Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009)

  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
SUNUCU: İyi akşamlar sayın seyirciler. Adıyaman Asu TV ve Kral Karadeniz ekranlarında ortaklaşa yayınlanan “Adnan Oktar’la Baş Başa” programıyla karşınızdayız. Ve değerli konuklarım Sayın Adnan Oktar, Sayın Doktor Oktar Babuna ve Sayın Doktor Cihat Gündoğdu, efendim hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. 

SUNUCU: Nasılsınız? 

ADNAN OKTAR:  Allah’a hamdolsun, çok şükürler olsun, Allah bize sağlık sıhhat veriyor, mutluluk veriyor. Böyle mümin kardeşlerimize, milletimize hitap etme imkanı veriyor. Bugün de ilave olarak Adıyamanlı kardeşlerimizle değil mi? 

SUNUCU: İnşaAllah, evet. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Adıyaman’a da buradan selam ayrıca. 
Evet, ikinci kanal hangisiydi? 

 
SUNUCU: Kral Karadeniz. 

ADNAN OKTAR: Karadeniz’in aslanları, yiğitleri. Bütün Karadenizlilere de buradan selam ve bütün Türkiye’ye selam. 

SUNUCU: Aleyküm selam. Ayrıca da her akşam olduğu gibi bu akşam da programımız 106.4 frekansındaki Mavi Karadeniz radyosundan da canlı olarak dinlenebilmekte. 

ADNAN OKTAR: Karadeniz bizim aslanlarımız onlar, maşaAllah. 

SUNUCU: Evet efendim, nasılsınız? Yoğun bir gündü sizin için. Dün bir yayınınız daha vardı duyduğum kadarıyla. Dilerseniz önce ondan biraz bahsedelim.  

ADNAN OKTAR: Evet, Oktar Hocam biz nerelerle röportaj yaptık? 

OKTAR BABUNA: Estağfurullah, dünyanın en büyük gazetelerinden Washington Post gazetesinin muhabiri geldi sizinle görüşmek için.

 
ADNAN OKTAR: İki buçuk saat röportaj yaptık, iki buçuk saat, her konuyu anlattım. Neler anlattığımdan da biraz kesitler verelim sonra inşaAllah.
Efendim... Bugün biraz çeşitli, dağınık bilgiler verelim, yani bir oradan bir buradan. Harunyahya.tv günlük giriş 55.000 ile 70.000 arasında değişiyor, sırf TV. Harunyahya.org 300.000’in üzerinde günlük giriş. Kitapehli.com da 70.000’in üzerinde, inşaAllah. Yani çok nadir bu sayıların altına düşmek, genellikle hep üst rakamlarda, maşaAllah.

Alevi kardeşlerimize yönelik Said Nursi hazretlerinin bir açıklaması var lemalarda. Lemalar isimli eserinin 27. sayfasında, bakın diyor ki: “Ey ehli hak olan, ehli sünnet vel cemaat”, yani Hanefi, Hambeli, Maliki ve Şafi mezhebine mensup herkese söylüyor, ”ve ey ali beytin muhabbetini”, yani peygamber efendimizin soyunu, on iki imamı, “muhabbetini,” yani onlara karşı sevgiyi, “meslek ittihaz edinen Aleviler”, yani onları çok seven Aleviler, peygamberimizin soyunu çok seven Aleviler, “çabuk bu manasız ve hakikatsiz, haksız, zararlı olan anlaşmazlığı aranızdan kaldırınız”. Bakın Cübbeli’ye de cevap var burada. “Yoksa”  diyor “şimdiki kuvvetli bir suretle hükmeden dinsizlik cereyanı”, masonluk ve onun hampaları, iddia edilen Ergenekon örgütü, “birinizi diğeri aleyhine alet edip ezmesinde istimal edecek” kullanacak, yani mesela Sünnileri Alevileri ezmede de olabilir, Alevileri Sünnileri ezmekte de olabilir, “alet edip ezmesinde istimal edecek (kullanacak), bunu malup ettikten sonra” o tarafı ezdikten sonra “o aleti de kıracak” bu sefer de öbür tarafı kıracak diyor, yok edecek diyor. Yani hem Sünnileri, hem Alevileri böylece yok etmiş olacaklar diyor, Allah esirgesin. “Siz bir tek ilahı kabul ettiğinizden” tek Allah’a inandığınızdan, “kardeşliği ve birliği emreden yüzer esaslı kutsi bağlar aranızda varken” kıbleniz bir, Allah’ınız bir, kitabınız bir, her şeyiniz bir diyor, değil mi? “yüzer esaslı kutsi bağlar aranızda varken, ayrılığa sebep veren” dikkat edin, “ehemmiyetsiz meseleleri bırakmak elzemdir”. Cübbeli ne diyor? Pırasa gibi doğramaktan bahsediyor.  Said Nursi ne diyor? Birbirinize şefkat duyun, birbirinizi sevin, sakın oyuna gelmeyin, sizi oyuna getirmek isteyenler olacaktır. Masonlar, iddia edilen Ergenekon örgütü sizi birbirinize düşürmek isteyebilir, onun elemanları da sizi birbirinize düşürmeye çalışabilir. Sizin Allah’ınız bir, kıbleniz bir, kitabınız bir, her şeyiniz bir, “sakın” diyor, ehemmiyetsiz meseleleri aranızda sorun haline getirmeyin, böyle meselelerden kaçının, birbirinizi sevip, koruyup kollayın diyor, değil mi? MaşaAllah. Lemalar 27. sayfada. Said Nursi’ye niye düşman olduklarını anlıyor musun şimdi, bazı kişilerin, hakaret edenlerin? Onlara bir fasıl daha yine aynı hakaretlerini geri ağızlarının içine tepmek suretiyle geri gönderiyorum. Yani bir milyon daha ilave ettim, bir milyon kat daha ilave ettim. Her seferinde bir milyon kat daha ilave edeceğim aynen, daha hiç havaya çıkmadan geri ağızlarına teptim onların. Ne varsa ağızlarından çıkan, inşaAllah.

Evet. Biraz Kuran’daki ebcedlerden bahsedeyim size. Nasr Suresi “Allah’ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde” yani insanların büyük parçalar halinde, büyük bölümler, gruplar halinde Allah’ın dinine, İslam’a girdiklerini gördüğünde, “hemen Rabbini hamd ile tesbih et”, Elhamdüllilah de diyor Cenab-ı Allah, Nasr Suresi 2 ve 3. Ebcedi 2016.  İnşaAllah. Çok az kalmış inşaAllah. “Elbette Rabbin sana razı olduğun nimeti verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın” (Duha Suresi, 5) “Elbette Rabbin sana razı olduğun nimeti verecek” 2009. Bu yılı veriyor.
“Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi?” diyor Cenab-ı Allah, İnşirah Suresi’nde. Ebcedi 2009. Muhammed Mehdi Muntazır’ın, değil mi, şu an şanı, zikri her yerde duyuluyor inşaAllah. Cenab-ı Allah “yüceltmedik mi?” diyor. Bakın işari manası Kuran’ın, 2009. Peygamberimize bakan bir ayettir fakat ahir zaman işaret manasına baktığımızda Mehdi’ye baktığını görüyoruz, 2009 tarihini veriyor.
“Allah yazmıştır, andolsun Ben galip geleceğim ve elçilerim de” (Mücadele Suresi, 21). Tarih Miladi 2010 yılını veriyor, inşaAllah.
Yusuf Suresi “Allah emrinde galip olandır” Yusuf Suresi 21. Miladi 2014 tarihini veriyor. “Ve hiç şüphesiz bizim ordularımız, Allah’ın orduları, galip gelecek olan onlardır” (Saffet Suresi, 173), 1994 veriyor. “…şüphesiz bizim ordularımız, Allah’ın orduları, galip gelecek olan onlardır.” Mehdi ve talebelerinin en yoğun olduğu tarihlere bakıyor inşaAllah.

“Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar, oysa kafirler istemese de, Allah kendi nurunu tamamlamaktan” şeytandan Allah’a sığınırım, “başkasını istemiyor”. ”Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar”, yani konuşarak, Darwinizmi, materyalizmi anlatarak,”Allah kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Yani İslam’ı bütün dünyaya hakim olmaktan başkasını istemiyor. Mehdi devrine bakıyor, 2002. Ebcedi 2002’yi veriyor.
Şimdi burada üstadın talebesi olan, efendim, üstadın bir talebesinin hazırladığı ebced. Yani 1940’lar gibi.
“Korkma dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin.” (Taha Suresi, 68) Buradaki “kesinlikle sensin” kelimesinin karşılığı 1956 yılını veriyor. 1956, Said Nursi, İslam’ın galibane gücünün başlayacağı tarih olarak veriyor 1956’yı. “Münafıkhane sistemin de çökmeye başlayacağı tarihtir” diyor “1956”. Bakın orada ayette geçen “kesinlikle sensin” ebcedi 1956. “Mehdi, bizdendir, Allah bizimle başlattığı gibi, bizimle de sona erdirecek.” Bak “Mehdi bizdendir” diyor, Peygamberimiz, “Allah bizimle başlattığı gibi”, “İslam’ı nasıl bizimle başlattıysa, bizimle de, yani benim soyumdan Mehdi’yle de sona erdirecek”, yani “Mehdi’den sonra kıyamet kopacak” diyor. Ebcedi 2005, hadis. Bakın hadislerde de ebced var. Onun da vahye dayalı olduğu buradan anlaşılıyor, inşaAllah.
“Sonra size beraberinizdekini doğrulayan” yani Kuran’ı doğrulayan, “bir elçi geldiğinde”, 1956 yılını veriyor. Yine Said Nursi’nin dediği gibi münafıkhane sistemin çöküşünün başlangıcı olarak veriyor,  
SUNUCU: Darwinist, materyalist sistemin çöküşü. 
ADNAN OKTAR: Darwinist, materyalist sistemin çöküşünün başlangıcı. Ahmet Fevzi Kul, talebesinin ismi, Ahmet Fevzi Kul. “Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik.” (25/56) “Biz seni yalnızca bir müjde verici” yani İslam’ın hakimiyetini, Kuran’ın hakimiyetini, Kuran ahlakının hakimiyetini, müjde veren, Darwinizm’in, materyalizmin çöküşünü müjde veren bir faaliyet, değil mi, Risale-i Nur’un serbest bırakılması ve münafıkane sistemin çöküşü tarihi diyor Said Nursi. 1956’dır diyor. “...ve uyarıp korkutucu olarak...” yani hatalı olanlar şunlardır, doğru olanlar bunlardır, bir uyarıcı korkutucu olarak gönderdik. 25 ile 56’yı çarp. Hicri 1400. Yani 1981.  Miladi 1981 tarihini veriyor değil mi? Şeytandan Allah’a sığınırım. Ebcedin toplamı kaç yapıyor?  O da 1981.  Harf toplamı. Mehdi’nin çıkış tarihini veriyor. İnşaAllah. Kuran’ın içi sırlarla doludur. Tabi. İnşaAllah.
SUNUCU: Bu ebced hesabına ilişkin, bilmeyen izleyicilerimize de şey yapabilirseniz çok sevinirim. 
ADNAN OKTAR: Çok iyi olur evet. Onlara anlatalım. Peygamber Efendimiz’in zamanında (s.a.v.), rakam yoktu. Harfler kullanıyordu hesap için. Her harfin bir rakamsal karşılığı var. Mesela, elif’in ayrı, b’nin ayrı, t’nin ayrı, s, cim, dal hepsinin ayrıdır. Kuran harfleri, tek tek harfleri aldığımızda her harfin karşılığına o harf değerini koyduğumuzda, o hesapta kullanılan harf değerini koyduğumuzda, bir rakam çıkıyor. Ona ebced diyoruz. Ebced hesabı deniyor. Mesela Kuran’da Beldet-in Tayyibe denen bir kelime vardır. Cümle vardır. Güzel bir beldedir diyor. İstanbul’a işaret ediyor. Ebcedi 1453 tarihini verir. İstanbul’un fetih tarihini. Tabii. 1956 yılında biliyorsunuz Risale-i Nur serbest bırakıldı. Risale-i Nur Külliyatı ve ondan sonra Darwinist, materyalist sistem çökmeye başladı. İnşaAllah. Ebced ile ilgili daha detaylı vereyim mi? Yeterli olur sanırım.  
SUNUCU: Dilerseniz evet daha hem aydınlatıcı olur.  
ADNAN OKTAR: Evet. Mesela eskiden beri şairler sol kıtaya böyle harfle kendi mesela doğum tarihlerini koyuyorlar. Zaman zaman koyuyorlar. Mesela ona göre harflerini hesap ediyor, öyle bir kelime koyuyor ki kendi doğum tarihini veriyor. Ama Kuran’da Cenab-ı Allah her ayette bu tarzda harika işari manalar, harfi manalar vardır. Yani çok acayip şifre sistemleri vardır. Mesela ondokuzda ayrı, yedi ile ayrı, dokuz harfi ile ilgili ayrı şifre sistemleri vardır. Mesela Kuran’da tekrarlayan yediden bahseder Cenab-ı Allah. Mesela biz bu 2014’e kadar bu kriz devam edecek derken Kuran’ın bu işaretinden asıl istifade ettik. 2007 de başladı 2014’e kadar devam edecek dedim ben. Hadislerle de bu konu desteklenmiş. Tevrat’ta da var. Ama bakın dünya çapında bu benim dediğimi kabul ettiler. Evet bütün dünya çapında kabul ettiler.
Ben neler anlattım Washington Post’a?
OKTAR BABUNA: Bir kere Darwinizm’in geçersizliğini. Pagan dini olduğunu. Bütün delillerle çürütüldüğünü. Sizin dünya çapında faaliyetlerinizi anlattınız. Daha sonra Hz. Mehdi’nin ve Hz. İsa (a.s.) geleceğini, Mehdi’nin Hz. Mehdi’nin geldiğini, Hz. İsa (a.s.)’nın 15-20 içinde geleceğini, bütün dünyaya barışı getireceğini, tek bir damla bile kan akıtılmayacağını, Afganistan’ın, Irak’ın işgallerinin arkasında George Bush’un da vahiyle hareket ediyorum dediğine göre bu İncil’de tarif edilen sistemin aslında Deccali sistem olan masonluk olduğunu, halbuki Mehdi’nin tek bir damla bile kan akıtmayacağını, buna dayarak Irak’ın ve Afganistan’ın işgal edildiğini ama aslında sistemin bu sistem olduğunu, doğrusunun da Hz. Mehdi’nin tek bir damla kan akıtmayacağını, barışı getireceğini bütün dünyaya, bunu detaylı olarak anlattınız.  
ADNAN OKTAR: George Bush ve etrafındaki kişiler yanlış anladılar. Mehdi konusunu yanlış anladılar. Mehdi’yi sel gibi kan akıtacak birisi olarak zanettiler. Boş yere gittiler Afganistan’ı ve Irak’ı işgal ettiler. Halbuki öyle bir şey yoktu. Ama bu bir kaderdeydi, bilmeden kaderin hükmünü yerine getirdiler. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadiste belirttiği olayı yerine getirmiş oldular. Peygamberimiz (s.a.v.) Mehdi zamanında Afganistan işgal edilecek dedi, aynen dediği çıktı. Bak kaderi oluşturmuş oldular. Haberleri bile yok. Irak’ı işgal ettiler, Peygamberimiz (s.a.v.)’i doğru çıkartmış oldular yani kaderi oluşturdular haberleri bile yok. Mesela bir çok ülkeden adam toplayacaklar diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onu da yaptılar. Mesela Bağdat dumanlar içinde kalacak diyor kaderde o da oldu. Irak’ın para birimi kalkacak diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) o dönemde o da oldu. Irak ordusu bir gecede kaybolacak diyor, bir seferde kaybolacak diyor, hakikaten Irak ordusu dünyanın üçüncü ve dördüncü büyük ordusu biliyorsunuz kayboldu. Bir günde. Nerde dediler bu askerler nereye kayboldu bu ordu dediler, daha hala bilinmiyor Irak ordusu nereye gitti. Yani koskoca ordu dimi 400-500 bin kişilik koskoca ordu kayboldu. Eğitimli, donanımlı, uçakları, tankı, topu olan ordu yok.  
SUNUCU: Evet çok ilginç  bir şekilde kayboldu.  
ADNAN OKTAR: Bütün Resullullah (s.a.v.)’ın dedikleri tek tek çıktı. Onlar farkına varmadılar Resullullah (s.a.v.)’ın dediklerini kaderde oluşturmuş oldular. Haberleri bile yok.  Başka neler anlattım.  
OKTAR BABUNA: Kıyametin 2120 yılında inşaAllah Allah’ın dilemesiyle kopacağını, dolayısıyla az bir zaman kaldığını ve mutlaka bu yüzyılda gerçekleşeceğini, Hz. Mehdi’nin ve Hz. İsa (a.s.)’nın gelişini, alametlerin tamam olduğunu, alametleri saydınız inşaAllah. Çıkış alametlerini. 
ADNAN OKTAR:  Başka?
OKTAR BABUNA: Darwinizm’in dünyaya getirdiği belalardan bahsettiniz. Masonların yönlendirmesiyle bütün kominizmin, faşizmin, Darwinizm’den kaynaklandığını, anarşinin, terörün 350 milyon insanın bu yüzden öldüğünü, 1 milyar insanın da sakat kaldığını ve dünyaya kargaşayı bu kargaşayı ve kan dökmeyi getirdiğini, bunların hepsinin Hz. Mehdi ve Hz. İsa (a.s.)’nın zamanında birlikte düzeleceğini inşaAllah, tamamen barışın, dinlerarası barışın geleceğini inşaAllah ve en sonunda da dünyanın Müslüman olacağını inşaAllah.  
SUNUCU: Peki bu konuya ilişkin hiç araştırma yapmışlar mı? Tepkileri nasıl oldu siz bunları anlatırken? 
ADNAN OKTAR:  Bayağı hoşuna gitti. Yani böyle saygıyla dinledi. Takip edeceğim dedi bu konuları. Ondan sonra birkaç hafta sonra yayınlayacağım dedi. Washington Post’da yayınlanacak dedi. İnşaAllah. Çok kapsamlı anlattık. Evet. Biraz da Ergenekon, İddia edilen Ergenekon örgütünden bahsettik. Değil mi? Onları anlattık. Yaptıkları komploları, tabi. 
OKTAR BABUNA: Evet. Sizin başınızdan geçenleri.  
ADNAN OKTAR:   Çünkü Avrupa’da şimdi bu Darwinist ekol yenildiği için başladılar işte Adnan Hoca akıl hastanesine yattı, zamanında kokain de içmişti. Buna benzer milletin kafasını bulandırmaya çalışıyorlar. İşte çeteden yargılanıyor, işte hapsedilecek şu-bu falan. Kitapların etkisini böyle kıracaklarını zannediyorlardı güya. Ben de bunları anlattım. Böyle oyunlar oynamalarına gerek yok, samimi dürüst olsunlar, dedim. Gelsinler burada tartışalım. Fikri açıdan, değil mi? Bilimsel metodlarla tartışalım. Ama böyle hakaretle, iftirayla, oyunlarla bununla bir yere varamazlar dedim. Bu konuyu çok detaylı anlattım. Ayrıca bu Hürriyet Gazetesi’nin olayları önceden bilmesinin şaşırtıcı olduğunu konuştuk. Yani bir mahkemenin gidişatını ve nasıl olacağını önceden söylemeleri çok çok acayip bir şey. “Adnan Hoca yandı” diyerek sürmanşetten haber vermek ve sonrada dediklerinin aynen çıkması, tabii ben mahkemeyi tenzih ederim ama bunların önceden biliyor olmak çok acayip bir şey, çok garip.  
SUNUCU: Daha önceden de benzer olaylar yaşamışsınız zaten. Değil mi?  Yine aynı  şeyler cereyan etmişti. 
ADNAN OKTAR:  Evet. Tabii.  Mesela o şeyi anlattım. Cemil Çiçek ile Taha Akyol’un olayını.  Şimdi Taha Akyol bir davada, geçenlerde de anlatmıştım size, dört kere üst üste mahkum oldu. Dört kere ve Yargıtay da bunu onadı. Burda bir yakınına, ben bozduracağım demiş bu hükmü. Yani ismini de söylerim şu an ama gerek yok yani net. Bozduracağım demiş. Gitti Ankara’ya, Cemil Çiçek ile konuştu, bir hafta sonra bozuldu. Yani Yargıtay da bozuldu. Ben Yargıtay’dakileri tenzih ederim de fakat normalde bir yıl bekleniyor. En az bir yıl bekliyorsunuz ve çok nadirdir bozma. Dört mahkeme kararı var çünkü Yargıtay’da onanmış, çok net bir durum var. Yargıtay bozdu. Tamam ellerine sağlık, teşekkür ederiz. Ama önceden diyor ki: “Ben bozduracağım bu kararı.” Sonra gidiyor konuşuyor Cemil Çiçek’le ve küt bozuluyor. Ve Cemil Çiçek bir kişiye telefon ediyor orada, Yargıtay’daki bir şahsa. Daha henüz ben o şahısla da konuşmadım. Bana hatırlatın da, yani izin veriyorsa o konuşmayı da söyleyelim ne konuştuğunu. 
OKTAR BABUNA: Tamam, inşaAllah. 
ADNAN OKTAR: Çünkü şimdi yakışık almaz. Bize diye söyledi. Ondan sonra... Tabii ne olup bittiğini biz bilmiyoruz. Yani Yargıtay’ın belki normal makul akışıdır yani. Biz onları tenzih ederiz ama buradaki harikalığı ben anlatıyorum. Mesela Taha Akyol’la Cemil Çiçek... İkisi de aynı avukatlık bürosunda görev yapmışlar zamanında. Yedikleri içtikleri, yattıkları kalktıkları ayrı gitmemiş. Hep birlikte yaşamışlar. Yani birbirleriyle bayağa samimiler. Mesela diyor ki bir yazar: “Uçakta Taha Akyol’la karşılaştım. “Hayrola” dedi. “Sizin arkadaşınızla görüşeceğim” diye yanıt verdim. Cemil Çiçek olduğunu öğrenince...” diyor. Diyor ki: “Onun adı ‘Efendi’ydi” diyor. Yani Cemil diye sonradan değişmiş ismi. ‘Efendi Çiçek’ ismi. Bakın sonra da ‘Cemil’ ismini tercih ediyor. Bakın ‘Cemil’. Yani ön, ilk ismi ‘Efendi’. Bakın ‘Efendi’, sonra ‘Cemil’. Güzel, yani vatandaşlar istediği gibi isim değiştirebilirler fakat yani bir genel kültür bir bilgi açısından söylüyorum. Yani yüzlerce vatandaşımız ismini değiştiriyor. Onda birşey yok, değiştirebilir tabii. Şimdi Aydın Doğan’ın adeta Taha Akyol böyle sağ koludur. Gece gündüz yanındadır. Ne derse yapar. Yani bir işi olduğunda onu kırmaz, o da onun dediklerini kırmaz. Yani böyle baba oğul gibidirler. Fakat Cemil Çiçek’le de Taha Akyol böyleler. Bu çok değişik tabii. Cemil Çiçek bakan olunca tabii birçok ilginç gelişmeler oldu o dönemde. Bizim şaşırdığımız, en çok şaşırdığımız olay, bu dosyanın bozulmasının 48 saat öncesinde Hürriyet tarafından haber alınmasıydı. Ve başlığında, Aydın Doğan’ın bilgisi dahilinde olan birşey bu ve Taha Akyol’un da bilgisi dahilinde olan birşey. Başlığında da ‘Adnan Hoca Yandı’ diyor. Kardeşim şimdi bak yanmak için neler gerekiyor biliyor musunuz? Bir kere zaman aşımı dosyasının bozulması gerekiyor, bir; ilgili kanun maddesinin değişmesi gerekiyor, iki. Yani yargılamanın başka kanun maddesinden yapılması gerekiyor, iki; mahkemeye gelmesi gerekiyor, üç; mahkemede ceza almam gerekiyor, dört; cezanın arttırılması gerekiyor, beş. Çünkü ben yattım yatacak kadar. Çünkü orada bana yanma diye bir olay olmaz. Sadece mahkeme ceza verir ama ben hapis yatmam. Çünkü yattım ben yatacağımı. Bir yıl da hapis arttırıldı biliyorsunuz, ceza arttırıldı. Bunun Yargıtay’a gelmesi gerekir. Yargıtay’da da onanması gerekir. Onandıktan sonra benim de kayıtsız şartsız girip hapse yatmam gerekir. Ayrıca sırf yatmayla da olmaz. Yanma için başka şeyler de gerekir. Hapishanede de böyle ilginç durumlar gerekir aslında. 
SUNUCU: Allah korusun. 
ADNAN OKTAR: Yani yanma, tabii yanma çok kapsamlı birşey yani. Yanma bir süreç. Yani onlar tabii ben bunları anlatırken bunlar kaderde olan şeyler. Yani ben bunları bana hiç kimse o anlamda hiçbirşey yapamaz. EvvelAllah. Ben kaderimi yaşarım, yaşayacağım yani inşaAllah.  
SUNUCU: Çok ilginç tabii. Şimdi dosyanızın incelenmesi... Daha önceki dosyalarınız ne kadarda incelenmişti? Önce onu sorayım da.
ADNAN OKTAR: Savcılığa geldiğinde savcı bir buçuk saat içerisinde kararını verdi, ceza onansın dedi. Daha önce bir buçuk ay dosya incelemişti, üç ay. Üç ay incelemişti dosyayı 
OKTAR BABUNA: Ki o çok daha azdı ondan. Yarı yarıya. 
ADNAN OKTAR: Çok çok az, yarı yarıya azdı. Üç ay incelemişti. Bu sefer de ceza için karar verecek. Ceza için çok daha kapsamlı incelenmesi gerekiyor.  
OKTAR BABUNA: Hem de iki katına çıkmış. 
ADNAN OKTAR: Orada sadece bozma kararı için inceliyor bakın. Yani zaman aşımı var mı, yok mu? Sırf zaman aşımının tespiti için üç ay incelemişti. Bu sefer ceza için gelmiş. Bütün dosyanın çok kapsamlı incelenmesi lazım ki, dosya iki misline çıkmıştı o zaman hakikaten. İki misline çıkmıştı. Çok yetenekli, çok başarılı bir savcı demekki. Çok takdir ediyorum, kendisine de buradan teşekkür ediyorum. Bir buçuk saatin içerisinde üç ayda inceleyemediği dosyayı, iki misli dosyayı, iki misli olan dosyayı bir buçuk saatin içerisinde ki, altı yedi aya tekabül ediyor. Yani yedi ayda inceleyeceği dosyayı bir buçuk saatte inceleyip ceza verilmesi gerekir, evet dedi ve tasdik etti gönderdi.  
SUNUCU: Şimdi tabii izleyicilerimizi aydınlatmak açısından da soruyorum. Dosya ortalama kaç klasörden oluşuyordu? 
ADNAN OKTAR:  Şu an dört yüz beş yüz klasör aşağı yukarı. Fakat o zaman ilk geldiğinde, Yargıtay’a geldiğinde yüz klasördü. Yüz klasördü.
OKTAR BABUNA: İlk geliş  kırk beş Allahualem. 
ADNAN OKTAR: Kırk beşti evet, doğru. İkinci yüz klasöre çıkmıştı. Şimdi bakın kaç çeşit acayip olay var. Yargıtay’a geldiğinde, Yargıtay üyesi hanımın masasına koyuyorlar. Oraya koyuyorlar dosyaları. Bizim arkadaşlarımız da bir hukukçu profesör, hukuk profesörü bir beyefendiyle beraber o bayanın olduğu yere gittiler. Dosyalara bakınca bu kadar dosya varsa demiş. Yani bu kadar, yani yüz klasör... Üç yıl az demiş. Daha da fazla olması gerekir demiş. Canım ciğerim, muhterem bayan diyeyim yani... Bir kere o dosyaların bir tanesinde suçlamalar var, iddia. Geri kalanı savunma. Doksan dokuz klasör savunma. Daha bir tanesini daha okumamışsın, dosyalar hakkında hiçbir bilgin yok, bu kararlılık nereden geliyor? Niye artması gerekiyor yani? Yani tabii takdir senin. Belki bizim bilmediğimiz bir güce de sahip olabilir yani. Belki çok daha kısa sürede okuyan, mesela daha dosya gelmeden okumuş da olabilir. Yani bir gecenin içerisinde okumuş olabilir, bir kaç saatte, yahut bir kaç dakikada okumuş olabilir. Bizim bilmediğimiz bir güce de sahip olmuş olabilir. Bilmiyoruz. Ama daha hiç okumadan, incelemeden, yani resmi okuma inceleme yapmadan nasıl cezanın arttırılmasını istiyorsun? Bir çok genç kız var, bir çok insan var. Bu kadar insanı birden, hepsini birden ki herhalde altı yıl demek istiyor, hepsine birden ceza verilmesini istiyorsun. Bu nasıl bir vicdan bu? Daha dur bakalım yani. Bir incele bir şey yap yani. Değil mi? Ve daha hiç birine bakmamışsın. Yani inkar edemez çünkü hukuk profesörü bu şahıs. Yani onun yanında... O söyledi bize. Zaten inkar da etmiyor. Nasıl bir vicdan? Tamam. Vicdanı da güzeldir. Vicdanına benim bir sözüm yok. Tavrı da güzel ama yani bu olayda ben bir mantık bulamıyorum. Yani ben o kişiye nasıl güveneyim de ben onun...
SUNUCU: Çok soru işaretleri var bu konuda. 
ADNAN OKTAR: Evet. Şaşırtıcı. 
SUNUCU: Ayrıca da tetkik hakimine gittikten sonra dosyalar gizli yürüyen bir işlem değil midir bu? Dışarıdan basının veya herhangi diğer üçüncü, dördüncü kişilerin bu bilgilere ulaşması imkansız değil midir?  
ADNAN OKTAR: Şu an biz yine bilemiyoruz. Mesela bakın, tetkik hakiminde mi, değil mi? Dosya ne alemdedir, hiçbir şey hakkında bilgimiz yok. Ama bayan çıkıyor, avukat Rezzan Aydınoğlu, New Humanist’e göğsünü gere gere söylüyor: “Ekim ayında cezayı alacak” diyor. Bu kadar. 
SUNUCU: Size hiçbir bilgilendirme gelmedi mi? 
ADNAN OKTAR: Hiç bizim bilgimiz yok. Hayır zaten kanunen de bilgi vermezler.  
SUNUCU: Ama böyle bir haber çıktıktan sonra yani nedir, ne değildir, insanların böyle bir iddiası var diye sormak en doğal hakkınız. 
ADNAN OKTAR: Şu an yine bilemiyoruz ki geçen sene bir yıl üç ay sürdü. Kırk beş klasör dosyanın incelenmesi bir yıl üç ay sürdü. Şimdi zaman aşımı sorunu da yok. Beş yıl var. En az iki misli vakte ihtiyaç var burada gördüğüm kadarıyla. Ssen diyorsun Ekim ayında ceza alacaklar ve bunu dünyanın en büyük dergilerinden bir tanesine demeç olarak veriyorsun. Bu çok acayip birşey. Çok çok acayip birşey.
SUNUCU: Burada tabii dergide biraz önemli sanıyorum. New Humanist biraz yapısı farklı bir dergi olarak geçiyor.
ADNAN OKTAR: Masonik yapılanmanın yoğun olduğu, ateist bir dergidir. Ateist evet yani Marksist eğilimli, solcu eğilimli, Darwinist, materyalist bir dergidir. Zaten bizim Darwinizm’e materyalizme karşı verdiğimiz delillere cevap vermemiş hiç. Sadece bu tarz taktiklerle, yeni bir strateji geliştirmişler, buradan netice almaya çalışıyorlar. Yani kokain komplosunu oturuyor anlatmaya çalışıyor. Kardeşim anlatsana benim oradan beraat ettiğimi, Adli Tıp’tan rapor verildiğini, Emniyet’te yiyeceğime içeceğime karıştırıldığını söylesene. Akıl hastanesi resmini koyuyor. Söylesene askeri hastanede bozulduğunu, ruhen ve bedenen tam sağlıklıdır diye hem Adli Tıp’tan hem askeri hastaneden rapor verildiğini. Bunları niye söylemiyorsun? Bunlar işine gelmiyor. Niye işine gelmiyor? Çünkü akıl hastası olarak tanıtılırsa kitabın etkisi kalmayacağını düşünüyor. Kardeşim zaten şu an dünyada Darwinizm zaten allak bullak oldu yani yerle bir oldu. Eğer böyle bir atak yapacaksan dahi çok geç kaldın sen. Hani derler ya, atı alan Üsküdar’ı geçti derler. Konu zaten bitmiş sen bundan sonra çırpınsan ne olur? Bana iftira atsan ne olur? Hakaret etsen ne olur? Değil mi? O iftiralar, hakaretler havada havalanır, uçar uçar, yine ağzından içeri girer, o kadar. Her zaman iade ederim yani. Anında, havada yakalar iade ederim. Bunları anlattım. Geniş olarak bunları açıkladık. Bir de o Yargıtay’daki hanıma da bir şey diyemiyorum çünkü şefkat, saygı duyuyorum, bir şey diyemiyorum. Ama daha dosyayı hiç okumadan karar vermesini ben makul görmedim. Bilmiyorum makul gören varsa, bir mantık getirirlerse buna söylesinler. Daha hiç okumamışken, 3 yıl az daha da artıralım mantığını ben anlamıyorum.
SUNUCU: Klasör sayısına bakarak değil mi böyle bir yargıya varıyor.
ADNAN OKTAR: Yani 99 tanesi savunma, hep bilirkiş raporları, şahit ifadeleri, deliller yani fotoğraflar, belgelerle açıklanmış. Yani çok kapsamlı açıklama var. İşte bunları anlattım. Bir de bu neler söyledik başka?
OKTAR BABUNA: Kıyametin tarihini söylediniz inşaAllah. Dinin dünyaya hakim olacağını, dinlerarası kardeşlik, barış olması gerektiğini, bütün ayrılıkların kalkması gerektiğini inşaAllah, aynı Allah’a inandığımızı, Hz İsa (as)’ın geliş alametlerini belirttiniz, fiziksel özelliklerinden de bahsettiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet o Avrupa’yı şu an sallıyor, Hz İsa (as) konusu, gelişi konusu çok heyecanlandırdı. Anlatımlarımdan da sözümün öylesine bir söz olmadığını anladılar. Çünkü benim gibi bir adam hurafeyle uğraşmaz. Boş bir konu da anlatmaz. Mahçup olacağı bir sözü de asla söylemez. Çünkü gözlerinin içine baka baka söylüyorum. Bakın Mehdi geldi diyorum, İsa’da 15-20 yıl sonra gelecek diyorum. Kıyamet’te şu tarihte kopacak diyorum. Çünkü dediklerimin en az 150 tanesi çıkmış. Eğer sözlerim yalan olsaydı, 150’de 1 tane bile çıkmaması gerekiyordu. 150 tanesi de çıkmış. O zaman 151, 152, 153, 154, 155, 156 hepsi çıkacak demektir. İnşaAllah. Allah’ın izniyle. Çünkü geçmiştekiler gelecektekilerin teminatı inşaAllah, sağlaması.
SUNUCU: Kıyamet’e ilişkin hazı bahsi de açılmışken, izleyicilerimize, Adıyaman’dan bu gün bizleri ilk kez izleyen izleyicilerimiz olabilir, onları bilgilendirmek adına, tarihi konusunda ve buna ilişkin hadisler konusunda bilgi de verirseniz...
ADNAN OKTAR: Şimdi şunu özetle söyleyeyim. Beni milletim tanır. Yani delile, akla çok önem veren, hurafeden de şiddetle kaçınan bir insanım. Ben mahçup olacağım bir şey söylemem. Bu insanın yüzüne bakacağım sonra ben inşaAllah. Bakın altını çizerek nasıl söylüyorum, Ahmedinejad’a da haber gönderdim birçok kişiye haber gönderdim. Mehdi geldi dedim. Bunu deyince Ahmedinejad’ın hiçbir tereddütü olmadı ve o da çıktı, Mehdi geldi dedi. Demekki sağlam bir delile dayanarak söylüyorum. Yüzde yüz kanaatle söylüyorum. Mehdi kan akıtmayacaktır, uyuyan kişiyi uyandırmayacaktır. Ahmedinejad’da çıktı, Mehdi kan akıtmayacak, uyuyan kişiyi uyandıramayacak dedi. Mehdi bütün silahları dünyadan kaldıracak dedim. Bunu da söylesin dedim Ahmedinejad. Çıktı bunu da söyledi ve dünyanın bütün ünlü gazetelerinde, televizyonlarından yayınlandı. Bakın mesele Eylül 2009, NBC Amerikan televizyonuna İran Başbakanı Ahmedinejad bu açıklamayı yapıyor: “Dünya üzerindeki tüm silahların kaldırılmasını biz de istiyoruz.” Niye? Çünkü Mehdi böyle istiyor. “Tüm silahlarımız yok edilmeli, bunların yerine okulların, hastanelerin ve kliniklerin inşa edilmesi gerekir.” MaşaAllah. Oku sen oku devam et.
OKTAR BABUNA: “İmam” yani Hz Mehdi “geldiğinde tüm bu problemler çözülmüş olacak. Zamanın sahibi için dua edilmesi aslında tüm dünyada adaletin ve kardeşlik sevgisinin hakim olması için bir dilektir.” Hz Mehdi’nin gelişi için dua edilmesi. “İmam Mehdi mantıkla, kültürle ve bilimle gelecek.” Bilimle Darwinizm’i, materyalizmi yıkacak inşaAllah. “Artık savaşlar olmasın, düşmanlık ve nefret bitsin ve çatışmalar sona ersin diye gelecek. Herkesi kardeşçe sevgiyi yaşamaya davet edecek. Elbette İsa Mesih ile birlikte dönecek” Hz İsa ile birlikte gelecek. “İkisi bir araya gelecekler ve birlikte çalışarak bu dünyayı sevgiyle dolduracaklar. Tüm dünyada geniş çapta bir savaş olacağı ya da dünyanın sonunda bir savaş çıkacağıyla ilgili haberler yanlıştır.” İnşaAllah. Adnan Bey de bunu söylemişti zaten.
ADNAN OKTAR: Aylardan beri anlatıyorum. Bunu söylesin dedim bak kelimesi kelimesine gidip aynısını söyledi. MaşaAllah.
SUNUCU: Vize konusu da var tabii bugün. Dün akşam haberlerde seyrettim, bugün Pakistan’la vize ortadan kalkmış. Çok sevindirici bir haber. Bu da programımızda bizzat benimde şahit olduğum, sizin de söyleminde bulunduğunuz bir olaydı.
ADNAN OKTAR: Adım adım. Adım adım inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Her gün bir gelişme oluyor.
ADNAN OKTAR: Hergün hergün. İnşaAllah. Cihat’ım bize bir şeyler anlatmak istiyorsun sen herhalde. İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah. Karaciğer deyip geçmemek lazım. Çünkü yediğimiz şeyler, her türlü şeyler olabiliyor içinde. Mikropta olabiliyor, zehirli kimyasal maddeler de olabiliyor, yararlı dediğimiz şeylerin içinde yerken. Tabii bunların ilk olarak emildikleri yerler bağırsaklar oluyor. Bağırsaklardan emilir emilmez ilk gittikleri yerde karaciğer oluyor. Şimdi karaciğer gelebilecek her türlü şeye karşı hazırlıklı. Mikroplara karşı hazırlıklı, zehirli kimyasallara karşı da hazırlıklı. İlk olarak bir tür kupver denilen bir hücre türü var, bunlar bağışıklık sistemi hücreleri gibi yabancı madde olarak ne varsa hemen bunu ayıklıyorlar. Hemen bunu emerek yok ediyorlar. Geriye ne kalıyor? Yalnızca yararlı olanlar kalıyor. Bakın daha ilk anda vücuda ham şekilde alındı bağırsaklardan emilen birçok gıda olmuş oldu yediğimiz şeyler, ama hemen bir seçicilik başlıyor daha karaciğerde daha ilk adımda. Peki bu seçicilik neye göre? İyiyi, kötüden ayırt eden bir anlayış var, bilinç var ortada değil mi? Tesadüfe bağlı olabilecek bir şey mi bu? Mümkün değil. Niye proteini zararlıdır bu deyip de imha etmiyor da sadece mikrob ve zararlı kimyasalları imha ediyor?
SUNUCU: Evet. Arasındaki farkı nasıl anlıyor?
CİHAT GÜNDOĞDU: Bunu kimse tesadüfen olduğunu iddia edebilir mi? İşte mutasyonla olmuştur, işte böyle garip masallarla açıklayabilir mi? Açıklanamaz. Burada açık bir akıl var. Bilinç var. Bu tabii ki Allah’ın üstün yaratma sanatının bir göstergesi olmuş oluyor.
SUNUCU: MaşaAllah. Evet mümkün değil yoksa neye göre ayırt edip, birini yok edip birini yok etmeyecek. Mümkün olmayan bir şey evet.
ADNAN OKTAR: Oktar Bey, buyurunuz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Sizin “Hücredeki Mucize” kitabınızdan ve filmlerinizden bir örnek göstermek istiyorum. Hücrenin üzerinde –bu hücre zarından bir kesit- böyle kapılar var. Hücre küre şeklinde, şu şekilde. Üzerinde yüzlerce kapı vardır, hücrenin üzerinde. Bu kapılardan sürekli olarak giriş çıkış olur hücrenin içine ve dışına. Şimdi bakın burada bir film var, kısa bir film. Bu kapıların önüne -bakın kapılar bunlar, bir canlandırma bu- hep moleküller gelir böyle, atomlar. Bu atomlara bakılır, taranır böyle. Eğer hücrenin işine yarayan bir molekülse hücrenin içine kapı açılır. Bakın önce almıyor içeri. Hücrenin içerisine bu bırakılır ve girebilir. Muazzam bir akıl gerektiriyor. Bakın burada çok önemli olan bir nokta daha var. Yüzlerce kapı var dedim. Bu kapıdan sürekli giriş çıkış oluyor. Binlerce molekül giriyor, çıkıyor. Ve sadece hücrenin içine ihtiyacı olanlar girebiliyor. Ve hücrenin içine giren miktar hep hücrenin ihtiyacı olduğu kadar kalıyor. Şimdi şöyle düşünelim. Binlerce kapısı olan bir binaya, önünde birikme olsun böyle, onbinlerce kişi girip çıksın ve o binanın içindeki insan sayısı hep sabit kalsın. Nasıl bir sistem gerekir? Bilgisayarlı bir sistem gerekir değil mi? Her kapıdan her an ne kadar giriş olduğunu kontrol edecek. Her an binanın içinde ne kadar adam var onu kontrol edecek. Ve onu hep sabit tutacak.
SUNUCU: Sabit tutacak, oralara sürekli müdahale edecek bir sistem, tabii.
OKTAR BABUNA: Bir akıl gerekiyor değil mi? Bütün hepsini kontrol eden tek bir akıl gerekiyor. İşte bu Allah’ın aklı. Muazzam bir yaratılıştır bu. Bunlar çünkü molekül, bunların aklı yok.
SUNUCU: Aklı yok. Tabii, ne kadar giriş yapacağını nereden bilecek, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, Bari olan, yaratan, kusursuzca var eden Allah’ın yaratma sanatı bu işte inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Neler var sorularımız?
SUNUCU: Evet, birçok sorumuz var efendim size yöneltilmek üzere gönderilen. Evet, Kırıkkale’den bir izleyicimiz demişler ki: “Hocam siz hep ailenin öneminden bahsediyordunuz. Kimsesizlere, şiddet gören, zulüm gören kadınlara ve çocuklara sahip çıkılması gerektiğini söylüyorsunuz. Yaşlılara olan hürmetinizi de sizin yakınınızda olan insanların anne babalarının sizin hakkınızda internette anlattıkları övücü sözlerden anlıyoruz. Kaç kişinin sağlığına vesile olduğunuz artık hepimiz tarafından biliniyor. Geçenlerde Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan bir açıklama yaptı. Çocuk ve yaşlılara, ailelerin, herkesin sahip çıkması gerektiğini, onların korunması gerektiğini söyledi. Hocam sizin anlatımlarınızla başlayan ülkemizdeki bu yardımlaşma ve koruma bilinci umarım herkes tarafından uygulanır.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Başbakanımızın da böyle bir açıklama yapması çok güzel.
SUNUCU: Evet ailelere ilişkin aslında sizin zaman zaman önemli, hayati önem taşıyan açıklamalarınız oluyor hakikatten. Çünkü aileler çok önemli, kesinlikle çok önemli. Onlar bizim başımızın tacı. Hiç buna bir itirazımız yok. Ancak ne yazık ki, ne yazık ki gün geçtikçe de artan, istenmeyen, aile içi ilişkiler yaşanıyor maalesef ki. 
ADNAN OKTAR: Bir de çok yaygın olarak ve intikal de etmiyor. Allah esirgesin. Mesela bir genç kız babasının –Allah vermesin- tecavüzüne uğruyor. Şimdi babasını çok seviyor, annesini de çok seviyor, kardeşlerini de çok seviyor. Babası da böyle bir alçaklık yapıyor. Şimdi bunu söylemesi demek, şikayet etmesi demek bütün ailenin darmadağın olması demek. Aileye bakan o. İşte annesi bir yana gidecek. Belki boşanacaklar. Kardeşi, erkek kardeşi varsa okulda utanacak. Ne yapıyor genç kız? Bunu söylemiyor.
SUNUCU: Söylemiyor ve bu eziyeti yaşıyor sürekli.
ADNAN OKTAR: Bir hafta sonra yine, üç gün sonra bir daha, dört gün sonra bir daha. Önü arkası gelmiyor ve bunu ömrü boyunca da sır olarak saklıyor. Ve bu çok yaygın. Bu bir felaket ve çok büyük bir haramdır. Çok korkunç bir olay. Böyle şeyde genç kızlarımız cesaret gösterecek, yiğitlik gösterecekler. Hemen anında reaksiyon gösterecek. Hemen gidecek savcılığa şikayette bulunacak. Diyecek ki, mesela evde rahatsızım, canımı yakıyorlar, huzursuzum diyebilir. Canının yandığını söyleyebilir. İlla onu söylemesine gerek yok. İlla ki akrabalarından güvenilir birisi vardır. Komşularından güvenilir birisi vardır. Allah rızası için bakarlar, ona yardımcı olurlar. Yani ona uygun bir üslupla anlatırsa herkes ona destekçi olur. İffetini, haysiyetini korumaya kararlı olan bir insan, bir genç kız çok değerlidir ve herkes ona destek olmak ister. Güzel ahlaklı çok insan var. Güvenilebilecek çok insan var. Allah’a dua edecek, sebebe sarılacak. Bir kolayını Allah ona göstertir o zaman. Böyle bir şeye tahammül etmek bir genç kıza yakışmaz. Tabii. Aynı şekilde mesela PKK’lı oluyor. Ahlaksızlık yapmak istiyorlar. Çocuğu dağa göndermeye kalkıyor. Ailesi diye kabul ediyor. Etmeyecek. Veyahut mafya mensubu yahut gayrimeşru ilişkide bulunuyor annesi babası. Onu da teşvik ediyorlar. Kabul etmeyecek. Değil mi? Hırsız, soysuz oluyor, onu da o yöne çekmeye çalışıyor. Kabul etmeyecek. Onuruyla, haysiyetiyle, şerefiyle, namusuyla yaşayacak bu dünyada. Annemdir, babamdır kabul edeyim olmaz. Bu aklı başında olan bir insanın yapacağı bir şey değildir.
SUNUCU: Aynı şekilde çaresiz olan anne babalar da var. Çocuğu dağa çıkan veya uyuşturucu batağına batan. Onlara neler söyleyeceksiniz? Nasıl bir yol izlemeleri lazım çocuklarına karşı?
ADNAN OKTAR: Böyle anne babalara aslında devletin sahip çıkacağı bir kanun çıkartmak lazım. Kız çocuklarına da, böyle ailelere de. Mesela hakikatten çocuğu bakıyor sadece aileye ama çocuk da ahlaksız oluyor. Onlar da ona baş eğiyorlar. Yani çok korkunç bir şey bu. Değil mi? İki satır dilekçeyle, durumunu bildiren bir dilekçeyle başvurduğunda böyle vatandaşlarımıza kolaylık sağlanmalı ve bunlara fon da ayrılabilir. Her türlü desteği de herkes sağlayabilir. Yardımcı oluruz yani inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah, evet. Zonguldak’tan bir izleyicimiz demişler ki efendim: “ Saygıdeğer Adnan Hocam, evrimciler bir süredir İda adındaki lemurun evrimin kayıp halkası olduğunu iddia ediyorlardı. Siz sitenizde ve gazetelere verdiğiniz ilanlarda İda adlı lemurun kayıp halka diye anlatılmasının evrimcilerin bir oyunu olduğunu çok detaylı delilleriyle birlikte anlattınız. Zaten 250 milyon fosil yaratılışı ispat ediyor ve kayıp halka sözlerinin yalan olduğunu ortaya koyuyor. Sizin çok ikna edici açıklamalarınız ve ortaya koyduğunuz delillerden olsa gerek evrimciler şimdi; “Pardon yanlış oldu. İda evrimin kayıp halkası değilmiş. Biz hata yaptık” demeye başladılar. Hürriyet Gazetesi’nde de ‘İda İnsanın Atası Değilmiş’ başlıklı bir haber çıktı. Hocam çalışmalarınız vesilesiyle evrimciler sürekli geri adım atmak durumunda kalıyorlar. Sizi yürekten tebrik ediyorum.” demişler.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah’ın izniyle bu bizim bir zaferimiz tabii. Her seferinde havada yakalayıp iade. Her seferinde havada yakalayıp iade. Hep böyle devam edecektir. Yalan söyletmeyiz. Milletimizi aldatmalarına müsaade etmeyiz. Kandırmalarına müsaade etmeyiz. Boşa uğraşmasınlar. Her seferinde mahçup olurlar, her seferinde.
OKTAR BABUNA: Sonunda itiraf ettiler, haber yaptılar. ‘İnsanın atası değilmiş, pardon’ diye.
ADNAN OKTAR: Evet, itiraf etseniz ne olur, etmeseniz ne olur? Zaten biz anlattık millete yani. Bu kaçıncı? Kaç yıldan beri devam ediyor. Kaçıncı yalanlarını ortaya çıkarmamız. Sayısını ben bilmiyorum şu an. Her ay -aşağı yukarı- bir yalan atarlar. Mutlaka cevabını veririz. Onlar bıkmadı, biz hiç bıkmayız. EvvelAllah. Pinpon topu gibi, onlar gönderiyor, biz vurup gönderiyoruz geri. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, elhamdülillah.
SUNUCU: Maymun  çeşitleri değişiyor. Programımız boyunca da bir iki sefer denk geldi. Şimdi Madagaskar Maymunu oldu. Daha önce Bonobo’ydu değil mi?
ADNAN OKTAR: Onun sırıtan resmini gösterince keratanın ondan da havaları gitti, ondan da oyun yapacak halleri kalmadı. Bir de baktılar ki aynısıyla yaşıyor. Ama sırıtma şekli çok mükemmel. Çok şeker bir şey. MaşaAllah.
SUNUCU: MaşaAllah, evet, Giresun’dan bir izleyicimiz demişler ki: “Selamunaleyküm Hocam”
ADNAN OKTAR: Aleykümselam.
SUNUCU: “Dünya ve ülkemizde dine dönüş var Hocam. Her gün yeni bir haber duyuyoruz. İslam birliği yolunda Suriye, İran, Irak, Ermenistan ve Azerbaycan’dan sonra Hocam diğer sınır komşularımız Yunanistan ve diğer ülkelerde bu tür birleşmeler olabilir mi?” İyi yayınlar dilemiş. Teşekkür ediyoruz. Buyrunuz efendim.
ADNAN OKTAR: Yunanistan’la… Yunanlar aynı Türkler’e benzerler. Bulgarlar zaten Türk’tür. Romenler, Arnavutluk… Yıldırım hızıyla inşaAllah olacak birleşme. Yunanlılar çok severler Türkler’i. Yani böyle bir oyun oynanmıştır önce, birbirimize düşman gibi gösteriyorlardı. Sonra o oyun da sökmedi. Komşumuz çok şahane insanlardır. Güzel huyludurlar Yunanlılar. Tabii Rum kardeşlerimiz, çok temiz insanlardır.
SUNUCU: Evet arkadaşlarımız kısa bir aranın vaktinin geldiğini gösteriyorlar. Efendim kısa bir aranın ardından bizler burada olacağız. Sakın bizden ayrılmayınız lütfen. Evet sayın seyirciler kısa bir aranın ardından programımız devam ediyor.
ADNAN OKTAR: Evet Karadenizli aslanlarımız, kardeşlerimiz şu an bizi seyrediyorlar. Başka?
SUNUCU: Adıyaman Aks.
ADNAN OKTAR: Adıyaman. Adıyaman’ın yiğitleri de seyrediyor ve bütün Türkiye’de değil mi? Uydu yayınından herkes ve dünya da. Bu Allah’ın bir nimeti işte.
SUNUCU: MaşaAllah. Mavi Karadeniz radyosundan da bizleri dinleyebiliyorlar.
ADNAN OKTAR: Evet radyodan da. Cenab-ı Allah radyoda ki havada ki radyo dalgalarını vesile ediyor. Bakın biz mesela şurada konuşuyoruz. Allah sesimizi hava da dalga haline getiriyor, görüntümüzü de. Titreşime çeviriyor Cenab-ı Allah bütün dünyaya yayıyor. Herkesin odasına bu titreşim giriyor. Ve Allah onlara televizyon denilen bir alet koyuyor ve çanak şeklinde bir şey vesile oluyor. Alıyorlar bizim bir görüntümüzü birebir Allah orada evlerde yaratıyor. Çok büyük bir mucize. İstese Cenab-ı Allah üç boyutlu da yaratır. İstese direkt orjinalini de yaratır. Yani olduğu gibi o insanın aynısını orada da  yaratır. Bak üç boyutlu da yapıyor, üç boyutlu televizyon da yaptılar. Değil mi? Üç boyutluyu Allah tam anladığın anda yani dokunmayı da şu sertliği de verir. O hissi de verir ve tam anlamıyla yaratır isterse. İşte cennette de böyle. İnsan bir çok yerde aynı anda oluyor. Mesela biz şimdi buradayız ama, milyonlarca yerdeyiz aynı anda. Cennette de bu şekilde. İnsanın bir tane ruhu olacak, ama çok fazla bedeni olacak. Kimi bedeniyle Resullullah (sav)’le sohbet edecek. Kimi bedeniyle peygamberlerle beraber yemek yiyecek. Kimi bedeniyle oralar da koşturacak, kimi bedeniyle hava da uçacak, kimi bedeniyle müzik dinleyecek. Değil mi? Orada ki nimetlerin çokluğunu ve insan aklının dışında olduğunu bunların yani insanların bilemediği şeylerde olduğunu Kur’an’da bize belirtiyor Cenab-ı Allah. Ve ziyadesi diyor yani daha da değişik. Mesela hiç görmediğimiz hiç duymadığımız renkler, tatlar, kokular, biçimler ve cisimler göreceğiz. Mesela bizim için bir Jaguar araba en mükemmel arabadır veya bir Porsche araba değil mi? Veyahut ona benzer. Ahirette ki arabalarla kıyasladığımız da onlar bize teneke yığını gibi gelecek. Yani hiç yüzüne bakmazsınız o zaman hiç. Aklına hayaline bile gelmez. Mesela burada en mükemmel uçak olmuş oluyor. Ahiretin uçakları hem biçimli küçük, hem çok süslü, hem işlevi çok yüksek hem sürati çok yüksek hem çok rahat hem çok konforlu. Çünkü uçaktayken ahiret uçakların da her şey canlı. Mesela hemen in desen o anda yerde olursun. Kalk dediğinde istediğin yere anında yetiştirir, anında götürür. Mesela orada koltuğa desen yemeğe dönüş desen yiyeceğe dönüş hemen yiyeceğe dönüşür. Yani böyle Alice harikalar ülkesinde derler ya; onun gibidir cennet. Ve kesintisiz böyle. Her cisim akıllı. Mesela kaleme desen uçak ol desen hemen uçak olur. Araba ol desen araba olur. Arabaya kalem ol desen o kalem olur. Suya dönüş de hemen suya dönüşür. Ama burada her şey sebebe bağlı. Mesela ben şimdi bir ıhlamur içmek istiyorum, şöyle bir sağa dönmem gerekir 1; elimle bu ıhlamur kabını almam gerekir 2. Ama bakın hepsini Allah yapar. Buraya yaklaştırmam gerekir 3; buraya dökülme görülecek, sonra yaklaştırıyorum sonra içmeye. Tamamını Allah yapar. Bu ara safhalara hiç gerek yok normalde. Fakat aklımızın ihtiyarı kalkmaması için Allah bu ara safhaları yaratıyor. Yoksa bardağı Allah direk getirir içersin. Doğrudan getirir içersin. Cennetin sistemi işte böyledir. Ara aşamalara gerek yoktur.
SUNUCU: Zaman mefhumu olacak mı peki?
ADNAN OKTAR: Zaman oluyor tabii. Yani zaman bir nimettir. Zamanın başlangıcı var sonu yok. Yani ucu bucağı yok sürekli yaşar. Yani sonsuz oluyor ondan sonra insan. Mesela yüz kat trilyon sene geçiyor, onun için daha hiç, yeni başlamış oluyor. Bakın yüz kat trilyon sene daha hiç başlamamış hükmündedir. Sonsuzluğa göre bakın. Hiç başlamamış hükmünde. Yani şimdi başlangıç olduğu için hiç başlamıyor. Mesela; yüz kat trilyon çarpı yüz kat trilyon çarpı yüz kat trilyon, yüz kat trilyonlarca sene yüz kat trilyon çarpı yüz kat trilyon dese, o kadar sene geçse ne kadar süre geçmiş oluyor daha? Hiç başlamamış oluyor. Sonsuzluğa göre inşaAllah. Mesela geçenlerde aynaya baktım. Bir anda Allah bir insan yüzü meydana getiriyor. Aklıma geldi. Mesela aynaya bakar bakmaz çok mükemmel bir insan. Hatta üç boyutlu yani o kadar net. Biraz daha Allah onun ilmini artırsa, dokunacaksın artık. Yani elini çıkaracak aynadan dışarı yani o durum da. Çünkü onu yaratan Allah. Her şeyi var yani kolu bacağı var yürüyor yani aynada görüyorsun. Çıkar gelir aynanın içinden de.
SUNUCU: Allah korusun aklımız gider. MazAllah Allah korusun. Öyle bir şey olursa Allah korusun. Allah gecinden versin.
ADNAN OKTAR: Cennette bunların hepsi olacak. Yani Allah’ın kanunu göstertmek için bunu anlatıyorum. Aynaya bakıldığında aslında ayna da aksi oluşmuyor. Ayna da insan yaratılıyor. Yani insanlar diyor ki yansımadan dolayı değil. Yani doğrudan orada yaratıldığı için oluyor. Yani mesela her çeşmeye giden barajdan su geldiğini zannediyor. Geçenlerde de anlattım ya. Barajdan su gelmez, su orada yaratılıyor. Anında orada yaratılır. Cennette de öyledir. Cennette mesela kalemi alırsın eline, mesela limonata aksın dersin bir anda akar limonata kalemden. Silkeler koyarsın kalemi buraya. Yani çünkü sebep yok yani  sebep yok. Ama bu dünyada; diyorsun ya aklım atar benim. Aklı atar insanların. Mesela herkes arabayla, arabanın benzinle gittiğini düşünüyor. Her arabayı Allah götürür. Benzinle gitmez araba. Hiçbir araba benzinle gitmez.
SUNUCU: Benzin vesile gibi değil mi?
ADNAN OKTAR: Vesile oluyor tabii. Yani aklın ihtiyarı kalkmaz. Onun motoru da vesile oluyor. Kaputunu kapattığında motor da kayboluyor dikkat edersen. Yani motor, motorsuz öyle gider araba Allah götürür. Ama aklın ihtiyarı kalkmaması için Allah motoru vesile yapar. Benzini vesile yapar. Mesela uçak da öyle. Ne kanadıyla gider ne de içindeki benzinden dolayı gider ne de motordan dolayı. Doğrudan Allah uçurur. Kuşlar için de Cenab-ı Allah diyor. Kuşları diyor gökyüzün de değil mi Cenab-ı Allah nasıl uçurduğunu nasıl hava da tuttuğunu söylüyor Cenab-ı Allah. Size diyor giyimlikler var ediyoruz diyor. Bütün elbiseleri ben yapıyorum diyor Allah. İnsanlar da fabrikada yapıldığını zannediyor elbiselerin. Cennette de, dünyada da elbiselerin hepsini Allah yapar. Her elbiseyi Allah yapar. Mesela kadın makyaj yaptığında makyajını Allah yaratır kendi yapmaz. Cennette kadınların hepsi makyajlıdır. Hani kelebeklerin kanadı nasıl süslü böyle pırıl pırıl metal renginde şey yapıyor. Doğal olarak vücudunun salgısıyla makyajlıdır. Yani kirpikleri, gözü, dudakları falan hepsi boydan boya makyajlıdır. Yani menekşe, karanfil gibi insan kendinden kokulu. Güzel kokuludur. Gül kokusu gibi karanfil gibi sümbül gibi. Bakın Allah çiçekte Ben otta yaratıyorum diyor anlayın diyor. Yani otta yaratma gücümü görüyor musunuz diyor Allah. Görüyorsun. İnsan da yapabilir miyim diyor Cenab-ı Allah. Yarabbi Sen otta yaratırsın kat kat olur tabii. Çok gücünü gösteriyorsun Yarabbi diyoruz. Onu düşünmek için yapıyor. Mesela sümbül nasıl, zehir gibi kokuyor değil mi? Mis gibi. Mesela gül, acı acı onun güzel çok nefis bir kokusu var. Değil mi? Çok muhteşem bir kokusu var. Allah ben otta yapıyorum, istesem insanda da yaparım diyor. Ama insan bakın sürekli yıkanması ve temizlenmesi gerekiyor. Özel aciz yaratılmıştır. Dünyaya bağlanmasın diye. Sabah kalktın mı mesela bakımlı bir genç kız çok güzeldir insanın helaliyse. Ama bakımsız olarak çok perişandır kadın. Erkek de öyle çok perişandır. Bazen şu şeye bakıyorum bu yabancı televizyonlara bakıyorum. Orada bazen bu manken kızlar falan çocuklar falan hazırlanırken gösteriyor. Adamlar saçlarını böyle yolarak falan şey gibi taraklarla böyle sanki, plastik yani insan yok karşısında sanki. Kalemle bastıra bastıra ellerine yüzlerine o çocukların. Körpecik çocuk daha 17, 18 yaşında. Ona senin yarım saatlik bir saatlik çekimin için, bu kadar eziyet etmek nasıl vicdanını alıyor.
SUNUCU: Ama işte maymundan geldiğine inanan bir toplumsa bunu yapan şaşırmamak gerekiyor o anlamda değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii, körpecik kafalarına kağıtlar yapıştırmışlar çocukların. Kulakların üstünde. Yani sen, koyun mu fişliyorsun? Böyle kafalarında kağıtlarla falan, ne kadar acayip bir şey. Kafasının iki tarafına kağıt parçası koymuş. Kulaklarının üstünde falan. Onlar da iftihar ediyor çocuklar. Yazık onlar da bilmiyor, ortada geziyorlar. Baktım mesela böyle, topluca yürütüyorlar falan. Küçücük spermden Allah, boylu poslu mesela aslan gibi genç kızlar yaratmış Allah. Mesela 60 yıl sonra veyahut 70 yıl sonra, yani 7 tane on sene. Şimdi 25 yaşında olduklarını düşünelim. 7 10 sene sonra tamamı toprak, hiçbiri yok. Ama o anda hiçbiri düşünmüyor onu, anormal rahatlar. Mesela soruyor işte, I love bilmem ne şu tv, işte I love bilmem ne tv. Ya kardeşim tamam da yani o kadar sen o tv yi seviyorsun da, Allah’ı sevdiğini niye söylemiyorsun hiç? Peygamberi sevdiğini niye söylemiyorsun? Niye o kadar önemli o televizyon? Değil mi? Önüne gelene selamün aleyküm, I love bilmem ne tv. Yani belli ki içinden gelerek söylemiyor bunu. Yani dese ne olur? Yani adam seni niye sevsin? Neden dolayı sevsin? Ne özelliğin var? Değil mi? Sen onu orada kullanıyorsun, eşya gibi kullanıyorsun. O belli ki usülen söylüyor. Yani lanet olmasın kabilinden söylüyor belki de. Değil mi? Yani değer verildiğini gösterseler bize, bizim en çok o hoşumuza gider. Onların nasıl korunup kollandıkları, onlara şefkat duyulduğu, biz bunları görmek istiyoruz. Biz onların böyle ezildiğini, acı çektiğini görmek istemiyoruz. Mesela elbise giydiriyor. Çocukların yüzünde robot gibi bir ifade, böyle sabit şey gibi bakıyorlar. Gelişi var mesela robot geliyor gibi. Tak tak tak tak parmağında şey atarak geliyor. Yazık o çocuklara. Onların gözünden cıvıl cıvıl sevgi dolu olması lazım. Muhabbet dolu olması lazım. Yani adeta ruhsuz hale gelmişler. Yani eti kemiği, plastik niyetine kullanmak çok acayip. Ya kardeşim illaki elbise göstertmek istiyorsan, yap plastikten manken. İlla hareketli de olmasını istiyorsan, bir bant üstüne hepsini koy yerleştirttir. Eli kolu da hareket eder onların sorun da değil. Değil mi? Yani otomatik gibi oluyorlar robot tarzında yapıyor. Kafasını gözünü de oynatır. İstediğin gibi kıyafeti de giydir. Onların o podyumda gezsin. O çocukcağızlar da orada onları oturup seyretsinler. Onlara da güzel yiyecek içecek ver değil mi? Ne gerek onları orada çocukları aşağı yukarı, aşağı yukarı. Çok kısa sürede onların yine elini yüzünü bir şeyler boyuyorlar, bilmem ne yapıyorlar falan. Çok acıyorum, yazık onlara. Onlar, bir kere uykularına çok dikkat edilmesi gerekir onların. Yemeklerine çok dikkat edilmesi lazım. Üzmemek lazım, kırmamak lazım. En çok sevgiye de ihtiyaçları olan, asıl sevgiye ihtiyaç olur. Yani iltifata, gönüllerinin alınmasına değil mi? Huzura. Yani öyle onlar sağlıklı, sıhhatli olur. Mesela soruyor, “kaç yaşındasın?” diyor. “20 yaşındayım, en fazlada üç yıl ben bu mesleği görebilirim” diyor. Kardeşim bu, ne dehşet verici şeyler ya? Yani üç yılda senin posan çıkıyor anlamına geliyor bu. İşe yaramaz hale geliyor. Hadi sana müsaade, gidebilirsin. Hatta daha da küçük. 16, 17 yaşında başlıyorlar değil mi? “21, 22 yaşında biter” diyor. Ben diyor 21,22. Yazık günah değil mi? Onların tertemiz canlarına, körpecik canlarına yazık değil mi? Yani içim esiyor ya. Nasıl böyle bastıra bastıra şey o, aletlerle edevatlarla. Saçları da mesela onların o, yakıcı boyalarla. Bir kırmızı yapıyor, bir sarı yapıyor, bir yeşil yapıyor. Ne olur o çocuğun saçı o kadar boyayla değil mi?
SUNUCU: Bir süre sonra yanar, tabii.
ADNAN OKTAR: Yanıyor tabii ki yani çok kötü. Ciltleri falan yakından gösteriyor, her tarafı sivilce, bozulmuş. Tabii o kadar malzemeyi sürersen, kimyevi maddeyi, o kadar hırpalarsan bir şeyler olacak yani eninde sonunda. Yani her yerde böyle şefkatin, sevginin ve koruma hislerinin hakim olması lazım. Fıtratı bozuyorlar. Yani, mesela ben dışarıya çıkıyorum sağlıklı insan çok nadir. Hep sağlıksız insanlarımız. Hep iki büklüm. Ama en vahimi, hepsinin kafası yerde ve sevgiye yüzlerinde çok nadir insan da rastlayabiliyorum. Herkesin yüzünde bir korku alameti. Tabii mutsuzluk. Geçenlerde misafirim geldi, konuşuyorum. “Ben” diyor, “herkesten korkuyorum” diyor. “Ama” diyor, “istisnasız herkesten” diyor. Böyle bir hayat olur mu? Ne korkunç bir şey bu. Aynı şekilde kedilere de acıyorum ben. Yazık hayvanlar pejmürde, perişan sokaklarda bakıyorum. Arabalardan da kaçmıyor, hepsi kabadayı kesilmiş. Bekliyoruz arabada o da bize bakıyor. Kediler de böyle bir orijinal olmuşlar, keratalar. Onların şöyle bir felsefesi var benim gördüğüm. Araba senden korksun, sen arabadan korkma. Hazret, bekliyoruz sabırla geçmesini. Gönlü, keyfi olursa geçiyor.
SUNUCU: Onlar efe kediler, İstanbul sokaklarında yaşamak kolay şey mi, tabii.
ADNAN OKTAR: Onlar mesela normalde, çok besili olması lazım o kerataların. O kadar çok yiyecek dışarı atılıyor ki. Özel kedi besleme yerleri olabilir. Yazık yani direkt çöpe atılıyor. Yazık değil mi? O garibanlara verilse, onlar yese. Hep kemikleri kemiklerine geçmiş hepsinin aşağı yukarı. Yazık kafa, kulakları orantısız. Kulakları kepçe, surat küçücük falan. Zaten ne bulsa yiyor gariplerim yani. Zaten açıkta bir çöplük yok. Olmaz zaten o şekilde güzel. Hastalık yapar. Ama yani bir belirli yer bir şey ayarlanabilir. Mesela kedilerin yemek yemesi için bir yer, onların şey olması için. Yani yüzlerce yer olabilir. Görünüşleri çok tatlı bunların. Mesela köpekler de öyle. Gece 12’den sonra hepsi kabadayı kesiliyor. Geçenlerde gördüm. Çıktık buradan gidiyoruz, arabalara saldırıyorlar falan böyle. On iki- bir gibi ortalık tenha oldu mu, dayılıkları tutuyor böyle.
SUNUCU: Korkuyorlar yazık.
ADNAN OKTAR: Tam böyle tırsmış durumdalar. Gece 1’den sonra sokaklar onların. Onlar da öyle mesela, çok rahat bu kasaplardan artan etler oluyor, kemikler oluyor falan. Yazık hayvanlar bolca yesinler. Gürbüz gürbüz ortalıkta gezinsinler.
SUNUCU: Hayvan barınakları var ama, maalesef onların sayısı da hem yetersiz hem de desteklenmeleri gerekiyor. Çünkü çoğu gönüllülerin oluşturduğu yerler. Tabii ki belediyenin de barınakları var ama tabii ki gönüllülerin de desteğinin olması gerekiyor.
ADNAN OKTAR: Yok yok yok öyle olmaz. Çok geniş çapta, İstanbul’un her semtinde, her yerinde olması lazım. Çünkü kedi seyretmek zevkli bir şey. Adam acayip sevimli, yani kedi. Yani sinirlerinin insanın çok güçlü olması lazım. İnsan parçalarcasına sevmek istiyor. Çok şekerler. Bir de temizliğe de çok düşkünler. Akşama kadar yalanıyorlar. Orasını burasını falan, iş güç olmadı mı sürekli temizleniyorlar. Zaten şeker varlıklar. Bir kere onlara uygun ortam hazırlamak lazım. Güvercinlere, onlara da yani. Hayvanlar hep açlar yazık. Mesela onların besleneceği geniş alanlar oluşturup böyle değil mi. Sırf onlara yem verip, yesin hayvanlar uçsunlar. Yesin, uçsunlar. Çok fazla yuva yapılabilir. Mesela duvar yapılırken, duvarlarda onlara oyuk yapılabilir. Rahatça kalabilecekleri. Yüksek duvar yapıldığında değil mi? Şahane olur. Tam onlara uygun. Hatta girişi böyle düz girip, üst katı da olması lazım. Yani onlara iki katlı yuva yapılması lazım. Yani değil mi? Yağmurdan, şeyden etkilenmemesi için. Çok zevkli, mesela bir güvercinin ben yüksek duvardan yuvasına girdiğini görsem; müthiş bir zevk bu. Çok şahane bir şey. Niye her yer dümdüz beton oluyor ben anlamıyorum. Yani inşaAllah bunlar ahir zaman da olacak. İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Hocam bir, yeni bir bakteri keşfedildi. Bu bakteri elektrik üretiyor. Elektriği şöyle üretiyor. Karbonhidratı ve şekeri elektriğe çevirerek bunu üretiyor ve hiçbir atık maddesi de oluşturmuyor. Hiçbir zehirli atık maddesi de çıkmıyor geriye. Bilim adamları bunun çok karlı bir yakıt hücresi olarak kabul ediyorlar artık. Bir adı var, bilimsel bir adı rodoferaks denen bir bakteri bu. Şimdi diyorlar ki: “biz normal şekeri elektriğe çevirebilsek” diyorlar, “ancak yüzde onunu çevirebiliriz” diyorlar. “Yani yüzde on verimle çalışır böyle bir elektriksel hücre” diyorlar. Ama diyor bu bakteri yüzde sekseni hatta daha fazlasını elektriğe çeviriyor. Ve mevcut incelenmiş bakteri şöyle yapıyor. Bir bir kase şekeri 60 wattlık bir ampul yaklaşık 17 saat boyunca aydınlatabiliyor. Bu derece kuvvetli bir elektrik üretebiliyor.
SUNUCU: Nasıl meydana getirebiliyor bunu?
CİHAT GÜNDOĞDU: Şöyle yapıyor. İçinde demir oksit denen bir madde var. Bakterinin kendi içindeki. Bunun içindeki oksijeni ayırıyor demirin içinden ve o oksijeni şekeri, karbonhidratı yakmakta kullanıyor. Ortaya karbondioksit gazı çıkıyor. Diğer taraf da ise elektronlar çıkıyor. Ve bu elektronları direk olarak elektrik akımı olarak dışarıya verebiliyor. Şimdi içinde çok üstün bir teknoloji olduğu, bir defa bizim mevcut teknoloji seviyemizin kat ve kat üzerinde olduğu bir teknolojiye sahip olduğu ortada. Anlaşılmış durumda.
SUNUCU: Tabi besinden elektrik üretiyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bunu bilim adamları da söylüyorlar. Bakın evrimcilerin iddiası neydi? İşte bakteridir, ilkeldir, basittir derlerdi. Öyle bir şey kimse öne süremiyor. Bunu inceleyen bilim adamları diyorlar ki; bu bizim teknolojimizin kat ve kat ötesinde bir teknoloji var burada, diyorlar. Biz %10 mevcut yani böyle bir şekeri elektriğe çevirmeye kalksak  %10 ancak üretebilirken bu %80 hatta daha fazlasını üretebiliyor diyorlar ve hiçbir zehirli atık maddesi de oluşturmuyor.  Nasıl yapıyor bunu? İçindeki nükleer enerji reaktörleri var. Bakın elektronlarla oynuyor. Bir elektronu koparıyor, artık elektrik akımı haline getiriyor. Böylesine üstün teknolojilere sahip. Kimse kalkıp da diyemiyor ki bu bakteri tesadüfen oluşmuştur. Bunun içindeki bu mekanizmalar tesadüfün eseridir, bilinçsizdir, şuursuzdur, kimse söyleyemiyor artık.
SUNUCU: Diyemez zaten mümkün mü?
CİHAT GÜNDOĞDU:  Bunu bakteri mi peki kendisi mi icat etmiş? Bizim işte elektrik santrallerimizden daha üstün bir teknoloji kendisi tesadüfen mi oluşturmuş? Hayır. İşte burada Allah’ın sonsuz ilmi var. Sonsuz bilgisi, sonsuz yaratması örnek olarak karşımızda. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi dersimiz hukuk. Biraz hukuktan bilgi vereyim. Vatandaşlarımızın faydasına olur. Tecrübesi olan kişiler kendilerini savunmada bu hukuki bilgileri kullanırlar. Şimdi bozma gerekçelerini söylüyorum, Yargıtay’da.  1. aynı eylem için yargılanan kişilerin bir kısmına beraat bir kısmına mahkumiyet kararı verildiğinde bu bozma nedeni. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007/220 karar numaralı dosya. Bunu yazsın vatandaşlarımız. Yani bir ekip var mesela böyle. Bunları beraat ettirdik diyor mahkeme. Ama bir kısım aynı ekip, aynı deliller var, aynı konular. Onlara da ceza verdik diyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bunu kabul etmiyor. Bu bozma nedeni, evet. İşkence ile şahısların ifadesi alınmış, işkence sonucu ve onlar bunu Adli Tıp raporlarıyla ispat etmişler ve dava açmışlar. İşkence davası devam ediyor ama bu arada mahkeme bu kişilere ceza veriyor.  Bu bozma nedeni çünkü mahkemenin beklemesi gerekiyor. Bekletici mesele yapması gerekiyor. Bekletici mesele yaptığında zamanaşımı oluyor mu? Olmaz.  Zamanaşımı olmuyor. Nerden bunun delili? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/6812 numaralı karara göre bekletici mesele yapıp o işkence davasını beklemesi gerekiyor mahkemenin.  Çünkü işkence yapıldığı ispat edilirse kişilere, beraat ediyor o kişiler. Anlatabildim mi? İşkence yapıldı. Ayrıca zamanaşımı da olmuyor. Çünkü donuyor zaman. Zamanı kesiyor. Süre artık akmıyor ondan sonra kanunen. Zamanaşımı sorun olmadığına göre Yargıtay bunu esaslı bir delil olarak kabul ediyor inşaAllah ve böyle bir karar alındıysa bunu bozuyor. Yani mahkeme diyor ki; sen beklemen gerekiyordu bu kişilerin ceza alıp almamasını beklemen gerekiyordu. Yani işkence yapan polislerin ceza alıp almamasını bekleyecektin, sonuçlandığında bu kişilerin işkenceye uğradığı kesinleşirse zaten dava da düşmüş olacağı için. Sen beklememişsin diyor Yargıtay. O yüzden bozuyorum diyor, bozma kararı veriyor. Ek savunma hakkı tanınmaması. Mesela şahıslar yargılanıyorlar. Birden kanun maddesi açıklanmıyor. Son celseye kadar açıklanmıyor. Ama son celsede açıklanıyor. Fakat ek savunma hakkı verilmiyor ve doğrudan ceza veriliyor. Ek savunma verilmemesi Yargıtay  8. Ceza Dairesi 2007/2670 karar numaralı dosyasına göre bozulma nedeni. Mutlaka ek savunma verilmesi gerekiyor. Yani yeni kanuna göre bu şekilde. Aksi türlü bozma nedenidir. Mesela ceza artırımı. Mesela  iki yıl ceza almışlar, bir yıl daha artırıyor mahkeme. Fakat sebeplerini açıklamamış mahkeme. Mesela şahıs şahıs sebeplerinin açıklanması lazım. Mesela Hakan Güngören farzedelim. Şu nedenden dolayı artırılmıştır denmesi lazım. Eğer gerekçe göstermediyse bu da bozma nedeni. Neye göre? Yargıtay Ceza Genel Kurulu 1979/126 karar numaralı dosyasına göre bozma nedenidir. Bu durumlarla bir çok vatandaşımız karşılaşmıştır, karşılaşıyorlar. Bir hukuk bilgisi olarak veriyorum. Bizler de bu durumlarla karşılaştık. Bizler de bu konuda Yargıtay’a müracaat ettik, bozma talebiyle. Tabii takdir yüce mahkemenindir her zaman saygılıyız. Ondan sonra ne karar verilirse ama Yargıtay’ın kendi açıklamaları ve kanun böyle olduğu için biz bunu bilgi olarak vatandaşlarımıza sunuyoruz inşaAllah.
SUNUCU: Ve sizin davanızda tabi çok daha ilginç gelişmelerde var. Sadece bu saydığımız maddelere benzerlikler değil daha bir çok başlık da var. Zaman zaman programımızda konuşuyoruz. Mesela az önce işkence konusuna değindiniz. Size işkence yaptığı raporla tespit edilen şahsın sizin hakkınızda fezleke hazırlamakla görevlendirilmesi gibi bir durum var mesela, değil mi?
ADNAN OKTAR: Vallahi onu artık, Sayın Başbakanımız ve Sayın İçişleri Bakanımız bu konuyla ilgilenecekler. Çünkü işkenceden yargılanıyor değil mi? Serdal Akça, polis memuru mu komiser mi o? Komiser Serdal Akça. Şimdi yargılanıyor bu şahıs ve 2000 yıl toplam ceza isteniyor. 11 tane Adli tıp raporu var işkenceye dair. Şimdi bu kişiye sen bu çocuklar, bu kişiler hakkında fezleke düzenle diye görev verilirse, zaten hukuki bir husumet var. Hukuki husumet oluşmuş. Onun için değil mi yani, mutlaka beraat etmesi gerekiyor kendi inancına göre. Biz de mutlaka beraat etmek istiyoruz. Böyle bir konumda bizim ceza almamız konumunda o bir nevi haklı konuma düşmüş olacak. Yine haklı olmaz ama onun davasını destekleyen, tabii onun davasını destekleyen bir konu olmuş oluyor. Yani dolaylı yoldan destekler. Yani böyle bir görev verilmesi tabii Sayın İçişleri Bakanımız daha doğrusunu bilir ama beni şaşırttı. Ama kural böyleyse tabii ki saygı duyarız. Ama mutlaka kanunlarda bu yönde de bir düzenleme gerektiği, böyle bir konuyla bizim karşılaşmamızla ortaya çıktı. Ben kendi şahsıma böyle gördüm. Değil mi? Ben mesela yetkili birisi olmuş olsam hiç bir şekilde öyle bir kişiye fezleke hazırlatmam. Yanındaki arkadaşına hazırlatırım, bir başkasına hazırlatırım. Yani hukuki husumet olan bir kişiye fezleke hazırla dersen ne olur? Nitekim şahıs Bismillah adımla benim başlamış, çete lideri diye başlamış, çete, çete, çete, çete, çete, bütün fezleke boyunca çete diyor.
SUNUCU: Ki siz çete lideri suçlamasından daha önce defalarca beraat etmiştiniz, değil mi?
ADNAN OKTAR: Yani haddi hesabı yok. Bakın ‘99 operasyonu sonrasında zannettiler ki herkes bir kere yargılandılar o da Yargıtay’a gitti. Öyle değil. Önüne gelen bize çete davası açtı. Önüne gelen 3 kişi, 5 kişi toplayan, 2 kişi, hatta sekreterini, karısını şahit etmiş adam bulamadığı için bakın dikkat edin.  Yani kapıcıyı, adam kapıcısını, sekreterini, eşini şahit etmiş. O kadar al sana çete davası.  Sürekli davalar açıldı, sürekli beraat ettik. Sürekli davalar açıldı, sürekli beraat ettik. Yine bak en son aşamaya geldi yine yeniden açtılar. Geçen günler okudum, iddia edilen Ergenekon Örgütü “muhaliflerimize diyor yani karşıt olduğumuz dindarlara karşı” diyor -ki darwinist, materyalist sistemi ezmeye çalışan onu yok etmeye çalışan kişiler olarak görüyorlar bizleri- “bunlara karşı” diyor “en etkili yöntem” diyor “onların adına oraya buraya mektup ve yazı gönderin” diyor “onların imzasıyla”. Geçen gün okudum sen var mıydın, bulabilir misin bana o yazıyı?
SUNUCU: Geçtiğimiz programların birinde değinmiştiniz.
ADNAN OKTAR: Neyse önemli değil o şey yaparız gerekirse yarın da okuyabilirim. Şimdi adamlar bunu bizde uyguladı ve başarılı oldular. Oraya buraya bizim adımıza yazı gönderdiler Adnan Oktar  diye. Ya kardeşim ben aklımı peynir ekmekle mi yedim? Gidipte bir insana hakaret dolu mektup yazıp, gönderip, kendimi hasım hale getirir miyim? Ne karım olur bundan ne kazancım olur yani husumetin dışında bana suni olarak değil mi, muhalif insanlar türetmiş olurum. Niçin yapıyım? Dava adamıyım ben.
SUNUCU: Ayrıca da bir husumet varsa size dair delil olmuş olacak elinde, değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii yani muazzam malzeme. Mesela Fatih Altaylı’da öyle göndermişler, bir kaç kişiye daha öyle göndermişler ispat ettim gerçi bunları  mahkemede kanalıyla ve bilir kişi raporlarıyla ispat ettim benle alakası olmadığını. Ama bir kere olay başladı ondan sonra  Fatih Altaylı’ya ben bunu ispat ettim sen bu işten vazgeç deme imkanımız yok. Aydın Doğan’ın avukatını aldı yanına Rezzan Aydınoğlu’nu, 10 yıldan beri bizlerle uğraşıyor. Rezzan Aydınoğlu ne kadar bu tarz insan varsa bir araya getiriyor. Onların dava açmalarında onlara yardımcı oluyor, parada almıyor çoğundan, bizim bildiğimiz mesala Ebru Şimşek’ten hiç almamış yani çok fazla davasına baktı onun, hiçbirinden para almamış. Yani tamam gönlü gani demek ki ona bişey sözümüz yok ama çok şaşırtıcı. Yani Aydın Doğan’ın, efendim diğer kişilerin birbiriyle bağlantıları mesela Fatih Altaylı’yla bağlantısı, Rezzan Aydınoğlu’nun, Aydın Doğan’ın avukatı olması, aynı zamanda Fatih Altaylı’nın avukatı olması, onun diğer kişiler ile bağlantıları çok karışık, çok şaşırtıcı ve hayret verici. Tabii insan insanı tanır biz buna bişey demiyoruz, ama yani mesela, haklı kazandığımız dava 4 mahkeme kararı ile kazanmışız, Yargıtay onaylamış, Cemil Çiçek’e gidiyorlar Adalet Bakanına, Adalet bakanı daha 1 yıl sırası beklemesi gerekirken, hiç bekletmeden bir hafta içerisinde kararın bozulmasında vesile oldu. Yani o Yargıtay’a gönderdi, Yargıtay karar verdi onun  kararına bizim saygımız var. Ama tabii Yargıtay’daki ilgilinin de Cemil Çiçek’le olan konuşması da bizde mahfuz, yani şahıs kendisi konuştu telefonla konuştu benimle dedi Cemil Çiçek. Ama şimdi oturup dahada danışmadım yani söyleyebilirmiyim yakışık da almaz yani söyleyebilirsiniz dese de olmaz gibi geliyor bana. Böyle konumlarda var ve anında bozuldu. Tamam Yargıtay’ın eline sağlık yani demek ki öyle karar vermişler öyle, ayrı mesele ama bir hafta içerisinde bu ne sürat? Mesela biz müracat ediyoruz Bakanlığa mümkünü yok yani bekle, bekle bekle de bekle genellikle hep red verir, öylre birşey kabul etmez Bakanlık çok nadir kabul eder. Yani bizim kaç defa müracatımız oldu hiç bir şey çıkmadı ama Taha Akyol buradan çıkmadan İstanbul’dan çıkmadan yakınına, yakın olan kişiye “ben bozdurucağım” demiş. Nereden biliyorsun bozduracağını? Yargıtay karar verecek buna sen nerden biliyorsun bozulacağını?
SUNUCU: Evet sonucu nerden biliyorsun değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii ve Ankara’ya gidiyor konuşuyor bir hafta sonra bozuluyor. Yani şimdi aynı Cemil Çiçek bakıyoruz yani neyse artık ona bilşey söylemeyeyim Allah herkese hidayet versin inşaAllah, aklıcı ve olaylara güzel bakma hükmü versin o yönde kalplerini açsın Cenab-ı Allah.
SUNUCU: İnşaAllah. Tabii bununla da bitmiyor sizin dava ilişkin çok ilginç gelişmeler geçen bir programımızda bir bilgi vermiştiniz. İzleyemeyen izleyicilerimiz varsa, yeni Adıyaman’lı izleyicilerimiz var mesela onları da bilgilendirmek adına. Temyiz başvurusu olmadan, temyize gidilmesi gibi bir durum, kararı bozma gibi bir durum var.
ADNAN OKTAR: O da çok ilginç.
SUNUCU: Evet mesela hiçbir başvuru olmadan ve hani zamanaşımına uğramış olmasına rağmen dava...
ADNAN OKTAR: Şimdi bakın zamanaşımı vardı, zamanaşımını mahkeme bozdu, bozdu ama Fatih Altaylı kendi davası açısından itiraz etmiş. Mahkeme de kabul etmedi yok dedi bu kişiler beraat etmişlerdir yani bizi haklı buldu, konu kapandı. Ebru Şimşek’te kendi dava ile ilgili itirazda bulundu. Mahkeme onu da kabul etmedi bizi haklı buldu, beraat ettik. Başka da itiraz eden yok.
SUNUCU: Sonra ne oldu peki?
ADNAN OKTAR: Sonrada Yargıtay bozdu, bozma kararı aldı. Yani hiç kimseden talep olmadığı halde bozdu demek ki böyle gerekiyormuş, kader böyle, Cenab-ı Allah’ın takdiri ellerine sağlık, teşekkür ederiz  bir şey demiyoruz yani bir hayır hikmet vardır.
SUNUCU: Şimdi tabii...
ADNAN OKTAR: Ama talep eden olmamış.
SUNUCU: Avukatlarınız veya hukukçu kimliği olan arkadaşlarınız bu kararı nasıl değerlendiriyor? Yani bizlere şaşkınlık veriyor ama detayını da bilmiyoruz onlar tabii çok detayını bildikleri için nasıl değerlendiriyorlar?
ADNAN OKTAR: Vallahi işin doğrusu biz de biliyoruz işin detayını da. Takdir yüce mahkemenin normalde yani savcı da itiraz etmedi hiç kimse itiraz etmedi ama böyle olması gerekiyorsa oluyordur yani ona bir şey diyemeyiz. Ama itiraz eden yok. Hayırdır inşaAllah. Allah hayıra cevirsin inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Cemil Çiçek’in döneminde mesela bizim mahkememizin bize ceza veren hakimleri, iki hakimi de Cemil Çiçek atamıştı. O zaman Adalet Bakanı idi. Yani bize ceza veren 2. Ağır Ceza’nın iki hakimini de o atadı. Eline sağlık, tabii ki Adalet Bakanı’dır atayacak yani bundan doğal, tabii birşey olmaz. Ama onun vaktine rast geldi, ona nasipmiş. Allah razı olsun. Ceza verenlerden de Allah razı olsun. Onu oraya atayanlardan da Allah razı olsun. Hepsinin eline sağlık, teşekkür ediyoruz. Çünkü bizim için bu bir nimettir, bir hayırdır. Çünkü o hakimler daha annelerinden doğmadan bu karar alınmıştı. Biz de daha annemizden doğmadan bu konuları konuşmuştuk. Hikmetsiz, hayırsız Allah hiçbir şey yapmaz.
SUNUCU: Peki ama orada bir soru işareti yok mu sizce?
ADNAN OKTAR: Soru işareti niye olsun? Gayet doğal yani o Bakan atıyor ve hakimler oraya atıyor,  böyle zaten hakimler atama görevi, zaten Adalet Bakanı’nın kontrolünde olan bir şey, bir Bakan olarak görevini yapıyor biz de eline sağlık diyoruz, teşekkür ediyoruz. Sağolsun, varolsun ne diyelim.
SUNUCU: İnşaAllah. Evet süremiz ne kadar? Yaklaşık 15 dakika zamanımız var. Nasıl yapalım efendim? Sorularımızla devam edelim.
ADNAN OKTAR: Ne kadar? 15 dakika mı?
SUNUCU: 15 dakikamız kalmış.
ADNAN OKTAR: Cihat’ım, sen daha ben sana başımı dönmemle sen hemen konuşmaya başlıyorsun, maşaAllah. O güzel, yani yeni bir stil geliştirdin. Ben daha Cihat Hocam derken, o konuşuyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Vakti verimli kullanma açısından...
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah çok güzel Allah razı olsun.
Sen o uğurlu, tertemiz ellerinle, o mübarek ellerinle bir aç bakayım.
SUNUCU: Teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Bizim nurlu prensesimiz maşaAllah.
SUNUCU: Teşekkür ederim, sağolunuz efendim. Buyrunuz açtım.
ADNAN OKTAR: Çok hanım hanımcık, efendi, terbiyeli.
SUNUCU: Teşekkür ederim, o sizin güzelliğiniz.
ADNAN OKTAR: Güzel huylu. Tam mümin bizim kızımız maşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kim ihsanda bulunan biri olarak yüzünü, kendini Allah’a teslim ederse artık o kopmayan bir kulba yapışmıştır.” Habdullahul metin, Allah’ın kopmaz, koparılmaz ipi. Urvetül vuska, Sırat ı mustakim. Asla kopmaz. Biz de Allah’ın o kopmayan, koparılamayan o kulbuna, bütün müminler gibi sıkı sıkıya sarıldık inşaAllah. Bütün işlerin sonu Allah’a varır. Her şeyi Allah yaratır, Allah bitirir. “Kim de inkar ederse, artık onun inkarı seni üzmesin” haram etmiş bakın, seni üzmesin diyor Allah. Biri inkar ediyor mesela üzüldüm diyor, kızdım rahatsız oldum, ümitsizliğe kapıldım, ne kadar anormal bir hareket sana ne, sen mi hidayet vereceksin? Allah hidayet verecek, sen Allah’ın bir kulusun. Bak diyor ki Cenab-ı Allah, “artık onun inkarı seni üzmesin”. Muhkem ayettir, haram. Bak seni üzmesin, o kadar. Bu tevillik yok bunda açık muhkem ayettir. Seni üzmesin, “onların dönüşü bizedir artık biz de onlara yaptıklarını haber vereceğiz”. Nasıl yapacak Cenab-ı Allah tek, tek, tek, tek, saniye, saniye, gün, gün her şeyi onlara gösterecek. “Şüphesiz Allah sinelerin özünde saklı olanı bilen’dir”. Bilinçaltınızı da bilirim diyor Cenab-ı Allah. Bilinçüstünü de, bilinçaltını da. “Biz onları az bir şey ve zaman yararlandırız.” Yani mesela 40 yaşında bir adam düşünün, 50, 60, 70 hadi 80 olsun, hadi 90 olsun, 3-5 10 sene mesela 20 yaşında bir genç kız düşünelim iki 10 sene sonra 40 yaşında kadın oluyor. İki 10 sene bakın yani 10 seneler 1 yıl gibi geçiyor artık zaman hızlandı. 40 yaşında olur, ki 40 yaşından sonra hastalıklar başlar kalp hastalıkları, kanserler, ülserler hepsi başlar tabii... “Az bir şey zaman olarak yararlandırırız, sonra onları ağır bir azaba katlandırırız” cehenneme sokarız diyor ahlaksızlık yapanları Cenabı Allah. “Andolsun onlara gökleri ve yeri kim yarattı diye soracak olsan” gökleri yeri yerde ki olan insanları ve her şeyi “şüphesiz Allah diyecekler, de ki hamd Allah’ındır. Hayır onların çoğu bilmezler.” Allah’a hamd edilir çoğu bilmezler diyor Allah. “Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır şüphesiz Allah Gani ve Hamid’tir. Hamd yalnızca O’na aittir. Hiç kimseye hiç bir şey muhtaç olmayandır.” Gani O’dur. Hamid de hamd yalnızca ona ait olan anlamına geliyor. Bu hamid geçen bir ayette Abdülhamit’in devrine işaret ediyor ayetin ebcedi, Abdülhamit’in tahta geçtiği tarihi veriyor, inşaAllah. Hamid kelimesi geçiyor inşaAllah, Abdülhamit’in tahta geçtiği tarihi veriyor. Yani aklın çok çok üstünde harikası vardır Kuran’ın. “Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem” bak bütün ağaçlar kalem olsa diyor Cenab-ı Allah, ne kadar ağaç varsa “ve deniz de ve onun ardından yedi deniz daha eklenerek” ki o devirde yedi deniz  bilinmiyordu sonradan anlaşıldı. Bak Kuran’ın bir mucizesidir bu. “yedi deniz daha eklenerek mürekkep olsa yine de Allah’ın kelimeleri yazmakla tükenmez”, Allah’ın sanatı güzelliği tükenmez diyor Allah, gruplaştırarak da yapsanız diyor Allah’ın nimetlerini anlatmakla bitiremezsiniz diyor Allah. “Şüphesiz Allah üstün ve güçlüdür hüküm ve hikmet sahibidir.” Bakın ne diyor bak Allah, hüküm ve hikmet sahibidir. Hükmü kim veriyormuş, Allah veriyormuş. Mahkemelerin tüm hükümlerini kim verir? Allah veriyor. Yargıtay’ın hükümlerini kim veriyor? Allah veriyor. Allah’ın verdiği hükme de herkes razı olur. Hayır vardır hikmet vardır. Sebebe sarılırız ayrı bir mesela ama daha mahkemenin binası kurulmadan onun kararı verilmiş oluyor, daha binası boş arazi iken orası mahkemenin oralarda koyunlar otlarken, onun kararı verilmiş oluyor yani herkesin oradaki alınacak kararları verilmiştir Allah katında. Ve hikmet sahibidir diyor Cenabı Allah hikmet, tamam biz mahkeme bize ceza veriyor ama hikmet var, hikmetini de görüyoruz şimdi derinlikler var, anlam var, onur var, şeref var içinde bir güzellik var, değil mi? İnşaAllah. Hz. Yusuf’a hapis cezası verildiğinde ne vardı içinde; Allah’ın hükmü vardı ve Allah’ın hikmet sahibi olarak hikmeti vardı . Bakın hüküm ve hikmet sahibidir diyor Cenab-ı Allah kendisi için. Hz. Yusuf’un 7 yıllık hapsindeki  hikmeti biz sonra gördük mü? Gördük. Allah onu Mısır’a sultan yaptı mı? Derin ilimleri, batın ilmini efendim gayb ilmini Cenab-ı Allah’ın dilemesiyle, Ledün ilmini verdi mi o mübarek sultana, verdi. Nerede aldı bu ilimleri hapisteyken aldı, İnşaAllah. Kuyuda aldı, kuyuda manevi derinlikler aldı, inşaAllah. Uzlet, uzlet Allah’la tek kalıyor, uzlet derler tek başına kalmak. Tarikatlarda da vardır bu çilehane vardır, tek başına odaya çekilir uzlete çekilir, tek başına Allah’la bağlantıya geçer, murakabe yapar ve manevi haller alırlar o zaman. Cenab-ı Allah onu kendi eli ile Cenab-ı Allah yani manevi eli ile aldı kuyunun içine koydu, kuyudan da çıkarttı hapse koydu Allah. Kemal mertebesine gelince, kemale gelince de aldı çıkarttı Allah. Manevi murakabesi gelişince, inşaAllah. “Sizin yaratılmanız ve diriltilmenizde yalnızca tek bir kişiyi yaratıp sonra diriltmek gibidir.” Darwinistler bunu iyi duysunlar bakın diyor ki Cenab-ı Allah, “Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz yalnızca tek bir kişiyi yaratıp sonra diriltmek gibidir.” Birden yaparım diyor hepsini Cenabı Allah, hepsini birden yaratırım diyor. “Şüphesiz Allah işitendir görendir.” Yani canlıları bir anda yaratıyor Allah, yani sokağa bir çıkıyoruz birçok insan yaratıyor sokakta, mesela birileri ile karşılaşıyoruz her an yaratıyor görüyoruz. Bir çıkıyoruz yok ediyor Allah, bir görüşüyoruz yine varız, İnşaAllah.
Kaç dakikamız var?
SUNUCU: Yaklaşık 5 dakikamız kalmış.
ADNAN OKTAR: Tamam. Bakın “görmüyor musun ki” diyor Allah. Bir kere görmeye ve dikkatte dikkat çekiyor Allah. Görün bakın diye. “Gerçekten Allah geceye gündüze bağlayıp katar, gündüzü de geceye bağlayıp katar, güneş ve ayı emre amade kılmıştır.” Güneş hayat veriyor değil mi, ayda geceleri aydınlatıyor onunda hikmetleri var, dengeye sebep oluyor birçok güzel yönleri var. “Her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gider, adı konulmuş bir süreye kadar akıp gider ama ayrıca bu Kıyamete de işaret ediyor. Bak adı konulmuş bir süreye kadar akıp gider sonra o akma duracak, bir de toptan gidiyor bakın ne diyor Cenab-ı Allah, “her biri adı konulmuş süreye kadar akıp gider” her biri, güneş ay ve bütün gezegenlerle biz yere doğru toptan gidiyor muyuz? Ne zamana kadar? Belirli bir süreye kadar. Biz şu an toptan Samanyolu galaksisi ile beraber aynı anda toptan gidiyoruz, çok korkunç bir süratle gidiyoruz. Yani oradaki sürat dehşet, tabii. Hiç sabit kalmıyoruz, sürekli hareket ediyor, kendi etrafında dünyanın biliyorsunuz dönüşü var, bir güneş etrafında, samanyolunun kendi etrafında dönüşü var, bir de samanyolunun o teşkilatla beraber bir hareketliliği var, bir de bunların toptan bir yöne doğru gitmeleri var. Değil mi? “..Akıp gider” Ki Allahu alem 2120 yılına kadar inşaAllah. “…Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” Şu an ki konuşmamızdan haberdar. Bu konuşmalarımızı da Allah yarattı. Değil mi? Mesela bakın şu ses bunu da Allah yarattı. Kaderdeydi. Hatırlamaya çalışın. Zaman oluştu. Beynimiz de zamanı oluşturdu Allah. O demin tık diye bir ses vardı ya. Tık diye bir ses var dedim demin, o da geçti. O da geçti dedim bakın, o da geçti. Sürekli tarihin içinde akıyor görüyor musunuz? Su gibi akıyor zaman, tabii. “…İşte böyle diyor” Cenab-ı Allah “…Şüphesiz O haktır. Şüphesiz O’nun dışında taptıkları ise batıldır” yani darwinizm, materyalizm hepsi batıldır diyor Allah. “…Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür” Ekber’dir inşaAllah. “…Bak görmüyor musun ki, size ayetlerinden bazılarını göstermesi için gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir.” Ben götürüyorum gemileri diyor Allah. İçindeki mazotla gitmiyor diyor Allah. Ben götürüyorum diyor. “…Hiç şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden için gerçekten ayetler vardır.” Bak çok sabredeceğiz. Nasıl sabretmemiz gerekiyor? İftiraya uğrayacağız, hakarete uğrayacağız, haksızlığa uğrayacağız, hapse gireceğiz. Değil mi? Her türlü zorlukla karşılaşacağız. Napacağız? Sabredeceğiz. Allah emrediyor. Bakın çok sabreden. Az demiyor Cenab-ı Allah normal de demiyor. Bakın az veya normal. Çok sabreden diyor. Onun için Allah sevdiği kuluna yağmur gibi bela yağdırır. Nur yağar, nur. “…Çok şükreden” Elhamdülillah, elhamdülillah. Sağa döndüm elhamdülillah, sola döndüm elhamdülillah. Her şeye Elhamdülillah diyeceğiz. “…için gerçekten ayetler vardır.” “Onlar kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman” Mesela bir saldırı oluyor, hapse düşüyor, iftiraya uğruyor, belalar geliyor. Bak “…kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman. Dini yalnızca O’na halis kılan, gönülden bağlılar olarak Allah’a yalvarıp yakarırlar.” Bir müminin vasfıdır bu. Ama münafıklarda da bunu geçici yapar. Zoru gördün mü dua eder. Sonra da birden bire rahatı gördüğünde gevşer Allah’ı unutur. Sanki daha dün dua eden o değilmiş gibi bambaşka bir ahlaksızlık içerisine girer. “…Böylece onları karaya çıkarıp kurtarınca artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor.” Yani normal hareket ediyorlar orta yolu tutuyor. “…Bizim ayetlerimizi gaddar, nankör olandan başkası inkar etmez.” Bak Allah, gaddarlar diyor; yani kalpleri ve ruhları kartlaşmış gaddar. “…Ve nankörlerden başkası inkar etmez.” Yani böyle kokoş, kartonoş, kavgacı, sert, öfkeli, intikamcı, kindar kişilerin dışında kimse inkar etmez diyor. Yani müminin kalbi latiftir. Mülayimdir Müslüman, şevkatle yaklaşır.
Vaktimiz nasıl?
SUNUCU: Kaç dakika? Dolmuş sanıyorum süremiz ama buyurunuz siz tabii.
ADNAN OKTAR: Ah severim ben senin güzel huyunu. Tamam peki şu son ayeti de söyleyeyim. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey insanlar: Rabbiniz’den korkup sakının” Allah’tan korkun ve helallere haramlara dikkat edin. “Ve öyle bir günün azabından çekinip korkun ki” yani Kıyamet “o gün hiçbir baba çocuğu için bir karşılık vermez.” Çocuğunu kurtarmaya değil de, kendini kurtarmaya bakıyor. Bakın aile, güvenilir aile diyorsun ya, işte orada güvenilmez oluyor bir kısmı. Bir kısmı da hiçbiri yapamayacak o zaman zaten. Ahiret zamanı hiç biri kurtaramıyorlar. Hepsi çoluğundan, çocuğundan vazgeçiyor. “bir çocuk da babası için bir şey verebilecek durumda değildir. Şüphesiz Allah’ın vaadi Haktır.” Kıyamet kesin gelecek diyor Allah. “Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin” dünya hayatına aldanmayın. “ve aldatıcılar da sizi Allah ile aldatmasın” Darwinistler, materyalistler sakın ha sakın Cenab-ı Allah sizi yanlış bilgilerle aldatmasın. Her doğruya göre hareket edin diyor Cenab-ı Allah. Evet inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. Ağzınıza sağlık.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Çok teşekkür ederiz. Verdiğiniz bu güzel bilgiler için. Evet ne yazık ki bir programımızın daha sonuna geldik. Yayında ve yapımda emeği geçen arkadaşlarım adına iyi geceler, mutlu yarınlar diliyorum efendim. Hoşçakalınız. 

27 Ekim 2009



Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
Bu eserin MP4 versiyonunu indirmek için tıklayın (iPhone, iPod)


  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
A LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR BY RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (UK) (September 9, 2009) (English) 
INTERVISTA E HARUN YAHYAHIT ME RADIO KONTAKTIN (2 Tetor 2009) (Shqiptar) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AMERICAN PUBLIC TV (December 24, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (TEXAS, USA) (October 11, 2009) (English) 
ADNAN OKTAR'S MEETING WITH SANHEDRIN RABBIS (July 1, 2009) (English) 
حوار مع السيد عدنان أوقطار، الرياض، 11 سبتمبر 2008. (Arabic) 
ADNAN OKTAR TELLS... MALE-FEMALE RELATIONS IN TODAY'S SOCIETY, THE CONCEPT OF MARRIAGE (2) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN HALK QƏZETİ REPORTAJI (6 Oktyabr 2008) (Azerbaijani) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN TREND XƏBƏR AGENTLİYİ REPORTAJI (1 Noyabr 2008) (Azerbaijani) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY GLOBAL POST - USA (October, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY TALK RADIO EUROPE (SPAIN) (December 1, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY SUUD1 TV (April 23, 2008) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISLAM CHANNEL (June 21, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISLAMONLINE.NET (December 26, 2008) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN İCTİMAİ RADYOSUYLA TELEFON DANIŞIĞI (16 Yanvar 2009) (Azerbaijani) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON NEWSTALK KXYL (Texas, USA) (November 11, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN AZADLIQ QƏZETİ REPORTAJI (14 Sentyabr 2008) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL BAGDADI TV (April 30, 2008) (English) 
INTERVIEW CLIPS OF ADNAN OKTAR ON TURKISH-ISLAMIC UNION (English) 
AN INTERVIEW WITH MR.ADNAN OKTAR BY TURKMENELI TV (Istanbul - April 22, 2008) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN ALLAN HANDELMANN SHOW, FM TALK WZTK, KUZEY CAROLINA, ABD RÖPORTAJI (9 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 52 (ORDU) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN SİVAS SİPAS TV RÖPORTAJI (2 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TRABZON TV RÖPORTAJI (4 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 2 - SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDAKİ KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ, EVLİLİK ANLAYIŞI (2. Bölüm)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDAKİ KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ, EVLİLİK ANLAYIŞI (1. Bölüm) SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (2. Bölüm)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (1. Bölüm) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (3 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (11 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI - HÜLYA AVŞAR'IN 5 MART 2009 TARİHİNDEKİ RÖPORTAJINDA SORDUĞU SORULARIN BİR ÇOĞUNUN CEVABI BU RÖPORTAJDA MEVCUT (8 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ADIYAMAN ASU, KRAL KARADENİZ VE EKİN TV RÖPORTAJI (4 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KADİR ÇELİK'E YAPTIĞI AÇIKLAMALAR (22 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (7 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (23 Aralık 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN VOICE OF THE CAPE (GÜNEY AFRİKA) CANLI TELEFON RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (10 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (9 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TASCA (TÜRK-ARAP BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ) RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI (14 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN TURKIYEPOST RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKMENELİ RÖPORTAJI (22 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN TÜRKTIME RÖPORTAJI (14 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN CNNTURK RÖPORTAJI (20 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (16 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA RÖPORTAJI (17 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI (21 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 1 -
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma)
ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO DAWN (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (30 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL QURAN AL KAREEM RADYOSU RÖPORTAJI (AVUSTRALYA) (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY, SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KORDON TV (İZMİR) RÖPORTAJI (27 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN MPL SATRANÇ TAHTASI RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HOPE TV (BULGARİSTAN) RÖPORTAJI (16 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN ARTE TV RÖPORTAJI (FRANSA-ALMANYA) (4 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KANAL 9'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (31 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (31 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO STATION (KUZEY CAROLINA) RÖPORTAJI (3 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI YAYINI (7 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL URFA, ADIYAMAN ASU VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Aralık 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (19 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN SUN TV (KONYA) RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN NEWSTALK KXYL CANLI RÖPORTAJI (Teksas, ABD) (11 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN HAHAM FROMAN İLE BİRLİKTE 10 KASIM 2009 TARİHLİ CANLI YAYIN SOHBETİ (altyazılı)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN NEAR FM (İRLANDA) RÖPORTAJI (25 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN NEVŞEHİR TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN ABN RADIO RÖPORTAJI (15 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ, ADIYAMAN ASU VE EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DETROIT CHRISTIAN RADIO WMUZ RÖPORTAJI (17 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN THE WASHINGTON POST RÖPORTAJI (26 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (18 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN İSVEÇ ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (14 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (14 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL URFA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (2 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BBC RÖPORTAJI (10 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN BOSNA TV RÖPORTAJI (3 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN ADIYAMAN ASU, KRAL KARADENİZ VE EKİN TV RÖPORTAJI (11 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (23 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BUĞRA AYAN TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN RÖPORTAJI (28 Şubat 2009)