Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)

  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
SUNUCU: İyi akşamlar sayın seyirciler. Tempo ve Kral Karadeniz’de ortaklaşa yayınlanan “Adnan Oktar’la başbaşa” programıyla karşınızdayız. evet değerli konuklarımız başta Sayın Adnan Oktar, Sayın Doktor Oktar Babuna ve Sayın Doktor Cihat Gündoğdu. Hoşgeldiniz efendim. 
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. 
SUNUCU: Nasılsınız?  
ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim. Sizleri de böyle güzel, sağlıklı görüyoruz daha iyi oluyoruz, inşaAllah. 
SUNUCU: Çok teşekkür ederiz efendim. 
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. 
SUNUCU: Evet hemen bir kısa da bir hatırlatma yapmak istiyorum. Aynı zamanda Marmara ve Ege bölgelerimizde de dinlenmekte olan Mavi Karadeniz radyosundan 106.4 frekansından bizleri dinleyebilir izleyicilerimiz. Evet. Yine bir sürü konumuz var, bir sürü sorularımız var efendim. Nasıl başlayalım, nasıl uygun görürsünüz?  
ADNAN OKTAR: Benim haddim değil ama...
OKTAR BABUNA: Estağfirullah. 
SUNUCU: Estağfirullah. 
ADNAN OKTAR: Sürü denilince topluluk akla geliyor, onun için birçok diyeceğiz. Dini konular olduğu için, dini konuları tenzih ediyoruz. Birçok inşaAllah. 
SUNUCU: Birçok inşaAllah. 
ADNAN OKTAR: Biraz sohbet edelim. Doktor hocam ne diyorsunuz?  
CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfirullah nasıl uygun görürseniz. 
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Ne diyorsun doktorum? 
OKTAR BABUNA: Nasıl uygun görürseniz hocam inşaAllah. 
ADNAN OKTAR: Şimdi gelmeden önce, Yiğit Bulut Habertürk’te bir programı vardı, onu seyrediyordum. Bu sevimli Mine Kırıkkanat yine ortaya çıkmış, orada sevimli sevimli konuşuyor. Kadın zeki olduğu için hoşuma gidiyor yani sempatik geliyor bana. Yani fikirlerine katılmıyorum ama insan olarak hakikaten yani işin doğrusu seviyorum, sempatik buluyorum. Yiğit Bulut sordu benimle ilgili, “Ne diyorsun?” işte darwinizm ile ilgili geçen konuşmalardan atıfta bulundu. O da şöyle bir konuşma yaptı. Diyor ki “darwinistlere hep komünist derler” diyor. “Halbuki bu çok yanlıştır” diyor. “Birçok sağcı darwinisttir aslında” diyor. Doğru söylüyor, mason birçok sağcı darwinist. Efendim mesela her devrin adamı aslında gizli bir darwinisttir. Efendim mesela baron sağcı bilinir ama gizli bir darwinisttir. Efendim, işte say say bitmez. Onların yağcıları mesela baronun emrinde çalışan o sağcı gazeteci de mesela darwinisttir, koyu darwinisttir. Ve sapkın bir din inancına sahiptir yani İslamiyet ile ilgili sapkın bir inanca sahiptir. Yani çok garip inançları vardır. Fakat bu adamlar gerçeğinde komünist olmak isteyip çıkarlarından dolayı komünist olamayan zevattır. Yani çünkü komünist oldun mu kapitalizmin imkanlarından istifade edemiyorlar. Yani evin önüne Lamborghini  araba veya Jaguar araba çekse, “ne biçim komünistsin” derler. Lüks evde oturamaz, faaliyet yapması gerekir. İşin doğrusu yani komünistlik yani sosyal yönüyle, -ahlaki yönüyle değil, ahlaki yönüyle berbat-, bu tiplerden çok daha özverili, daha cesur, daha samimi, daha yiğit bir yapılanmadır. Yani böyle, korkak, ürkek, çıkarcı, sinsi olan bir kısım sağcılar gibi değillerdir komünistler. Dobradır, açık açık fikrini söyler. İcap ederse kendi fikri için her türlü fedakarlığa girer, hapse de girer her şeyi yaparlar. Bu yönüyle üstün ahlak göstertirler. Yani üstündür bu yönüyle. Ama ahlaki yönüyle tabi yani Kuran ahlakına göre, o yönüyle çok kötü yönleri var tabii. Mesela aileyi kabul etmiyorlar. Namus anlayışını yani din anlamındaki namus anlayışını kabul etmezler. Bu çok korkunç tabii. Ama Mine hanım tabii burada taktiğimsi bir üslup kullanmış oluyor, burada biraz samimi değil. Şu bakımdan samimi değil. Bir kere darwinist olan bir insan dialektik düşünceyi savunuyor. Yani dialektik düşünceyi savunan bir insan tarihin dialektiğini de, doğanın diyalektiğini de savunmuş oluyor. Ve canlıların diyalektiğini zaten savunuyor darwinizm biliyorsunuz. Yani bir felsefenin ortasını savunup da başını ve sonunu savunmamak mümkün değildir.  Sen canlılığın dialektiğini savunuyorsan, doğanın diyalektiğini de savunuyorsun demektir,  tarihin diyalektiğini de savunuyorsun demektir. Tarihin diyalektiğini savundu muydu, bir insanın marksist olmaması mümkün değildir. Yani mutlaka marksist olur. Marksist eşittir komünist. Komünist de leninist olmak durumundadır. Yani mutlaka leninist olmak durumundadır. Leninist olunca da mecburen terörist olmak durumundadır. Yani leninizmin kökeninde terör vardır. Yani Lenin bunu pratikte de uygulamış, kitaplarında da yazmış ve tavsiye etmiştir. Yani polisleri öldürün diyor, devlete saldırın, bankaları soyun, sabotaj yapın. Her türlü saldırıyı yapın diyor. Onun için PKK bu saldırıyı yapıyor yani Leninist görüşün etkisiyle bunu yapıyor. Önce bir darwinist oluyor, darwinist olunca doğanın diyalektiğini de kabul ediyor, tarihin diyalektiğini de kabul ediyor,”bilimsel bir teori var ortada arkadaş” diyor. Yani bir safsata var ortada, darwinist bir safsata var, başına sonuna safsatayı koydun mu, sahte bir bilimsel görüş ortaya konuyor ve bu kafayla 350 milyon insanı katlettiler. Ki bu deccaliyettir işte. Şimdi Mine hanım orada bir yanılma diyelim, yani yanılma içerisinde güya beni cevaplandırıyor ama böyle bir cevap olmaz. Yani akılcı ve mantıklı bir cevap vermedi.  Samimi olmayan bir cevap vermiş oldu. Mesela kendisi benim gördüğüm kadarıyla sol görüşe sahip. Mesela bu açık. Sağcı olanlar rahat yaşamak isteyen insanlar, yani o anlam darwinist sağcı olmak isteyenler. Mesela malum şahıslar işte saydığımız şahıslar bunun için bu konuyu araştıranlar açık açık bu konuyu öğrenmek istiyorlarsa bizim sitemize bir ziyarette bulunsunlar; www.harunyahya.orgwww.harunyahya.com  ve www.harunyahya.net sitelerini ziyarette bulunsunlar, bütün açıklığıyla bu gerçekleri görürler, inşaAllah. Evet. 
SUNUCU: Evet, bu arada tabii programda hani sizinle ilgili görüşleri sorulduğu için Mine hanıma size de bir cevap hakkı da doğmuş oldu. Sizinle herhangi bir irtibata geçildi mi bu konuda? 
ADNAN OKTAR: Yiğit Bulut ilk bizi çıkardığında, muazzam bir panik meydana geldi. “Ne yaptın sen?” dediler. Oldu bir kere yani. Yani tek vuruşta olay bitti. Şimdi bizim ikinci kere çıkmamız zaten olayı değiştirmez. Yani Mine hanımı da çıkartmasının nedeni Yiğit Bulut’un bir ihtimal yani “sana da cevap hakkı veriyoruz” mantığıyla hareket ediyor, ki normal yani yapabilir bunu. Çirkin bir şey değil. Çünkü o çok heyecanlı bir telefon konuşması yapmıştı biliyorsunuz. Sizin kravat iğnelerine kadar sizi bir nizama sokmaya çalıştı. Yani böyle bir disiplin anlayışı, böyle bir tahakküm anlayışı da ona yakışmıyor. Daha liberal, daha özgürlükçü olması lazım. Ayrıca da kravat iğnesi o yükseklikte tutulur yani ne yukarıya olur, yani kravatın dibine kravat iğnesi olmaz.  
SUNUCU: Hayır, kravat iğnesiyle fikrin ne alakası var? 
ADNAN OKTAR: Hayır bir kere yani şaka yapıyor güya ama şakanın içinde biraz da gerçek de var. Ama kravat iğnesinin yeri, makul bir yeri vardır. Yani üste koyarsan çok acayip bir şey olur. Alta koyarsan o da acayip bir şey olur. Dolayısıyla sözü geçerli değil. Yani mantıklı bir konuşma yapmadı. Ama doğrusunu söyleyeyim, mesela baktım görüntüsüne sevimli hakikaten, çok sempatik bir şey. Böyle nüktedan, konuşkan çünkü ben canlı kadınları çok severim yani böyle aktif, canlı, kişilikli, karakterli yani mesela tuttuğunu koparan yani pısırık bir kadın iyi değil. Yani doğru bir kişilik göstertmemiş olur. Ama tabii yırtıcı olması da doğru değil. Sert konuşmak, rencide etmek de yakışmaz ama mesela nüktedan olması, akıcı konuşması, hazırcevap olması, kendine dikkat etmesi mesela bunlar güzel. Yani bunlar hoş şeyler. Ama umulur ki şu sinirli yapısını atar, çok gergin, acayip sinirli. Yani patlayacak bomba gibi böyle. Ya etrafındaki insanlar onu huzursuz ediyor, yani çünkü hiç mutlu değil. Hiç mi mutlu olduğun bir anın yok? Yani hiç sevgiyi yaşadığın anın yok mu? Ki olamaz çünkü görüşlerinden dolayı olamıyor. Dünyaya bakış açısından dolayı olamıyor. Bir de etrafındaki bazı insanlar herhalde onu çok sıkıyorlar. Sürekli gergin, her an kavgaya hazır, her an. Yani mücadeleye hazır bir görünümü var. Bu da tabii biraz tabii güzel değil, bir kadın için o kadar estetik durmuyor. Zekiliğini beğeniyorum ama gerginliğini beğenmiyorum. Yani o hoş bir şey değil. Daha halim, daha selim, değil mi, daha munis olması gerekir, daha hoşgörülü, ılımlı bir üslubu olması gerekir. Kendince bazı espriler falan da yapıyor, tabii olabilir, ona bir şey demiyorum da. Ama yani bu sağcılıkla bağlantı kurması, darwinizmi masum göstertmeye kalkması doğru bir hareket değil. Darwinizm çünkü 350 milyon insanın katline sebep olmuş, terörün, anarşinin, kanın fitnenin, korkunun ve dehşetin kaynağıdır ve deccaliyetin kaynağıdır. ”Sağcılar da yapıyor, dindarlar da yapıyor”, kardeşim onlar bir kısmı ayarlanmış adamlar. Kardeşim onların bir kısmı ayarlanmış adamlar. İnceden bazı masonik odaklarca beslenmiş, korunmuş, kollanmış. Ona bakılırsa dindar hocalar da görüyoruz, darwinizmi cayır cayır savunuyor adamlar. Yani bu onların doğru yolda olduğunu mu gösterir ya da darwinizmin doğru yolda olduğunu mu gösterir? Sapkın bir görüşü birisi savunuyorsa, o meşruiyet kazanmaz. Onun için dere otlu, maydonozlu bir konuşmalar birşeyler anlatıyordu ama hiç inandırıcı değil. Mutlaka cevabını veririm. Yanlış hesap mutlaka Bağdat’tan döner.
SUNUCU: İnşaAllah. Evet sorularımıza geçelim mi, ne dersiniz? Bir izleyicimiz demişlerki, “Hocam siz de hatırlarsınız, çok yakın bir zamanda devlet birimleri resmi olarak uyarılmıştı, televole kültürüyle gençlerin yetiştirilmesinin büyük bir tehlike oluşturduğu belirtilmişti. Gerçekten de televole kültürü içinde fırsatçılık, uyanıklık, maceraperestlik, gününü gün eden ama yarınını düşünmeyen, zora talip olmayıp sadece eğlenceyi arayan, yüksek idealleri olmayan bir gençlik yetişiyor. Hocam siz bu konuda neler söylemek istersiniz?”
ADNAN OKTAR: Böyle televoleci tipleri... Ne diyorlar onlara, ideal tip olarak göstermeye birşey diyorlar?
SUNUCU: İkon?
ADNAN OKTAR: Evet ikon. İkoncan mı ciğer mi öyle birşey.
OKTAR BABUNA: İdol diyorlar ama idol de put anlamına geliyor aynı zamanda.
SUNUCU: Magazinde geçen ismi de ikon.
OKTAR BABUNA: Evet ikon diyorlar doğru.
ADNAN OKTAR: O da mı öyle bir anlama geliyor?
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet o da put anlamına geliyor.
ADNAN OKTAR: Put anlamına mı geliyor? Biz o zaman hiçbirini kullanmayalım onların. Bir kere böyle tipleri sanki ideal insanmış gibi ortaya çıkarmak, gençliği o mantığa doğru çekmek çok büyük hata. Bakıyoruz bu adamlarda bir üreticilik yok, yani yeni birşey meydana getirmiyor, topluma bir katkısı yok bunların. Yani ne sosyal ne kültürel hiçbir katkısı yok, bilakis muazzam zarar veriyorlar. Bakıyoruz fırsatçılığı, bedavadan birşeyler kazanmayı bir hayat şekli olarak sunuyorlar. Bu da çok kötü. Emek vermeden, tüketici olmak. Boş işlerle insanların uğraşmasını sağlamak mesela. İnsanların ruhlarını boşaltmak, yüksek ideallerini kırmak. Mesela vatan sevgisi, din, millet sevgisi gibi yüce ideallerin zayıflamasını sağlamak veyahut tamamen yok olmasını sağlamak. Çünkü böyle programlarda biz böyle bir yapıyı hiçbir şekilde görmüyoruz. Bilakis laubali, böyle sıradan, avami, gününü gün eden, eğlenceci bir yapı görüyoruz. Bununla ilgili hakikaten devletin mühim bir birimi hükümeti uyarmıştı. Bu millet için çok büyük bir tehlike. Uzun vadede milletin manevi değerlerini, manevi güçlerini kırıp, milletin ruhunu boşaltacak bir sistem bu. Buna karşı tedbir alınsın diye rapor sundu hükümete. Ki böyle bir birim rapor sunmasa dahi olay çok açıktır, çok sarihtir. Biz bunu yıllardan beri söylüyoruz. En az 10 yıldan beri anlattığım, 20 yıldan beri anlattığım bir konu. Bunu makbul bir konuymuş gibi ortaya getirmemeleri gerekiyor. Bunun anormalliği, gençliğe verdiği zarar, boşvermişlik, ucuzculuk, bedavacılık, köşe dönmecilik, kurnazlık kafası hiç eğlenceli değil ve çok kötü, çok sıkıcı. Böyle eğitilen milletleri dış devletler çok rahat bazı devletler ele geçirebiliyorlar. Manevi gücü kırılıyor böyle insanların. Bu çok büyük bir tehlikedir. Buna karşı tedbir alınması gerekir. Ben bunu burada ayrıca belirteyim. Kardeşimiz ayrıca çok güzel bir soru sormuş. Ben de onu işte kısmen açıklamış oldum.
SUNUCU: Belki de bu tür programlar veya bu tarz hareketler bilinçli olarak da yapılıyor diye de düşünüyorum. Çünkü bir suni gündem yaratılıyor. Hani o arada işte gündem kriz veya daha başka birşey ise, o gündemin üstü bir şekilde örtülüp halk bir şekilde oyalanıyor diye de geliyor. Sanki o tarafı da var sanki, başka bir yöne yönlendirme gibi birşey.
ADNAN OKTAR: Yani gününü gün eden adam mantığını geliştirmeye çalışıyorlar. İşte bir gün eğlence, öbür gün mesela uçak diyor kaçıyordu diyor birden ben pilota telefon ettim arıza var dedim, bir anda uçak durdu, abili mabili konuşmalar böyle. Uçak abi benim için yarım saat bekledi. Bir anda atladım uçağa. Heyecandan da ağzı açık böyle. Ona derya muhabbeti mi diyorlar? Böyle münasebetsiz bir üslupla konuşuyorlar ve onu heyecanla dinliyorlar. İdeal olarak oluyor. Ben de bir kurnazlık yapsam, ben de bir oyun oynasam. İşte uçağın biletini bedavaya getirsem, yemeği bedavaya getirsem. İşte günümü gün etsem. Yani oyun oynasa böyle, taktikler, oyunlar, kurnazlıklar. Bunlar çok çirkin. Yani insan ruhunun asaletini ve soyluluğunu yok eden böyle soylu fikirleri yok eden, kaliteli insan anlayışını ortadan kaldıran, böyle kumarbaz, mücadeleci ruhu kıran kırana olan ruhu atan bir sistem oluyor bu. Ki vahşi kapitalizmin bir koludur bu. Bir yöntemidir. Onun için böyle şeyleri takdir etmek değil, zaman zaman köşe yazarlarının, akil insanların bu konuda uyarılarını dile getirmeleri gerekir. Halkı uyarmaları lazım.
SUNUCU: Evet Fenerbahçe’den bir başka izleyicimiz demişler ki. “Ermenistan takımı ülkemize geldi ve yakında da Türkiye-Ermenistan arasında maç olacak. Siz bu maç hakkında ne düşünüyorsunuz? Maçta nasıl bir tutum takınılması gerekir?” Evet biliyorsunuz Cumartesi günü Cenevre’de bir küçük çapta bir kriz atlatıldı, neyse tatlıya bağlandı falan ama bugün de Ermenistan takımı Bursa’ya geldi. 14’ünde yanılmıyorsam Çarşamba günü Bursa’da bir maç olacak Milli Takımımızla. İki tarafın Cumhurbaşkanı da yer alacak maçta. Tabi bu güzel birşey olarak görülüyor ama. Neler söyleyeceksiniz?
ADNAN OKTAR: Ermenistan’la birleşme konusunu ben iki yıl önce söylemiştim. Nasılmış, doğru muymuş? Doğruymuş evet. Şimdi Suriye sırada. Orayla da aynı şey olacak. Irak sırada. Mısır, Kuveyt, Ürdün. Ürdün de sırada. Azerbaycan da sırada. Hepsiyle birleşeceğiz. Ama bu vakit alacak ama hepsi olacak. Yalnız bu birleşmede, birleştirici güç, Allah aşkından kaynaklanan sevgidir. Böyle gözü dönmüş sevgisiz, insaniyetten uzak tipleri çıkarıyorlar bazı televizyonlara, ne diyorsunuz... Adamın kalbi zaten nefretle dolu. Niye istesin bizim Ermenistan’la birleşmemizi? Adam anasından, babasından nefret ediyor, kendinden nefret ediyor. Ermeni dedi mi onun nevri döner zaten, Rum dedi mi nevri döner. Musevi diyorsun, nevri dönüyor. Alevi diyorsun, nevri dönüyor. Müslüman diyorsun, nevri dönüyor. Nevrinin dönmediği hiç birşey yok ki. Kapıcıya da saldırıyor, bakkala da saldırıyor. Yani öfke küpüne dönmüş, adam nefret küpü olmuş artık. Bu adama soruyorlar “Ne diyorsun Ermenistan-Türkiye..” Tabi ki karşı gelecek adam. Bunlara sorulur mu? Başka soracak adam bulamadınız mı? Yani ne kadar mantıksız şeyler oluyor yani. Kalbi böyle vatan sevgisiyle dolu, Allah aşkıyla dolu insanlara sorsanıza. Bunların geri plandaki, gerçek mimarlarına sorsanıza. Bunun altyapısını hazırlayanlara bunu sorsanıza siz. Hiçbir emeği geçmeyen, sadece baş belası olan tiplere gidip soruyorlar. “Ne diyorsunuz?” Ne diyecek adam, tabi ki nefretle ağzından adeta öfke yağacaktır adamın, istemeyecektir. Ama bütün bunlara rağmen, Ermenistan’la Türkiye birleşecektir. Bir avuç insan onlar. Onlar bizim canımız ciğerimiz. Küçücük bir vatan edinmişler kendilerine. Açacağız kapılarını rahatlayacaklar o kadar. Tir tir titriyorlar ne olacak diye. Yahu kardeşim, bir avuç insan, bir avuç toprak. Bizden çalınmış insanlar bunlar, bizim kardeşimiz bunlar ve millet-i sadıka. Tertemiz insanlardı bunlar. Yine öyleler. İlla düşmanlık olacak. İlla kavga olacak. Herşeyin bir nezaketi vardır. Yani adam seninle dost olduktan sonra, Dağlık Karabağ’da adamın ne işi var? Laçin koridorunu niye açmasın? Ama şimdi sevgiyle yaklaşılması lazım. Şimdi adamlar yaklaşırken, “Çıkın Dağlık Karabağ’dan. Laçin koridorunu da verin. Biz de sizden nefret ediyoruz. Ama işte lanet olsun, geliyorsanız gelin.” mantığıyla olur mu öyle şey? Ne kadar ayıp, ne kadar çirkin. Dersin ki, “Biz sizi çok seviyoruz. Gelin kardeşim misafirimizsiniz bizim.” Laçin koridorunu yani adam bilmez mi onu? Adam niye kapatsın. Zaten seninle niye birleşmek istiyor? Yani Laçin koridorunu açmayacaksa, Türkiye koridorunu niçin açsın adam? Türkiye’yle kapısını açıyor adam, Laçin koridorunu açmaz mı? Zaten ne kalıyor ki geriye yani? Türkiye ile birleşiyorsa adam, Azerbaycan’la niye birleşmesin? Onun için böyle kışkırtıcı tiplere, öfkeli tiplere bunları sormak da bir oyun gibi geliyor bana. Mesela geçenlerde Azerbaycan’dan böyle ağzından ateş saçan tipleri alıp getirdiler. İşte şiddetle karşılar. Kardeşim sizin kafanızdan dolayı, mantığınızdan dolayı, binlerce Azeri şehit edildi mi orada? Edildi. Koskoca Dağlık Karabağ’ı verdiniz mi? Verdiniz. Sonra da baktınız mı böyle ağzı açık? Baktınız. Sizin yaptığınız, bozduğunuz sistemi biz düzeltmeye çalışıyoruz. Zaten yani oranın ırkçıları bunu yaptı. Oranın da böyle iddia edilen ergenekon örgütü tipleri var. Buradakinin aynı onlarda, kan dökmekten zevk alan tipler. Oranın da yarasaları var, buranın da yarasaları var. Kan istiyor adamlar sürekli. Kan isteyenlerin işine gelmiyor, bazı kişiler açısından söylüyorum bunu. Bazıları cahilliğinden söylüyor, bilgisizliğinden söylüyor. Bu konular salt sevgiyle hallolur. Böyle egoistlikle, bencillikle, bakkal hesabıyla olmaz bunlar. Bir de bu kemik olayının üstünde durulmasını tamamen kaldırmak lazım. Daha halen bu konunun üstünde duruyorlar. Ya bu konu hiç ağza alınmasın dedik. Cumhurbaşkanımız da maşaAllah öyle birşey söyledi. O anlama gelen, geçmişi tamamen silelim gibisinden birşey söyledi. Doğrusu budur. Bakın 2 yıldan beri söylediğim konu bu. Bu konunun tamamen kapatılması lazım. Hiç ağza alınmaz mesela bakın geçmişte bir insan sevdiği insanla kavga etmiş olsa bile insan onu utanır aklına getirmeye, hatırlatmaya da utanır. Ayıptır bunlar. Yani konu kapanmış bitmiş yani. Bunun hesabı yapılırsa, biz kıyamete kadar dost olamayız. Eğer bu kafayla gidilirse. Ve hiç kimseyle dost olamayız ayrıca bir tek onlarla da değil. Yani muazzam bir nefret ruhu kaplar. Cenab-ı Allah ne diyor; “Affı tut, iyiliği emret, kötülükten de yüz çevir”. Cenab-ı Allah’ın emri bu. Her yerde Allah affı söylüyor. Biz de affediyoruz, konu kapandı, bu kadar. Onun için bunu kışkırtmaya çalışanlarla bu şekilde olaya yaklaşmak doğru olmaz. Ama her ne olursa olsun olay güzel gelişecek. Şimdi maçta da bakın Diyarbakırspor’la yapılan maçta geçenlerde çok rahatsız edici olaylar oldu, çok ayıp yaptılar, çok çok ayıp yaptılar. Diyarbakır çaka çaka delikanlı doludur, yiğit, aslan doludur. Tertemiz insanlar Diyarbakırlılar ve öz be öz bizim kardeşlerimiz değil mi? Orada Kürt de var, Laz da var, hepsi var, Arap da var. Hepsi bizim canımız, hepsi Türk onların. Hepsini birden PKK’lı iddia eden bir üslup, ne kadar ayıp. Özür dilesinler dedim, Allah razı olsun hemen ertesi gün özür dilediler. Yani o güzel oldu. Ama başından buna tedbir alınması lazım. Flamalar hazırlansın, Diyarbakırspor bizim canımızdır, kardeşimizdir, kanımızdır, ruhumuzdur. Centilmence bir karşılaşma olacak. Önceden asın pankartları, o dilleri o susturur. Psikolojik olarak onları rahatlatır. Yani bu çok kolay birşey. Aman sakın, şimdi bu Ermeni futbolcular buraya geldiklerinde onlara da çok sevecen, sevgi dolu davranılması gerekir. Bize emanet, misafir olarak gelmiş insanlar. Aman Allah’ım aman Allah’ım! Çok çok kötü olur aksi. Tek bir kelime bile çok kötü olur, çok çok ayıp olur. Yani rencide etmek yakışmaz. Bizim milletimiz asil, misafirperver, sevgi dolu, şefkatli, merhametli… Ve bizim misafirperverliğimiz dünya çapında ünlüdür. Sakın bize halel getirtecek tavır içerisinde hiç kimse bulunmasın. Bu konuda özellikle istirham ediyorum, rica ediyorum oradaki kardeşlerimizden. Titizlik göstermelerini inşaAllah.
SUNUCU: Bugün Yenişehir Havaalanı’nda çiçeklerle karşılanmışlar. Nasıl hoşlarına gitmiş, çok memnun kalmışlar falan. Ama aynı zamanda da kaldıkları otelin dışında resmen polis kuvvetlerimizden bir etten duvar vardı. Biz misafirperver bir milletiz, lütfen yanlış da aksettirilmesin. Spor müsabakası sonuçta bu. Çok da memnunuz ayrıca da geldikleri için. Evet, Konya’dan bir izleyicimizin sorusu var demişler ki; “Sayın Hocam, hukukla ilgili konuşmalarınızı dinlerken bir soru aklıma takıldı. Eskiden doksan klasör olan dava dosyanızı Yargıtay savcısı nasıl birkaç saat içinde inceleyip hüküm için karar verilmesini istemiş olabilir?” Evet, bu soru herkesin aklındaki soru.
ADNAN OKTAR: Aslında bizim davamızla ilgili bizim merak ettiğimiz konular o kadar çok ki; bir tane iki tane on tane değil. İnşaAllah ileriki tarihlerde daha iyi anlayacağız ne olduğunu. MaşaAllah böyle yetenekli savcımız varsa tebrik ediyorum, Allah selamet versin. Bazı insanlar bir yılda okur, bazısı bir buçuk saatte okuyabiliyor demek ki. Bir yetenek meselesi bu maşaAllah tebrik ediyorum. Bir anda ceza verilmesine karar vermesi de olağanüstü bir yetenek olarak görüyorum. Olabilir, bir insanda öyle bir güç olamaz mı yani? Olur.
SUNUCU: Biraz aslında o dava sürecine de ilişkin izleyicilerimizi de aydınlatmak adına sizden bilgi almak istiyorum. O sürece ilişkin çok değişik durumlar da var. Zaman zaman programımızda konuşuyoruz. Mesela Yargıtay’ın bozmasını oluşturabilecek bir sürü durum var. Mesela bu durumlara biraz değinebilir miyiz sizin davanıza ilişkin?
ADNAN OKTAR: Şimdi onlar yanımda mı bilmiyorum da şöyle; yaklaşık 60 husus var. Fakat ilk planda, mesela ilk 20’si Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun içtihatlarına tam uygun. Çünkü bazı durumlar var onlarla tam mutabık, yani onların bozma gerekçeleriyle tam mutabık ama takdir tabii yüce mahkemenindir. Biz ona bir şey demiyoruz. Var mı yanında onlar ile ilgili açıklama?
OKTAR BABUNA: Var. Hukuksuzluklar mı?
ADNAN OKTAR: Hukuksuzluk olup olmadığına mahkeme karar verir biz bilmiyoruz. Ama hayır ben içtihat olarak diyorum.
SUNUCU: Benim hatırladığım kadarıyla diğer programlardan daha önce başka bir mahkemede görülüyordu dava şimdi sanıyorum başka bir mahkemeye intikal etti. Bu durum da bir bozma nedeni değil midir? Tam bilmiyorum ama…
ADNAN OKTAR: Şimdi şöyle; DGM’de görüldü dava, DGM’den bozmayla Ağır Ceza’ya sevk edildi. Şimdi 4422 ile 220 arasında çok büyük fark var. Mahkemenin son anına kadar biz hangi maddeden yargılandığımızı bilmiyorduk. Sorduk söylemedi mahkeme, sorduk söylemedi. Son anda söyledi, söyleyince bizim o maddeye göre yeniden savunma yapmamız gerekiyor yani kanunen. Bu savunma hakkımız verilmedi, takdir yüce mahkemenin. Ama Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına göre bu bozma nedenidir; bu bir. Ayrıca yeni bir maddeye geçildiği için hangi maddeden yargılanmamız gerektiğinin söylenmesi gerekiyordu son anda söylendi. Son anda söylenince ek savunma verilmesi gerekiyordu bu verilmedi, sanıklara sonsöz verilmedi. Bu da Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına göre bozma nedenidir.
OKTAR BABUNA: Ben bir tanesini buldum.
ADNAN OKTAR: Evet, evet…
SUNUCU: Bir de avukat değişikliği var sanıyorum değil mi? Dava sürecinde bir avukat değişikliği var…
ADNAN OKTAR: Evet, evet güzel bak maşaAllah bak senin aklın çok güzel bu akşam. Avukatlar istifa ettiler, baktılar dedikleri olmuyor ki takdir yüce mahkemenin, ne dedilerse aşağı yukarı kabul etmedi mahkeme. O zaman biz istifa ediyoruz dediler, istifa edince biz avukatsız kaldık. Yeniden avukat tutulması gerekiyordu bize, yani devletin bize avukat tayin etmesi gerekiyordu. Avukatsız olarak karar verilmiş oldu. Bu da Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre bir bozma nedenidir. Böyle 60’a yakın yani…
CİHAT GÜNDOĞDU: Bir kişinin de yargılanması unutuldu.
ADNAN OKTAR: Bir kişinin mesela yargılanması unutuldu, bu da Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre bozma nedenidir.
OKTAR BABUNA: Gerekçe gösterilmeden asgari haddin üzerinde ceza verilmesi.
ADNAN OKTAR: Evet mesela 2 yıl normalde bana verilecek ceza, 3 yıl verdi. Ben onların nurlu ellerinden öperim. Helal olsun isterlerse 5-6 yıl versinler.
SUNUCU: Son bir yıl açıklanmadı ama değil mi?
ADNAN OKTAR: Ama nedenini bilsem daha güzel olmaz mıydı? İnsan düşünüyor. Ama ben düşünmekten de vazgeçtim. Yani onu da onların takdirine bırakıyorum. Ama Yargıtay Ceza Genel Kurulu bunu da bozma nedeni kabul ediyor. Yani bunların tek tek açıklanmasını istiyor Yargıtay Ceza Genel Kurulu. Yani neden yaptı bu şahıslar, tek tek bunu söylemeniz gerekir diyor. Ama takdir mahkemenin ve yüce mahkemeye de saygımız var, mahkememize de saygımız var. Fakat gerekçe gösterilmeden yani şahısların… Şahıs şahıs gerekçe gösterilmesi gerekiyordu; şahıs şahıs gerekçe gösterilmeden böyle bir karar verilmesi bozma nedeni Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre.
OKTAR BABUNA: CMK 148’e göre emniyet ifadeleri geçersiz, işkence altında ve avukat bulunmadan alınması.
ADNAN OKTAR: Mahkemeye bir kere biz teklif ettik, dedik ki; bizim mahkememiz devam ediyor, güzel… Zamanaşımı tehlikesi var dedi, o an için öyle bir şey vardı. Biz dedik ki; sayın heyet hâkimi siz haklısınız fakat bizim bir işkenceden davamız var, 2000 yıl bu kişilere ceza isteniyor ve son aşamaya doğru gidiyor. Bir karar alalım dedik mahkemeden, bekletici mesele yapın dedik. Yani bu kararı bekleyin, mahkemenin kararını. Eğer işkence yapıldığına dair karar gelirse zaten mahkeme düşüyor. Ama aksineyse zaten gene devam eder mahkeme. Bekletici mesele yapılınca ne oluyor biliyor musunuz? Zaman donuyor. Yani zamanaşımı sorunu kalkıyor, zamanaşımı yok.
SUNUCU: Yani bekletilmesi zamanaşımından kurtarıyor.
ADNAN OKTAR: Yani sıfır, zaman sıfırlanıyor. İstediğin kadar bekletebilirsin hiçbir şey olmaz. Yani zamanaşımı etki etmiyor. Mahkeme de, sağolsunlar, varolsunlar, Allah ömürlerini uzun etsin, kabul etmedi.
SUNUCU: Peki, bir ayrıntı da yine programlarımızdan hatırladığım kadarıyla; işkence davasından, size işkence davasından şu anda sanık olan bir şahıs yine bu davada tanık pozisyonunda değil mi? Hakkında yargılanma işlemi olan bir şahıs. Peki, bu nasıl cereyan ediyor? Bu yasal bir durum mudur?
ADNAN OKTAR: Şimdi benim bildiğim böyle bir şey olmaması gerekiyor. 2000 yıl hapis cezası ile yargılanan kişilerden bir tanesinin eline ihbarcıların mektupları verilip, bu kişilerle ilgili emniyet fezlekesi hazırla denirse… Ve bu kişi şu an mecburen bir husumet içerisinde çünkü bizimle davalı. Bize karşı da açtığı davalar var. Biz de ona 2000 yıl istenen biz ceza davası açtık. Şimdi böyle bir konumda, bu açılan ikinci bu sahte ifadelerden şey yaptılar ya, bu gizli tanık… Orada fezlekeyi hazırlayan kişi… Neydi ismi ben unuttum.
CİHAT GÜNDOĞDU: Serdal Akça.
ADNAN OKTAR: Serdal Akça evet ona hazırlatıyorlar. O da döşenmiş sağ olsun eline sağlık. İşte beni çete lideri, çete, çete… Başında zaten çeteyle başlıyor sonu da çeteyle bitiyor. Herşeyi çeteye bağlamış. Ama çok vahim bir şey hazırlamış, vehamet böyle. Yani sayfalarca anlatmış çete, çete, çete, çete… Bir okusan elin ayağın şey olur yani tam bir çete şeyi vermiş. Bunu savcılığa verdiler de Savcılık tabii, defalarca da operasyon talebinde bulunmuşlar, operasyon yapmak istiyoruz gibisinden… Savcı anlamış tabii olayı bu anlaşılmayacak gibi değil. Biz de anlattık. Gizli tanıkların bir kere bütün ifadelerinin tamamını reddetti, hepsine beraat verdi ve mahkeme de onadı. Ama bu kadar kapsamlı çete iddiası olunca mecburen yani kanunen dava açılması gerekiyor. Kim olursa olsun. Haydi bakalım ifadeye buyurun. Hep beraber ifadeye buyurun. Yani böyle… Bu kaç defa oldu biliyor musunuz? 20 kere falan toplam. 1999’da itibaren istisnasız her yıl yani aşağı yukarı.
SUNUCU: Aynı konu üzerinden?
ADNAN OKTAR: Çete aşağı çete yukarı, bir daha dava açılıyor, takipsizlik alıyor. Ağır Ceza’da onanıyor. Takipsizliği alınca beraat etmiş oluyorsun. Bir daha açılıyor, bir daha takipsizlik, bir daha onanıyor. Önüne gelen; mesela bize bir avukat kızdı, çete davası açtı, başka bir avukat daha adam kızdı, çete davası açtı. Bir başkası kızdı, öfkelendi yine bir çete davası… Yani çok kolay, yanında çalışan birini şahit göstermiş, bir arkadaşını daha şahit göstermiş, üç beş kişi topladın mı bitti, bu kadar basit. Yani şu kadar falan bir kâğıt olacak yani o kadar, dosyaya koyuyorsun konu bitiyor.
SUNUCU: Gizli tanıkların ifadelerine dair de siz ilginç bir ifadede bulunmuştunuz benim dikkatimi çekmişti. Çete suçlamasına ilişkin bir çetenin oluşması için, suç sayılması için 8 madde varsa hepsi birer maddeyi söylüyor demiştiniz. Yani toplamında ortaya tüm suç maddeleri çıkıyor. Yani çok organize gibi, hiçbiri aynı şeyi söylemiyor diye özellikle belirtmiştiniz. Bunu biraz açar mısınız?
ADNAN OKTAR: Şimdi o kadar kurnazca hazırlamışlar ki. Şimdi çok sade bir üslupla ve mazlum bir ifadeyle konuşuyor ama tam çetenin bir maddesini araya sıkıştırmış. Tabii altını çiziyorlar o kısmın. Ama iki tane değil bak dikkat edin. Herkese bir tane, bir madde. A, B, C, D, E, F, G ise neyse artık sıradan baktın mı tamam. Bilen biri nasıl yapmaları gerektiğini anlatmış gibi görünüyor. Ki zaten konuştuk çocuklardan bir tanesi ile. Beni polis zorladı dedi. Polis zorladı diye açık açık söylüyor, aman sakın diyor. Bir tanesi de, o da çocuk o da dedi yani beni de o şekilde zorladılar dedi; o da korkuyor. Avukat Rezzan Aydınoğlu dedin mi çocuklar böyle titriyorlar adeta, korkuyorlar. Aman diyorlar aman. Aydın Doğan’ın avukatı biliyorsunuz, Fatih Altaylı’nın da avukatı. Muazzam çevresi var kadının. Birçok hukukçu profesör akrabası, hukukçu bir aile; Yargıtay, Danıştay hepsini tanıyor, herkesi tanıyor. Buradaki hâkimleri, herkesi tanıyor. Başka da var yani tanıdıkları. Bir de polis de devreye girince çocuklar ne derlerse şey yapmışlar. Şimdi o çocuk da diyor aynı şekilde bize baskı yaptı diyorlar ve korkuyorlar. Ve korkudan çocuklar ismimizi nasıl vereceğiz diyorlar, ne yapsak acaba diyorlar. Bakın çocukları nasıl harcıyorlar kendi çıkarları için. Yani Allah’tan korkun 200-300 kişi ile 150 kişi ile ilişkiye girdi ne demek bir genç kız için. Günlerce ilişkiye girdi ne demek? Yani ne kadar büyük bir aşağılama bu sırf amaçlarına ulaşmak için. Akla hayale gelmedik sözler ettirmişler ki toplumda sansasyon meydana getirsin diye. Yarın öbür gün Allah muhafaza bu çocukların ismi öğrenilse ve bu da gerçek gibi bunlar da saflığa getirseler ne olacak o çocukların hali?
SUNUCU: Rezillik. Bütün toplumdaki yerleri gidecek.
ADNAN OKTAR: Sadece kendi rahatlarına bakıyorlar bir kısım insanlar tabii. Yani acaba hapse girer mi? Ya kardeşim yani beni hapse soksan ne olur sokmasan ne olur ben dava adamıyım. Zaten ben hapsi göze almasam, ölümü göze almasam böyle bir davanın içine girer miyim ben? Aklı başında bir insan bunu düşünmez mi? Yani böyle bir dava… Ben masonlara meydan okuyorum, iddia edilen ergenekon örgütüne meydan okuyorum, komünistlere meydan okuyorum, faşistlere meydan okuyorum, darwinistlere meydan okuyorum, herkese meydan okuyorum. Bölücülere, PKK’ya… Ağzıma geleni söylüyorum. Ölümü göze almasam, şehit olmayı göze almasam, hapsi göze almasam ben bunları yapar mıyım?
SUNUCU: Size suikastlar da düzenlenmeye çalışılmıştı değil mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Defalarca, defalarca…Yani ben söylemiyorum, o kadar çok oluyor ki, mesela Habertürk’e röportaja gidecektik akşam suikast haberi geldi. Polis geniş önlem almıştı, Habertürk’ün kapısında, muazzam polis önlem aldı. Kapıda delik deşik edeceğiz bilmem ne falan dediler. Sıkıysa gelin bakalım nasıl oluyormuş yani öyle birşey. Benim kimseden korkum yok. Hapishaneden falan da ben çekinmem, tımarhanede de yattım, her yerde yattım. Yani ben bunu göze almasam, benim arkadaşlarım göze almasa ben böyle bir davaya girer miyim ben? Yani Resulullah (sav)’ın zamanında sahabeler şehitliği göze almasa girer miydiler? Öyle evde yan gelip yatarak Müslümanlık nerede öyle dava adamlığı? Öyle şey var mı? Tabi, yiğit adamın bir yatağı evinde, bir yatağı damda derler. Yani bu dava adamları için denilir bu genelde. Gerekirse o da olur.
SUNUCU: Yani bir de dava sürecinde birçok nokta var dikkat çeken ama mesela  daha henüz netleşmemiş, henüz daha yargılanma aşamasındayken bazı çevreler sanki sonucu bilir gibi açıklamalarda bulunuyorlar.
ADNAN OKTAR: Bakın kaç tane, bir tane de değil iki tane değil ki, önce Hürriyet teşhis etti. Sağolsun Aydın Baba’ya, yani Aydın Doğan’a. İki gün öncesinden kararın bozulduğunu açıkladı. Bir de yanmayla, yandı diyerekten böyle kapı gibi kapıdan yani ana sayfadan yayınladılar, birinci haber olarak göbekten böyle. Yanma ne demek?  Bir kere dava bozulacak bir, mahkeme ceza verecek iki, mahkemenin cezasını da Yargıtay onayacak üç, bir de katmerli bir ceza olacak anlamına geliyor. Çünkü normalde ben yattığım için iki yıl ceza almış olsaydım ben hiç yatmayacaktım, şimdi yatmam gerekiyor. Yani eğer ceza alırsak. Seve seve de yatarız, ellerine sağlık, mahkemeye de hiç birşey dediğim yok. inşaAllah. Bu kadar aşamayı siz nerden biliyorsunuz, bir. İkincisi Fatih Altaylı’nın ve Aydın Doğan’ın avukatı olan Rezzan Aydınoğlu New Humanist, ki ateist bir dergi, Avrupa’nın en büyük dergilerinden birisi, nereden buldun sen bu dergiyi? Ve Ekim ayında bana ceza verileceğini nereden biliyorsun? Ve açıklama yapıyor, hem tetkik hakiminde diyor, ya kardeşim bizim hiç haberimiz bile yok  yani, nezaketen sordurduk, tabi cevap yok. Zaten cevap veriliyor mu acaba gibisinden sorduk, cevabı yokmuş. Böyle şeyler gizli dediler, tamam elinize sağlık, Allah razı olsun, tamam. Halen şu an bilmiyoruz ama kadın diyor, Ekim’de tamamdır diyor. Bak çocuklardan birisi de diyor ki, bu yalancı şahitlik yaptırdıkları çocuklardan bir tanesi, ki ben şimdi zorla diyor bana onun yanında da konuşmuşlar,bak rahatlığa bakın. Çünkü çocuğun verdiği bütün bilgiler doğru çıktı şu ana kadar. Mesela şöyle bir haber çıkacak diyor, doğru çıkıyor. Şu olacak, haber çıkıyor, doğru çıkıyor. Bu davada da diyor, ikinci davada diyor sana hiçbirşey olmayacak demiş o gün. Altı- yedi kişi diyor, ceza alacaklar diyor, bakın. Daha dur, Bismillah, yani savcılık aşamasında. Savcılık aşamasında, bakın, burada kaç kişinin ceza alacağına varıncaya kadar adama önceden bilgi veriliyor. Ya bu nasıl birşeydir böyle? Tabi ben mahkemeleri tenzih ederim, fakat dedikleri doğru çıkıyor. Ben o yüzden şaşırıyorum. Yani ne diyorlarsa doğru çıkıyor. Fakat tabii her halükarda kaderde olan şeyler bunlar yani, Allah böyle takdir ediyor, hepsinde hayır var ve güzellik var. Biz Cenab-ı Allah’ın yarattığı kaderden rahatsız değiliz inşaAllah. Bilakis mutluyuz, sevinçliyiz çünkü böyle bir hareketlilik, canlılık olmasa ben daha önce de söylemiştim, secdeye kapanır Allah’a dua ederdim, tevbe ederdim ben Yarabbi günahım ne, hatam ne bilmiyorum bana ilham et derdim. Yani çok vahim birşeydir yani dava adamının birşeyle karşılaşmaması, zorlukla karşılaşmaması. Dava adamının başından bela eksik olmaz. Yağmur gibi yağar bela ve Allah’ın naçiz bir kuluyum ama velayet alametidir bela. Allah en sevdiği kuluna en çok belayı verir. Açın hadis kitaplarına bakın. En çok Peygamberlere ve velilere gelir ve haksız yere olması çok makbuldür. Haklı yere gelse mazaAllah, Allah vermesin. Haksızlığa uğramak çok güzeldir. Hz. Yusuf haksızlığa uğramıştır, diğer Peygamberler haksızlığa uğramıştır, Said Nursi haksızlığa uğramıştır. Mesela dün Habertürk’de Fatih Altaylı, efendim öbürü kimdi? Sakallı bir arkadaşı var  şöyle, neydi onun ismi?
SUNUCU: Murat Bardakçı.
ADNAN OKTAR: Murat Bardakçı, evet... Said Nursi’ye bu sefer projektörleri çevirmişler. Şimdi ilk sırada bendim, Cübbeli Ahmet’i önce bir göklere çıkardılar, Cübbeli Ahmet’i. Sonra benim üstüme bir atak, şimdi de Said Nursi’nin üzerine doğru bir atak, ikinci atak. Bakın, seçimlere dikkat edin. Mehdi’yi kim savunuyor, ben savunuyorum, Mehdi’yi kim savunuyor, Said Nursi savunuyor. Ne diyor Said Nursi, 1400’de Mehdi gelecek diyor, çok kapsamlı anlatıyor. Çıktılar, konuştular, baştan sona da seyretmedim de, fakat önemli olduğu için tabi mecburen yarısında seyretmek durumunda kaldım. Sonunda biraz not aldırdım, dinleyenlerden. Murat Bardakçı, mesela diyor ki benim dikkatimi çeken şu; ben diyor, Said Nursi’nin anlattıklarını anlayamıyorum diyor. Biz anlıyoruz, bayağı iyi anlıyoruz. Yani hem de şahane anlıyorum yani bayağı iyi anlıyorum. Ve çok da etkili oluyorum. Anlamıyorsa, bak ayet var; “Bilenlerden sorunuz” diyor Allah, Cenab-ı Allah. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” diyor. Osmanlıcayı ben çok iyi biliyorum diyor, Osmanlıcayı bilmek önemli değil ki, Arapça’yı su gibi bilen, fakat Kuran’dan hiç anlamayan, binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca Arap var. Hiç anlamıyorlar. Yani bu bir üstünlük değildir, Osmanlıca biliyor olmak. Anlamıyorsa, onu başka bir yerlerde araması lazım. Anlamadığı her hususu bana sorsun. Benim internetim belli, değil mi, www.harunyahya.org  adresine yazsın Murat Bardakçı hangi konuda merak ediyorsa, ben ona anı anına cevap vereyim. Hiç sorun değil yani, öyle bir konu değil. Gecenin üçünde bile yazsa  cevap veririz Allah’ın izniyle. Fakat Said Nursi biraz onları aşar yani, eğer başlangıçta olsa belki ama şu an Said Nursi, dünyaya damgayı vurmuş durumda. Yani Mehdi’nin öncüsüdür. Ve inayet altında bir insandır. Mesela bak çok vahim iddialarda bulundular, mesela bu çok ayıp, çok çirkin. Said Nursi’nin diyor cenazesini uçaktan, gökten attılar diyor. Nereden biliyorsun? Ben Said Nursi’nin mezarının nerde olduğunu ben biliyorum. Niye yalan söylüyorsunuz? Uçaktan atma diye birşey yok, böyle bir konu yok. Bu Said Nursi’ye öfke duyanların hayalinde olan birşeydir. Bu onlara hiç yakışmadı.
SUNUCU: Peki, uçaktan atmak bir insanın cenazesini, yani uçaktan atmak neyi ifade ediyor, neyi anlatmak istiyor?
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi bunun altında çok acayip olaylar yatıyor. Şimdi uçakla alan kim, asker. Asker, bir din adamını, bir alimi uçaktan kaldırıp atmış oluyor. Araziye, paramparça olacak şekilde. Ne aklınıza gelir burada?
SUNUCU: Mesaj başka, çok tehlikeli şeyler geliyor. Hiç telaffuz etmek istemiyorum.
ADNAN OKTAR: Bizim askerimiz çok adil ve aklı başında insanlardır, çok merhametli ve şefkatlidir. Bediüzzaman’ın vasiyetini yerine getirmişlerdir. Benim mezarım belli olmasın dedi Said Nursi Hazretleri. Bu vasiyeti kahraman ordu yerine getirmiştir. Bu kadar. Yahut devlet görevlileri, kimse oradaki görevliler. Mezarı nezaketle açılmıştır, tekbirlerle dualarla, kardeşi de oradaydı. Tutanak tutulmuştur, naaşında en ufak bir değişiklik yok, aylar sonra açıldığı halde, terütaze. Bakın mesela bu çok acayip birşey. Mis gibi böyle, gül kokarak tabuta konmuştur. Tabut gene bilirkişinin gözü önünde kapatılmıştır. Askeri uçağa yüklenmiştir, kardeşi de yanındadır. Söylemeyeceğim bir mahale indirilmiştir gece vakti. Tutanak tutarak mezar açılmıştır ve dualarla gömülmüştür oraya. Denize menize hiçbir yere atılmadı Said Nursi. Ayıp yapıyorlar. Ve ben biliyorum nerede olduğunu da. Ama Üstad’ın vasiyeti var, söylemeyin diyor, ben söylemem. Çünkü mezarımın nerede olduğu bilinmesin diyor. Yani söylenir sonra dünyanın bir numaralı şeyi haline gelir. Çok acayip bir kalabalık olur, istemiyor bunu Said Nursi Hazretleri. Hz. Ali gibi benim de mezarım belli olmasın diyor. Keremullahu Veche, Eshedullah, Allah’ın arslanı, onun da  mezarı belli değildir. Bu tip üsluplar ayıptır, ayıptır yani çok yanlış yapıyorlar. Ve bilmedikleri konuları söylemesinler. Orada bir asker, uçak geldiğinde boştu uçak diyor, hangi askermiş çıkarsın göstersin bize. Bunu demeyle olmaz. Bunu kimse diyemez. Derse ispat etsin, tutanak alınmış, imzalı, belgelidir bu. Defin de gene belgeli yapılmıştır. Bizim ordumuz son derece vicdanlı ve merhametlidir. Böyle garip, anormal şeylerin içine girmez. Bunun anlamı ne demek bu? Risale-i Nur’u anlayamıyormuş. Anlayamıyorsan, anlatırız sorun değil ki. Gel bize sor, anlatalım. Manay-ı Harfi ne demek diyor. Cümleler neden oluşur? Harften oluşur. Bunun anlaşılmayacak nesi var şunun? Yani Murat Bardakçı’yı o kadar tanımıyorum yani, işin doğrusu da bana karşı bir husumeti yok yani öyle bir üslubunu görmedim. Fakat Fatih Altaylı’nınki profesyonel yani MaşaAllah. Böyle işi gücü yok gibi böyle gece, gündüz, avukatı, o, 10 küsür yıldan beri böyle muntazam olarak benle bir uğraşma halinde ki, defalarca söylüyorum ne gördüm, ne bildim, tanımam bilmem etmem. Yani gazeteci bir insan. Olmasının da hiçbir mantığı da yok.  Yani solcu olması da beni hiç ilgilendirmez. Birçok solcu yazar var, hepsine ben saygı duyuyorum. Ona da bir insan olarak ona da saygı duyuyorum. Bu fikirlerinden dolayı, Said Nursi’ye bu sözlerinden dolayı da bir nefret duymam ben. Bilgisizliğine bağlarım. Ama mesela şu sözler, çok ayıp bunlar. Yani bir cenazenin arkasından böyle konuşulmaz. Vefat etmiş, değil mi yaşlı büyük bir alimin, bu kadar değerli bir alimin arkasından böyle konuşmak yakışık almaz. Evet...
SUNUCU: Fatih Altaylı ile ama sanıyorum bir dönem, onun da altını çizerek belirtelim, kendisine yazılı bir takım kağıtlar, mektuplar gitmiş ve onun arkasından bir yargılama süreci geçirilmiş. Ve ondan da beraat etmişsiniz.
ADNAN OKTAR: Şimdi iddia edilen ergenekon örgütünün böyle psikolojik bir savaş yaptığı, insanları birbirine nasıl düşürdüğü, şahıslar adına mektuplar yazdıklarını tutanaklarda, mahkeme tutanaklarında görüyoruz. Yani biz bunu yapacağız diyor, yani onların adına diyor oraya buraya mektup gönderin diyor, tutanak var mahkemede şu an. İddia edilen ergenekon örgütünün mahkemede tutanak var. Ve bu kişiler, içerde tutuklu olan, ve bize karşı mücadele yapan kişilerin de, bize karşı özel husumetleri ve nasıl mücadele ettiklerine dair yazılar da gene mahkeme tutanaklarında var. Kimin yaptığını tam tespit edememekle beraber, iddia edilen ergenekon örgütü, bizimle böyle kişilerin yani özellikle böyle bu konularda yetenekli kişilerin, stratejik kişilerin bize karşı husumeti olması için bir zemin hazırlamışlar. Onun adına iki üç tane mektup göndermişler. Birçok yere göndermişler. O bir anda böyle köpürdü, birşeyler yaptı bize dava açtı. Biz de şaşırdık. Bilirkişiye gitti, detaylı bir incelendi, tamamen uydurma olduğu, başkaları tarafından yapıldığı, tespit edildi. Bilirkişi tespit etti ve mahkemede biz beraat ettik. Ama buna rağmen vay siz bana nasıl bunu dersiniz gibisinden 10 yıldan beri geceli gündüzlü bir mücadele halinde. Avukatı da, Rezzan Aydınoğlu, muazzam bir gayret içerisinde. Şimdi kadının bağlantıları da garip. Yani çok acayip bir imkanı var. Yani böyle haber alması da değişik. Mesela bir yerden bir haber alması gerekiyorsa alabiliyor, mesela bizim haberimiz olmuyor. Mesela bak şu son olayda olduğu gibi birşeyler ifade ediyor ama sonrada da genellikle doğru çıkıyor ifadeleri. Yani şu ana kadar hep doğru çıktı dedikleri. Ama tabii Allah hidayet versin, Allah akıllarını açsın, kalplerindeki öfkeyi alsın. Normal, makul düşünmeyi, halim selim olmayı Allah nasip etsin. Ama Said Nursi’ye de böyle uslüp kullanılması, Fatih Altaylı Said Nursi’yi tanımaz bilmez. Hiç bilmez. Peki onun suçu ne? Ona niye böyle bir tavır takındınız peki? Bak sıradan gidiyorlar. Said Nursi bu hareketle büyümüştür şimdi. Ve her seferinde daha da kapsamlı anlatmamız gerektiğini görüyoruz Said Nursi’yi. Değerinin, ne kadar önemli olduğunu Allah bir kere daha bize göstertti.
SUNUCUTabi 2015 yılının Said Nursi yılı olmasıyla ilgili mesela çok güzel şeyler söylemiştiniz.
ADNAN OKTARTabi. Yani herhalde birileri rahatsız oldu. Çünkü; Said Nursi bu asrı tam anlamıyla tarif etmiştir ve onun fikirleri dünyayı çığ gibi sarıyor. Mesela ben de bir anlamda Nur talebesiyim. Yani Said Nursi’nin eserlerinden çok istifade eden bir insanım. Tabi motomot aynı çizgide değilim ben. Çünkü, o zaman ben böyle eserler yazamazdım  kitaplar da  yazamazdım yani sadece Risale-i Nur okurdum o kadar kalırdı. Ama Risale-i Nur Külliyatında Said Nursi diyor; iman hakikatlerini açıklayın, anlatın diyor. Ben ne yaptım? Var gücümle iman hakikatlerini anlattım. Mesela darwinizm ve materyalizmin en büyük tehlike ve deccaliyet olduğunu söylüyor. Bir numaralı hedef haline getirdim Mehdi öncüsü olarak. Ki Mehdi diyor yerle bir edecek diyor darwinizmi diyor. Birinci görevidir diyor.Yani hem iman hakikatlerini anlatacak, hem darwinizmi yerle bir edecektir diyor. Materyalizmi yerle bir edecek diyor ve ehli imanın da imanını muhafaza edecek. Yani onların imanlarına zarar gelmesini ortadan kaldıracak. Yani küfre karşı bir çelik set olacak diyor Said Nursi Mehdi için. Yani yenilmez bir güç olarak ortaya çıkacak diyor. Bilimle, sanatla etkili olacak diyor. Yani bilim ve sanatı etkili olarak kullanacak diyor. İttifak. Yani Müslümanları ittifaka davet edecek. Bölünmüşlüklerini ortadan kaldıracak. Aradaki husumetleri ortadan kaldıracak diyor Mehdi için. Hicri 1400’de zuhur edecek diyor. Hatta diyor yani ismini de veririm ama diyor. Yani o kadar detaylı biliyor, o kadar detaylı veriyor. Çok fazla sırrı vardır bende Said Nursi’nin. Benim anlayamadığım bölümler var ya? Sır dolu bölümler. Allah oraları onlara kafasına takmış. Yani o kısmı açsak nefesleri kesilir. Yani sırrın en yoğun olduğu yerlere takılmışlar. Şiirlerinde de öyle. Çok fazla sır vardır. Ebcedle o sırlar vardır. Kelimelerle sırlar vardır. Yani hayret edeceğiniz bir düzen vardır. Şiirlerin içerisinde. Ve birçok bilgi gizlenmiştir. Mesela Mehdi’nin nasıl faaliyet yapması gerektiğini Said Nursi çok detaylı anlatır. Mehdi’ye yazılmış bir mektup gibidir Risale-i Nur külliyatı. Zaten diyor “en iyi Mehdi anlar benim kitabımı” diyor. Mehdi ve talebeleri diyor. Onlara ait diyor asıl bu eser diyor. Bakın Nur talebeleri demiyor. Mehdi ve talebeleri diyor. Yani asıl sırrına vakıf olacaklar onlardır diyor. Net ifadesi var.Ve Risale-i Nur’u diyor hazır bir program olarak neşredecek diyor yani asıl onlardan istifade edecek diyor. Mehdi’ye diyor ki bir kere evlenme diyor, evlenme diyor bir. Siyasete girme diyor iki. İman hakikatlerini anlat diyor üç. Darwinizmi yık diyor dört. İstanbul’a gel diyor beş. Faaliyet yerin İstanbul’dur diyor. Ve metanetli ol diyor sana çok saldıracaklar diyor. Ondan değil yirmiden birine bile güven olmaz diyor. Bakın yirmiden birine güven olmaz. İhlas, sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip bir kısım talebelerin olacak diyor. Onlarla bu mücadeleyi yapacaksın diyor. Bakın doğum tarihini de veriyor Mehdi’nin. Yani net olarak doğum tarihini veriyor ve vazifeye başlayacağı tarihi de veriyor. Çok net yani Hicri 1400’ü ben detay vermeyeyim. Taa sonuna kadar gidiyor. Ve ayrıca yayınlanmamış mektupları da var Said Nursi Hazretlerinin bazı zevatta. Yani orada çok aleni anlatıyor. Çok net tabi çok sarihtir yani bunların yani bazı şahısların kafasının kaldırabileceği ağırlıkta değil o. Altında ezilirler Said Nursi’nin yani böyle su gibi ezilirler. Yani onların kafası kaldırmaz onların ağırlığını yani Said Nursi’nin büyüklüğünü. Ve bu yüzyılda insanlar onun harika yönlerini anlayacaklar Said Nursi’nin. Olağanüstü üstü olağanüstü olağanüstü üstü olağanüstü bir insan. Ben durduk yere böyle bir şey demem. Yani ben bayağı akılcı bir adamım. Ben safsatadan böyle hurafeden hiç hoşlanmadığımı bilirsiniz. Değil mi? Böyle yalan dolan böyle ipsiz sapsız izahlar dini konuları tenzih ederim. Rezil rüsva eden birisiyim. Yüzde yüz emin olmadığım bir şeyi söylemem. Ve ne dediysem de doğru çıkıyor. Hiç bir lafımı da şu ana kadar geri almadım ben Said Nursi’yle söylediklerimin bütün hepsi doğru. 2011 ve 2021 tarihlerini de ayrıca veriyor. Mesela diyor ki; bir tağut kelimesini çözüyor 1997 tarihini verir diyor. O devirde de diyor Müslümanlara saldıracaklar diyor. Yani o devri bir düşünün. Herkes bilir yani kimi neyi kastettiğini. Ne zaman söylüyor biliyormusunuz bunları 1940’larda 1950’lerde. Tabi. Eğer diyor şimdiki tohumların mahsulleri ıslah olmasa diyor. Bakın net tarih veriyor miladi 1971’de tokatları dehşetli olacak diyor. 1971’de komünist hareket başladı. 12 Mart muhtarısı verildi. Bütün detaylarıyla anlatmıştır. 81’de ne olacak? Sonraki dönemler. Daha önceki dönemlerin hepsini anlatmıştır. Bir, hicri 1506 ve 2120. Kıyametin kopmasıyla ilgili de çok fazla hadisten çıkartıyor. Hepsi de aynı tarihi veriyor diyor. Hepsi aynı tarihi veriyor diyor. Bakın yani bu artık kaline olmaktan çıkıyor, zannı galibe dönüştürüyor diyor. Allahu Alem diyor, 2120 yılında da kıyamet kopacak diyor. Ve bir taife-i azimenin büyük bir taife-i kübranın son zamanlarına bakar diyor 1506. Yani Mehdi talebelerinin son devirleri. Yani son şeyleri.Yani artık gücünü kaybetmiş. Ama 70, 81’den itibaren diyor; açık galibane yani eze eze söke söke Mehdiyet kendini gösterecek diyor. Yani ciğerini sökecek diyor Mehdi küfrün. Ve karşı koyamayacaklar diyor. Eze eze ilerleyecek diyor. Sanat, marifet ve ittifakı diyor kullanacak. Sanat, marifet yani beceri kabiliyet akıl bunları kullanacak diyor. O devirde diyor hürriyet de gelişecek diyor. Baskı kalkacak diyor. İddia edilen ergenekon örgütünü de en ince detaylarına kadar anlatmış. Bütün yapısını anlatıyor. Türkçülüğü Türklüğü diyor muakaten kullanacaklar diyor. Muakaten kullanacaklar diyor. Masonların desteğini alacaklar diyor. Ve kadın hürriyetleri altında bir ekibin de diyor gizli bir ekibin de diyor desteğini alacaklar diyor. Fakat başarılı olamayacaklar, başarılı olamayacakları rivayetlerden anlaşılıyor. Bakın kahraman ordu diyor imanlı millet Kuran’ın ışığıyla diyor hakikat hali göreceği. Ve bu dehşetli taifenin diyor, bu dehşetli komitenin tahribatını taammeye çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor diyor. Nasıl kafaları ezildi? Ve aynen dediği tam tarih nasıl çıktı? Ezileceği tarihe kadar vermiştir Said Nursi. Son zamanda artık durumu muhafazaya çalışırlar diyor. Darmekeşan olacaklar diyor. Hicri 1506’ya kadar galibane. Mehdi geldiği vakit diyor halk onu tanımaz diyor. Şüphe edecekler belki. Yakın talebeleri diyor onu Allah’ın nuruyla Allahu alem diye tanırlar diye Mesih de öyle. Mesihde geldiği vakit o da öyle Allahu alem diye tanınacak. Onun da gelmesine çok çok az vakit kaldı. Mesih’in gelmesine. Yani geldi mi o çok alametleri çok açık belli olur. Mehdi durdurulamaz. Yani muazzam bela yağar Mehdi’nin üstüne. Ama böyle adeta volkanın içerisinde koşan bir arslan gibi yani öyle düşünün, kaynar volkanın içerisinde koşan bir arslan gibidir. Kimse durduramaz. Yani üç kuşak böyle şeyleri gelse daha evveli de yine durduramazlar inşaAllah. Böyle bir insandır. Tabi o devirde Mehdi devrinde sahte Mehdiler çıkacaktır. Alenen Mehdi olduklarını iddia edeceklerdir. Bana sık sık Mehdi müracaatları oluyor. Yani Allah’ım, acıyorum yani çok sevimliler. Ama Allah affetsin onları. Allah hidayete erdirsin. Yani akıllarında zafiyet olduğu için onlar sorumlu olmazlar. Yani o insanlar boş yere öfke duyuyor. Yani bir insan durduk yere bütün milletin gözünün içine bakarak ben Mehdi’yim diyorsa. Normal bir insan şunu yapar mı yani? Elleme mümin garibine yani ne öyle şey.
SUNUCUSiz zaten söylüyorsunuz Hz.Mehdi kendisi kabul etmeyecek Mehdiliğini. Etrafındaki insanlar ona bunu kabul ettirecekler şeklinde böyle bir ifadeniz de vardı. Değil mi?
ADNAN OKTAR: Bakın Mehdi küfrü söke söke eze eze yok eden adamın adıdır Mehdi. Yani Mehdilik iddia değil başarıdır. Yani sökmüş, yıkmış, almış, karşına koymuş. Neticelendirdim diyor Allah’ın izniyle. Ne diyelim biz bu insana? Kıymetli insan diyelim. Muhterem insan diyelim. Müslüman diyelim. Değerli bir hoca deriz. Yani illa Mehdi dememiz şart değil ki. Ama belliki o Allahu alem. Yani Mesih arkasında namaz kılan, yani Mesih onu imamlığa geçiriyorsa ve namaz kılıyorsa onunla birlikte. Ve sen imamsın diyorsa yüzünü meshedip cennetteki makamını söylüyorsa. Ne diyelim? Bu safhada Mehdidir diye kanaatimizin gelmesi makul olur. Ama bu da bu safhada, bana sitem ediyorlar hocam bizi niye Mehdi kabul etmiyorsun? Ya kardeşim tamam biz hepsine Mehdi’dir diyelim yani inşaAllah bir anlamda da ama. Ahir zamanın Mehdisi Mehdilik iddia etmez. Hadis var. Zorla Mehdiliğe getirilecek yani göreve getirilecektir. Hatta bir rivayette ölümle tehdit edilir diyor. O kadar zorlu yani. Zoraki. Çünkü diyorlar ki; bütün bu ümmeti kan üzerinde olsun diyor. Bak kan gövdeyi götürüyor. Bu kadar zulüm var. Hepsinin günahı senin üzerine olsun  eğer kabul etmezsen diyorlar. Bunun altında kalacağı için yani bunun manevi sorumluluğunu alamayacağı için zoraki kabul ediyor. Yoksa kabul etmez Mehdiliği. Bazı saflar da zannediyor ki Mehdi böyle hani yalvaracak kapı kapı ne olur beni Mehdi olarak kabul edin diyecek zannediyor. Böyle bir konu yok.
SUNUCUEvet sohbetimiz devam edecek. Ancak arkadaşlarımız işaret verdiler. Kısa bir ara vermemiz gerekiyormuş.
ADNAN OKTARİnşaAllah.
SUNUCUEvet kısa bir aranın ardından tekrar birlikte olucağız. Bizden ayrılmayınız efendim.
Evet kısa bir aranın ardından programımız devam ediyor. Evet az önce ara vermeden önce Hz.Mehdi’ye ilişkin konuşuyorduk. Tam da önümde konuya ilişkin bir izleyici sorumuz var. Dilerseniz yöneltmek isterim. Erzurum’dan bir izleyicimiz demişler ki; “Hocam ben Cübbelinin bir konuşmasını dinledim. Haşa Hz. Mehdi’nin Mehdi olduğunu ispatlaması için keramet göstermesi gerektiğini. Yani Hz.İsa’nın arkasında namaza durup insanlara kendisini ispatlaması gerektiğini uygun olmayan bir üslupla söylüyor. Hocam Mehdilik bir ispat konusu değil ki! ‘Kader de Hz.İsa, Hz.Mehdi’nin arkasından itip namaza geçirdiğinde biz Allahualem Mehdi’dir diyeceğiz’ diye siz defalarca söylediniz değil mi hocam?” demişler. Evet.Yani İslamın dünyaya hakim olması durumunda, Hz.Mesih’le namaz kılarsa, böyle bir şahıs, İslam aleminin lider olan şahsa biz Allahualem biz Mehdi’dir deriz. Yani bu, başka bir türlü açıklaması olmaz. Fakat bakın Mehdi’nin çıktığını nereden anlıyoruz? Said Nursi’nin üstündeki konuşmaların, negatif konuşmaların yoğunlaşmasından.
ADNAN OKTARBu da bir alamettir. Yani bir yere ışıklar çevrildiyse; olay oralardadır. Yani mesela bir olay var. Geçmişte de olaylar oluyor. Karşıtları birisine odaklandıysa, aranan kişiyi oralarda aramak lazım. Yani oralardadır. Mesela Said Nursi’ye yönelinmesi. Mesela daha önce iki hafta önce de Teke Tek programında Yaşar Nuri hoca, Murat Bardakçı ve Fatih Altaylı, Ebu Hanefi ve Ehl-i Sünnet inancı üstünde konuştular. Şimdi Murat Bardakçı Ebu Hanefi’yi eleştirir şekilde konuştu. Yaşar Nuri hoca birebir sohbetlerde sen Ebu Hanefi hakkında hakaret eden bir şahıssın böyle yapma diye Bardakçı’yı uyardı. Ve oradaki konuşmada da böyle garip bir hava esti. Ama, arkasından Said Nursi Hazretlerine de çok şiddeti ve galiz bir üslupla yaklaşma gördük. Ondan evvel de bana karşı çok daha yoğun ve daha kesif bir karşı atak gördük. Değil mi? Ayrıca Habertürk gazetesi de buna dahil oldu. Vatan gazetesi de dahil oldu. Gerçi hukuken, mantıken cevaplarını verdik. Yine de cevaplarını veririz. Ama bu gelişmeler pek normal değil. Yani biraz şaşırtıcı. Böyle kendi başına gelişiyormuş gibi görünmüyor. Yani bunlar şaşırtıcı olaylar. Mesela Cevat Hoca’nın geçen Pazar günü değil mi? Dün konuşmalarını duydunuz. Bak beni öve öve göklere çıkartıyor nerdeyse. Kardeşlerimi, arkadaşlarımızı övüyor. Herkesi övüyor. Birdenbire, dönüşü ve bu olayların gelişmesi hepsi çok şaşırtıcı. Mesela Cevat Hoca, Taha Akyol’la çok samimi ve bizim olaylarımız başlamadan önce; Taha Akyol’la bir görüşmeleri var. Cemil Çiçek ki bakan, onunla da görüşmesi var. Taha Akyol’la Cemil Çiçek de çok samimiler. Çünkü aynı avukatlık bürosunda beraber avukatlık yapmışlar yıllarca. Yani bir süre ve Taha Akyol’un hiç bir sözünü aşağı yukarı kırmaz Cemil Çiçek. Yani bir ricası olduğunda yerine getirir genelde.Taha Akyol’un muazzam bir çevresi var. Yani Yargıtayda olsun, Danıştayda olsun, mahkemelerde olsun. Cemil Çiçek’i söylemeye gerek yok zaten, Adalet Bakanlığı yaptı. Yani yargı içerisinde muazzam tanınan bir insan. Muazzam tanınan bir insan. Mesela bizim bir davamız vardı. Kazandık davayı. Yargıtay onadı. Taha Akyol’un aleyhine bir davaydı. Bakın Yargıtay onadı. Taha Akyol iki sayfa dilekçe yazdı. Cemil Çiçek’e gönderdi. Derhal Bakanlık emriyle dava hemen Yargıtaya gönderildi ve bizim karar bozuldu. Süratle. Ellerine sağlık teşekkür ediyoruz. Ama Yargıtayda yıllarca, aylarca süren bir şey; 15 gün bile sürmedi yani. Süratle. Anında bozuldu buraya geri gönderildi. Yani bu ilginç bir durum tabi. Mesela Cemil Çiçek o zaman zaten onun çok yakın arkadaşı. İki satır bir yazı yazıp gönderiyor ve derhal Bakanlık emriyle, Bakanlık emriyle bozuldu. Ki yarın getirebilirim belgelerini. Yani rastlanmış birşey değil. 15 gün bile sürmedi yani. Çok çok kısa sürede. Yani benzeri bir olay yok şu an. 
SUNUCU: Peki bu husumetin kaynağında ne var?
ADNAN OKTAR: Şimdi Cevat Babuna sağcı bilinen bir insan. Taha Akyol da kendini sağcı tanıtıyor. Cemil Çiçek de kendini sağcı tanıtıyor. Ben bu zevatın daha da geniş bir şeyi var. Genellikle birbirlerini kırmazlar bunlar. Yani bir konu olduğunda destek... Daha da başka kişiler de var ben biliyorum. Yani Cevat Hoca’nın demesine göre; olay çok daha değişik. Yani konuştum ben diyor. Bazı kişilerle. bağlantı kurdum diyor. Tabi yani bizim davalarımızı, bu kişiler yönlendirmiştir demiyorum. Yani  böyle bir iddiam yok benim. Ama bunun öncesinde bu kişiler toplantı yaptıklarını ben biliyorum Cevat hocanın ve kendisi de zaten biliyor. Cemil Çiçek de biliyor.Taha Akyol da biliyor. Taha Akyol’un Ankara’da kimlerle görüştüğünü de biz zaten biliyoruz.Burada da kimlerle görüştüğünü biliyoruz. Sık sık Ankara’ya gider zaten. Ankara’yı sever Taha Akyol. Yani Aydın Doğan Bey’in de sözlerini kırmaz. Aydın Doğan da birşey rica ettiğinde yerine getirir.Taha Akyol’un ünlü özelliğidir bu. Bütün herkes bilir böyle olduğunu. Zaten diyor, ben ömür boyu diyor Hürriyet’ten ayrılmam, diyor. Hürriyet gazetesinden, Aydın Doğan’dan, Aydın Doğan’dan ayrılmam ben diyor ömür boyu. Allah selamet versin. Dostluklarını Allah dünyada da, ahirette de devam ettirsin. Biz birşey demiyoruz da. Fakat içimiz de içimiz de o kadar rahat değil tabi. Fakat kim olsa böyle bir şeyde, değil mi, içi o kadar rahat olmaz. Ama ben herhangi bir iddiada bulunmuyorum. Ama şunu söyleyeyim bakın. Cevat Babuna, Taha Akyol, Cemil Çiçek görüşen insanlar. Ve birbirlerini kırmıyor bu kişiler. Mesela biz bunu gördük mesela. Taha Akyol’un dilekçesi hemen gitti Yargıtayda bir anda bozuldu, geldi. Ben Yargıtay’ın talimat aldığını, Cemil Çiçek’in talimatıyla bunu bozduğunu da söylemiyorum. Sadece şaşırdım ben bundan yani hayretime gitti. 
SUNUCU: Peki Cevat Babuna, Oktar Bey sizin babanız aynı zamanda da ve sizinle de davaları, davanız var şu anda, değil mi devam eden?
ADNAN OKTAR: Annesi çete davası açtı zaten buna. Torununa da çete davası açtı. Kızlarına da çete davası açtı. O işte gizli tanıklarla. Ben de onun içindeyim. Bana da dava açmış durumda. Yani ben böyle bir yöntem görmedim. Yani ben bir anne, baba şefkatinin ve sevgisinin böyle anlatıldığını görmedim. Duymadım da, okumadım da yani bu bana çok şaşırtıcı geliyor. Ama Yargıtayda kazandığımız bir davanın, Taha Akyol’un iki satır yazısıyla bir anda Yargıtayda bozulması bana şaşırtıcı geldi. Ama yani ben Cemil Çiçek’in devrede olduğunu, o zaman herhalde bakandı, değil mi? Adalet Bakanı’ydı evet. Yani arkadaşını kollamak için ben bunu yaptı demiyorum. Yargıtayda baskı yaptı bu işi halletti demiyorum. Sadece şaşırdım diyorum, yani hayret ettim diyorum ve Cemil Çiçek’in, bakanımızın, Sayın Bakanımızın kimleri tanıdığını herkes bilir. Yani sözü geçen bir insandır, saygın bir insandır. Güzel yani ben ona birşey demiyorum. Ama bunları inşaAllah olumlu yönde kullanıyordur. Fakat Taha Akyol ile bağları çok derindir. Yani, çok çok derindir. O onun sözünü kırmaz, o da onun sözünü kırmaz. Yani şu ana kadar rastlanmamıştır. Aksi varsa söylesinler. Aydın Doğan’ın da sözünden hiç çıkmaz Taha Akyol. Ömür boyu yanından ayrılmayacağım diyor, kendi beyanı var. Yani herhalde güzel bir yer anladığım kadarıyla onun açısından. Allah ayrımasın dünyada da ahirette de beraber etsin. Fakat bunu kim duysa biraz düşünür. Biz de düşünüyoruz. Fakat ben burada mahkemeleri tamamen tenzih ediyorum. Sadece bir bilgi olarak veriyorum ben. Kararlarına son derece saygılıyım. Yargıtay’ın ben samimi kararı olduğuna inşaAllah inanıyorum. İnşaAllah o şekildedir. Ama yani sürati açısından şaşırdım sadece. Çünkü görülmemiş bir sürat bu ve yani net kazandığımız bir dava. Kanunlarla net sabit. Çünkü savcılık iddianamesini verdi, mahkemede mahkum oldu, Yargıtay onadı ve bir anda iki satır yazıyla olay tam tersine döndü. Böyle olması gerekiyordu. Fakat yani bu yapının bilinmesinde de fayda var. Fakat ne mahkemeleri ben suçluyorum, ne Cemil Çiçek’i suçluyorum, ne Taha Akyol’u suçluyorum. Sadece hayret verici olduğunu söylüyorum. Cemil Çiçek’in de burada, İstanbul’da tanıdığı çok fazla hukukçu var. Yani çok samimi olduğu çok fazla hukukçu var. Birçok hakimle samimidir burada, İstanbul’da. Yargıtayda da birçok kişi de tanır, sever. Normal çünkü bu bakan, tabi ki tanıyacak. Allah sevdiklerini daha da artırsın, tanıdıklarını daha da artırsın. Ben bir şey demiyorum. Taha Akyol’un da muazzam çevresi vardır, Aydın Doğan’dan kaynaklanan da muazzam bir çevresi vardır. Allah onun da çevresini artırsın, başarılı kılsın. Ben ona da bir şey demiyorum. Ama bunlar bilinmeyen gerçekler. Söylenmesinde fayda var diye söylüyorum. Evet, yani biz neyin ne anlama geldiğini tam çıkaramıyoruz bazen. Anlamak istiyorum.
SUNUCU: Mehdiyet dönemine ilişkin biraz konuşalım. Şöyle içimiz açılsın birazcık, değil mi efendim? 
ADNAN OKTAR: Bunlar bizim içimizi çok açıyor. Milletimizin de içini açıyordur. Çünkü ortalık berraklaşıyor. Olaylar netleşiyor, bilgimiz artıyor, genel kültürümüz artırıyor. Bunlar çok güzel. Mehdiyet zaten şu an milletimizin kalbine bir nur olarak yayıldı ve bütün İslam. Mesela ben bugün yine bir Güney Afrika’daki dünya çapında yayın yapan bir radyoyla konuştum. Bütün dünyaya yayın yapıyor. Mehdiyet konusunu anlattım. Mest oldular, maşaAllah. Bir evvelsi gün Amerika’ya yönelik yaptım röportaj. Bütün Amerika’da yayınlandı. Yarın yine bir Avrupa ülkesi ile yapacağım. Ertesi gün yine öyle, bütün Avrupa’ya yönelik bir radyo konuşması yapacağım. Allah ömür verir, imkan verirse inşaAllah. Ve bütün dünyayı sarmış durumda Mehdiyet şu an ve geri dönülmez şekilde. Yoksa falancanın orada burada çıkıp işte Mehdi hakkında laf, sözler söylemesi, bu Mehdiyet’i coşturur. Yani ivme kazandırır, hızlandırır. Ne kadar muhalif olursa o kadar hızlanır Mehdiyet. Yani ne kadar direnilirse o kadar mükemmel gelişir. Onun için herşey güzel gidiyor. Yani şahane gidiyor.
SUNUCU: İnşaAllah. Peki Türk-İslam Birliği’ne ilişkin de birazcık görüşlerinizi almak istiyorum. Normalde her elhamdülillah Müslümanım diyen insanın destek vermesi gereken bir düşünce olduğunu, bir yapılanma olduğunu her fırsatta yineliyorsunuz. Peki Müslümanım dedikleri halde destek olmayanların bu tavırlarının altında ne yatıyor sizce?
ADNAN OKTAR: Türk-İslam Birliği geldi mi bir lider olması gerekecek. Bir lider oldu mu, şeyhi, mürşidi, kendisi yani o konumda kalamaz diye düşünüyor. Yani sisteminin bozulacağını düşünüyor. Yani onun için bir adeta kabus gibi o. Mehdiyet güzellik saçması; mesela diyor ki hadiste; Mehdi kan akıtmayacak. Adam kan istiyor. Pırasa gibi doğranmasını istiyor. Mehdi gelecek Vehhabiyi de, Şiiyi de, Aleviyi de, Bektaşiyi de, Sünniyi de kardeş yapacak. Hepsi içiçe muhabbet içinde yaşayacaklar. O orada cesetlerin üstünden kuş uçacak, kuşun ömrü yetmeyecek, diyor. Öyle bir ceset istiyor. Bir kere oradan olay bitiyor yani. Mesela evanjeliklerin de sıkıntısı şimdi orada başlıyor. Evanjelikler de sel gibi kan akmasını istiyorlar. George Bush Irak’ı stratejik bölge olduğu için işgal etti. Afganistan’ı da stratejik bölge olduğu için işgal etti. Mehdi’nin zuhuru durumunda kolay operasyon yapılsın, ortadan bölünsün. Yani ne olur ne olmaz yani Mehdi süratle Asya’yı ele geçirir gibi bir düşünceyle hareket etti ama korkuları var tabi. Bu çok yersiz bir korkuydu. Mehdi’nin kan akıtacağını düşündüler. Sonra öğrendiler Mehdi’nin kan akıtmayacağını ve hatta bilakis silahları ortadan kaldıracağını. Şimdi de bunun bir taktik olabileceğini, başlangıçta kan akıtmayacak diye söyleyeceğini fakat sonra kan akıtacağını iddia ederek yine bir şeytani görüş geliştirmeye kalktılar. Halbuki o da bir Deccaliyet’tir. Yani masonluğun bir oyunudur. Masonluk ne dedi başlangıçta marksizmi, faşizmi çıkarırken? Biz adalet getireceğiz dedi, değil mi komünizm? Bütün silahları kaldıracağız, barışı, kardeşliği getireceğiz, dedi. 350 milyon insanı öldürdü. Ve bir o kadar adamı da, değil mi? Öksüz, yetim bıraktı, perişan etti. Bütün dünyadan sevgiyi kaldırdı. Bir milyarın üzerinde insanı da sakatladı. İşte kastedilen buydu. Yani ‘anti-christ’ düşünce budur ve oluşmuştur. Yani darwinizmdir. Şeytan onlara Müslümanları göstertiyor, ‘anti-christ’ diye. Yani akan kan yetmiyor gibi biraz daha kan, bir onun on misli daha kan akıtmanız gerekiyor gibi bir inanç meydana geliyor. İşte bu şeytanın yeni bir oyunu. Şeytan kana doymaz. Yani sürekli kan ister. İddia edilen ergenekon örgütünün de kuruluş amacı Mehdi’ye karşı bir sistem olmasıdır. Ve o da kana doymayan bir örgüttü biliyorsunuz. Sürekli kan, kan ile beslenir. Nereden olursa olsun, sağcı olsun, solcu olsun, yeter ki kan aksın. Daha da olmazsa kendi elemanlarını da öldürüyorlar. İddia edilen ergenekon örgütü mesela canı sıkılıyor ya diyor falancayı da mı öldürsek acaba diyor, arkadaşı mesela. Daha yeni toplantı yapmışlar, toplantı çıkışında gidip kafasına kurşun sıkıyorlar. Sırf kan aksın, kepazelik olsun. Mehdi bunu durduracak işte. Mehdiyet’in ne başında ne sonunda kan yoktur. Damla kan akmayacaktır. Sadece kardeşlik, sevgi, huzur ve barış olacaktır.
SUNUCU: Peki, bir takım bu Mehdiyet döneminde kan akacağına, bir takım mezheplerin katledileceğine dair açıklamalarda bulunan bir takım hocalar var, bu yönde açıklamalar var. Peki bu insanların amacı ne? Bakıyorsunuz hani bu insanlar din adamı? Yani amaçları ne olabilir ki? Hani bir din adamının kalkıp katliamdan, kan dökülmesinden söz etmesi doğru mudur, yanlış mıdır, o zaten hani aşikar yanlışlığı da, amacı ne olabilir ki?
ADNAN OKTAR: Şimdi iki tane amacı var. Birincisi kan dökmek isteyen odaklar bu tip insanları desteklemek durumundalar. Yani ön plana çıkartmak durumundalar. Yani barışı, sevgiyi, kardeşliği isteyenleri geri plana itip, yok etmeleri gerekir. Böyle şahısları da ortaya çıkartmaları gerekir. Yani dolayısıyla bir destek oluyor. Yani masonların desteği oluyor. İddia edilen ergenekon örgütünün desteği oluyor. İddia edilen ergenekon örgütü özellikle böyle tipleri destekler. Masonluk da destekler.
SUNUCU: Taktik diyorsunuz yani değil mi?
ADNAN OKTAR: Taktik olarak tabi, çünkü işine geliyor. Barışı, sevgiyi, kardeşliği savunanlar mesela evanjeliklerin içindeki masonlar da şu an çok büyük panik içinde. Yani Mehdiyet’in kan dökmeyeceğini öğrenmiş olmaları...ellerini ayaklarını birbirine karıştırdı. O panikle şu an Avrupa’daki evanjelikler ve Amerika’daki hop oturuyor, hop kalkıyorlar. Muazzam bir panik halindeler. Çünkü onların inancında bütün Müslümanlar deccal ordusu ve hepsinin katledilmesi gerekiyor. Yani bize göre şehit  edilmesi gerekiyor, onların inancına göre. Ve Musevilerin de büyük bir bölümü, yani kaç 200?
OKTAR BABUNA: 144 bin.
ADNAN OKTAR: 144 bin Musevinin dışında hepsinin katledilmesi gerekiyor. Dolayısıyla tabi Budistler, şu, bu falan zaten onlar arada gidecek yani, zaten onlar şey yapmıyor, onlar kaale alınmıyor zaten. Bu ne demek? Korkunç bir vahşet demektir. Değil mi? Yani bunu bilen bir insanın kalbinde sevgi nasıl olsun? Hepsi Allah’ın yarattığı zavallı kullar bunların. Adam, Allah, Cenab-ı Allah’ın kaderinde o şekilde yaratmış. Sen ne biliyorsun onun sonunun ne olacağını? Nitekim Mesih zamanında bütün insanlar iman edecekler. 10-15 yıl kaldı Mesih’in gelişine. Herkes iman edecek. Peki iman edecek, sen onu şimdi kafir diye kesmeye çalışıyorsun. Sonra iman edip cennete giderse, ya sen cehenneme gidersen? Onun için hiçbir zaman için insandan ümit kesilmez. Her zaman iman gözüyle olaylara bakmak, şefkatle yaklaşmak gerekiyor. İnşaAllah.
SUNUCU: Evet bir de bir süredir kamuoyunda üzüntüyle izlediğimiz bir haber var. Bugün saatimiz 12’yi de geçti. 22. gününe girdi. Kayseri de kaybolan 3 çocuğumuza ilişkin. Ne, neler söyleyeceksiniz?
ADNAN OKTAR: Ah benim o minik kuzularım bak. Mesela bu mahallede kaybolsa niye uyuyalım? Alırız elimize fenerleri, dolapların içine varıncaya kadar her yeri ararız. Çukur, çakır, kenar, köşe her yeri ararız ve her türlü bilgiyi de aktarırız. Yani banane hani bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı çok korkunç. İşimizin, gücümüzün adı ne? İki gün uyumayız ne olur? Yahut nöbetleşe uyuruz, gece gündüz ararız. Her yere bakarız. Yani mutlaka da bulunur. Yani nereye kaybolacaklar? Yani nihayet nereye saklanabilir en fazlası? Azmetmek ve o konuda kararlı olmak çok önemli. Bu konu sineye çekilirse çok korkunç bu anormal birşey bu. Değil mi sayısı çok yüksekmiş herhalde kaybolan?
SUNUCU: Sadece Kayseri’de 3 olarak biliyorum ama tabi değişik zamanlarda değişik illerimizde tabi bu rakam değişiyor. İnsanlar da çocuğunu kapının önüne ya da herhangi bir yere dışarı gönderemeyecek mi yani ne kadar kötü bir durum, güvensiz.
CİHAT GÜNDOĞDU: 1000 gibi bir rakamdan bahsediyorlar.
ADNAN OKTAR: 1000?
CİHAT GÜNDOĞDU: 1000.
SUNUCU: Bir güvensizlik oluşturuyor insanların arasında.
ADNAN OKTAR: Ya, bence benim imkanım olsa yeri göğü kazırım yani. Yeri, göğü. Yani mümkün değil. Kim, kim, herkes ayakta kalması lazım bulununcaya kadar. Ne demek böyle? Bir de bu pardon şaka yaptım olmaz. Onu yapan kimse bunu önceden belirtilmez ama suçunun çok ağır olması lazım onun, cezasının çok ağır olması lazım. Ya kusura bakmayın öyle bir delilik yaptım, kaçırdım. Olmaz böyle şey. Yani çok caydırıcı bir ceza verilmesi lazım önceden, bu hatırlatılması lazım ve aranırken de muazzam bir sürat gerekir. Yani mesela bu mahallede ne bileyim ben on binlerce insan var. Herkes el feneriyle sokağa çıkar, illa ki bulacağız deriz ve illa ki de bulunur. Zaten bölge belli, yer belli yani. Her yer giriş, çıkış kapatırsın, değil mi? Oraya asker de sevkedilir. Halktan, gençlerden gönüllüler mesela okullar gelebilir, her yeri ararız. Niçin olmasın yani? Ya eziyet ediyorlarsa o çocuklara? Değil mi? Mesela o sabilere, o mazlum çocuklara ya işkence ediyorsa, ya psikopatların eline geçtiyse? Değil mi? Her şey olabilir Allah vermesin.
OKTAR BABUNA: 9 ayda 1103’müş rakam. 1103 çocuk.
ADNAN OKTAR: Bulunamıyor?
OKTAR BABUNA: Evet, kayıp.
ADNAN OKTAR: Rezalet yani.
SUNUCU: Çok, çok acı ve dolayısıyla hani zaman zaman siz...
ADNAN OKTAR: Rezalet yani eğer doğruysa tam bir rezalet yani. Yani inanılır gibi değil. Küçük yaşta değil mi bu çocuklar?
OKTAR BABUNA: Evet, inşaAllah çocuk.
ADNAN OKTAR: Ya nasıl bulunmaz yani? Bu iğne değil ki kaybolsun yani? Mesela bana bir mahalle versinler, bulunmasın. Bütün milleti ayaklandırırım, mutlaka da bulurum Allah’ın izniyle. Nasıl bulunmaz ya? Değil mi? Üç saat uykunun dışında, bir saat yemeğin dışında, bu kadar yani. Bununla ilgili kanun da çıkarılması lazım. Ne demek ya, çocuk, çünkü sabi bu yani artık, dili yok dişi yok, kendini savunmaktan aciz. Bir insan desen yine gücü kuvveti olur kendini koruyabilir. Bu çocuk ya. Allah vermesin akıl almaz korkunç şeyler olabilir. Çok şiddetli işkence yapabilirler çocuğa zulmedebilirler.
SUNUCU: Tabi organ mafyasından şüpheleniliyor yani,
ADNAN OKTAR: Dehşet verici bir şey bu yani. Bir de böyle, Allah esirgesin böyle bir şey getirir yani organ mafyası bir.. kardeşim sen bunu nerden buldun deyip... ona onu söyletmek lazım.  Yani ben insan kalbi buldum diye getiriyor adam, Freddy’nin kabusu gibi yani manyak gibi bir adam olmuş oluyor bu deli gibi bir şey yani çok korkunç bir şey. Onu, alınır mı? Yani bir kere bunu satan adamlar çok acayip bir konumda olmuş oluyor yani. Yani kök söktürülmesi lazım, yani nerde, nasıl olmuş, nerede ameliyattan, kim vermiş, hepsinin tespit edilmesi lazım. Sağol teşekkür ederim deyip alınır mı ya? Çok acayip bir sistem var demek ki. Bakın nereye baksanız Mehdi’nin zuhurunun gerektiği anlaşılıyor. Nereye baksanız. Her yerde bir acı ve açmaz var.
SUNUCU: Tabi, bu takım olaylar da maalesef toplumda hani insanların birbirine olan güvenini, çevreye olan güvenini zedeliyor. İşte insan ne yapıyor, çocuğunu bir şekilde koruma altına almak için çekiyor. Herkes kendi etrafına bir şekilde duvar örmeye başlıyor böylelikle de. Bu da çok şey...
ADNAN OKTAR: Ya insan yeri göğü yıkar. Çocuk bu ya insanın, insanın nevri döner böyle şeyde. Yani muazzam adrenalin gelir. Çocuk çünkü artık. Sabi yani. Mesela herhangi bir il, sabaha kadar ışığı yanması lazım oranın. Her yer böyle en ufak altları, ortası, yeraltındaki yerler mesela yeraltı depolar, o kanalizasyonlar, hepsinin tek tek kontrol edilmesi lazım ve tamamen en ince detayına kadar bırakılmaması lazım. Mesela yurtdışı çıkış, yurtdışı kapılar, her yer tutulmalı. Yani adeta sıkı yönetim gibi, yeri yerinden oynatmak lazım. Ama vatandaşa zarar vermeden tabi. Vatandaş bunu bir dostlukla, sevecenlikle, yani dehşet saçarak, milletin hürriyetini elinden alarak, insanları suçlayarak değil tabi. Sevgiyle ve kardeşçe. Kardeşçe yani bu azmedilirse olur. Yani çok dehşet verici, Allah Allah. Bulunamadı değil mi çocuklar hala? Yani kabus yani başka bir açıklaması yok bunun.
SUNUCU: Ve kaybolan çocukların hiç bir şekilde hani öldüklerine dair de bir işaret yok. Hani bir cesetleri dahi bulunamıyor yani. Bir de böyle ilginç de bir durum var. Hani bir insan kaybolur, bir süre sonra bulunamaz, birisi katletmiştir, bir şey olmuştur, cesedine ulaşırsınız. Yazık ki bu anne-babaların elinde çocuklarının cesetleri bile yok. Yani hep bir umut içlerinde yeşermeye devam ediyor. Çok, çok vicdansızlık, acımasızca bir durum devam ediyor.
ADNAN OKTAR: Bununla ilgili özel kanun çıkması lazım. Yani özel kanun çıkarılması lazım. Bütün milletimiz gönüllü olur yani. Türkiye’yi, dünyayı ayağa kaldırırız. Çıkartsın devlet kanun, hemen yapalım ne gerekiyorsa. Tabi. O kapıyı açsana, demin daha iyiydi, hava geliyordu. Şöyle bir işaret gördüm.
SUNUCU: Biz arkadaşlarla öyle selamlaşıyoruz.
ADNAN OKTAR: Böyle deyince dur anlamına da gelebilir bu.
SUNUCU: Öyle bir dil geliştirdik aramızda.
ADNAN OKTAR: 5 dakika demek istiyor.
SUNUCU: Son beş dakikamız kalmış.
ADNAN OKTAR: Tamam peki, bir ayet okuyalım. Ya Allah, Bismillah. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Rahman Rahim Olan Allah’ın Adıyla. “Ey insanlar! Rabbiniz’den korkup-sakının.” diyor Cenab-ı Allah, Hac Suresi’nde. Bakın Allah’tan korkmamız gerekiyor, değil mi? Cübbeli diyor, insanları korkutuyor diyor. Allah ne diyor: “Ey insanlar! Rabbiniz’den korkup-sakının.” Demek ki korkutmak gerekiyor. Allah korkusu olması gerekiyor. O çocuklar da mesela Allah’tan korkan o çocukları çalabilir mi, kaçırabilir mi?
SUNUCU: Mümkün mü yani?
OKTAR BABUNA: Evet, çalamaz.
ADNAN OKTAR: “Çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir.” Sarsıntı nedir? Bindirme, çarpma sonucunda muazzam bir sarsıntı olacak ve dünya tersine dönmeye başlayacak. “Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutup geçecek ve her...” yani çocuğunu da bırakıyor yani çocuğundan vazgeçiyor. Yani çocuğunu terk ediyor, egoistliğinden, bencilliğinden. “...ve her gebe kendi yükünü düşürecektir.” Yani olayın şiddetinden erken doğum yapacaklar diyor. “İnsanları da sarhoş olmuş görürsün,” ayakta ama kendini kaybetmiş, böyle ne odaklanabiliyor, ne konuşabiliyor. Soru sorsan, adın ne desen, söyleyemez yani abuk-subuk konuşuyor, konuşamayacak hale gelecekler. “oysa” diyor Allah, “onlar sarhoş değillerdir. Ancak Allah'ın azabı pek şiddetlidir.” diyor Allah. “İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilgisi olmaksızın tartışır durur” bazı bizim cahiller çıkıyor ya kendi kendilerine Allah hakkında tartışıyor. “ve her azgın-kaypak şeytanın peşine düşer.” Bakın, “her azgın-kaypak şeytanın peşine düşer.” Yani deccaliyetin, şeytanların, iblis düşüncesinin, masonik düşüncelerin peşine düşer. Ona yazılmıştır: "Kim onu veli edinirse,” yani şeytanı, “şüphesiz şeytan onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir." Evet. İnşaAllah.
SUNUCU: Nedir durumumuz arkadaşlar? Bitiriyor muyuz? Peki. Bitiriyormuşuz.
ADNAN OKTAR: Bitiyormuş, Allah Allah. Tamam öyle diyorsanız. Yanlış söylüyor olabilirsiniz, emin misiniz?
SUNUCU: Evet, evet. Tekrar bir teyit alalım.
ADNAN OKTAR: Neyse tamam. Tamam peki bitirelim o zaman.
SUNUCU: Neymiş o zaman. Peki efendim çok teşekkür ederiz,
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim.
SUNUCU: Aktardığınız bilgiler için.
ADNAN OKTAR: Çok sağolun.
SUNUCU: Çok sağolun. Evet bir programımızın daha sonuna geldik. Yayında ve yapımda emeği geçen arkadaşlarım adına iyi akşamlar, mutlu yarınlar diliyorum efendim, hoşçakalınız. 

13 Ekim 2009



Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
Bu eserin MP4 versiyonunu indirmek için tıklayın (iPhone, iPod)


  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN 525 QƏZETİ VƏ ATV REPORTAJI (27 Avqust 2008) (Azerbaijani) 
ADNAN OKTAR TELLS: ''THE PROPHET JESUS (AS) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY TIMOTHY FURNISH (December 14, 2008) (English) 
PRESS CONFERENCE - Istanbul May 25, 2007 (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO DAWN (UK) (September 30, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AMERICAN PUBLIC TV (December 19, 2008) (English) 
ADNAN OKTAR AND RABBI YEHUDA GLICK ON LIVE TV SHOW (December 3, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN DÖVLƏT RADYOSUYLA TELEFON DANIŞIĞI (25 Avril 2008) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY DOGU TV (February 27, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY POLI GAZETTE (NETHERLANDS) (July 2, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY TALK RADIO EUROPE (SPAIN) (September 24, 2009) (English) 
ADNAN OKTAR TELLS: ''THE FEAR OF ALLAH'' (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY HABERDEM (KONYA) (September 24, 2008) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AMERICAN PUBLIC TV (December 24, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY IANS (INDO ASIAN NEWS SERVICE) (November 14, 2008) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY WSRQ RADIO- THE CAPTAIN'S AMERICA (August 20, 2009) (English) 
PRESS CONFERENCE HELD BY ADNAN OKTAR AND THE ISRAELI DELEGATION (January 20, 2010) (English) 
AN INTERVIEW OF ADNAN OKTAR BY IRIB (IRAN STATE TV) (September 29, 2008) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR BY RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (UK) (September 9, 2009) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY IRIB (ISLAMIC REPUBLIC OF IRANIAN BROADCASTING) (October 4, 2009) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN ALLAN HANDELMANN SHOW, FM TALK WZTK, KUZEY CAROLINA, ABD RÖPORTAJI (9 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 52 (ORDU) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN SİVAS SİPAS TV RÖPORTAJI (2 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TRABZON TV RÖPORTAJI (4 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 2 - SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDAKİ KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ, EVLİLİK ANLAYIŞI (2. Bölüm)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDAKİ KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ, EVLİLİK ANLAYIŞI (1. Bölüm) SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (2. Bölüm)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (1. Bölüm) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (3 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (11 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI - HÜLYA AVŞAR'IN 5 MART 2009 TARİHİNDEKİ RÖPORTAJINDA SORDUĞU SORULARIN BİR ÇOĞUNUN CEVABI BU RÖPORTAJDA MEVCUT (8 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ADIYAMAN ASU, KRAL KARADENİZ VE EKİN TV RÖPORTAJI (4 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KADİR ÇELİK'E YAPTIĞI AÇIKLAMALAR (22 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (7 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (23 Aralık 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN VOICE OF THE CAPE (GÜNEY AFRİKA) CANLI TELEFON RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (10 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (9 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TASCA (TÜRK-ARAP BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ) RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI (14 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN TURKIYEPOST RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKMENELİ RÖPORTAJI (22 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN TÜRKTIME RÖPORTAJI (14 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN CNNTURK RÖPORTAJI (20 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (16 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA RÖPORTAJI (17 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI (21 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 1 -
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma)
ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO DAWN (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (30 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL QURAN AL KAREEM RADYOSU RÖPORTAJI (AVUSTRALYA) (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY, SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KORDON TV (İZMİR) RÖPORTAJI (27 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN MPL SATRANÇ TAHTASI RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HOPE TV (BULGARİSTAN) RÖPORTAJI (16 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN ARTE TV RÖPORTAJI (FRANSA-ALMANYA) (4 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KANAL 9'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (31 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (31 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO STATION (KUZEY CAROLINA) RÖPORTAJI (3 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI YAYINI (7 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL URFA, ADIYAMAN ASU VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Aralık 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (19 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN SUN TV (KONYA) RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN NEWSTALK KXYL CANLI RÖPORTAJI (Teksas, ABD) (11 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN HAHAM FROMAN İLE BİRLİKTE 10 KASIM 2009 TARİHLİ CANLI YAYIN SOHBETİ (altyazılı)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN NEAR FM (İRLANDA) RÖPORTAJI (25 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN NEVŞEHİR TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN ABN RADIO RÖPORTAJI (15 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ, ADIYAMAN ASU VE EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DETROIT CHRISTIAN RADIO WMUZ RÖPORTAJI (17 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN THE WASHINGTON POST RÖPORTAJI (26 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (18 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN İSVEÇ ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (14 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (14 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL URFA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (2 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BBC RÖPORTAJI (10 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN BOSNA TV RÖPORTAJI (3 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN ADIYAMAN ASU, KRAL KARADENİZ VE EKİN TV RÖPORTAJI (11 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV RÖPORTAJI (23 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BUĞRA AYAN TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN RÖPORTAJI (28 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Kasım 2009)