SUNUCU BAYAN: İlk olarak sormak istiyorum size. Hangi ismi kullanıyorsunuz daha çok, size ne türlü hitap etmemizi istersiniz?
ADNAN OKTAR: Siz hangisinden hoşlanıyorsanız. Adnan da olabilir.
SUNUCU BAY: Şimdi Adnan Oktar, Harun Yahya ya da Adnan Hoca en çok bilinen isminiz sanırım.
ADNAN OKTAR: Evet. Adım soyadım yeterli herhalde.
SUNUCU BAY: Tamam. O zaman hemen başlamak istiyorum ben soruma. Adnan Hoca’nın temsil ettiği düşünce nedir, kimlere hitap eder?
ADNAN OKTAR: Güzel olan iyi olan herkese, herşeye hitap eden bir düşünce, yani benim aradığım dünyada güzellik olsun, sevgi olsun, barış olsun, kavgalar bitsin, zaten dünyanın sonu çok yakın yani 2120 gibi Allah’ın izniyle kıyamet kopacak. Mehdi’nin zuhuru çok yakın, yakın değil çıktı Mehdi, Mesih’in inişi çok yakın, bir Altınçağ girişindeyiz. Bundan sonra savaşlar olmayacak, kavga da olmayacak, bu dediklerimin doğru olduğunu göreceksiniz. Mesela bak dedim ki İstanbul’da deprem olmayacak dedim, herkes olacak diyordu, ben de olmayacak dedim, benim sözüm doğru çıkıyor dikkat ederseniz.Mesela ekonomik krizle de ilgili de dedim 7 yıl sürecek dedim, herkes 1 yıl, 2 yıl sürer diyorlardı, en son IMF de dahil herkes evet dediler, 2014’e kadar devam edecek dediler ki bu metafizik bir bilgidir yani bununla ilgili teknik ellerinde hiçbir bilgi yok. Madem az bir vakit var, diğer insanların da bu konuda daha akılcı düşünmesi birbirini çok sevmesi, dost olması, mezhep ayrımlarını, din ayrımlarını bırakıp böyle kardeşçe, akılcı yaşamaları gerekiyor. Her dine saygı gerekir, her mezhebe saygı gerekir, kimsenin kimseye müdahale etmemesi gerekir ve böyle çok rahat güzel yaşayabiliriz. Yani hepsi birbirine karışsın anlamı çıkmıyor bundan, her din ve her mezhep kendi samimi inancını rahatça yaşasın ve tam bir özgürlük tanınsın, sevgiyi dostluğu kardeşliği tam anlamı ile yaşayalım bunu istiyorum.
SUNUCU BAYAN: Peki neden böyle bir cemaat ya da tarikat mı diyelim, kurma gereği hissettiniz?
ADNAN OKTAR: Sen çok sevimlisin, evet maşaAllah. Tarikat değiliz, cemaat de değiliz çünkü ben şeyh değilim, cemaat…
SUNUCU BAYAN: Ne diyelim?
ADNAN OKTAR: Evet bir topluluk, arkadaş grubu, arkadaş grubu diyelim en güzeli o, çünkü cemaat deyince yine akılda biraz izdifam gelebilir.
SUNUCU BAYAN: Evet.
ADNAN OKTAR: Çünkü cemaat olacak kadar da kalabalık değiliz. Yani bir arkadaş grubu olacak kadar bir kalabalıklığımız var, arkadaş grubu en güzeli, evet.
SUNUCU BAY: Peki bu arkadaş grubunuza kimler dahil olabiliyor?
ADNAN OKTAR: Samimi olan herkes, yani tek şart budur, samimiyet candanlık ve samimiyet.
SUNUCU BAY: Aslında benim sormak istediğim bir çok şey var. Hepsini yavaş yavaş soracağım ama önce şundan biraz bahsetmek istiyorum. Bu son dönemde yaşanan bir takım sıkıntılarınız var. Özellikle şu gizli tanıkların ifadeleri ortaya çıktı. Bunlardan biraz bahsedersek, niçin oldu bunlar?
ADNAN OKTAR: Şimdi birinci davada belki hani beraat çıkabilir belki dava bozulabilir diye ikinci bir dava açıp herhalde sağlama almak istediler bazı çevreler anladığım kadarıyla. Ama çok yanlış yoldan girdiler. Allah ayaklarına dolandırdı. Bütün gizli tanıkların ifadelerini mahkeme reddetti yani hepsinden beraat ettik, tamamından beraat ettik. Mesela bir çete görünümü vermek için benim anladığım gördüğüm kadarıyla bunları tembihlemişler. Zaten biz özel konuştuğumuzda da söylediler. Bize zorla bunu yaptırdılar ve zorla konuşturttular diyorlar. Mesela çete A, B, C, D, E, F‘den oluşuyorsa, suç kapsam ve maddeleri birine A’yı dedirtmişler birine B, birine C, birine D, birine E ve böylece bir çete görünümü oluşmuş. Dolayısıyla bu yüzden tabi mahkeme bu yönü ile bakmak istiyor. Ama diğer iddialar cihetiyle yani anlattıkları o fanteziler, şunlar, bunlar garip sözler cihetinden hepsinden beraat ettik.
SUNUCU BAYAN: Efendim az önce de söylediniz kıyamet günü hakkında. Ona biraz dönersek sizin Dabbetül arz ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
ADNAN OKTAR: Dabbetül arz bilgisayardır, yerden mamul yani magnezyum, çinko, demir, mangan, alüminyum, silisyumdan oluşan bir canlıdan bahsediyor ki canlı derken bunun özelliği olarak da sadece konuşma gücü olan, bir canlı bu.Yani konuşabilen insanlara hitap edebilen bir canlı. Allah bütün canlıları sudan yarattım diyor ama bir tek onu topraktan yarattım diyor, topraktan mamul diyor. Yani topraktaki elementlerden mamul, bir tek bunun için. Demek ki ayrı orijinal bir şey bu ve insanlara hitap ediyor. Rivayetlere de baktığımızda tam mutabık. Anlat Oktar bakalım, neler var?
OKTAR BABUNA: Renkli olacak diyor, hakikaten bilgisayarda 16 milyon tane renk var.
ADNAN OKTAR: Çok var, çok renkli olacak diyor, evet.
OKTAR BABUNA: Çok renkli, bu insanlar hızda ona yetişemeyecekler diyor, ona yetişemeyecek kimse diyor. Ama kimse de ondan kaçamayacak diyor. Hakikaten internetin hızı bugün erişilebilecek bir hız değil. İnsan zekasının da çok üstünde böyle bir bilgi kapasitesi var ve hızı var, saniyeler içerisinde bütün dünyadaki bilgiye erişmek mümkün ve bütün evlere girmiş durumda, bütün evlere gireceğinden bahsediliyor.
ADNAN OKTAR: Evet bütün evlere girer diyor, başka başka, aklına gelir düşün.
OKTAR BABUNA: Göz var, üzerinde kamera şeklinde hakikaten baktığınız zaman böyle hatta domuz gözüne benzetiliyor. Benim bilgisayarıma şu an bakınca zaten tam böyle bir göz gibi bakıyor ve fil kulağına benzer diyor bakın laptopların böyle açılıp kapanır fil kulağı gibi ve mikrofonları var bütün sesleri algılayabilen bir yapısı var.
ADNAN OKTAR: Evet konuşulanı duyuyor, değil mi?
OKTAR BABUNA: Duyuyor evet,
ADNAN OKTAR: İnsana hitap ediyor.
OKTAR BABUNA: Hitap ediyor, uyarır diyor insanları, uyaracağı söyleniyor hakikaten eserlerle İslamiyet’i anlatan eserlerle, darwinizmi yalanlayan eserlerle hakikaten insanları uyaran bir özelliği olmuş oluyor internetten çünkü bu bilgilerin tamamına ulaşılabiliyor.
ADNAN OKTAR: Kafirin yüzü simsiyah keser diyor yani onları kızdırır diyor ama Müslümanın yüzünü nurlandırır ve aydınlatır diyor ve damgalar diyor, ki damga Peygamber Efendimiz (sav)’in mührü kastediliyor, Allah, Muhammed Resul şeklindedir biliyorsunuz yani Allah’tan bahsedeceği, Resulden bahsedeceği, Muhammed (sav)’den bahsedeceği anlaşılıyor ve müminin yüzünü parlatır. Hakikaten mümin okuduğunda, incelediğinde, duyduğunda yüzü parlıyor, neşeleniyor ona şevk veriyor ama dikkat edin bakın, girmedik hiçbir ev bırakmaz her eve girer diyor, yani başka türlü nasıl böyle bir canlı olabilir, net olarak bu, çok açık.Gerçi Zekeriya Beyaz Hoca’yı çıkarttılar o biraz kendince bir şeyler yaptı atak, ama inandırıcı delil vermedi. Yani değil demekle olmaz. Niye değil, onu açıklaması lazım. Ben niye doğru anlattım ama niye değil anlatamıyor. Niye doğru çok fazla delili var ve net oturuyor, Mehdi devrinde ortaya çıkacaktır Dabbetül arz ve Mehdi’ye hizmet edecek bir güçtür ve şu anda Mehdi’ye hizmet ediyor ve Hz. İsa’ya da hizmet edecektir Dabbetül arz. Zaten Mehdi, Hz. İsa ve Dabbetül arz aynı andadır, birlikte mücadele edecek bir yapıdır bu.Ve Allah insanlığa bunu bir hizmet vesilesi olarak sunmuştur. Hz. Mesih’in ve Mehdi’nin hizmetine sunulmuş büyük bir nimettir bu. Yani hiç düşünülmeyen bir şeyde yani Amerikan ordusunda kullanılan bir teknik olarak biliniyordu o da flu biliniyordu ama sonradan bu çok netleşti ve bütün dünyayı sardı. Yani şu anda da mesela yine görevde, her yerde görevde. Mehdi öncülerine de görev yapıyor, bizlere de, Mehdi’ye de hizmet edecektir Hz. Mesih’e de hizmet edecektir.
SUNUCU BAY: Şimdi aslında Mehdilikle ilgili bir sürü açıklamanız var ona döneceğim ama bu kıyamet olayına biraz daha girelim istiyorum. 2120’de kıyamet kopacak, tarih verdiniz şimdi neye dayanarak bu tarih, şimdi belirtileri neler?
ADNAN OKTAR: Bakın diyor ki Peygamber Efendimiz (sav), dünyanın ömrü 7000 yıldır diyor, yani 7000 yıllık bir takvim vermiş, belki bu Hz. İbrahim’in doğumuna dayanıyor başka Hz. Nuh dönemine dayanıyor olabilir ama bir 7000 yıllık bir takvim vermiş. Bunun diyor, bu takvimin 5600 yılı geçti diyor, geriye ne kalıyor 1400 yıl, 1400 yıl. Biz kaçtayız?
OKTAR BABUNA: 1430.
ADNAN OKTAR: Hicri 1400’deyiz, 1430’dayız. O demek ki bu vakit, ne kadar sürecek en fazla Hicri 1500’e kadardır, 1400 ile 1500 arasında bitmesi gerekiyor, Bediüzzaman Said Nursi de diyor ki, 1506 yılında diyor artık gizli ve mağlubane Müslümanlar ortaya çıkacaklar diyor. 1543’e kadar gizli devam edecek diyor. 1543’e kadar gizli devam edecek. 1545’te de kıyamet kopacak diyor. Yani her dediği çıkmıştır Said Nursi’nin. Yani şu ana kadar bir tane yanlış çıkan sözü olmamıştır. Bakın şimdi mesela Mehdi gelecek dedi ve aynısı ile oldu, Mehdi geldi. Hz. Mesih gelecek diyor, onu da göreceksiniz 10 yıl sonra, 10-20 yıl içerisinde onu da görecek insanlar yani İslam’ın hakimiyetini hatta İslamiyet’in hakim olmasından sonra gerilemeye başlamasını bile şu anki nesil görebilecek. Yani şu an 7 yaşında olanlar İslam’ın gerileme dönemlerini de görecekler, hakimiyeti de, gerileme dönemini de görecekler. Bir sonraki nesil de yani torunlarımızın torunları da kıyameti görecekler.
SUNUCU BAYAN: Siz Mehdi’ye benzediğinizi söylüyorsunuz, değil mi? Tıpa tıp benzediğinizi?
SUNUCU BAY: Özelliklerini taşıdığınızı mı?
ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım.
SUNUCU BAYAN: Söylemleriniz var bu yönde tarif ediyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Tamam şöyle söyleyeyim. Mehdi’nin alametlerini ben yazdım. Bütün kitaplardan istifade ettim, 1000 küsür yıllık, 1200 yıllık eserlerden Ehli Sünnet kaynaklarından, yüzlerce kaynaktan istifade ettim. Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesehi, Sünen-i Davud. Bir insan görünümü var orada. Tamam bu bana uyuyor doğru, ama benim böyle bir iddiam yok. Mesela kaşları kavislidir diyor, benim kaşlarım kavisli, alnı geniştir diyor, burnu küçük kalkıktır diyor, yüzü parlaktır diyor, dişleri düzgündür diyor, saçları siyahtır diyor sakallıdır diyor, yanağında bir ben vardır, alnında bir yara izi vardır diyor, alnının şu kaş çatma çizgisi tektir diyor, boydan enden tektir diyor yani insanların çifttir biliyorsunuz, kaşlarını çattıklarında iki çizgi oluşur onda tektir diyor, orta boyludur diyor, geniş omuzludur diyor, geniş karınlıdır diyor, geniş göğüslüdür diyor, uylukları da geniştir diyor, dışarı doğru adımlarını atar diyor, omzunda iki tane benden bahsediyor biri Peygamberimiz (sav) de olduğu gibi büyükçe bir sırtında ben, kalp hizasında; bir de bir et beni vardır diyor daha büyük işte o ayarda bir ben, et beni. Bunlar bende var bu alametler var.
SUNUCU BAYAN: Fiziki özellikleri var.
ADNAN OKTAR: Ve Seyidim ben, evet seyidim, ayrıca seyidim. Ama yemin ediyorum Allah’a da yemin ediyorum, hiçbir zaman için Mehdilik iddiasında bulunmam ben, ömür boyunca. Ve Mehdi de değilim, öyle bir iddiam da yok. Ama bu çok riyakarca olur şimdi alametler benzediği halde ben desem ki; hakikaten hiçbiri benzemiyor, yani yalan söylediğim, insanın gözünün içine baka baka ben yalan söylemiş olacağım veyahut ikinci şık şu, hiç hadisleri anlatmamam gerekiyor. Ben dürüst davranıyorum. Hadisleri belirtiyorum evet benziyor bu da doğru ama benim bir iddiam yok, bana böyle bir iddia ile de gelseler kabul etmem zaten.
SUNUCU BAY: Şimdi İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile görüştüğünüzü söylüyorsunuz yazılarınızda.
ADNAN OKTAR: Evet doğru.
SUNUCU BAY: Konuşmalarınızda da, dinledim. O da Mehdi’nin geldiğini söylemiş,
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Sizin bir konuşmanızda, o bu Mehdi’nin kim olabileceğine dair herhangi bir şey söyledi mi size?
ADNAN OKTAR: Ben Ahmedinejad’ı çok severim bir kere söyleyeyim çok mütevazidir, Alevileri bir kere çok severim onlar benim canımdır, Caferiler, Şiiler, Aleviler hepsi. Bektaşiler çok nezih insanlardır, çok, arkadaşlarımın çoğu da alevidir. Vakıf başkanımız Tarkan da Alevidir, ailesi de hepsi Alevidirler. Çoğu arkadaşlarım öyledir. Aleviler bir kere yiğit olurlar cesur olurlar.
SUNUCU BAYAN: Evet izleyicimiz sormuş, Sayın Adnan Hocam Aleviler hakkında ne düşüyor demiş, siz de buna cevap…
ADNAN OKTAR: Bakın Hz. Ali’nin karakteri onlara gelmiştir. Nedir onun ismi Esedullah, Allah’ın arslanı, Mehdi’nin de bir lakabı arslandır.
OKTAR BABUNA: Evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İsimlerinden bir tanesi de arslandır, Aleviler de arslandır yani yiğit ve halk tabiri ile delikanlıdırlar baş eğmezler, efe tiynetlidirler yani onların bulunduğu bir yeri sen sömürge haline getiremezsin, baş eğdiremezsin, yiğittirler. Kimler gibi bütün Anadolu gibi, bütün Türkiye gibi yiğit milletiz biz ve baş eğmeyiz, özelliğimiz budur. Alevilerin de vasfı budur, insan sevgisi ile doludurlar, barışçıldırlar, erdemli olmayı, derin olmayı hedeflerler Aleviler yani zahir değil de daha derin olmanın içindedirler, onu hedeflerler. O yüzden de çok seviyorum, Alevilere muhalif olanlara da ilmi kültürel yolla karşılığını veriyorum .
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Evet.
SUNUCU BAY: Peki şöyle bir şeysöyleyeyim, Türkiye’de hani Alevilerden bahsediyoruz tabi bir sürü böyle dini etnik, etnik dinler var diyelim, hepsinin Türkiye’de haklarının savunulduğuna inanıyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Yani bir kere Hıristiyanlar alabildiğine serbest olsunlar, kiliselerini istedikleri gibi kursunlar, ibadetlerini yapsınlar, bu bir renk ve güzelliktir Allah’ı anacaklar ne kadar güzel bir şey bu. Museviler sinegoglarına gitsinler, istedikleri gibi giyinsinler, ibadetlerini yapsınlar, ne kadar güzel bir şey bu, ne kadar iç açıcı, mesela Ermeniler istediği gibi ibadetlerini yapsınlar, Ortodokslar ibadetlerini yapsınlar bu Allah’ın bir güzelliğidir, bu Mehdi devrinde olacaktır işte, Mehdi onlara alabildiğine özgürlük verecektir, alabildiğine rahatlık verecektir, onların can ve mal güvenliğini tam sağlayacaktır ama Türkiye’nin de bu yönde bir çalışması var. Ben görüyorum yani hükümetin özgürleştirme yönünde demokrasi yönünde samimi gayretleri var. Ama tabi bunu yaparken de maneviyata çok ağırlık verilmesi gerekiyor. Sevgiye ve barışçıl ruha çok ağırlık verilmesi gerekiyor, candanlığa ağırlık verilmesi gerekiyor, eğer bu yapılmazsa sırf özgürlük felaket getirir, sırf özgürlük de olmaz, özgürlük artı sevgi, kardeşlik, barış ruhu ve dostluk ruhu olması lazım. Çünkü ruhlar vahşileşirse özgür bir ortamda parçalar. Ama tabi ona karşı despotluk baskı olsun demiyorum. Aynı anda güzelliğin sunulması lazım. Hem özgürlük, hem sevgi, hem Allah korkusu, hem Allah sevgisi, hem derinlik hepsi birlikte olması gerekir.
SUNUCU BAY: Şimdi ben şu Mehdilik konusuna bir kez daha dönmek istiyorum.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Bir sorum kaldı aklımda. Az önce dediniz şu anda dünyada diye? Ne zaman çıkacak ortaya tahmini olarak?
ADNAN OKTAR: Mehdi benim kanaatim on yıl içerisinde belli olur yani hissedilir yani gittikçe tedrici olarak anlaşılmaya devam edecektir.
SUNUCU BAY: Yani artık dünyada biliyoruz.
ADNAN OKTAR: Yani...
SUNUCU BAY: Sizin söylediğiniz kadarı ile.
ADNAN OKTAR: Bu net, bu net çünkü peygamberimiz (s. A. V.) in hadislerinin tamamı çıktı. Fırat’ın suyu kesilecek dedi kesildi, Oktar sen sürekli susuyorsun sen anlat bakalım.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Sen bu konularda uzmansın başka neler var.
OKTAR BABUNA: Yetmiş dokuz yılında Kabe’ye baskın olacağından kanlı baskın olacağından bahsediyor, 1979 yılında hakikaten gerçekleşti bu, İran-Irak savaşının olacağı bildiriliyor, 1979-80 yılında oldu bu. Afganistan’ın işgal edileceği var, 1979 yılında oldu. Ramazan ayında iki sene üst üste onbeşer gün arayla bakın ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları olacağı bildiriliyor, hadislerde 1981 ve 1982 yılında üstelik iki yılda ramazan ayında on beşer gün arayla ay ve güneş tutulmaları gerçekleşti. Azerbaycan’ın işgali bildiriliyor 1990 yılında oldu. Büyük bir alevin, aydınlanmanın olacağı bildiriliyor, biliyorsunuz Independenta adlı dünyanın en büyük tankeri 79 yılında, ki Hz. Mehdi’nin çıkış yılıdır hicri 1400, İstanbul’da büyük bir patlama ile patladı ve büyük bir parlama oldu şehri böyle kıpkızıl aydınlatan tam hadiste tarif edildiği gibi bu da gerçekleşti.
ADNAN OKTAR: Gök gürültüsü gibi sesi olur değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: “İnsanlar gündüz oldu derler” diyor. Onun sabahında Mehdi’nin geleceği söyleniyor hadiste.Yani o günün sabahında “o gün” diyor. “Bilin ki” diyor. “O şehre gelmiştir” diyor hadiste. “Mehdi” diyor “o gün gelmiştir” diyor. “O dumanı o sesi o gürültüyü duyduğunuzda” diyor ki “insanları da alıp götürecektir.” Yani malları ve insanları da alıp götürecektir. Hakikaten bir kısım insanlar vefat ettiler bir kısım mallar telef oldu değil mi? Bütün camlar çerçeveler aşağı indi.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Bu hadis Mehdi’nin zuhuru ile ilgili mühim bir olayı anlatıyor. Başka neler var.
OKTAR BABUNA: Kuyruklu yıldız çıkacağı bildiriliyor. 1986 yılında halley kuyruklu yıldızı çıktı. Bir başka hadiste yine bir kuyruklu yıldız çıkacağı bildiriliyor. Ama boynuz gibi iki kuyruklu olacağı gibi hem önde hem arkada kuyruğu olacağı tam tarif edildiği şekilde normalden daha parlak olacağı bildiriliyor. Batıdan doğuya gideceği bildiliyor. Lulin Kuyrukluyıldızı tam tarif edildiği gibi bu sene şubat ayında çıktı. Ekonomik krizden bahsediliyor. Tam tarif edildiği şekilde şu an ekonomik krizi yaşıyoruz. Öncesinde kuraklık olacağı bildiliyor. Hatırlarsınız bir kaç sene üst üste kuraklı olmuştu hatta global ısınma diye bahsettiler. Arkasından büyük yağışların olacağı ve insanların artık yağmur duasına çıkacağı yağmur yağmaması için yani duaya çıkacakları bildiliyor. Tam tarif edildiği şekilde oldu. Binaların büyüyeceğinden bahsediliyor.
ADNAN OKTAR: Yüksek binalar evet.
OKTAR BABUNA: Hakikaten yüksek binalar ilk defa...
ADNAN OKTAR: Halk arasından bina ve zina artacak denir.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Aynısı ile olmuştur.
ADNAN OKTAR: Bu Lulin Kuyrukluyıldızı’nın zuhurundan önce diyor hadiste birkaç yıl önce yağmurlar yağmayacak diyor sonra bu kuyuruklu yıldızdan sonra da yağmurlar yağmaya başlayacak diyor. Aynısı ile oldu. Hatta biliyorsunuz seller olacak diyor insanlar muztar olacak diyor aynısı ile olmuştur. Şimdi bütün bu alametler Saidnursi hazretleri de Hicri 1400’de Mehdi zuhur edecek diyor. Net tarih vermiş Said Nursi Hazretleri ve safhalarını da söylüyor yani 81, 91, 2001, 2011, 2021 ve Hz. Mesih’in de zuhur vaktidir bunlar. Mesih’in de inişinin kesin olduğunu söylüyor Said Nursi Hazretleri. “Cismi beşerisi ile” diyor, “semavatta bulunan Hz. İsa Aleyhisselamın nuzulü kati olmakla beraber mutlaka inecek” diyor. “Geldiği vakit” diyor, “kendisi dahi kendisini bilmez” diyor, “yakın talabeleri imanın nuru ile onu tanır” diyor. Mehdi de öyledir geldiği vakit kendisini bilmez diyor Mehdi olduğunu yakın talabeleri onu imanın nuru ile tanır. Herhalde odur diyecekler. Ama Mehdi ve Hz. İsa Aleyhisselam birlikte namaz kıldıklarında bunun açıklaması yok. Allahualem diyeceğiz Mehdi, tamamMehdi zuhur etti diyeceğiz inşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Efendim peki tekrar Aleviler konusuna dönersek bir izleyicimizin sorusu var yanıtlamak isterseniz. Hz. Ali hakkında bize neler anlatabilirsiniz diyorlar. Az önce Hz. Ali yansımasıdır Aleviler’in dediniz.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAYAN: Bunun dışında neler söyleyebiliriz.
ADNAN OKTAR: Hz. Ali yani mükemmel insan modelinin en güzellerinden bir tanesidir. Resulullah (sav)’ın ahlakını en güzel alan insanlardan bir tanesidir.Neşeli, sevinçli, insancıl, bağnazlığa karşı net tavır koyan, içi coşkulu ve muazzam bir cesareti olan tam bir yiğittir Hz. Ali. Mehdi onun soyundan biliyorsunuz. Hz. Ali’nin soyundandır.Ve seyyittir. Hatta Hz. Ali’ye diyor. “Senin soyundan” diyor.Ona belirtiyor. Mehdi de Hz. Ali’ye benzer bazı yönleri ile benzer, yani fizik olarak da hissedilecek şekilde benzer, huyu da benzer. Mesela Hz. Ali’nin -keremullahu veche, Allah’ın keremi üzerine olsun- güzel yönlerinden biri de çok şakacı olmasıdır. Bayağı neşelidir. Yani bağnazlığa karşı tavır almış bir insandır. Hz. Hasan, Hüseyin de öyledir. Onlar da bağnazlığa karşı tavır almış insanlardır. O devrin yobazları, o devrin gericileri, o devrin mürteci ve psikopatları, o devrin deccalleri şehit etmişlerdir onları. Yani tam bir deccal ayaklanmasıdır o. Ayrı, onlar şehit oldular, Allah şehide ihtiyaç olduğunda alır, yanına alır Allah onlar için bunu uygun bulmuş. Ama Cenab-ı Allah onu ahir zamanda Mehdi’yi getirerek, onun soyundan onun sulbünden Mehdi’yi getirerek size ben saltanatı vermedim dedi Allah size iktidarı vermedim, senin torununa vereceğim dedi Allah ve bütün dünyaya hakim edeceğim diyor Cenab-ı Allah. Hz. Mehdi ile Hz. Ali’nin torunu olan Mehdi bütün dünyaya hakim olacaktır. Yani silsile kuşak olarak gidiyor biliyorsunuz yani o şekilde. Bunu kaderin tecellisi olarak görmek lazım yani Cenab-ı Allah o devirde size müsaade etmedim diyor Allah, size vermeyeceğim, ne zaman vereceğim; ahir zamanda. Senin sulbünden, senin soyundan Mehdi’ye dünya hakimiyeti vereceğim. Nasıl vereceğim bütün dünyaya hakim ederek vereceğim diyor Allah.Ve dünyada hakim olmadık hiçbir nokta kalmayacaktır. Yani bunu Kuran ayetleri de açıkça belirtiyor. Hz. Mesih’e Allah söylüyor “O kıyamet için bir alamettir” diyor. Mesih’in inişi, bir kere o geldiğinde bitti. Yani kıyamet an meseledir. Ayet var Kuran ayeti. Allah ayrıca diyor ki “Sana uyanları” diyor “Seni sevenleri kıyamete kadar küfrün üstüne geçireceğim.” Bu ne demektir dünya hakimiyeti bütün küfrün üstüne geçireceğim sizi diyor kıyametin son anlarına kadar. Bir de diyor ki Allah bir müjde daha veriyor. “ Ehl-i kitaptan Musevi ve Hristiyanlardan sana inanmadık tek bir fert bırakmayacağım” diyor Allah. Herkes iman edecek Hz. Mesih’e, ne zaman, Mehdi devrinde.
SUNUCU BAY: Bu arada şöyle de birşey var darwinizme tamamen karşısınız.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Bunun da aksini ispat ettiğinizi söylüyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Yaratılış destanı adlı bir kitabınızda var bununla ilgili olarak.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Şunu sormak istiyorum bu kitap içerisinde bunu ispatladığınızı söylüyorsunuz ben bunu ispatladım diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Konuşmalarınızda da böyle söylüyorsunuz, ispat nedir?
ADNAN OKTAR: İspat tapu gibi delil demektir.
SUNUCU BAY: Ama ispat...
ADNAN OKTAR: İki yüz elli milyon adetin üzerinde yaklaşık üç yüz milyona şu an yaklaşıyor. Fosiller var yerden taş parçası alıyorsun. Mesela tavşan kalıp gibi taşın üzerinde kalmış hayvan kaç milyon yıllık yüz milyon yıllık, doksan milyon yıllık. Tavşanın fosili ile, şu anki kemik yapısı ile onu karşılaştırıyoruz milimi milimine aynı olduğunu görüyoruz.
OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yengece bakıyoruz aynı, balığa bakıyoruz aynı, kuşa bakıyoruz aynı hiçbir değişiklik yok. Kaç tane tapu gibi delilimiz var iki yüz elli milyonun üzerinde. Darwinistlere diyoruz ki bize bir tane delil verin, tek bir tane bak biz iki yüz elli milyon adet veriyoruz siz bir tane verin. Bakın üstüne üstlük bak size bir müjdemiz var diyoruz. On trilyon da para vereceğim üstüne dedim. Ama tek bir tane yani, küçük ufak bir şey de olabilir hiç farketmez, şu bardak kadar da olabilir ufak birşey bir tane delil getirin. Kaç yıl oldu, iki yıl oldu.Daha hala bekliyoruz kapımızı çalan yok.
SUNUCU BAY: Bir de Amerikalı bir profesörle davalık oldunuz galiba bu konu hakkında.
ADNAN OKTAR: Dawkins evet. Ona da dedim, orada burada gidiyor çoluk çocuğu topluyor Amerikalı çocukları, Hıristiyan rahipleri, Musevi hahamları. Onlarla gidip tartışıyor ve onu kendince bir zafer gibi görüyor. Ama çocuklar buna rağmen diyorlar ki biz Allah’a inanıyoruz diyorlar. Onlar da inanıyor zaten. Dünyada bir tane tartışmaktan kaçındığı kişi var bilin bakayım kim?
SUNUCU BAY: Siz mi?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çünkü aldığım an sırt üstü vururum. Yani on dakikanın içinde biter yani anında bütün dünyadaki karizması biter. Fazla da değil bak bana on dakika versin telefonlada görüşebiliz. Şimdi gazeteye ilan veriyorum onların ülkesinde, İngiltere’de ilan vereceğim en büyük gazetelerinde tartışmaya davet ediyorum onu.Eğer yiğitliği varsa kendine güveniyorsa on dakika da olsa bir gelsin karşıma anında biter. Yani tamamen safsata ve yalana dayalı.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Bir kere protein safhasında iş bitmiş yani mümkün değil. Proteinin tesadüfen meydana gelmesi mümkün değil proteinden geçtim aminoasitin meydana gelmesi mümkün değil tesadüfen.Bir protein tesadüfen değil ben onu fabrikada da yapardım yani imal edip hazır getirelim. Protein tozları satılıyor bodyciler için hastalar için de veriliyor. Dökelim buraya tabağın içine o ne oluyor biliyor musunuz? Durur orada sadece, hiçbirşey olmaz yani çamurla bulamaç haline getirin karıştırın suyla. Isıtın ılık suyla hiçbirşey olmaz öyle durur o. Ondan zürafalar, kuşlar, insanlar, Einsteinler, Newtonlar efendim elmalar, armutlar hiçbir şey çıkmaz.
SUNUCU BAYAN: Efendim aynı zamanda Bilim Araştırma Vakfının kurucususunuz.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAYAN: Bilimle dini nasıl bağlantı kuruyorsunuz bunu biraz anlatabilir misiniz bize?
ADNAN OKTAR: Bilim Araştırma Vakfının fahri başkanıyım, kurucuları Tarkan bey ve arkadaşları. Bilimle din içiçedir çünkü Allah’ın kanunlarını, Allah’ın sanatını, Allah’ın ihtişamını anlamak için ve yaratılışın bütün detaylarını anlamak için bizim bilime ihtiyacımız var. Paleontolojiye, jeolojiye, fiziğe, kimyaya, biyomatematiğe ve her türlü bilim dalına ihtiyacımız var. Bu bütün bilim dallarının faaliyetleri sonucunda biz Kuran’ı bu kadar mükemmel anlatabiliyoruz. Yaratılışı bu kadar mükemmel anlatmamızın sebebi bilimdir ve Kuran da bize emreder bilimi.Yani bilimle Kuran içiçedir. Ve Kuran bilimden daima önde gider. Mesela diyor ki Cenab-ı Allah zaman izafidir diyor zaman diye birşey yoktur zaman izafidir. Mekanda izafidir diyor Cenab-ı Allah ve hepsinden ayrı olarak da bütün bu kainatın bir başlangıcı var diyor yoktan yarattım Ben kainatı diyor. Olur mu öyle şey diye yıllarca direndiler binlerce yıl Kuran bunu 1400 yıl önce söyledi. 1400 yıl direnmenin sonucunda evet dediler Kuran doğru söylüyor dediler. Kainatın bir başlangıcı var ve Bigbang teorisini ortaya attılar ki dünyada şu an kabul etmeyen kimse yok. Kabul etmese zaten olacak gibi değil çünkü bir merkezden sürekli dışarıya doğru bir açılım var yani bunun bir başlangıcı olduğu açık belli oluyor. Diyorlar ki ilk başlangıçta ne vardı diyorlar sıfır hacim sonsuz yoğunlukta birşey vardı diyorlar. Bu ne demektir biliyor musunuz, yokluk. Sıfır hacim ne demek yani yok sıfır hacim budur. Burda sıfır hacimde birşey gösterin derseniz boşluk, boşluk. Bunun patlaması sonucu kainat meydana geldi diyorlar. Bak bilim Kuran’ı sonunda tasdik etti. Zamanın izafi olduğunu söyledi Kuran onu da kabul ettiler. Einstein, Planck hepsi Kuran’ın bu açıklamasını tam anlamı ile tasdik ettiler. Hatta bütün detaylar mesela ilk kainatın yaratılışında diyor Cenab-ı Allah dünya buhar, dumanla kaplıydıbütün gökyüzü diyor 1400 yıl sonra bilim bunu da kabul etti. Doğru dediler aynen bu şekilde dediler dolayısı ile Kuran bilime yol gösterirve emreder bilimi emreder bize Kuran.
SUNUCU BAYAN: Efendim bir sorumuz daha var.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAYAN: Hemen sorayım. Sayın hocam Hz. Ali hangi soydan gelmiştir bunu anlatır mısınız? Bende azeri şiisiyim demiş.
ADNAN OKTAR: Hz. Ali Hz. İbrahim soyundan gelir. Peygamber fendimizle aynı soydur. Hz. Davud soyudur Hz. Davud’a da dayanır onun soyu yani Mehdi’nin soyu da dolayısıyla Hz. Davud’a dayanır. Hz. Ali’de bir soyu Davud’la bağlantılır Hz. Davud’la ve Hz. İbrahim’e dayanan bir soydur.
SUNUCU BAY: Bu arada şimdi biraz da geçmişe dönelim isterseniz.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Adnan Oktar nasıl Adnan Oktar oldu bugünlere nasıl gelindi. Bugüne gelene kadar bir sürü de davalardan geçildi. Bir sürü basın. Ve yayın organına manşet oldunuz hatta. İlk 1990 da kızılcı imamlar ile birlikteymişsiniz sonra ayrılmışsınız daha sonra 1993’te de kızıl imamlar Atatürk’e hakaret gerekçesi ile mahkemeye verilmişler ama siz bundan önce ayrılmışsınız. Gerekçeniz bu muydu Atatürk’e karşı olan farklı düşünceleri miydi? Ya da şöyle söyleyeyim siz Atatürk için ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Atatürk Allah’ın millete bir nimetidir. Tam anlamıyla dindardır, tam mükemmel bir Müslümandır, tutarlı bir Müslümandır. Yani şu anki makul aklı başında Müslümanlık anlayışının kurucusudur. Yani Kuran’a tam uygun sünnete tam uygun makul ve tutarlı bir Müslümanlık dünyada ve Türkiye’de yaşanıyorsa bunun tek sebebi Atatürk’tür. Eğer o olmasaydı bir düşünün ortamı. Yani ne tür tiplerin ortada kol gezeceğini. Mesela şu an onların dili burulmuş vaziyette dikkat ederseniz. Yani ne sanat olacaktı, ne bilim olurdu, ne estetik olurdu, ne güzellik olurdu. Asma, kesme, biçme, Alevileri keselim, Şiileri keselim, Caferileri keselim, bu mantık olacaktı. Ve pırasa gibi doğrama mantığı olacaktı. Atatürk insan gibi, akılcı ve gerçek bir Müslüman gibi yaşamayı bizlere göstertti ve bunu uyguladı ve çok cesurca yaptı bunu. Masonluğu kapattı ve komünizme karşı kesin tavır aldı böyle aslanlar gibi. Kimse cesaret edemedi yani ne Osmanlı döneminde olmuştur ne başka dönemde olmuştur. Kimse masonluğu kapatmaya cesaret edememiştir. Akşam emir vermiştir, kapatın demiştir, bitmiştir. Bu mangal gibi yürek gerekir bu. Yani mangal gibi.
SUNUCU BAYAN: Efendim izleyicilerimiz de soruyor siz, üzerinizde çok oynandığını söylüyorsunuz, davalar açıldı, akıl hastanesinde 19 ay kalmak zorunda kaldınız ve yanınızda cinayetler işlendi. Oradan çıktığınızda psikolojiniz nasıldı, neler hissediyordunuz o anda?
ADNAN OKTAR: Zımba gibiydim.
SUNUCU BAYAN: Öyle mi?
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Acayip sağlıklıydım.Yanaklarımdan kan damlıyordu.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Hatta daha da açıldım. Ben iman gözüyle bakarım. Yani en şiddetli ortam olsun. Mesela beni hücrede tuttular. Bir buçuk metreye, iki buçuk metre kadar birşey. Küçük bir hücre. Çelik demirli ön tarafı. Hiç de dışarı çıkmadım. 9 ay orada kaldım. On ay da akıl hastanesinde azılı akıl hastalarının içinde tuttular. Ben utanıp söyleyemiyordum. Onunla ilgili bir kitap çıkartmışlar, kitapta açık açık anlatıyor, bakın. Burada, şu kitapta, Bakırköy Akıl Hastanesi’nin... Evet şu kitap. Görünüyor mu? Evet.
SUNUCU BAY: Bakırköy Akıl Hastanesi’nin Gizli Tarihi.
ADNAN OKTAR: Evet. Oradaki zulmü bütün detaylarını anlatmışlar. Bak diyor, her yer bitler, pireler kaynıyordu, diyor ve çok ağır pis bir koku vardı, diyor. Bütün hastaların kafaları tıraşlıydı, diyor ve öldüğünde birkaç gün sonra anlaşılıyordu akıl hastaları, diyor. Aynı yatakta 3-4 kişi birden yatıyorlardı, diyor. Sabah kahvaltısı olarak çayın içerisine ekmek doğranıyordu, diyor. Tabaklarla onlar dağıtılıyordu, diyor. Ben bunları nasıl anlatayım. Ayağımdan zincirlediler mesela. Hiç kimseye... Bütün akıl hastaları gelip beni seyrediyordu. Ne oldu, niye bunu ayağından zincirlediler acaba diye. Yani cinayet işlemiş akıl hastaları serbestti, bahçede geziyorlardı. Ben ayağımdan zincirliydim. Adli tıpta iken de, öbür tarafta da bahçede bütün hepsi serbest geziyordu bana yasaktı bahçeye çıkmak. Telefon etmek de yasaktı.
SUNUCU BAYAN: Neden peki bir fikriniz var mı bununla ilgili?
ADNAN OKTAR: Açıkça söyledi Yıldırım Aktuna o zaman rahmetli. Dedi sen böyle dini anlatırsan, İslam’ı yaymaya devam edersen ben seni ömür boyu buradan çıkartmam dedi. Ben sana açıkça söyleyeyim, dedi. Bizim de üzerimizde güçler var dedi yani böyle birşeyler, yani birşeyler ima etti. Ben yani kendi başıma böyle hareket etmiyorum, dedi. Bir önce kendi bulunduğu makamına çağırdı, orada hazırolda bir şey aldık, tekmil aldık. Sonra kendisi geldi bulunduğum yere. Orada da hasta, doktorları dizdi, ben de hepimiz hazırola geçtik. Orada da bize kısa bir brifing verdi. Hiçbir şekilde kimseye birşey anlatmayacaksın. Hemşirelerle de görüşmeyeceksin, doktorlarla da görüşmeyeceksin, dedi. Sadece annen ve ağabeyinle ve avukatınla görüşebilirsin, dedi. Bir de akıl hastaları ile görüşmen serbest, dedi. Ben dedim ki; onlar hiçbir şey anlamıyor yani. Kafasını duvara vuruyor, bağırıyor, ağlıyor. Zaten yerde, çoğu çıplak geziyor, doğal ihtiyaçlarını bilmiyorlar. Yani rezalet paçalardan akıyor. Ben orada, onlarla ne konuşayım, dedim. O zaman odana gir dedi. Benim böyle yıkık, eski, dökük banyodan kırma, bozulmuş bir şeyim vardı. Kapısını itti mi, giriliyor zaten. Üstten bakınca da görülüyor, alttan bakınca da görülüyor öyle. Kovboy filmlerindeki gibi böyle. Yani mesela koskoca duvarda boşluk delikler vardı. Yani benim anlatamayacağım bir rezalet vardı orada yani, tarif edilecek gibi değil. Orada git düşün, dedi. Yani buraya niye geldiğini düşün, dedi. Bunun üstüne daha ne desem? Çok anlamlı ve net bir ifade. Ama ben ona rağmen arkadaşlarıma akıl hastanesinin penceresinden mektup yazıp, atıyordum. Yine bağlantımı devam ettiriyordum. Yani mesela en azılı böyle delilerin, akut servise sokuyorlardı sık sık beni. Akut servis yani iyice delirmiş böyle kontrol edilemeyen, tedavi görmemiş hastaların konduğu bölümdü. Yani herhangi bir şekilde birisi ile bağlantıda olduğumdan şüphelenirse akut servise koyuyorlardı. Akut servis de rezalet yani orada kapı kırıyorlar, asıl orada cinayet işleniyor. En tehlikeli o, çünkü tedavi edilemiyor onlar. Akut servis en tehlikeli servistir. Oraya hemşireler de giremiyor zaten çekiniyor, doktorlar çekiniyor, zaten bayılmış doktorlardan bir tanesi. Onu anlatıyor. Yani olayın şiddetinden yani görüntünün şiddetinden. İki tane hasta bakıcının gözlerini çıkarttılar hakikaten onu anlatıyorlar. Yedi kişiyi öldürdüler benim bulunduğum dönemde. Yani böyle bir yere girmem niye gerekti ben bilmiyorum şu an. Yani neden icap etti neden zincirlenmem gerekti onu da bilmiyorum.
SUNUCU BAY: Ya da 19 ay sonra niçin hani tekrar bırakıldınız?
ADNAN OKTAR: Ondan sonra da evet suçun yok dediler. Yani bu sözünde de birşey yok dediler. Ben “Türk kavmindenim, İslam milletindenim” diye bir söz söylemiştim. Savcı dedi bu sözde bir şey yok dedi, suç unsuru yok.
SUNUCU BAY: Sanırım Adli Tıp rapor vermedi, askeriyeden mi aldınız siz sağlam raporunu?
ADNAN OKTAR: Evet askeri hastane “ruhen ve bedenen sağlıklıdır” diye rapor verdi, Gülhane Askeri Tıp Akademisi. Gülhane Hastanesi, Gülhane Askeri Hastanesi.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ayrıca Adli Tıp da bozdu, üst ihtisas kurulu. Adli Tıp Üst İhtisas Kurulu “ruhen ve bedenen sağlıklıdır” diye rapor verdi ama 19 ay sonra verdiler ve ben 19 ay sonra beraat ettim. Yani boş yere yatmış oldum 19 ay. Ve suçlu olmadığım halde suçu sabit olan hastalar gönderiliyor yani ceza alıyor. Ceza aldıktan sonra bir yıl akıl hastanesinde yatıyor ve ondan sonra bırakıyorlar. Ben ceza almadan yargılanırken akıl hastanesine kapatıldım ve sonunda da beraat ettim. 10 ay sonra, inşaAllah. Adli Tıpta iken de ayağıma zincir vurdular koskoca baklalı zincir, 50 santimlik bir zincir. Onu da rica, minnet söyledik bir 50 santim daha eklediler, namaz kılacak bir imkanım oldu o 50 santim, 50 santim daha eklenince. Orada da mesela akıl hastaları gelip seyrediyorlardı beni, şaşırıyorlardı, yani ne oldu acaba, niye ayağında zincir var diye, hayret ediyorlardı. Kızıl imamcılarla ilgili birşey söylemiştin, kızıl imamcılar. Onlar evet bizden ayrılan bir gruptu onlar. Ehl-i sünnet inancını kabul etmediler yani özellikle. Biz Ehl-i sünnet inancındayız. Hanefi inancındayız. Hanefi düşünce. Bunlar mezhep kabul etmeyen insanlardı. Ayrıldılar fakat tabi Atatürk’e karşı da sözleri olmuştu, konuşmaları olmuştu. O yüzden de yargılandılar. Yani bir yönü de o idi. Ama saldırgan yönleri vardı, başka yönleri.. Birçok suçtan yargılandılar, DGM’de yargılandılar. Ama asıl konu o idi yani Edip Yüksel denilen bir şahıs var yurtdışında, şu anda da bana karşı muhaliftir o. Onun düşüncelerini savunuyorlardı yani onun fikirlerini savunuyorlardı. Biz de onlarla bağımızı kestik. Yani öyle garip insanlar olduğunda ben hemen bağımı keserim.
SUNUCU BAYAN: Efendim peki Mehdi Kuran’da geçmiyor diyor bir izleyicimiz. Siz hadislerden yola çıkarak bunları söylüyorsunuz diyor. Peygamber sözü değil hadisler diyor. Bunu açıklayabilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Hadislerin doğru olduğunu nereden anlıyoruz? Bir kere tahakkuk etmesinden anlıyoruz. Yani olay meydana gelmiş. Mesela Peygamber (sav) diyor ki; şu olay olacak diyor ve olmuş. Artık bu doğru mu yanlış mı diyemeyiz çünkü tahakkuk etmiş. Demin saydığım olayların tamamı tahakkuk etmiş olaylar. Yani tahakkuk etmeseydi hani belki denilebilirdi acaba doğru mu diyebilirdik. Ama tahakkuk edince bu netleşmiştir. Bunun tartışılacak yönü olmaz. Kuran’da da Kehf Suresi baştan sona kadar Mehdi’yi anlatır, Süleyman kıssası dünya hakimiyetini anlatır, Zülkarneyn kıssası dünya hakimiyetini anlatır ve dünya hakimiyetini anlatan çok fazla Kuran ayeti vardır. Tabi ki Mehdi isim olarak geçmez ama hakimiyet olarak, dünya hakimiyeti olarak geçer. Çünkü İslam’ın bir dünyaya hakimiyetine Kuran çok detaylı bahsediyor. Bu mutlaka olacak. İslam’ın dünyaya hakimiyetine vesile olan şahsın ismi Mehdi’dir. Ama bu kardeşimiz isterse lider diyebilir, bir alim diyebilir, değerli bir insan diyebilir, bir Müslüman diyebilir, Müslüman bir kardeşimiz diyebilir. Ne derse desin yani bu olayı neticeten değiştirmez çünkü İslam dünyaya hakim olacak, mühim olan budur. Yani Mehdi isminin üzerinde o kadar durmaya gerek yok. Yani mühim olan İslam’ın dünyaya hakimiyeti. Nur Suresi’nin 55. Ayetinde çok sarahaten dünya hakimiyetinden bahsedilir ve onlarca ayet var dünya hakimiyetinden bahseder Kuran’da. Zaten aksini Müslüman düşünemez. Yani İslam dini olacak fakat hakimiyeti istemeyecek müslüman yani dünyaya hakimiyeti istemeyecek. Bunun mantığı yok. Allah nurumu tamamlayacağım diyor. Sırf şu ayet yeterli. Allah nurunu tamamlayacak. Şu yeterli inşaAllah.
SUNUCU BAY: Şimdi bu Adnan Oktar’ın yargılanma süreci yine sizin açıklamalarınıza dayanarak gidiyorum. “Türk kavmindenim, İslam milletindenim açıklaması ile kendimi yargılanırken buldum gibi bir açıklamanız var. Niçin sizi bu söz ile yargılamış olabilirler?
ADNAN OKTAR: O devirde hakime benim avukatım gitti sordu. Hakim bize bunu açıkladı ama söylemem. Yani sadece şunu söyledi ben ilk sözünü söylemeyeyim fakat benden tahliye beklemeyin dedi. Ama ilk sözü çok samimi ve çok netti, olayın nedenini çok sarih açıklamıştı. Ama o devirde ben, samimi olarak bana gelmiş bir bilgi olduğu için söyleyemem. Ama tahmin edeceğiniz gibi, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAY: Bir de “devletin kölesiyim, büyük Türkiye için çalışıyorum” demişsiniz yine bir sözünüzde.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Şu an Türkiye için neler yapıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Türk-İslam Birliği. Bu zaten mutlaka olacak birşeydir ve benim bu dediğim sözüm şu an adım adım ilerliyor. Önce nasıl olur diyorlardı, olacak iş mi? Ben hatta dedim ki Ermenistan ile birleşeceğiz önce dedim. Sınırlar açılacak. Şok oldular, olacak iş mi bunlar dediler. Hadi Azerbaycan’ı aklımız alır da Ermenistan ne alakası var dediler. Dediğimin doğru olduğunu gördüler. Kilit ülkedir, Ermenistan önce açılacak, Ermenistan ile birleşeceğiz, Azerbaycan ile birleşeceğiz ve bütün Türki devletlerle sıradan birleşeceğiz ve büyük bir Turani birlik olacak. Bütün İslam alemi ile birleşeceğiz. Irak ve Suriye sıradadır. Önce Suriye, bak sıra ile söylüyorum. Sonra Irak ve aşağı kadar hepsine gidecektir. Ta Libya’ya kadar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAY: Bu birleşme dediğiniz Avrupa Birliği tarzı bir birleşme mi yoksa hani sınırlar kalkacak, tek bir ülke olunacak tarzı mı?
ADNAN OKTAR: Hayır, hayır milli devletler olacak tabi. Yani devletlere, rejimlerine, mezheplerine bir müdahale yok. Bu bir sevgi birliği, dostluk, kardeşlik birliği, muhabbet birliği olacaktır.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Büyük Ortadoğu Projesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Büyük Osmanlı Projesine dönmüştür şu an. Büyük Ortadoğu Projesi tabi bir fitne projesiydi aslında. Allah onu tersine çevirdi, Büyük Osmanlı Projesine döndü, Türk-İslam Birliği’ne dönüştü şu an ve inşaAllah bir gün böyle 27 katlı Mehter sesini duyacaksınız Allah’ın izniyle, inim inim inleyecek ortalık. Ve Aleviler, Sünniler, Şiiler hepsi bayram edecekler ve tam bir özgürlük ve huzur ortamı olacak. Demokrasi, barış, kardeşlik en mükemmel şekliyle uygulanacaktır. Tam bir fikir özgürlüğü olacaktır. Komünistler de çok rahat edecek, ateistler de çok rahat edecek, herkes rahat edecek. Baskı kalkacak insanların üstünden. Kuran ayetinde var. “Üstünüzdeki” diyor “ağır zincirleri koparır” diyor, Peygamber (sav) için. İşte bu ayet uygulanacaktır. Ağır teklif zincirleri kalkacaktır. İnsanları zapteden, insanların hürriyetini kısıtlayan herşey kalkacaktır. Ve adalet tam anlamıyla tesis edilecek. Bu adaletsizlik yeryüzünden tamamen silinecektir. Şu an adaletsizlik kol geziyor. Yani bütün dünyada kol geziyor. Adaletsizlik kalkacaktır, ilk Mehdi’nin yapacağı en önemli görev adalettir. Adaleti tesis edecektir. Hem sosyal adalet yani ekonomik adalet hem hukuki adalet.
SUNUCU BAY: Şimdi şunu sormak istiyorum, hani Mehdi yapacak, tesis edecek diyorsunuz adaleti. Şimdi bir günde, çok uzun zaman dilimine yayılmalı ki hani bir günde çıkıp hani bütün insanlar “evet, biz Mehdi’ye inanıyoruz” demeyeceklerdir herhalde, değil mi?
ADNAN OKTAR: Mehdiyet yıldırım gibi gelişecek bir olaydır. Yani çok akılalmaz bir süratle gelişecektir Mehdiyet. Yani Mehdiyet’in özelliği odur. Bürokrasinin hantal yapısını kaldıran bir sistemdir. Derhal ve çok süratli olur Mehdiyet. Mesela terör derhal durur.Mesela ekonomik kriz derhal durur. Yani dünyanın üstündeki şeytani güç ortadan kaldırılmış olacak çünkü şeytan öldürülüyor ahir zamanda. Mehdi’nin görevidir şeytanı öldürmek. Yani Mesih ile birlikte şeytanı öldürecekler. Şeytaniyet kalkıyor dünyada.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAY: Sonrasında ne olacak peki?
ADNAN OKTAR: Sonrasında güzel çağın arkasından bozulma başlıyor işte Hicri 1506’dan sonra. “3 inkılâbı azime” diyor Said Nursi. Bir 1506 gibi. Bir 1543, ikinci büyük inkılâbı azime. 1545 zaten inkılâb denir mi artık ona bilmiyorum, kıyamet. Bütün dünyanın kazan gibi kaynaması ile kainat dümdüz olacak yani her yer toprak hale gelecek, dümdüz hale gelecek ve yeniden bütün insanlık yeniden yaratılacak. Yani cennet ve cehennem oluşturuluyor, yeni bir beden ile ruhlarımız aynı fakat yeni bir beden verilecek. Yani iç organlar bu şekilde değil. Yani mesela gözün yapısında başka kana ihtiyaç yok. İnsan kan olmadan yaşayacak. Yani mesela gıdada da... Mesela şimdi şu an doyuyorsunuz
SUNUCU BAY: Yeni bir evrim geçirmek gibi durum mu bu?
ADNAN OKTAR: Hayır fizik kanunları değişecek. Yani bildiğimiz bu fizik kanunları yerine başka bir fizik kanunu meydana gelecek.Mesela şu anda da biz mesela ben sizi görüyorum beynimin içinde görüyorum sizi. Siz de beni beyninizin içinde görüyorsunuz. Planck bunu anlatıyor Max Planck. Eğer araştıranlar varsa bilirler yani dünya göründüğü gibi değil. Mesela güneş aydınlık deniyordu bilimsel olarak öyle biliniyordu, güneşin karanlık olduğu anlaşıldı. Güneş karanlık. Dışarıda aydınlık yok.Aydınlık beynin içinde oluyor, beynin yorumu. Dışarıda renk var zannediyordu, dışarıda renk olmadığı anlaşıldı. Renk de beynin yorumu. Beyne dışarıdan ışık dalgaları geliyor ve beyin onu öyle yorumluyor. Mesela dışarıda ses var zannediliyordu, dışarıda ses olmadığı anlaşıldı. Dışarıda dalgalar var. Beyin onu ses olarak yorumluyor. Mesela ben sizi şu an görüyorum, karşımda bakın şu kadar iki tane insan olarak görünüyorsunuz beynimin içinde. Ne kadarcık yerde oluyor biliyor musunuz? Şu kadar yerde oluyor beynimin içinde. Yani şu anki yayın ve görüntü hepsi şu kadarcık yerde beynimin içinde. Siz de beyninizin içinde şu kadarcık yerde görüyorsunuz. Anlamak için gözünüzün kenarına hafif bastırın görüntü oynar. Ev, yani bulunduğunuz bina böyle gelir gider. Neden bu? Beyne giden görüntüye, görüntünün yeri değiştiği için beyne o şekilde görüntü gidiyor. Bütün mesele beyindedir. Yani hiçbir göz görmez, hiçbir kulak duymaz. Yani her kulak sağırdır, kulak sadece teknik bir alet konumundadır. Yani sesi elektrik akımına çeviren bir alettir kulak, kulak duymaz. Göz de görüntüyü elektrik akımına çevirir sadece. O kadardır görevi. Elektrik akımını getirir göz beyne bırakır, görevi biter. Gözlerin hepsi amadır, beynin içindeki göz görür. Yani gerçek göz odur. Beynin içindeki gerçek kulak duyar. Gerçek el hisseder beynin içinde. Hiç bir insan kendi elini mesela ben masanın üstüne şu an dokunduğumda, parmağımın ucundan elektrik akımı sinirler yoluyla geliyor beynime. Beynimde dokunma hissi oluşuyor, ben onu parmağın ucunda olduğunu zannediyorum. Halbuki beynimin içinde oluşuyor o. Yani tamamı beynimin içinde oluşur. Parmak ucunda zannedilmesi bir aldatmadır yani insanın aldanışıdır. Böyle bir şey yoktur. Mesela görürken de gözümüzle gördüğümüzü zannederiz, halbuki göz hiç görmez. Bu bilinmiyor işte bunlar bilinecek 2012’den sonra insanlık yeni bir boyuta girecek. Yeni bir mekan anlayışına, yeni bir fizik anlayışına, yeni bir bilim anlayışına gelecekler. Yani Kuantum fiziği daha çok hakim olacak. Bu Max Planck’ın, Einstein’ın anlattığı bu olağanüstü durumun gereği ortaya konacak. Yani bilim adamları diyor bunu büyük bir korkuyla farkettiler diyorlar, bunu açıklarken.Yani duyularımızın dışında birşeyi alamadığımızı farkettik diyor büyük bir korkuyla. Dış evren şu an bilinmiyor. Biz sadece olduğuna inanıyoruz. Yani dışarıdaki bedenimizi biz bilmiyoruz. Zaten bilemeyiz ki simsiyah karanlık. Ayrıca madde, bütün madde saydamdır. Bütün bilim adamları bunu kabul ediyorlar. Çünkü; çekirdekle nötron ve protonların birbirine uzaklığı çok fazla olduğu için, mecburen saydam görünmek durumunda. Ayrıca titreşimin yoğunlaşmasından oluşuyor madde de. Yani enerjinin yoğunlaşmasından oluşuyor. Yani bizim anladığımız anlamda da bir madde yok. Yani enerji yoğunlaşması var.O yüzden onu madde olarak görüyor. Kainatın işte harika yapısını insanlar öğrenecekler Mehdiyet devrinde, Mesih devrinde bunu anlayacaklar. Ama sonradan şiddetli bir bozulma var. Yani çok şiddetli bir bozulma var ve her yıl daha da artacaktır. Ama bu yüzyıl İslam’ın yüzyılıdır.
SUNUCU BAY: Büyük Ortadoğu Projesiyle Türk İslam Birliğini bağdaştırdınız. Peki bu noktada Fethullah Gülen’i nereye koyuyorsunuz ? Ne düşünüyorsunuz Fethullah Gülen hakkında?
ADNAN OKTAR: Fethullah Gülen mülayim bir insan, şefkatli. Yurdışında durması da benim acayibime gidiyor. Ben daha da olmazsa gidip hocamı alıp geleceğim ben buraya. Hakikaten bana biraz garip geliyor bu. Yani niçin, yani ne yapmış? Adam mı kesmiş? Yol mu kapatmış?
SUNUCU BAY: İşte bir dönem yasaklıydı daha doğrusu Türkiye için.
ADNAN OKTAR: Hayır hiç bir şey yapmamış ki? Hiç bir suçu yok.
SUNUCU BAY: Gelemiyordu. Ama sonra o yasak kalktı ve
ADNAN OKTAR: Yani eğer gelmezse ben gidip getireceğim yani. Bunda bir acayiplik var. Yani bizim çocukları göndereceğim, hocamı alıp buraya getirttireceğiz inşaAllah.Çok garip kendi vatanı, kendi milleti tabi ki gelecek de bir insan. Mazlum, kendi halinde bir insan. İçli bir insan. Yani bence eğer buna sebep olan kim varsa hepsi çok ayıp yapıyor ve küçük düşecekler. Çok ayıptır. Yani bir insanı tedirgin edip, yurtdışında kalmaya mecbur etmek çok ayıptır.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
SUNUCU BAY: Ama şu anda herhangi bir engeli yok Türkiye’ye gelmesi için
SUNUCU BAYAN: Yani gelebilir
SUNUCU BAY: Gelebilir
SUNUCU BAYAN: Gelebilir aslında
ADNAN OKTAR: Yani gidin getirin hocamızı
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Davet edelim
SUNUCU BAYAN: Neden gelemiyor acaba sizce? Neden gelmiyor?
SUNUCU BAY: Hastalığını sürekli öne sürüyordu, rahatsızlığını
ADNAN OKTAR: Biz hocamızı tedavi ettiririz burada evelAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
SUNUCU BAY: O kadar uzun süre yolculuk yapamayacağını…
ADNAN OKTAR: Yani geçen gün de konuştum dedim yani biz alıp getirelim bari dedim artık inşaAllah. Hakikaten olur niye olmasın. Gidip üç dört kişi gitsinler. Hocam davet etti. Belki davet mi bekliyor acaba? Küsmüş de olabilir, davet bekliyor olabilir.Tabi yani siz dersiniz yani hocam bütün seni üzenler adına sizden özür diliyoruz. Seni götüreceğiz dersiniz.İnşaAllah.
SUNUCU BAY: Biraz da hükümete dönelim. Şu andaki hükümetimize.
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU BAY: Biliyorsunuz açılım üzerine açılım yaşıyoruz şu dönemlerde.
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU BAY: Demokratik açılım, Ermenistan’la yaşadığımız açılım
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU BAY: Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Ermenistan zaten ben söyledim, iki yıl oluyor ben bunu söyleyeli. Ermenistan’la biz birleşeceğiz, Azerbaycan’la birleşeceğiz. Suriye’nin kapıları açılacak dedim. Suriye’den vize kalktı. Yani 500’e yakındır söylediğim. ’Ne Demişti Ne Oldu’ diye benim internet sitemin www.harunyahya.org sitesinde, ‘Ne Demişti Ne Oldu’ diye bir bölüm var.Oraya girenler bunu çok açık görürler.500’ün üzerindedir ne dediysem çıktı.Suriye’yle de bütün kapılar açılacak göreceksiniz. Irak’la da açılacak. Bütün İslam ülkelerinin hepsiyle açılacak. Ve bütün Türki devletlerle de birleşeceğiz. Yani bunlar nettir inşaAllah
SUNUCU BAYAN: Demokratik açılım konusunda ne diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Demokratik açılım, şimdi bu çok önemli, çok çok önemli. Demokrasi alabildiğine gelsin. Kürt kardeşlerim benim canım, ciğerim, ruhum. Benim parçam onlar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Birçok Kürt arkadaşım var. Çok nezih ve değerli insanlardır. Ve çok onurlu, haysiyetli insanlardır. Ama Kürt açılımının arkasında ben size söyleyeyim, bir kahpe var, bir kalleş var. Hükümeti de zorlamaya çalışıyor kendi kafasınca ve net olarak amacı ayırmak.Bana bu ağızları bırakacaklar. Yani üslup, yok diyor biz ne alaka diyor biz hiç bir şekilde ayrılmaya niyetimiz yok diyor. Ben size isterseniz yemin edeyim. Net olarak ayrılma amaçları var.Net. Ve çünkü müthiş bir kin ve nefret oluşmuş durumda bir kısmında. Yani bu PKK kafalılarda. Bir kere bunun yatıştırılması gerekiyor. Oradaki vatandaşlarımıza muazzam bir sevgi ve muhabbet gösterilmesi gerekiyor. Hepsi bizi çok seviyor, Türkiye’den ayrılmaya hiç bir niyetleri yok. Fakat bu azgın mafyanın baskısından tedirgin vaziyetteler. Halkın bir kısmı tabi güçlüden yana dönme eğiliminde oluyor. Ve karşısındaki mafya ve çete görünümü olunca ürküp onlara tavır göstertiyorlar. Onun için devletimizin onlara çok güçlü kucak açması gerekiyor. Kendince hükümeti zorlamaya kalkan bir kahpe var. Bunun özelliklerini söyleyeyim. Bu dindar göstertiyor kendisini.Dindar göstertiyor. Daha önce de böyle anarşik bir ruhu olan bir kimse. Ve bölücülüğe karşı alenen savunan bir üslubu var. Ve çok net savunucusu da var. Ve eroin mafyasıyla da bağlantılı bu şahıs. Dolayısıyla muazzam bir güç elde etmiş bir kişi bu. Ve çok büyük bir tehlikedir bu. Ben bunu önce bir açıklayacağım. Hakikaten detaylı bilgi ediniyorum yani daha yeni öğrendim ben bu mahluku. Bu çok büyük bir tehlikedir. Yani buna karşı çok dikkatli olunması lazım.Yani ciddi bir baskı unsuru bu. Ve çok vahimdir bu. Bir kere Güneydoğuyu asla vermeyiz.Böldürtmeyiz de yani bu bitecek.
SUNUCU BAYAN: Kürtlerin zaten böyle bir talebi yok yani.
ADNAN OKTAR: PKK’nın var
SUNUCU BAYAN: Abdullah Öcalan’ın da yol haritasında da böyle bir şey yok. Ki kaldı ki açılımda ne var ki siz bunu tehlike olarak görüyorsunuz. Ne açılımı var?
ADNAN OKTAR: Bakın sizin bilginizin on misli bilgi bende var.
SUNUCU BAYAN: Tabi ki doğrudur
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Yani on misli bilgi var.
SUNUCU BAYAN: Ben soruyorum size
ADNAN OKTAR: Ben onu söyleyeyim. Yani bir kere yapılanma Marksist, Leninist ve Stalinist yapılanma. Yani PKK’nın ideolojisi Stalinisttir ve Darwinisttir. Bir kere Türkiye’deki rejimle anlaşmaları mümkün değil. Yani bir yanda Stalinist, Komünist bir devlet özentisi ve isteği var. Burada laik, milliyetçi bir sistem. Asla kabul etmezler bu bir. İkincisi yıllardan beri yaptıkları mücadele, sadece Kürtçeyi rahatça konuşmak değildi. Yani bu kadar kan sırf Kürtçeyi rahatça konuşmak, elini kolunu sallayarak gezmek değildir. Bu çok rahat elde edebilecek bir şeydir. Yani Kürtçe konuşsun kardeşlerimiz zaten, İngilizce de konuşsun, Arapça da konuşsunlar. Yani buna kimse ne diyecek yani. Özgür olsunlar
SUNUCU BAYAN: Ama uzun yıllar yasaklandı bu yani şu anda dahi çok serbest değil.
ADNAN OKTAR: Ama şimdi bu yapının oluşmasında da iddia edilen ergenekon örgütü var.İddia edilen ergenekon örgütü, benim o yiğitlerime, koç yiğitlerime, Kürt kardeşlerime akıl almaz ve kahpece işkenceler yaptılar.Ve akıl almaz bir kin ve nefret meydana getirttiler. Onların başını pisliğin içine soktular. Asit kuyularında yaktılar, bağırta bağırta işkence yaptılar ve katlettiler.Bu tabi ki muazzam bir intikam duygusu meydana getirdi. Ve bu kahpeler bunu yaparken bunu elde edeceğini bilerek, psikolojik savaşın gereği olarak bunu yaptılar. Yani çünkü bir insan işkence yaparsan, aşağılarsan, onurunu kırarsan o seninle savaşır.Yani başka bir şeye girmez bu. Bu kahpeler bunu bilerek yaptılar ve bunu elde ettiler. Ve şimdi sabırla bölünmeyi bekliyorlar. Yani daha ne yapalım diyor adam biraz daha mı canınızı yakmamızı istiyorsunuz diyorlar. Yani bölünme için ne istiyorsunuz diyorlar? Bölünme için yapıldı bu.
SUNUCU BAY: Yani kısaca siz demokratik açılımı olumlu karşılıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Hem nasıl sonuna kadar.
SUNUCU BAY: Peki şunu sormak istiyorum bu açılım kapsamı içerisinde sizin en çok hoşunuza giden neydi? Açılım içerisinde size gözünüze hoş görünen?
ADNAN OKTAR: Ben Kürt kardeşlerime, bir kere dağlara çıksınlar, özgürlük çok güzel. Yani koyunlarını otlatsınlar. O çıngıl çıngıl koyunlar gezinsin. Kürt çadırlarını kuralım. Namazlarını kılsınlar. Yani sıfır olsun orada baskı. Yani PKK baskısı kalksın. PKK baskısı kalkınca da asker çekilir oradan yani asker orada zaten bir şeyi yok. Cana ve mala kastediyor bu adamlar. Yani iddia edilen Ergenekon örgütünün, mesela geliyor adam burada iddia edilen Ergenekon örgütünün mensubu var farzedelim bir tarafta. Mesela biri milliyetçi, biri komünist aynı masadalar birlikteler. Yani bu kahpe yapılanmaya karşı çok dikkatli olmak lazım. İddia edilen Ergenekon örgütüdür bu Kürt kardeşlerimize zulmeden ve mahveden.
SUNUCU BAYAN: Peki ergenekonu biraz daha deşeceğiz. Reklam arası verelim isterseniz?
ADNAN OKTAR:Tamam
SUNUCU BAYAN: Reklamlardan sonra buradayız.
SUNUCU BAYAN: Adnan Oktar’la Dem Özel devam ediyor değerli izleyenler, ergenekonda kalmıştık.
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU BAYAN: Siz ergenekonu deşifre ettim diye bana iftira atıyorlar diyorsunuz. Bunu biraz açabilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Ergenekonu deşifre ettiğim için, bir; masonlarla uğraştığım için, iki; Darwinistlerle uğraştığım için, üç; yani sıradan gidersek bir hayli var uğraştıklarım.
SUNUCU BAYAN: Nasıl deşifre ettiniz?
ADNAN OKTAR: Yani insanlığın düşmanı olan her hareket benim karşımdadır. Ve ben onunla mücadele ederim. Ergenekonu nasıl deşifre ettim? Detay nasıl vereyim?
SUNUCU BAYAN: Veremez misiniz?
SUNUCU BAY: Yalnız bu konu açılmışken birazcık detay verelim
ADNAN OKTAR: Ama şunu söyleyeyim şu an kurtarırları yok söyleyeyim. Yani mutlaka bu örgüt dağıtılacak.Yani çırıpınmaları oldu, kendilerince birşeyler yapmaya kalktılar ama, müthiş bir zulüm örgütüdür. Yani yüz elli yıldan beri mahvetmiştir milletimizi. Doğuda da yani bu Kürt kardeşlerimize yapılan zulmün arkasında bu örgüt vardır. Ve tamamen suni olarak yapılmıştır. Oradaki o tertemiz insanlarımızın, gururuyla, haysiyetiyle, onuruyla oynamışlardır ve onlara tahayyül edilemeyecek işkenceler yapmışlardır. Ve onları böyle reaksiyona bir kısmını mecbur etmişlerdir. Ama Allah’ın izniyle Mehdi devrinde bu bela tamamen ortadan kalkacak ki o devirdeyiz şu an.
SUNUCU BAY: Şimdi şöyle bir şey soracağım daha önceki konuşmalarınızda ergenekonun başında bir şeytan var. O şeytan ben biliyorum ama siz de yakında öğrenirsiniz, içeri girer yakında o da demişsiniz. Şimdi o ergenekonun başı kimdir?
SUNUCU BAYAN: Şeytan kim?
SUNUCU BAY: Şeytan kim?
ADNAN OKTAR: Şimdi bunların dayandıkları ideolojide, düşüncede metafizik güçler de var. Yani kendi inançlarında. Yani bunlar sapkın bir yapılanmadır. Bunların şeytan çağırma seansları var. Yani çok deli ve karanlık bir örgüttür. Yani fiilen şeytanla bağlantıya geçebilen bir örgüttür ve masoniktir yapılanmaları. Hiyerarşi de masonluk üzerine kuruludur. Bayraklarında da mason sembollerini görebilirsiniz. Yani birçok yerde bayraklar ele geçirilmiştir. Mason sembollerinden oluşuyor bayrakları. Ama bu örgütün yıkılmasına, sebep olan asıl güç, asıl idareci güç de yine metafiziktir.Yani o kadar söyleyeyim.
SUNUCU BAYAN: İsim vermiyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Yoo söyleyeyim, Hızır aleyhisselamdırve şu an görevdedir Hızır. Mehdi devrinde görevdedir. Yani bu devirde görevde olanlar Mesih, Mehdi ve Hızır’dır.Yani Hızır Hz. Musa devrinde de görevdeydi, Peygamber Efendimiz (sav) zamanında da görevdeydi, şimdi de görevdedir. Son kıyamete yakın görevden çekilecektir. Yani sürekli görevdedir Hızır. Onun için böyle mahvoldular.
SUNUCU BAY: Peki nasıl yani Ergenekonun başında derken.
ADNAN OKTAR: Efendim.
SUNUCU BAY: Ergenekonun başında derken hani birileri ile mi görüşüyor, orada hani nasıl başında derken Ergenekon’un başında nasıl oluyor onu anlayamadım.
ADNAN OKTAR: Ergenekon aslında tepmez, devrilmez bir örgüttü. Yani yıkılması mümkün olmayan bir örgütlenmeydi.Hızır’ın yumruğunu yedikleri için böyle oldular. Onun için şu an şokta onlar, yani anlayamıyorlar, yani neden yıkıldığını anlayamıyorlar şu an. Neden falanca bize karşı oldu diyor niye şu kadar sırrımız ortaya çıktı. Niye güç yetiremiyoruz, niye böyle olduk diyorlar. Yani önce başında dikkat ederseniz şımarıktılar, şu an gittikçe soğuk terler dökmeye başladılar. Yani Hızır’ın pençesi enselerinde çünkü yani kurtulamıyorlar şu an. Çünkü ne tedbir alırsa alsın kurtulamıyorlar.Yani normal o yapılanması içerisinde Ergenekonun yıkılması teknik olarak mümkün değildi söyleyeyim.
SUNUCU BAY: Şimdi ortaya çıkan, deliller, kanıtlar hani gazetelerde yayınlandı falan, bunların hepsi, yaptığını mı düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Yani mümkün değil.Ama şu an,kurtuluşları yok. Bunu Said Nursi Hazretleri de bildiriyor önceden. Türkçülüğü diyor ve Türklüğü diyor muvakkaten, geçici olarak kullanacaklar diyor. Kadın hürriyetleri perdesi altında, bir komitenin de desteğini alacaklar diyor ve masonların desteği ile diyor bu komite hareket edecek fakat muvaffak olamayacaklar diyor. Kahraman ordu ve imanlı millet, Kuran’ın ışığı ile hakikathane görecekler, diyor ve bu dehşetli komitenin diyor tahribatını, tamire çalışacaklar rivayetlerden anlaşılıyor, diyor. Burada gerekli sırrı vermiş Said Nursi Hazretleri ve son dönemi diyor çırpınma dönemindedir diyor.Şu an kurtulamıyorlar, yani bu bilginin kaynağını bir türlü çıkaramadılar, kim bunları sürekli ele veriyor, çıkaramadılar. Yani sürekli bir debelenme, mesela en gizli yerdeki bilgiye ulaşılabiliniyor şu an. O kadar diyelim.
SUNUCU BAY: Anladım, şimdi devam eden davaya dönelim isterseniz.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Çok konuşuldu o dönem özellikle, bundan ne kadar bir buçuk ay önceydi sanırım. Değil mi?
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Ortaya çıktığında o altı tane gizli tanığın ifadesi ile birlikte başlayan o dönem aslında ilk ifadeniz, ilk olarak 2006 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Kamuoyunda Adnan Hoca olarak bilinen, Adnan Oktar’ında aralarında olduğu 28 şüpheli hakkın da suç işlemek için örgüt kurmak yönetmek ve üye olmaktan dolayı soruşturma başlatmış.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Sizin hakkınızda ama sonra, sanırım görevsizlik kararı verildi, o dava ile ilgili olarak.
ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi bu kız çocuklarının çeşitli zaaflarından istifade ederek ele geçirmişler. İşte kimine para vererek, bir kaç tanesine para vermişler. 200 milyar peşin, 200 taksitle. Kimine başka türlü bir yöntem, kimine tehditle, mesela bu tehditle ifade veren, dün konuştu arkadaşımızla, polisin de kendisine baskı yaptığını söylüyor.Kolluk kuvvetlerinin diyor, baskı yaptılar diyor ve benim tehditle bana bu ifadeyi verdirttiler diyor. Ben sadece basından duyduğum kadarıyla bunu biliyorum diyor yani bu bütün dediklerimin hiç biri doğru değil diyor. Basından duydukları kadar onu bana söylettiler diyor ve aslı yok diyor, daha dün söyledi. Mesela çekiniyorum diyor, Avukat Rezzan Aydınoğlu’nun duymasından diyor yani ne yapsak acaba diyor ismimi duymasa diyor. İntikam almalarından çekiniyorum diyor yani bana bir şey yapmalarından, iftira atmalarından korkuyorum diyor yani çocuklar korku içindeler, ama bunlar gariban insanlar biz, ben bunları sonradan öğrendim. Mesela bir tanesi, abisini de işe aldırttırdı bize zamanında sonra ağabeyim beni ensest ilişkiye beni zorluyor, dedi. Yani o tip bir şey var ve ruhsatsız silah taşıyor dedi. Biz abisini işten çıkarttık ondan sonra onunla aramız bozuldu. Yani asıl sebebi bu. Bir tanesi bir kadın var 45 yaşında silikonlu.
SUNUCU BAY: Şu sarı zarfla size mektup yazan.
ADNAN OKTAR: Evet. Yani hakikaten sevgisi güzel aslında, ben bir şey demiyorum yani bir kadının sevgisine ben bir şey yapmam yani çirkin görmem. Ama çok üslubunu bozdu, yani çok anormal üsluplar geliştirdi, sonra da cd göndermiş, yani müstehcen bir film çekmiş. Güya beni etkileyecek. Ondan sonra tehditkar bir üsluba başladı yani çok şey. Ben kocamdan ayrılacağım seninle evleneceğim işte şöyle projeler geliştirmiş kendi kafasına göre. Arkasından da ekonomik projeler de var, böyle başka şeyler de düşünmüş. Ben hiçbir şekilde olmaz bu dedim ama kadın olunca sert bir şey kullanamadım, kızı da kızıyla gönderiyordu haberi, o kızcağız işte onu kullanmış görev olarak, o da, o kız da okulunda kötü bir lakabı var saxo diye bilinen bir lakabı var. Ben bize geldiğinde burnu böyle biraz genişçe idi, burun delikleri; ben de normal doğuştan öyle zannettim. Meğer kokainden o şekildeymiş çocuk. Böyle bir durumda olan bir insana git seninle görüşmüyorum diyemem yani riskli görmekten ben ama görüştüm ve anlattım. Fakat annesi bir süre sonra ekonomik yönden olaya yaklaşmaya başladı. İşte biz ticari bir şirket kendilerinin bir şirketi var ona destek olun dedi ona ortak olun dedi, ben kabul etmedim ortak olmayı, o zaman para verin, dedi, onu da kabul etmedim, bu sefer bu teklifi getirdi evlenelim teklifini getirdi onu da kabul etmedim. Kızının da o tip bir şeyi vardı yani tavrı vardı, baktım olacak gibi değil soğuk davrandım. Yani görüşmeme tavrı aldım bu sefer kinlendiler. Kızı bir kız arkadaşımızın kaçırılmasında görev aldı bu sefer. Onları yakaladı jandarma, çocuğu kurtardılar, kız çocuğunu kurtardılar. Orada da ona söylemiş, kız arkadaşıma, benimle ilgilenmediği için bunu yapıyorum demiş kızı da, Yani bak bana değer vermiyor ama bak senin için çok önem veriyor mesela seni kurtarmak için uğraşıyor ama benim için böyle bir şey yapmaz, yapmadı şeklinde bir ifade kullanmış yani böyle kadınsı kadın kini yani olayın arkasında kadın öfkesi görülüyor. Aileler de bunu kullanmışlar. Bir de işin daha da vahimi bize işkence yapılmıştı bir dönem 99’da. Bize, arkadaşlarımızın hepsine işkence yapılmıştı, bunun davası var 1000 küsür sene ile yargılanıyorlar. Adil Serdar Saçan ve diğer polis arkadaşları hepsi yargılanıyorlar ki mahkeme son aşamada çok fazla adli tıp raporu var işkence yapıldığına dair resmi. Bak devletin verdiği resmi adli tıp raporları var, sakatlamaya sebep olduklarına dair polislerin, bu polislerden bir tanesi ne idi ismi onun?
OKTAR BABUNA: Serdal Akça.
ADNAN OKTAR: Serdal Akça bu ifadeyi alan kişi, bu çocukların ifadesini alan kişi, şimdi bu çok acayip bir şey yani biz bu kişi ile davalıyız, yani bu kişi eğer bizim mahkûm olmamızı veyahut herhangi bir çete konumuna bizi sokarsa davası düşecek düşer.Bir anlamda yani davasına destek olunur, düşmese bile destek olunmuş olur yani böyle bir insana görev verilmesi yani bizimle davalı olan husumeti olan bir kişiye görev verilmesi çok şaşırtıcı yani ben buna hayret ettim ama neyse diyoruz.
SUNUCU BAY: Pekineyse demeyelim oradaki neden? Hani sizin üzerinize bir oyun oynandığını mı düşünüyorsunuz yine burada?
ADNAN OKTAR: Şimdi bakın Adil Serdar Saçan iddia edilen Ergenekon örgütü üyesi olmaktan tutuklu..
OKTAR BABUNA: Ümit Sayın.
ADNAN OKTAR: Ümit Sayın, gece gündüz bizimle uğraşan bir insandı her yere dilekçeler yazan meclise oraya buraya bir çok yere baskı yapmaya çalışan insan. Bu da Ergenekon iddia edilen Ergenekon örgütüne üye olmaktan tutuklu…
OKTAR BABUNA: Emin Şirin.
ADNAN OKTAR: Emin Şirin, iddia edilen Ergenekon örgütü lobi sorumlusu olarak ifade verdi ki mecliste yani bu operasyonun başlaması için ilk dilekçeyi veren kişi…
OKTAR BABUNA: Mahkemeye gelen.
ADNAN OKTAR: Ailelerle beraber zaten bu kast edilen ailelerle beraber, bu aileler ayrıca Cübbeli Ahmet’e de gidiyorlar. Emin Şirin’le de görüşüyorlar.
OKTAR BABUNA: Ataman Yıldırım var internet sitelerinde.
ADNAN OKTAR: Mesela Ataman Yıldırım var internet sitelerini yapan.
OKTAR BABUNA: O tutuklu şu anda.
ADNAN OKTAR: Evet o da tutuklu iddia edilen Ergenekon örgütünde. O bize karşı böyle siteler, psikolojik mücadelede görev alan kişilerden.
OKTAR BABUNA: Tantan dönemin İçişleri Bakanı’ydı, aralarındaki yazışmalarda her dediğimizi yaptırırız gibi bir ifadeleri olmuştu.
ADNAN OKTAR: Tantan’a kim diyordu onu?
OKTAR BABUNA: Ümit Sayın msn yazışmalarında söylüyorlar kayda geçmişti iddianamede var o şekilde.
ADNAN OKTAR: Evet bir tanesi de diyor ki: “Hürriyet gazetesinde istediğimizi çıkarttırırız” diyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Yani bir de gazeteci bir kişi daha vardı ya gazeteci...
OKTAR BABUNA: Tuncay Özkan.
ADNAN OKTAR: Tuncay Özkan, evet. Onun zaten ana göreviydi adeta bizimle uğraşmak yani bizimle ilgili haber yapmak. Mesela 99’daki operasyonda ana konusu o idi aşağı yukarı. Bu kişi de şu an iddia edilen Ergenekon örgütünden tutuklu. Şimdi nereye baksak bir iddia edilen Ergenekon örgütü görüyoruz.
SUNUCU BAY: Peki Ergenekon örgütü niçin sizle uğraşıyor peki, uğraştı ya da?
ADNAN OKTAR: Ergenekon örgütünün kuruluş amacı, Mehdiyet’e karşı kurulmuştur. Yani Mehdi’nin zuhuruna…
SUNUCU BAY: Mason bir örgüttür diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Evet masonik bir örgüttür ve tek amacı Mehdi’nin gelişini engellemektir. Amerika’nın Irak’ı işgalinin arkasında Mehdi’nin gelişini engellemek vardır. Adamlar açık söylüyorlar bunu. Yani kapalı değil. Direkt Mehdiyet’e karşıdır. Evanjelik sitelerine girin, Hıristiyan sitelerine girin hepsinde açık açık göstertirler, anlatırlar. Afganistan’ın işgalinin sebebi yine Mehdi’nin zuhurunun engellenmesidir. Bu amaçladır. İddia edilen Ergenekon örgütünün de tek amacı budur. Mehdiyet’i durdurmaktır. Ama Mehdiyet kahredici bir güçtür. Yani yenilecek bir güç değildir.Yani kaderinde yok Mehdiyet’in. Mehdi’nin kaderinde yenilmek yoktur. Yani mutlaka yener. Var ya şu filmlerde Terminatör mü diyor, ne diyor. Onun gibidir. Yani öldüremezsin, durduramazsın. Mutlaka yener. Mesela Ergenekon örgütü şu an müthiş şaşkınlık içerisinde. Yani bilgilerin nereden geldiğini anlayamıyorlar. Her türlü yere giriliyor şu an. Hızır’ın karşısında iki büklüm oldular. Önce Hızır bunlara ses çıkartmadı. Ama Allah’tan emir alınca beyinlerine çöktü. Çünkü ilk başta ellenmemesi gerekiyordu bunların. Yani kaderde böyle bir şey yapmaları gerekiyordu. Ama kaderde bunların çökmesi gelen nokta geldiğinde Hızır emri aldı ve bunların boynuna çöktü. Ve yerle bir etti. Yani olayın kökeninde bu vardır. Yoksa başka bir şey yok.
SUNUCU BAY: Peki bundan sonraki süreçte ne olacak sizce? Bu devam eden davanızdan bahsediyorum.
ADNAN OKTAR: EvelAllah, bu devam edecektir. Ve hapsederlerse iftiharla girer yatarız tabi. Yani Hz. Yusuf makamıdır. Defalarca yattım, çıktım ben. Ama benim davam durmaz. Benim ruhum dışarıda. Yani benim bedenim zaten evde oluyor ama ruhum geziyor. İnternette, kitaplarda, her yerde ruhum geziyor. Benim ruhum bin kere yeter. Yani o durdurulamaz. Mesela Yargıtay’a bizim dosyalarımız gelmiş. 200 dosya, 200 klasör. Masaüstüne konulunca Yargıtay üyesi hanım diyor ki, 200 klasör olduğuna göre diyor, bu kadar, bunlara 3 yıl da az diyor. Daha fazla verilmesi gerekir diyor. Yalnız bu klasörlerin bir özelliği var. Bir klasörde suçlama var, 199 klasör savunmaya ait ve ceza verilmesi gerekir diyor. Eline sağlık versin ceza, ben bir şey demem ama okumadan, bakmadan, dosyalarda ne olduğunu bilmeden, klasörlerde ne olduğunu bilmeden ve 3 yıl cezanın da niye geldiğini de daha bilmeden, çünkü normalde iki yıl ceza almamız gerekiyordu. Bir yıl daha artırıldı.
SUNUCU BAY: Artı bir yıl daha.
ADNAN OKTAR: Artı bir yıl daha artırıldı, onun nedeni bilinmiyor şu an, ben bilmiyorum. Yani saygıda en ufak bir kusurum olmadı benim, son derece nezih ve nezaketli davrandım.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabi bu da bir bozma nedeni olarak müracaat ettik Yargıtay’a yani bu konu da dahil bir çok bozma nedeni var. Altmışa yakın bozma nedeni var davamızda.
SUNUCU BAY: Bir de sizin davalarınız için genelde şey diyorlar, görevsizlikle sonuçlanıyor. Mesela, Üsküdar 4.,
ADNAN OKTAR: Hepsinden şu an beraat ettim ben.
SUNUCU BAY: Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen, 5. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen davalarınıza hep mahkemeler yetkisizlik kararı vermişler.
ADNAN OKTAR: Şimdi, hem yetkisiz tabi ilgili mahkemeye gidiyor fakat bizde 1999’dan itibaren şimdi bu basına yansıdığı da biliniyor. Bize çok fazla sayıda çete davası açıldı ve hepsinden sürekli takipsizlik ve beraat aldık, önü sonu yok 2002’de var, 2003’te var, 2004’te var önüne gelen mesela 5-6 kişiyi topluyor, 7 kişiyi topluyor diyor ki ben çetenin şu yönünü orada gördüm o da diyor o da öbürü de şu yönünü gördüm herkese bir görev veriyorlar, herkes parasını alıyor kağıtlara yazılar yazıyor, adam dosyayı savcılığa koyuyorsun savcılık seni topluyor götürüyor ifadelerinizi veriyorsunuz aylarca uğraşıyor beraat ediyorsun, olmadı bir daha bir tane daha başlıyor bu kaçıncı bizim önü sonu yok. Sürekli yargılanıyoruz. Hatta dilekçe verdiğim için de yargılanıyorum yani kendimi savunduğum için de yargılanıyorum ben, yani niye kendini savunuyorsun diye.
SUNUCU BAY: Peki nereye kadar devam edecek böyle sürekli yargılarla mahkemelerde geçirerek.
ADNAN OKTAR: Mehdi zuhur edene kadar.O zaman her şey tam ortaya çıkacaktır ama bunlar da olmasa biz neyin mücadelesini yapacağız, nasıl dava adamı olacağız yani evde otururuz herhalde, kitap yazıp, değil mi? Sakin bir hayatımız olur. Dava adamına bunlar gerekir. Allah bize bunu lütuf ve nimet olarak veriyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bunlar olmazsa çok acayip bir konuma geliriz, küçük düşeriz. Allah vermesin.
SUNUCU BAYAN: Siz kendi davanızda beraat edeceğinizi düşünüyorsunuz. Peki Ergenekon süreci bundan sonra nasıl işler? Sizin görüşünüz nedir?
ADNAN OKTAR: Ya tabi ben o tutuklu insanlara acıyorum ben onlara. Cezaevine her düşene ben acırım. Hepsine ama istisnasız. Suçu ne olursa olsun acırım ben. Hepsinin salıverilmesinden yanayım ben. Yani ben acıyorum insanlara istemem. Ama suçunu yani bir tek cinayet benim kabullenemediğim bir şeydir. Yani o, çok can yakıcı bir şey. O, bırakılmaması lazım. Çünkü bir daha yapıyor o tipler. Yani can alıyor adam. Onun dışında hepsi çıksın isterim ben, bana kalsa yani.
SUNUCU BAYAN: Daha tutuklamalar olur mu sizce. Yoksa…
ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon örgütü mü?
SUNUCU BAYAN: Evet.
ADNAN OKTAR: O, daha burnunu, kulağını yakaladılar daha.
SUNUCU BAYAN: Öyle mi?
SUNUCU BAY: Peki Türkiye dışından da Ergenekon içerisinde bir yapılanma olduğuna inanıyor musunuz? Türkiye dışarısından, dış mihraklardan bahsediyorum.
ADNAN OKTAR: Tabi Azerbaycan’da var yapılanmaları, İran’da var, Pakistan’da var, Türki Devletler’de var. Kıbrıs’ta var, Avrupa’da var, Almanya’da var, Norveç, Danimarka, her yerde var. Yani bir kere masonluk destek oluyor. Mason desteği olduğunda otomatik bütün dünyanın desteği var demektir. Yani masonluk felç oldu, nasıl yakanızı kaptırdınız, delirecekler şu an. Yani nasıl oldu bu iş diye şoktalar. Amerikan masonluğu da, İngiliz masonluğu da, Fransız masonluğu da bunlar destekliyordu. Yani baronu da destekliyorlardı. Baron da şu anda tam köşeye sıkışmış durumda. Yani ne yapacağını bilemiyor şu an. Baron da onların basın ayağını oluşturuyordu ki Türkiye’yi böyle sülük gibi emiyordu. Ama şu an buna rağmen can havliyle yine de, böyle köşeye sıkışmış, böyle, işte bir varlık gibi diyelim yani çırpınıyor.
SUNUCU BAY: İt gibi,yoruldu diyorsunuz artık bu kadar şeyden sonra
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAYAN: Peki Tekasür Suresi’ni açıklarsanız sevinirim demiş bir izleyicimiz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Tekasür Suresi’ni, bana bulsana.
SUNUCU BAY: Ne kastetmiş olabilir? Bu arada şunu da sormak istiyorum şimdi bu davadan da, bir şekilde bitti. Ondan sonra sizce bir sonrakiler gelir mi?
ADNAN OKTAR: Zaten var.
SUNUCU BAY: Var, devamı…
ADNAN OKTAR: Yani birçoğu var da basına yansımıyor. Yani haddi hesabı yok. Çok fazla dava var.
SUNUCU BAY: Peki şunu da söylemek istiyorum. Şimdi bugüne kadar Adnan Oktar’ı ve birlikte, bu sizin topluluk dediğiniz arkadaşlarla beraber basına yansıyan kısımda hep güzel kızlar, güzel erkekler ve işte onların açıklamaları geldi bir şekilde, gizli tanık, hani birileri çıktı bir şeyler söyledi, hani arkadaşından duyduğunu söyledi. Yani içerisini merak ediyorum aslında, Adnan Hoca’nın.
ADNAN OKTAR: Benim arkadaşlarım nur gibidirler, çok temiz, efendi. Kızlar da öyledir, delikanlılar da öyledir. Yani çok çok efendidirler. Haysiyetine, şerefine çok titizdirler. Ben de kız arkadaşlarımın hepsine karşı çok kıskancım. Yani, baksanız elinden yüzünden nur akar yani hemen anlaşılıyorlar. Hemen bakar bakmaz anlaşılır, tertemiz.Üslup, efendilik, terbiye, nezaket, nezafet, hepsi, yani çok çok… Mesela çocuklarda da ben ona çok titiz dikkat ederim. Zaten bakan hemen anlar. Adnancı bunlar derler. Anlaşılıyor. Yani o temizliğinden, kalitesinden, efendiliğinden… Çok özen göstertiyoruz. MaşaAllah, daha da iyi olacaklar inşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
SUNUCU BAY: Ne konuşuyorsunuz peki?
ADNAN OKTAR: Allah aşkı, Allah sevgisi, Allah korkusu ve Allah’ın varlığının delilleri. Yani çok önemlidir iman hakikatlerinin anlatılması. Bunlar insanların asıl ruhunu açar ve güçlendirir. Unutmadan söyleyeyim, www.alevilerkardesimizdir.com’a girerse kardeşlerimiz Aleviler hakkındaki görüşlerimizi elde edebilirler. Tekrar ediyorum, www.alevilerkardesimizdir.com
SUNUCU BAY: www.alevilerkardesimizdir.com evet sevgili izleyicilerimiz. Eğer girerseniz Adnan Oktar’ın düşüncelerini, bu konudaki görüşlerini de buradan okuyabilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Tekasür Suresi’ni okumamı istemiş bir kardeşimiz.
SUNUCU BAYAN: Hayır.
SUNUCU BAY: Ne düşünüyorsunuz?
SUNUCU BAYAN: Açıklarsanız. Ne düşünüyorsunuz demiş.
ADNAN OKTAR: Açıklayayım. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Mal, mülk ve servette çoklukla övünmek, sizi tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.” Yani şu an dünyada insanlar mesela yatıyla, katıyla övünüyorlar. İşte parasıyla övünüyor. Elbisesiyle övünüyor. Zaten insanlarda şu an bir nimet başkasını kıskandırmak yönünden zevk veriyor insanlara. Yani onu Allah’ın nimeti olarak görüp ondan hoşnut olmuyor. Mesela arabasını, Lamborghini veyahut Jaguar arabasını gidiyor bir kahvehanenin önüne çekiyor. Orada insanlar görüyorlar, kıskanıyorlar, haset ediyorlar. O ondan psikolojik doyuma ulaşıyor. Zevk alıyor. Yani Allah’ın nimetini görün diye getirmiyor. Kuran buna işaret ediyor. “Öyle ki bu, mezarı ziyaretinize, kabre gidişinize, ölümünüze kadar sürdü." Yani iki türlü olabilir bu. Bir ölüsüyle övünüyorlar. Mesela mezarı süslüyor, granit kayalarla falan, ne anlayacaksa Boğaz’a yönelik böyle, Boğaz’ı görecek şekilde mezarı yaptırtıyor. Bir de aile mezarlığı çok mükemmel bir yerde gidip seyrediyorlar birlikte, kavak ağaçları var diyor, sanki oradan bir tane dürbün olacak, oradan sokağa bakacaklar. Sen zaten toprak olup, yok olup gideceksin. Yani ne alakası, Boğaz manzarası olması, şu, bu. Kuran buna işaret ediyor. Yani ölümünüze kadar bu özellik sürdü. Bu anlamda da olabilir.
SUNUCU BAY: Yani malı, mülkü bu tarafta bırakın, her şeyi unutun aslında. Öbür tarafa hiçbir şeysiz mi gideceksiniz diyor aslında kısaca.
ADNAN OKTAR: Evet. “Hayır; ileride bileceksiniz. Yine hayır; ileride bileceksiniz. Hayır, eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız.” Yani net, açık, kesin, Hakke'l yakin bilgiyle bilmiş olsaydınız. ”Andolsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz.” Yani cehennemi de Allah istese size göstertirim diyor. Dünyada da size göstertirim diyor. Bunda bir işaret var. “Sonra onu, gerçekten yakîn gözüyle, ayne'l yakin görmüş olacaksınız.” Ahirette bunu göreceksiniz diyor Allah. Ama dünyada da istesem göstertirim size diyor Allah. “Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz.” Bütün insanlar, size verilen nimetleri anlatın diyecek Allah. Her her türlü nimetten sorguya çekilecek. Gençliğinden, sağlık, sıhhatinden, parasından ne yönde kullandığına dair sorguya çekilecek. Allah ona dikkat çekiyor. Bak “Öyle ki bu, mezarı ziyaretinize, kabre gidişinize, ölümünüze kadar sürdü." Yani bu hırsınız, hatta hakikatten ölüm döşeğinde oluyor. Daha hala malın peşinde oluyor. Yani birçok insanda gördüm bunu, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Daha hala mal kavgası yapıyor. Kanser artık ölüyor. Perişan halde. Daha hala fabrikanın, malların nereye gidecek, ne olacak falan, onları yapıyor. Kuran buna işaret ediyor. İnşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Şimdi isterseniz küçük bir kelime oyunu oynayalım. Size…
ADNAN OKTAR: Oynayalım.
SUNUCU BAYAN: …isimler soralım. Tek cümleyle düşüncelerinizi alalım.
ADNAN OKTAR: Tamam.
SUNUCU BAYAN: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan?
ADNAN OKTAR: Temiz, efendi bir Anadolu insanı.
SUNUCU BAY: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül?
ADNAN OKTAR: Sevecen, güler yüzlü, hoş sohbet, o da bir Anadolu’nun hoş insanı, güzel insanı, evet.
SUNUCU BAYAN: Cübbeli Ahmet Hoca?
ADNAN OKTAR: Cübbeli, cubbeli bakın ünün noktası yok, b ile, www.cubbeliahmethoca.org ’a girenler bu konudaki bütün bilgileri öğrenebilirler. Ama ü ile girerse olmaz. P ile de olmaz. Cüppe olmaz.
OKTAR BABUNA: Evet.
SUNUCU BAY: Birazdan bunu ayrıntılı göreceğiz ama oyunumuz bittikten sonra.
ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah.
SUNUCU BAY: Oyunumuzu bir oynayalım.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Tuncay … Kenan Evren?
ADNAN OKTAR: Kenan Evren bir dönemin ünlü şahsiyeti diyelim.
SUNUCU BAYAN: Adnan Menderes?
ADNAN OKTAR: Ama Kenan ahir zamanda geleceği belirtilen bir şahıstır. Hadiste direk Kenan olarak geçiyor. Mehdi devrinde böyle bir insanın geleceği belirtilmiştir. Kenan diye birisinin geleceği ve gelmiştir.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Adnan Menderes?
ADNAN OKTAR: Rahmetli eğer Bediüzzaman Said Nursi’nin sözünü dinleseydi, o devirde uyardı. Bak bana zulmediyorlar. Bana zulüm yaptırma. İslam ahlakını uygula. Kurtulacaksın ve çok güzel bereket olacak. Aksinde felaket olacak dedi. Ama dinlemedi. O kadar diyeyim. Ama Allah rahmet eylesin diyorum. Kendisine tabi sevgimiz var.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAY: Atatürk?
ADNAN OKTAR: Atatürk, yiğitler yiğidi, aslanların aslanı, Türkiye’yi bize böyle güzel, hoş, demokratik, sıcak, güvenilir bir ülke haline getirdi. O yönüyle ve her yönüyle takdir ediyoruz. İnşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Barack Obama?
ADNAN OKTAR: Obama Mesih’in, Hz. Mesih’in talebesi olacak söyleyeyim bak şimdiden. Hocamız söylemişti dersiniz. Mesih’in talebesi olacak ve Mesih’in emrine girecek inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAY: George W. Bush?
ADNAN OKTAR: O da sonradan Mesih’in emrine girecek inşaAllah. Fakat hata yaptı. Boş yere bir Mehdi korkusu içine girdi. Çünkü Mehdi kan akıtmayacak. Damla kan akıtmayacak. Uyuyan kişiyi uyandırmayacak. Sevgi insanı olacak. Onun zamanında bütün silahlar kalkacak. Ve kan akıtmayacağına dair çok fazla hadis var. O korktu. Mehdi gelecek, kan akıtacak, sel gibi kan akıtacak diye yanlış bilgiler verdiler. O da o korkuyla Irak’ı yerle bir etti. Halbuki barış insanı, muhabbet insanı görecek. Dostluk insanı görecek. Çok büyük hata yaptı.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Peki kurumlara geçecek olursak MİT hakkında ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: MİT bizim sevgiyle baktığımız, Türkiye’ye hizmet eden, değerli bir kurum. Yani seçkin insanların oluştuğu değerli bir kurum.
SUNUCU BAY: Türkiye Büyük Millet Meclisi?
ADNAN OKTAR: Türkiyemizin medar-ı iftiharı. Evet.
SUNUCU BAYAN: Peki Adli Tıp?
ADNAN OKTAR: Adli Tıp mutlaka gerekir. Çünkü haklıyı haksızdan ayırdetmede büyük faydası var. Mesela bize yapılan işkenceleri Adli Tıp tespit etti. Olmasaydı nereye soracaktık?
OKTAR BABUNA: Evet.
SUNUCU BAY: YÖK?
ADNAN OKTAR: YÖK tabi biraz daha düzeltilmesi lazım. Daha düzenlenmesi gerekir. Daha özgür olması lazım. Daha bilimsel olması lazım.
SUNUCU BAYAN: Peki Diyanet?
ADNAN OKTAR: Diyanet. Onun da daha aktif ve daha canlı olmasını isterim Diyanet’in de.
SUNUCU BAY: Genelkurmay?
ADNAN OKTAR: Türkiyemiz’in kılıncı. Yani Türkiye’nin güvencesi. Tabi ki bütün milletimizin sevgiyle, güvenle baktığı bir kurum, inşaAllah.
SUNUCU BAYAN: RTÜK?
ADNAN OKTAR: RTÜK, gerekir tabi yani kontrol açısından, disiplin açısından gerekir. Ama eksiklerinin de giderilmesi gerekiyor tabi.
SUNUCU BAY: TÜBİTAK?
ADNAN OKTAR: Şu darwinizm takıntısını bırakırlarsa güzel ama şu darwinizm takıntılarını beğenmiyorum. Çünkü yerle bir olmuş bir teoriyi savunuyorlar. Yani böyle ilkel bir pagan dinini, yerle bir olmuş bir teoriyi, 250 milyon fosille geçersizliği ispat edilmiş bir teoriyi bilimsel bir kurumun savunması içler acısıdır. Hiç yakışmıyor. Yani utanacakları bir şey yapıyorlar. Bir an önce vazgeçmeleri gerekir.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Avrupa Birliği?
ADNAN OKTAR: Çok güzel. Ben Avrupalılar’ı çok severim. Amerikalılar’ı da çok severim. Yani Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi çok güzel ama Avrupa Birliği de Türk İslam Birliği’ne girecek. Gidişat bu yöndedir. Yani karşılıklı bir birleşme olacak inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAY: NATO?
ADNAN OKTAR: NATO, tabi bir güvenlik açısından gerekir. Yani dengeler açısından gerekir.
SUNUCU BAYAN: IMF?
ADNAN OKTAR: IMF tehlikelidir. Yani hem faydası vardır. Ama çok büyük de zararı vardır. Yani sülük insana bazen fayda getirir. Mesela habis kanı çeker ama aynı zamanda insanın kanını içer. Böyle tehlikeli bir yapılanmadır yani. Tabi ona sülüktür demiyorum ama riskli görüyorum.
SUNUCU BAY: Anladım. Bu arada o da son kelimemizdi size soracağımız.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Şimdi dönelim şeye, Cübbeli Ahmet Hoca’ya. Ne oldu da gelişti olaylar, bu duruma geldi?
ADNAN OKTAR: Cübbeli bir gün çıktı dedi ki, bana dedi, bir kısım aileler geldiler, dedi ve benle ilgili konuşmuşlar. Benim anladığım herhalde Avukat Rezzan Hanım aileleri alıp götürmüş gibi görünüyor. Ve buna çeşitli güvenceler verilmiş. Mesela Habertürk kanalına çıkma ve ona atfedilen suçlamalardan onu kurtarma ve onu daha ön plana çıkartıp onu kusursuz göstertme gibi bir vaad. Ama senin yapacağın şunlar denmiş benim gördüğüm. Bir, Mehdiyet konusunu külliyen bir reddet. Mehdi’nin bu yüzyılda gelmeyeceğini söyle. İkincisi işte Adnan Oktar’ın etrafındaki gençlerin dağılması gerektiğini söyle -ki söylüyor zaten, etrafındaki insanlar dağılsınlar diyor. Ve Mehdi de bu yüzyılda gelmeyecek dedi. Sonra da ben bilimsel olarak, ilmi olarak, Kuran’a ve hadise dayalı olarak onun sözlerinin yanlışlığını ispat ettim. Çünkü 7000 yıl ile ilgili hadisin yok olduğunu söyledi. Önce böyle bir hadis yok dedi. Sonra bu hadisin varlığını ben ispat edince evet böyle bir hadis var dedi, ama bundan hesap çıkaramayız dedi. Nasıl hesap çıkartmıyorsun sen? 7000 demek rakamdır, değil mi? Bundan diyor 5600 sene geçmiştir diyor Peygamber Efendimiz (sav). Bu da bir hesaptır. 7000’den 5600’ü çıkarınca 1400 kalır. Bu da bir hesaptır. Sen hesaptan anlamıyor olabilirsin ama biz anlıyoruz. 1400 ne demektir? O zaman 1400 ve 1500 arasında ümmetin icabet ömrü bitiyor. 1500’den sonra da kıyamet bekleniyor demektir. Yani artık baş göz üzerine kıyamet ki 1545’te de yani 2120’de kıyamet oluşacak inşaAllah. Ama Cübbeli’ye baktığımızda bir kere Şiilerin, Alevilerin, Caferilerin pırasa gibi doğranmasından bahsediyor. Yani, Mehdi’nin görevi olarak bunu belirtiyor. Mehdi şefkat, merhamet ve sevgiyi getirecek. Damla kan akıtmayacak, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, havadaki kuşlar, denizdeki balıklar bile ondan memnun olacak, diyor. Sen neden bahsediyorsun? Sen vahşetten bahsediyorsun. Öyle bir konumda yani, yaklaşık 500 milyon Müslümanın dışında dünyadaki herkesin katledilmesi demektir bu. Yani altı buçuk milyar insanın katledilmesi ortaya çıkıyor bu durumda.Bu çok büyük vahşettir. Bakıyoruz, mesela kendi arkadaşları hakkındaki görüşleri de acayip. Mesela o gün çıktı, din hakkında böyle insanların güleceği üslupta konuştu ve orada gördünüz yerlere yatıyor şahıs yani gülecek artık uğunma tarzında kendini kaybetti. Ben hiçbir programında o kadar kendini kaybettiğini görmedim ve onlara bir nevi böyle yaranan bir üslup içerisinde üslubu da yani onların taktiği. Mesela, daha karşı yani daha önceden tanıştıkları anlaşılıyor. Daha kapıda el ele karşılaştılar, elinden tutarak içeriye götürüyor. Böyle hani parklarda vardır ya tipler böyle el ele gezer. İki, mesela, anne-çocuk diyelim falan yani, o tarzda yani. Mesela diyor ki; Allah’ın günahlarını görmesini kastederek, “yakalandım radara” yani Allah’a karşı böyle bir üslup kullanılır mı?Radara yakalandım, denir mi? Mesela, “Allah, Kuran’da kıyamet gelecek diyor. Aslında ben onu gizlemek istiyorum, söylemek istiyorum diyor fakat işime gelmedi dedi” diyor Allah için. Haşa.Allah böyle bir üslup söyler mi?Yani bu avami bir üslupla Allah’a karşı hitap olur mu?Mesela diyor ki, “bu hadis zayıf mıdır, şişman mıdır gibi onun kriterleri var tabi” diyor. Yani hadise bu şekilde bir üslup kullanılır mı? Zayıf hadisle, şişman mıdır yani alaycı bir üslupla hadise bu şekilde yaklaşılır mı? Mesela, cep telefonu müzik konusuna alınırken şöyle diyor. “Namazda başlıyor oyun havası, millet neredeyse safta başlayacak dönmeye.” Bir Müslüman bu kadar mı aciz yani telefonda çıkan sesten hemen namazı bırakıp döne döne niçin oynasın bir Müslüman? Yani Müslümanı bu kadar komik ve aciz göstertmek, bir Müslümana yakışacak bir söz mü? Yani bu kadar mı ilkel Müslümanın ruhu? Mesela ne diyor, neyse. Mesela diyor ki, çok kötü ağzıma da almak istemiyorum bu sözleri de. “Televizyon seyrederek hocalardan bir şey öğrenmesin, bildiği kadarıyla, kocakarı itikatıyla kalsın, imanına zarar gelmesin.” Kocakarı itikatı, bir kere çok kötü bir söz yani kocakarı. Yani yaşlı anneannelere, kocakarı denmez. Yani bu hakaretamiz bir söz, garip bir söz ve eğer bundan kastı az düşünmekse, Müslümanlıkta Allah bize emrediyor, derin düşünmeyi söylüyor Allah.Ve tetkik etmeyi, Hakkel-yakin iman etmeyi söylüyor Allah bize. Araştırın, inceleyin, okuyun diyor Allah bize. Yani böyle düşünmeden iman edin demiyor Allah, düşünerek iman edin diyor. Diyor ki; “bu Müslümanlar diyor, Allah’tan korkmasalar en çok suçu onlar yaparlar.” Yani Müslümanların üstüne böyle bir üslupla yaklaşması da çok acayip. Mesela, “Müslüman Müslümana borç vermesin çünkü ödemezse bu sefer kızar namazı bırakır.” Yani Müslümanın Müslümana borç vermesini Kuran söylüyor zaten, Allah, ayet var. Müslüman birbirine niye güvenmesin, niye borç vermesin? Ödemezse bu sefer kızar namazı bırakır diyor. Namazı niye, Müslüman bu kadar basit bir sebepten Müslüman namazı bırakır mı?
OKTAR BABUNA: Bırakmaz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Ancak sakatlanırsa, hasta olursa bırakır.Veya bir öfkeye dayalı, böyle basit, sıradan bir öfkeye dayalı namaz bırakır mı Müslüman? Müslümanları aciz ve güçsüz gösteriyor. Mesela, “adamın evini iste, parasını iste cemaatini bırakır” diyor. Bu kadar mı kişiliksiz Müslümanlar?Yani o kadar çok ki, yani binlerce böyle üslubu var. Mesela diyor ki, “sakın korkmayın, hepsi birden kırk beş dakika sürüyor. Korkulacak bir şey yok, üç saat, beş saat namaz kıldırmıyorum size.” Namaz kılma için böyle pazarlık olur mu?Yani korkmayın hepsi birden kırk beş dakika sürüyor. Yani böyle namaz kabul olur mu? Severek namaz kılınır, isterse beş saat sürsün. Ne olursa olsun, Allah rızası için kılındıktan sonra Müslüman onu isteyerek gidiyor zaten. Yani böyle üslupları genelde çok yaygın olarak görüyoruz konuşmalarında. Mesela diyor ki, “zikri üç yüz Allah de diyorsun, adamın uykusu gelmeye başlıyor.” Yani Allah’ı anmak bize uyku mu getirir? Allah ayette; “kalpler ancak Allah’ın zikriyle felah bulur “ diyor, şeytandan Allah’a sığınırım.Kalpleri açar, insana dinçlik verir Allah’ı zikretmek, niye uyku versin? “Hiç uykusu gelmeyenlere tavsiye ediyorum, bir cüz Kuran okusun, yüz Allah desin kesin uyur.” Yani uyku getirmek için bunu ihtiyaç olarak görüyor, bu üslupta. Yani Müslüman Kuran okuduğu için içi açılır, şevki gelir.Kafası açılır, uykusu açılır, dinçlik verir insana. Yani Kuran’ı böyle bir tedavi aracı gibi görmesi yani uyku getiren bir tedavi aracı olarak görmesi çok garip. Yani hangi birini anlatayım çok fazla.
SUNUCU BAY: Anladım. O zaman biraz konuyu değiştirelim isterseniz. Benim size sormak istediğim başka bir konu var. Siyasi bir parti kurmak istiyor musunuz ya da her hangi siyasi bir partiye destek vermeyi düşünür müsünüz ilerleyen dönemlerde?
ADNAN OKTAR: Ben siyasi partilere destek veriyorum zaten. MHP bir, AKP iki, Saadet üç, Büyük Birlik Partisi dört, CHP ‘den de Deniz Baykal’ı çok severim. Yani hakikaten çok kişilikli, çok aklı başında olgun, dindar, mükemmel bir insan.
SUNUCU BAY: Peki siz kendiniz bir parti kurmayı düşünüyor musunuz? Var mı böyle bir fikriniz?
ADNAN OKTAR: Partiye niçin gerek duyulsun,? Yani bu kadar kaliteli partiler varken parti kurmak yani pırıl pırıl, çok güçlü partiler, hepsi çok hoş, hepsi Türk-İslam Birliği’ni savunuyorlar, hepsi benim inancımdalar, niçin parti kurayım?
SUNUCU BAYAN: Üye olmayı düşünüyor musunuz, herhangi birine?
ADNAN OKTAR: Hepsine üyeyim.
SUNUCU BAYAN: Öyle mi?
SUNUCU BAY: Yani üye olmak derken, ileride siz o partilerin içerisinden birinden vekil olarak görebilecek miyiz, bakan?
ADNAN OKTAR: Yok yok. Ben siyasete o anlamda politika asla ona girmem. Yani ben, benim yerim evim. Fikrim iktidarda.Daima fikrim iktidarda olur. Yani ben düşünce üretirim sadece ve onlar uygulanıyor genelde, inşaAllah, Allah’a çok şükür.
SUNUCU BAYAN: Peki, Papa bir açıklamada bulunmuş ve demiş ki, “Avrupa materyalizminin ve kötü ahlakın Afrika’yı çöplüğe çevirdiğini düşünüyorum” demiş.Siz bu sözü nasıl karşılıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Doğru, çöplüğe çevirdi derken yani oraları tahrip ettiler, kirlettiler anlamında yani oradaki insanları tabi tenzih ederiz. Ama asıl olarak darwinizmden bahsetmesi lazımdı, gitti Papa darwinistleri topladı Vatikan’da, onlara darwinizm propagandası yaptırdı. Şimdi yani bu ne demek yani, değil mi?Çok garip bir şey. Sen hem onun sistemini savun, hem de onun tahribatından şikayet et. Darwinizmi savunuyorsan Afrika’daki o olay da olur, dünyadaki bu sevgisizlik de olur, bu kargaşa da olur, bu acılar da olur, bu terör ve anarşi de olur, hepsi olur. Çünkü, Birinci Dünya Harbi’nin, İkinci Dünya Harbi’nin kökeninde darwinizm vardır.Faşizm ve komünizmin kökeninde darwinizm vardır. Üç yüz elli milyon insanın öldürülmesi dünya harplerinde darwinizmden kaynaklanmıştır. Yüz milyonlarca insan sakat kalmıştır.Yüz milyonlarca çocuk öksüz, yetim kalmıştır ve dünyaya en büyük kötülüğü yapmışlardır, insanlardan sevgiyi almışlardır. İnsanların evinde şu an sevgi yok, sokağa çıkın herkesin gözü yerde kimse kimseye bakamıyor. Yani çok nadirdir bir başkasına bakabilen, herkes birbirinden korkuyor ve dünyanın her yerinde var bu ve sevgisizlik yani gözlerden akıyor sevgisizlik. Mat ve anlamsız bakışlarla geziyor insanlar. Halbuki gözlerde aşk olması lazımdı, tutku olması lazımdı, sevgi olması lazımdı, kardeşlik ve coşku olması gerekiyordu, bunlar yok. İşte darwinizm insanlardan bunu aldı. Mehdi bunu insanlara geri getirecek işte, Mesih geri getirecek.Sevgiyi, şefkati, merhameti, muhabbeti getirecek ve tam gerçek adaleti getirecek inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAY: Şimdi darwinizme karşı savaşınız ne kadar devam edecek, sonuna kadar mı?
ADNAN OKTAR: Şimdi darwinizm boylu boyunca yatıyor, darwinistler de başında ağlaşıyorlar. Dedemiz ölmedi, dedemiz ölmedi diyorlar. Biz de onları sakinleştirmeye çalışıyoruz, dedeniz öldü, gerçek, artık aklınızı başınıza alın.Hakka dönün diyoruz. Yoksa, yani bu Yaratılış Atlası, Avrupa’daki bütün profesörlere gitti.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAY: Seyircilerimizin sormak istediği bir şey var mı bu arada? Hiç ilgilenmedik seyircilerimizle de.
SUNUCU BAYAN: Evet, seyircilerimizin sormak istediği, Bektaşiler hakkında ne düşündüğünüz.
ADNAN OKTAR: Bektaşiler şahane insanlardır. Yani nüktedan, sevecen, insancıl, insan sevgisine çok değer veren, hayvanlara, bitkilere derin sevgisi olan insanlar. Ben Hacı Beştaş’ta gittim kaldım bir süre. Yani Hacı Beştaş kasabasında, Bektaşi tanıdıklarımız vardı, evlerinde de kaldım, ben Bektaşi aileleri de tanıdım, çok şahane insanlar.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Yurtdışından basınla görüşmeleriniz sürüyor mu?
ADNAN OKTAR: Çok sık röportajlarımız oluyor. Önümüzdeki günlerde yine var, Amerika’nın tamamına yayın yapan bir radyoda yine konuşma yapacağım. İspanya’yla yapıyorum, İngiltere’yle yapıyorum, Güney Afrika’yla yapıyorum, yani sürekli devam ediyor.
SUNUCU BAYAN: Peki sizinle tanışmak istiyorlar, nasıl ulaşabilirler size?
ADNAN OKTAR: Sitemize yazsınlar, www.harunyahya.org, orada tanışmak için, bağlantı kurmak için bir bölüm var. Tanışmayla ilgili bölüm, oraya yazarlarsa arkadaşlarım telefon numarası alırlar, müsait bir gün bir otelin lobisinde, bir yerde sohbet eder, konuşuruz, inşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Bir şartınız var mı peki sizinle birlikte olmaları için?
ADNAN OKTAR: Hayır, hayır, olur mu yani sadece beni samimi seven herkesle görüşürüm. Sadece benim tek şartım, beni samimi sevmesi, o şartla.İnşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Peki bir gazetede ömrün yüz kırk, yüz elli yıla kadar çıkacağını, hatta ölümsüzlüğün olacağı yazılmış, olasılığı var mı diyor izleyicimiz?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, Hz. İbrahim, Hz. Musa hepsi çok uzun ömürlüdür. Hz. Musa yüz yirmi yaşında öldü. Nuh dokuz yüz elli yaşındaydı. Dokuz yüz elli.Sonradan ömürler kısaldı.
SUNUCU BAY: Bir seyircimiz de şey demiş. Ailelerin cephe almasının nedeni nedir size karşı?
ADNAN OKTAR: Aileleri kışkırttılar, yoksa geçen günler Cevat Babuna çıktı televizyona, filmini gösterttik, öve öve bitiremiyor. “Ben onlarla birlikte yaşadım” diyor, “birlikte seyahat ettim, yol arkadaşıydım ben onların” diyor, “bir insan yolda anlaşılır” diyor, “her yönden çok efendiler, çok değerliler” diyor, beni de öve öve bitiremiyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ama Cevat Hoca’yı arayan şahıs, her devrin adamıyla da mı bağlantılıydı, bilemiyorum kimlerle de bağlantılıydı. Yani birileri bir şeyler yaptı ama iddia edilen ergenekon örgütü, psikolojik savaşta uzman olan bir yapılanmadır. Yani uzmanları var, profesörlerden, doçentlerden oluşan bir uzman yapılanması var. Onların el atmasıyla ailelerin kışkırtıldığına inanıyorum.Yoksa çok seviyorlar yani.Yirmi yıldan beri hiçbir sorun yok da yirmi yıl sonra niçin sorun çıksın?Yani bana her zaman geliyordu Cevat Hoca.Mesela geçenlerde yine hastalanmıştı, Oktar yine aradı.Bugün de hastaydı yine ben söyledim Oktar’a. Oktar konuştum dedi, biraz rahatsız gibiydi sesi dedi. Aman dedim hemen hastaneye gitsin dedim, doktoru arayın, doktor arayın dedim.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Şimdi konuştuk, daha yeni konuştuk şimdi.Bak Cevat Hoca’ya şu an daha yeni.Bu aradı, sesi biraz hasta gibi dedi, ben tedirgin oldum. Dedim adamcağız yaşlı, bir şey olabilir Allah esirgesin. Hastaneye götürün dedim.
OKTAR BABUNA: Evet, öyle dediniz.
ADNAN OKTAR: Değil mi, hastaneye götürün dedim?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Söyle annene şimdi dedim, hastaneye götürsünler dedim.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Yani bir saat, bir buçuk saat oluyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
SUNUCU BAY: Bu arada şunu soracağım, hani ne kadar seveniniz varsa, hani mesajlardan anladığım kadarıyla,
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU BAY: Bir o kadar da sevmeyeniniz var.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah onlardan da razı olsun. Onlara da benim ihtiyacım var.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAY: Niçin insanlar ya sizi çok seviyorlar ya da hiç sevmiyorlar? Hani mesela hiç arası yok, mesela hani iyi ki çıkarmışsınız biz de merak ediyorduk, görelim diyen kimse yok. Sadece sizi çok seviyorlar işte şunu da sormak istiyoruz diyorlar. Ya da hani tam tersini söylüyorlar.
ADNAN OKTAR: Evet, eğer herkes beni sevseydi ben kendimden utanırdım. Yani Allah’a dua ederdim yani yere kapanıp secdeye, Yarabbi benim günahlarımı bağışla derdim. Bu çok kötü bir insan olduğumu gösterirdi. Peygamber Efendimiz (sav); geçenlerde o sevimli bir şey anlattı ya hadis anlattı. Peygamber Efendimiz (sav) yolda gidiyor. Önce Ebu Cehil ile karşılaşıyor. Ebu Cehil diyor ki: “Ya Ebel kasım” diyor. Yani ismiyle de hitap etmiyor kendince böyle. “Ne kadar çirkinsin” diyor. “Doğru söyledin” diyor. Yolda yine giderken Hz. Ebubekir’le karşılaşıyor. “Ya Resulullah (sav) ne kadar güzelsin sen böyle” diyor. Ona da “doğru söyledin” diyor. Sahabeler soruyorlar, “niçin böyle dedin?” diye “ben bir aynayım” diyor, “bana bakan kendini görür” diyor.Güzel bakan güzel görüyor, çirkin bakan o çirkinliğini görür.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Peki programımızın sonuna gelirken sizin iletmek istediğiniz bir mesaj var mı izleyicilerimize?
ADNAN OKTAR: Bakın şunun altını çizerek söyleyeyim Alevileri çok fazla seviyorum. Bektaşileri de çok fazla seviyorum. Gönülleri çok rahat olsun, bir kısım insanlardan duydukları Alevi ve bektaşi karşıtı sözlere hiç inanmasınlar ben mesela sünniyim ve hanefiyim ama canım gibi onları seviyorum onların kılına ben zarar getirttirmem Allah’ın izniyle. Gönülleri çok çok müsterih olsun. O düşünceyi de süratle silip atıyoruz. Yani Türkiye’de aşağı yukarı kalmadı gibi bir şey. Yani tamamen kazıyıncaya kadar da devam edeceğiz inşaAllah.Gönülleri çok çok rahat olsun.
SUNUCU BAYAN: Peki Sayın Babuna sizin söylemek istedikleriniz.
OKTAR BABUNA: Hocamız çok büyük müjdeler verdi maşaAllah, insanın dinleyince içi açılıyor. Aleviler hakikaten canımız ciğerimiz inşaAllah. Aynı şekilde çok güzel de bir dönem geliyor.
ADNAN OKTAR: Aynı şekilde Kürtler için de öyle.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Yani dünyanın en efendi, en tatlı insanları, en güzel huylu insanları. Misafirperver, asil, onurlu her yönden mükemmel insanlardır. Onların da tam hürriyete kavuşacakları vakit yaklaşıyor inşaAllah. Onların da gönülleri çok rahat olsun ben onların hepsini özbeöz Türk olarak görüyorum. Hepimiz Türkiye’nin vatandaşlarıyız yani ayrılık gayrılık da yok. Sakın PKK’nın oyununa gelmesinler. Orayı komünizmin eline vermeyiz. Komünizm çok korkunç bir şey yani stalinizm çok korkunç bir şey. Allah esirgesin onları mahvetmek istiyorlar. İsrail’le savaştırıp yani yerle bir ettirmeyi düşünüyorlar. Sakın; İsrail’deki Musevilere de yazık, onlara da yazık. Deccaliyetin oyununa gelmesinler inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU BAY: Peki çok teşekkür ediyoruz Sayın Oktar.
ADNAN OKTAR: Ben de çok teşekkür ediyorum.
SUNUCU BAY: Yayınımıza katıldığınız için.
SUNUCU BAYAN: Yayınımıza katıldığınız için çok teşekkür ederiz.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU BAYAN: Sayın seyirciler, Dem özel programının sonuna geldik. Adnan Oktar bizimle birlikteydi. Tekrar görüşünceye dek hoşçakalın.
SUNUCU BAY: Hoşçakalın. 10 Ekim 2009
|