (3 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (11 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI - HÜLYA AVŞAR'IN 5 MART 2009 TARİHİNDEKİ RÖPORTAJINDA SORDUĞU SORULARIN BİR ÇOĞUNUN CEVABI BU RÖPORTAJDA MEVCUT (8 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ADIYAMAN ASU, KRAL KARADENİZ VE EKİN TV RÖPORTAJI (4 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KADİR ÇELİK'E YAPTIĞI AÇIKLAMALAR (22 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (7 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (23 Aralık 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN VOICE OF THE CAPE (GÜNEY AFRİKA) CANLI TELEFON RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (10 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (9 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TASCA (TÜRK-ARAP BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ) RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI (14 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN TURKIYEPOST RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKMENELİ RÖPORTAJI (22 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN TÜRKTIME RÖPORTAJI (14 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN CNNTURK RÖPORTAJI (20 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (16 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA RÖPORTAJI (17 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI (21 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 1 -
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma)
ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO DAWN (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (30 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL QURAN AL KAREEM RADYOSU RÖPORTAJI (AVUSTRALYA) (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY, SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KORDON TV (İZMİR) RÖPORTAJI (27 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN MPL SATRANÇ TAHTASI RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HOPE TV (BULGARİSTAN) RÖPORTAJI (16 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN ARTE TV RÖPORTAJI (FRANSA-ALMANYA) (4 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KANAL 9'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (31 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (31 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO STATION (KUZEY CAROLINA) RÖPORTAJI (3 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI YAYINI (7 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL URFA, ADIYAMAN ASU VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Aralık 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (19 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN SUN TV (KONYA) RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN NEWSTALK KXYL CANLI RÖPORTAJI (Teksas, ABD) (11 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN HAHAM FROMAN İLE BİRLİKTE 10 KASIM 2009 TARİHLİ CANLI YAYIN SOHBETİ (altyazılı)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN NEAR FM (İRLANDA) RÖPORTAJI (25 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN NEVŞEHİR TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN ABN RADIO RÖPORTAJI (15 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ, ADIYAMAN ASU VE EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DETROIT CHRISTIAN RADIO WMUZ RÖPORTAJI (17 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN THE WASHINGTON POST RÖPORTAJI (26 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (18 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN İSVEÇ ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (14 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (14 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL URFA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (2 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BBC RÖPORTAJI (10 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN BOSNA TV RÖPORTAJI (3 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN ADIYAMAN ASU, KRAL KARADENİZ VE EKİN TV RÖPORTAJI (11 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (23 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BUĞRA AYAN TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN RÖPORTAJI (28 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL URFA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BÜYÜKHABER RÖPORTAJI (12 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (29 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ocak 2010)